İşe İade Kararlarının İcra Hukuku Bakımından Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
İşe İade Kararlarının İcra Hukuku Bakımından Sonuçları

İşe iade davası neticesinde verilen feshin geçersizliği kararları özü itibarıyla tespit hükmü niteliğindedir. Mahkemece veya özel hakemce feshin geçersizliğine hükmedildiğinde, işverenin işçiyi başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatma zorunluluğu doğar; aksi takdirde işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenmesi gerekir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

Kararın Kesinleşmesi, İtiraz Kanun Yolu ve İşe Başlama Başvurusu

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işe iade talepli davalarda arabuluculuk dava şartı olup yargılamada basit usul tatbik edilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca fesih bildirimine itiraz davalarında ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir; bu kararlar aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Kararın kesinleşmesinin ardından işçi, kesinleşen kararın kendisine tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu süre içinde başvuruda bulunulmaması hâlinde fesih geçerli sayılır ve işveren sadece geçerli feshin hukuki sonuçları ile sorumlu tutulur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

İşçinin on işgünü içinde yaptığı başvuru kendisine ulaştıktan sonraki bir aylık sürede işveren işçiyi işe başlatırsa işe başlatmama tazminatı doğmaz. İşverenin işçiyi süresi içinde işe başlatmaması durumunda ise iş güvencesi tazminatı ile kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesi zorunluluğu gündeme gelir.

İlamın Hüküm Fıkrası, Tazminatın Belirlenmesi ve Mahsup Esasları

4857 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca mahkeme veya özel hakem, feshin geçersizliğine karar verirken işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarını ve boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakları dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. Bu maddenin işe başlatmama tazminatına, boşta geçen süre ücretine ve tazminat miktarına dair birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşçinin fiilen işe başlatılması durumunda, fesih sırasında peşin ödenen ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı boşta geçen süreye ilişkin ödemeden indirilir. İşçinin işe başlatılmadığı ve bildirim süresinin tanınmadığı veya buna ilişkin ücretin peşin ödenmediği hâllerde ise ilgili bildirim süresi tutarının ayrıca karşılanması gerekir.

İcra Hukukunda İlamlı ve İlamsız Takip Ayrımı

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında para borcuna veya teminat verilmesine dair bir ilam icra dairesine verildiğinde icra memuru borçluya yedi gün içinde ödeme yapılmasını ihtar eden bir icra emri tebliğ eder. Bununla birlikte Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/8305 Esas ve 2015/8385 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere ilamların infaz edilecek kısmı hüküm fıkrasıdır ve sınırlı yetkili icra mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yoluyla belirleyemez. Hüküm fıkrasında açık eda hükmü niteliği taşımayan tazminat ve alacaklar için başlatılan takiplerde icra emri iptal edilerek takip yalnızca yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi likit eda kalemleri yönünden devam ettirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/8305, K. 2015/8385Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/8305 E.  ,  2015/8385 K. "İçtihat Metni" İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, ilamın eda hükmü içermediğini, bu nedenle sadece vekalet ücreti ve yargılama giderinin talep edilebileceğini,ilamda 119,30 TL yargılama giderine hükmedilmesine rağmen icra emrinde ise 1190,30 TL talep edildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretine işlemiş faiz talep edilemeyeceğini açıklayarak icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece borçlunun 4 aylık ücret tutarını ödemek zorunda olduğunun tespit edildiği ve 119,30 TL yargılama giderinin maddi hata ile 1190,30 TL olarak talep edildiği gerekçesiyle şikayetin kısmen kabulüyle yargılama giderine ilişkin 1.071,00 TL'nin iptaline, bunun dışındaki taleplerin ise reddine karar verilmesi üzerine hüküm; borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. İcra takibinin dayanağı olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 28.12.2012 tarih, 2012/5 Esas, 2012/812 Karar sayılı ilamında, " Davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak taktiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine, davacı işçinin işe iadesi için iş verene süresi içerisinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine, işçi işe başlatılırsa peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatının boşta geçen süre için yapılacak ücret ve diğer hakların ödenmesinden mahsup edilmesine,…" hükmedilmiştir. İlamın incelenmesinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti dışındaki kısımların eda hükmünü içermediği, alacaklıya ödenecek likit bir miktara hükmedilmediği görülmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.- 1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere "İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. O nedenle sınırlı yetkili icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez." Bu durumda Mahkemece, takip dayanağı ilamda yargılama giderinin 119.30 TL olduğu, icra emrinde ise 1.190.30 TL talep edildiği de nazara alınarak 1.200,00 TL vekalet ücreti ve faizi, 119.30 TL yargılama gideri ve faizi yönünden takibin devamına, anılan bu kalem alacaklar dışındaki alacak kısmı yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin kısmen kabulü şeklinde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 14.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tespit kararına dayanılarak ilamlı icra takibi yapılamaz; buna karşılık tespit hükmünün yasal süreci tamamlandıktan sonra doğabilecek mali haklar için ilamsız icra takibi yoluna gidilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/10087 Esas ve 2019/4451 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, işe iadenin mali sonuçlarına yönelik başlatılan ilamsız takibe borçlu tarafça itiraz edilmesi durumunda, itirazın iptali davasında görevli mahkeme taraflar arasındaki işçi-işveren ilişkisi sebebiyle İş Mahkemesidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/10087, K. 2019/4451Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/10087 E.  ,  2019/4451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı vekili, davalı aleyhine taraflar arasındaki … İş Mahkemesi’nin 25.06.2014 gün ve … E. 2014/463 K. sayılı işe iade kararına dayanarak ödeme emrinin açıklama kısmında belirttiği üzere “boşta geçen süre ücreti, işe almama tazminatı, kıdem tazminatı farkı ile ihbar tazminatı farkı alacakları ve işlemiş faizleri olmak üzere" toplam 23.934,65 TL. üzerinden ilamsız takip yapmış, Mahkemece özetle “…ilama dayalı olarak ilamsız takip yapılmasının en başta İİK.nun 32. maddesine ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı..” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle dava karar başlığında da yazılı olduğu üzere “işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan…” davadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi; “Madde 1- İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. Bu mahkemeler: A) (Mülga: 18/10/2012-6356/81 md.) B) İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, temsilci üyeler alınmaksızın, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır. Fiili ve hukuki imkansızlıklar dolayısiyle iş mahkemesinin toplu olarak görevini yapamadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/39 md.) Birden fazla iş mahkemesi bulunan yerlerde, Sosyal Güvenlik Hukukundan kaynaklanan davaların görüleceği iş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. “ hükmünü içermektedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun kaldıran 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde iş mahkemelerinin görevi genişletilerek tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan davalar İş Mahkemelerinde görülür. Yukarıda içeriği açıklanan ve işe iade kararına dayanan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davası da işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığından iş mahkemesinin görevi dahilindedir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır. Kaldı ki, davacının takibi, mahkemenin kabulünün aksine eda hükmü içeren bir ilama dayalı takip olmayıp, tespit hükmü içeren bir ilamın belirli bir prosedürden sonraki etkisi üzerine oluşabilecek maddi haklara yönelik ilamsız icra takibidir. Tespit kararına dayalı ilamlı takip yapılamaz, ancak tespit hükmünün sonucu olarak doğabilecek alacaklara ilamsız takip yapılmasında yasal bir engel yoktur. Bu itibarla işe iadenin yasal sonuçlarına yönelik olarak takibin ilamsız yapılmasında bir usulsüzlük yok ise de, itirazın iptali davasının İş Mahkemesi yerine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması hatalıdır. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsiz olup, İş Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin kararının görevsizlik kararı verilmek üzere bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Takip ve dava safhasında kararın kesinleştiği ve tebliğ edildiği tarih, on işgünü içinde işverene yapılan işe başlama başvurusu, işverenin bu başvuruya karşı tavrı ile bir aylık süre boyunca işe başlatmama olgusunun ispat yükü işçi tarafına aittir. Bu yasal aşamaların belgelendirilmesi, takibe yöneltilebilecek şikâyet veya itirazların değerlendirilmesinde belirleyicidir.

Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin İnfaz Niteliği

İşe iade uyuşmazlığında arabuluculuk faaliyeti sonucunda işe başlatma hususunda anlaşma sağlandığı takdirde işe başlatma tarihi, boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların parasal miktarı ile işe başlatılmama tazminatının parasal miktarının açıkça belirlenmesi zorunludur; bu belirlemeler yapılmadığında anlaşma sağlanamamış kabul edilir. Arabuluculuk anlaşmasında kararlaştırılan tarihte işçinin işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece geçerli feshin hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi durumunda bu belge ilam niteliğinde sayılır. Kanunen şerh alınmasının zorunlu tutulduğu hâller saklı kalmak üzere, taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi de icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge kabul edilir.

İşe iade kararındaki işe başlatmama tazminatı için ilamlı icra takibi yapılabilir mi?

İşe iade kararları özü itibarıyla feshin geçersizliğini belirten bir tespit hükmü olduğundan ve hüküm fıkrasında eda emri yer almadığından işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ilamlı takibe konu edilemez; bu alacaklar ilamsız takip yoluyla talep edilebilir. İlamda yer alan yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi eda hükümleri ise ilamlı icraya konu edilebilir.

İşe başlama başvurusu hangi sürede ve nasıl yapılmalıdır?

İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak amacıyla işverene başvurmalıdır; süresinde başvuru yapılmadığı takdirde fesih geçerli sayılır ve işveren işe başlatmama tazminatından sorumlu tutulamaz.

İşe iade alacaklarına ilişkin ilamsız takibe itiraz edilirse görevli mahkeme hangisidir?

İşe iade kararının yasal sonuçlarına dayanılarak başlatılan ilamsız takibe borçlu işveren tarafından itiraz edilmesi halinde açılacak itirazın iptali davasında işçi-işveren ilişkisi gereğince görevli mahkeme İş Mahkemesidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu