İş Ürünlerinden Yetkisiz Faydalanma ve Taklitçilik

by Avukat Erdal Ersoy
İş Ürünlerinden Yetkisiz Faydalanma ve Taklitçilik

İş Ürünlerinden Yetkisiz Faydalanma Kavramı

İş ürünlerinden yetkisiz faydalanma; bir işletmenin ortaya koyduğu ekonomik değer taşıyan yaratıcı emeğin, kaynak belirtilmeksizin ve karşılıksız şekilde devralınarak haksız ticari avantaj sağlanmasıdır. Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde iş ürünü yalnızca somut mal veya fiziksel eşyayla sınırlı görülmez. Tasarımdan ambalaja, mağaza ve dijital arayüz kurgusundan tanıtım konseptine, pazarlama stratejisinden sunum biçimine kadar ticari faaliyeti pazara taşıyan bütünsel çıktı iş ürünü kapsamında korunur.

Kanunda Düzenlenen Haksız Rekabet Halleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55. maddesi, başkasına ait iş çıktılarından izinsiz istifade edilmesini dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet saymıştır. Bu kapsamda, bir kimseye güvenilerek tevdi edilen hesap, teklif veya plan niteliğindeki iş ürünlerinin yetkisizce kullanılması yasaklanmıştır. Aynı şekilde, üçüncü kişilere ait söz konusu ticari hazırlık ve planların hukuka aykırı yollarla temin edildiği bilinmesi gerekirken bunlardan menfaat sağlanması da haksız rekabet oluşturur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

Aynı düzenleme kapsamında, kişinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanması veya başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri ya da işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alması haksız rekabet teşkil eder.

Tescilsiz Koruma ve İltibas Unsuru

İş ürününün tescilli olmaması haksız rekabet korumasından faydalanılmasına engel oluşturmaz. Eser, tasarım veya marka tescili bulunmasa dahi, başkasının emek sömürüsüne yol açan ve tüketiciyi yanıltabilecek nitelikteki karşılıksız yararlanmalar Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 55. maddeleri uyarınca haksız rekabet sayılır.

İş ürünlerinden yetkisiz faydalanma fiillerinde tüketiciler nezdinde karıştırma tehlikesi her zaman zorunlu bir unsur değildir. Karıştırmadan bağımsız olarak, bir teşebbüsün başkasının yatırımına ve emeğine tutunarak haksız avantaj sağlaması dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz ve ihlalin varlığı için yeterlidir.

Taklit Tespitinde Genel İzlenim Ölçütü

Bir iş ürününün taklit edilip edilmediğinin belirlenmesinde parçalı farklılıklar yeterli değildir; bütünsel genel izlenim esas alınır. Değerlendirmede ambalaj, renk, tipografi, konumlandırma, ürün adı, slogan, fiyat düzeyi ve dağıtım kanalları bir arada ele alınır.

Fikri Mülkiyet ve Haksız Fiil Sorumluluğu

Taklit konusu ürünün marka veya tasarım tescili taşıması durumunda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu temelli talepler ile Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet talepleri birlikte alternatif ya da kümülatif olarak ileri sürülebilir. Benzer şekilde fotoğraf, grafik, katalog metni veya yazılım arayüzü fikir ve sanat eseri niteliği taşıyorsa 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki mali ve manevi hak ihlali hükümlerine de dayanılabilir.

Haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu davranışı ve hukuka aykırı eylemiyle bir başkasının zarara uğramasına yol açan taraf bu kaybı telafi etmek zorundadır. Davranışı doğrudan yasaklayan pozitif bir kural yer almasa dahi, ahlak ilkelerine ters düşen bir eylemle bilerek ve isteyerek başkasına zarar veren kimse de bu zararın tazmininden sorumludur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

Delil Tespiti ve Açılabilecek Davalar

İş ürünlerinin taklit edilmesi halinde özellikle çevrimiçi delillerin içerikler kaldırılmadan önce kaybolmasını önlemek amacıyla noter veya mahkeme kanalıyla delil tespiti yaptırılabilir ve mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir.

Haksız rekabet nedeniyle ticari menfaatleri zedelenen veya tehlike altına giren hak sahipleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesi ve ilgili hükümleri doğrultusunda dava açabilir. Bu çerçevede fiilin haksızlığının tespiti, ihlalin menedilmesi, ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, gerekiyorsa yanıltıcı açıklamaların düzeltilmesi ve araç veya malların imhası istenebilir. Kusur şartının gerçekleşmesi hâlinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulabileceği gibi, hâkim davalının elde etmesi muhtemel görülen menfaatin tazminat olarak ödenmesine de hükmedebilir; ayrıca hükmün düzeltilmesi ve ilanı da talep edilebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II – Çalıştıranın sorumluluğu

İş ürünlerine yönelik haksız rekabet davalarında genel görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise haksız fiilin işlendiği veya etkilerinin meydana geldiği yer gibi genel haksız fiil kurallarına göre tayin edilir.

Dava Zamanaşımı Süreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca haksız rekabete dayalı davaların açılmasında ikili bir zamanaşımı öngörülmüştür. Buna göre dava hakkı sahibi, hakkın doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık nispi süre ve her durumda hakkın doğum tarihinden başlayarak üç yıllık mutlak süre içinde yasal yollara başvurmalıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 60Kaynağı aç
MADDE 60- (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur. VI – İhtiyati tedbirler

Öte yandan haksız rekabet teşkil eden eylem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç sayılarak daha uzun bir dava zamanaşımına bağlanmışsa, ceza hukuku için öngörülen bu uzun süre hukuk mahkemesinde açılacak davalar bakımından da uygulanır.

Tescilsiz bir iş ürününün taklit edilmesi engellenebilir mi?

Evet, iş ürününün tescilli olmaması korumayı engellemez; başkasının ekonomik değer taşıyan iş yaratıcılığından karşılıksız ve yetkisiz biçimde yararlanılması haksız rekabet oluşturur.

Taklit iddiasında tüketiciler nezdinde karıştırma şart mıdır?

Hayır, karıştırma tehlikesi her zaman zorunlu unsur değildir; başkasının emeğine ve yatırımına tutunarak haksız avantaj sağlanması ihlal tespiti için yeterlidir.

İş ürünlerinden haksız yararlanma davası hangi mahkemede açılır?

İş ürünlerine ilişkin haksız rekabet davalarında genel görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Haksız rekabet davası açma süresi ne kadardır?

Davaya hakkı olan tarafın hakların doğumunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde doğumundan itibaren üç yıl içinde dava açılmalıdır; fiil daha uzun zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu