7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Islah Kurumu ve Temel Koşulları
Islah, iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağının bir istisnası olup tarafların bu yasak nedeniyle gerçekleştiremedikleri usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmelerine imkân veren usuli bir haktır. Mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı niteliğindeki bu işlem, yasal şartları sağlandığında karşı tarafın veya mahkemenin onayına tabi olmaksızın hüküm doğurur. Taraflar ıslah yoluyla savunmalarını değiştirebilecekleri gibi talep sonuçlarını da artırabilir veya değiştirebilirler; ancak aynı davada taraflar ıslah yoluna ancak bir kez başvurabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2782, K. 2020/87Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/214, K. 2018/6518Kaynağı aç
Islahın tabi olduğu yasal sınırlar ve şekil şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. Kanunun 177. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Usul işlemi yazılı olarak sunulabileceği gibi duruşmada tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü olarak da gerçekleştirilebilir. Karşı taraf duruşmada hazır bulunmadığında veya talep duruşma haricinde yapıldığında, yazılı talep ya da tutanak örneği haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Genişletme veya değiştirme sayılmayan durumlar ile karşı tarafın rızasının bulunduğu hallerde ise ayrıca ıslah yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Geçerli Usul İşlemi Zorunluluğu ve Süresinde Verilmeyen Cevap Dilekçesi
Islahın konusunu bizzat tarafların yapmış oldukları usul işlemleri oluşturur. Taraflar ıslah yoluyla ancak daha önce dilekçelerinde sundukları vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Dolayısıyla usul hukuku ilkeleri gereğince ıslaha başvurabilmek için önceden usulünce yapılmış geçerli bir usul işleminin varlığı zorunludur. Dava dilekçesine karşı süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamışsa, ortada ıslah edilebilecek geçerli bir usul işlemi de meydana gelmiş sayılmaz.
6100 sayılı Kanun'un 128. maddesi uyarınca süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen taraf, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların tamamını inkâr etmiş kabul edilir. Ancak bu kanuni varsayım yalnızca ileri sürülen vakıaların inkârı hükmünde olup zamanaşımı def'ini kapsamamaktadır. Davaya süresinde cevap vermeyen davalının yasal süresi geçtikten sonra sunduğu cevap dilekçesinde ileri süreceği zamanaşımı savunması, davacının açık muvafakati bulunmadığı takdirde savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle mahkemece dikkate alınamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Çerçevesinde Cevap Dilekçesi ve Zamanaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/2782, K. 2020/87), süresinde cevap dilekçesi sunmamış olan davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def'i ileri süremeyeceğini kabul etmiştir. Islah yoluyla düzeltilebilecek bir usul işleminin bulunmadığı durumlarda bu yola izin verilmesi, kanunla belirlenmiş olan kesin sürelerin kaçırılmasına rağmen ıslahla geri getirilmesi ve süresinden sonra davaya cevap verilmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle süresinde verilmeyen cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı savunmasında bulunulması usul kurallarına aykırıdır.
Buna karşılık, yasal süresinde verilmiş cevap dilekçeleri bakımından 6100 sayılı Kanun'un 176. maddesinin gerekçesinde zamanaşımının bir ilk itiraz olmadığı ve ıslah yoluyla ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Süresinde verilen cevap dilekçesinin ıslahı ile süresinde hiç cevap verilmemesi halleri usul hukuku bakımından farklı sonuçlar doğurmakta; süresi içinde dilekçe verilmemişse ıslah edilebilecek bir usul işlemi bulunmadığından savunma dinlenmemektedir.
Belirsiz Alacak Davasında Talep Artırımı ve Dava Türünün Belirlenmesi
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, davanın açıldığı tarihte alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin kendisinden beklenemeyeceği ya da imkânsız olduğu hallerde, alacaklı asgari bir miktar belirterek belirsiz alacak davası açabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2021/485, K. 2021/971), bu durumun davacının gerekli özeni göstermesine rağmen alacak miktarının tespit edilememesine ya da objektif bir imkânsızlığa dayanması gerektiğini belirtmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/485, K. 2021/971Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi, davanın açıldığı tarihte alacağın tamamı bakımından kesilir. Alacağın geri kalan kısmının talep edilmesi için ıslah yoluna başvurulması zorunlu olmadığı gibi artırılan tutarlar yönünden zamanaşımı değerlendirmesi talep artırım tarihine göre yapılamaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2017/2782, K. 2020/87), belirsiz alacak davasında yapılan talep artırımına karşı ileri sürülen zamanaşımı itirazının kabul edilmesini usule aykırı bulmuştur. Öte yandan tahkikat sürecinde alacak miktarının tam olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından verilecek iki haftalık kesin süre içinde talep tam ve kesin olarak belirlenebilmektedir.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Belirsiz alacak davası istisnai bir usul yolu olduğundan dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Dilekçede açıkça belirtilmeyen bir dava türünün sonradan duruşmada sözlü beyanda bulunularak belirsiz alacak davası şeklinde nitelendirilmesine imkân bulunmamaktadır. Açıklık bulunmayan ve kısmi olarak açıldığı anlaşılan durumlarda davanın kısmi dava kabul edilmesi gerekir; alacak konusu bölünebilir nitelikte ise dava hukuki yarar yokluğundan reddedilemez, işin esasına girilerek bir sonuca varılır.
6100 sayılı Kanun'un 109. maddesi çerçevesinde alacağın tamamının aynı hukuki ilişkiden doğması ve şimdilik bir kesiminin istenmesi halinde kısmi dava söz konusu olur. Talep konusunun bölünebilir olması kısmi dava için yeterli olup dilekçede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun veya alacağın şimdilik belirli bir kısmının dava edildiğinin belirtilmesi kâfidir. Ayrıca dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmediği takdirde, kısmi dava açılmış olması alacağın kalanından feragat edildiği şeklinde yorumlanamaz.
Kanun Yolu Kararlarından Sonra Islah ve Talep Eklenmesi
6100 sayılı Kanun'un 177. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılması mümkündür. Ancak anılan fıkranın amir hükmü gereğince, bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ıslah yoluyla ortadan kaldırılmasına kanunen imkân tanınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/2720, K. 2019/756Kaynağı aç
Islah yoluyla talep sonucunun artırılması veya değiştirilmesi kısmen ıslah kapsamında değerlendirilmektedir. Yargı kararlarında, ıslah yolu ile dava dilekçesindeki mevcut talebe yeni bir talebin eklenmesinin mümkün olduğu yönünde görüşler bulunmakla birlikte; başından beri dava konusu yapılmayan bir istemin ıslah yoluyla davaya ithal edilemeyeceğine ilişkin karşıt değerlendirmeler de yer almaktadır. Usul kuralları uyarınca taraflar aynı davada ıslah hakkını ancak bir kez kullanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

