İş Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır?

by Avukat Erdal Ersoy
İş Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır?

İş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 8 uyarınca iş sözleşmesi kural olarak özel bir şekle tabi değildir; yazılı veya sözlü olarak kurulabilir. Ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan sözleşmelerin yazılı yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her türlü resim ile harçtan muaftır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

İş Sözleşmesinin Zorunlu Unsurları

4857 sayılı İş Kanunu m. 8'e göre iş sözleşmesinin üç esaslı unsuru vardır: bir işin görülmesi, işin ücret karşılığında görülmesi ve işin bağımlılık ilişkisine dayanması. Bağımlılık unsuru, işçinin işin yapılması sırasında işverenin talimatına bağlı olması ve işverence denetlenmesi anlamına gelir; bu unsur iş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran temel ölçüttür.

Bağımlılık unsurunun bulunmadığı durumlarda iş sözleşmesinden söz edilemez. İki ortak tarafından kurulan bir şirkette her iki ortağın da fiilen çalışması durumunda bağımlılık olgusunun bulunmadığı ve bu çalışmanın iş sözleşmesine dayandırılamayacağı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.

Ücret, her yıl belirlenen asgari tutarın altında olmamak kaydıyla taraflarca serbestçe belirlenebilir. Yargıtay, kural olarak her işin ücret gerektirdiğini, uzun süre ücretsiz çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve işi yapan kişinin ücretini sonradan isteme hakkına sahip bulunduğunu kabul etmektedir.

Şekil Serbestisi ve Yazılı Sözleşme Zorunluluğu

Bireysel iş sözleşmesi genel kural olarak özel bir şekle tabi değildir; noter onaylı olmak zorunda değildir. El ile yazılarak düzenlenen bir sözleşme de şekle tabi olmama nedeniyle geçerliliğini korur. Süresi bir yıl ve üzerinde olan sözleşmelerde yazılı şekil zorunlu tutulmaktadır.

Yazılı Sözleşme Yapılmadığında İşverenin Bildirim Yükümlülüğü

4857 sayılı İş Kanunu m. 8 uyarınca yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren, işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, sözleşmenin süresi belirli ise bu süreyi ve fesih halinde tarafların uymak zorunda olduğu hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise bu bilgiler en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmelidir.

Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu yazılı bilgi verme yükümlülüğü uygulanmaz. İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde her bir işçi için idari para cezası uygulanır.

Belirli Süreli ve Belirsiz Süreli Sözleşme Ayrımı

4857 sayılı İş Kanunu m. 11 uyarınca iş ilişkisi bir süreye bağlı olarak kurulmamışsa sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için sözleşmenin belirli süreli işlerde, belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yazılı biçimde kurulması gerekir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar. Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları

Esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmeleri birden fazla üst üste, yani zincirleme biçimde yapılamaz. Bu yasağa aykırı davranıldığında sözleşme başlangıcından itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme sözleşmeler ise belirli süreli olma özelliğini korur.

Yapılan işin niteliği itibarıyla belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektiren objektif bir koşul bulunmadığında, taraflarca belirli süreli olarak kararlaştırılmış olsa dahi sözleşme belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılabilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/5729, K. 2017/4978 sayılı kararında bu ilkeyi somutlaştırmıştır: otopark görev sözleşmesi örneğinde, belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektiren objektif bir neden bulunmadığından üç yıllık olarak kararlaştırılan sözleşme belirsiz süreli hizmet sözleşmesi niteliğinde kabul edilmiş; belirsiz süreli sözleşmelerde bakiye süre ücreti istenemeyeceğinden talep reddedilmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/5729, K. 2017/4978Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/5729 E.  ,  2017/4978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, haftanın altı gününde ve ayın bir pazar gününde oniki saat çalıştırılmış olmasına rağmen fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, üç yıllık sözleşme süresi bitmeden iş sözleşmesi feshedildiğinden bakiye süre ücretinin ödenmesi gerektiğini belirterek ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve birleşen dosya kapsamında bakiye ücret alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı …Ş. vekili, söz konusu işin kira sözleşmesiyle diğer davalı … Otopark Şirketine kiralandığını, her türlü mali ve kazai külfetlerin kiracıya ait olacağını, müvekkili şirketin diğer davalı …'un çalışanları üzerinde herhangi bir emir ve talimat yetkisine sahip olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … Otopark Yönetim Sis. Tur. İnş. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti vekili, davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, çalıştırıldığı bayram ve resmi tatil ücretlerinin ödendiğini, ayrıca davacıya tüm fazla mesai ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … Belediye Başkanlığı vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir iş sözleşmesinin olmadığını, müvekkili kurum ile kiracı …arasında kira sözleşmesi imzalanarak işin verildiğini, asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. …-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. …-Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır. Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin varlığı gerekir. Borçlar Kanunu'nun 338 inci maddesinde, “Hizmet akdi, muayyen bir müddet için yapılmış yahut böyle bir müddet işin maksut olan gayesinden anlaşılmakta bulunmuş ise, hilafı mukavele edilmiş olmadıkça feshi ihbara hacet olmaksızın bu müddetin müruriyle, akit nihayet bulur” kuralı mevcuttur. Anılan hükme göre tarafların belirli süreli iş sözleşmesi yapma konusunda iradelerinin birleşmesi yeterli görüldüğü halde, 1475 sayılı Kanun uygulamasında, Yargıtay kararları doğrultusunda belirli süreli iş sözleşmelerine sınırlama getirilmiş ve sürekli yenilenen sözleşmeler bakımından ikiden fazla yenilenme halinde, sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüşeceği kabul edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 430 uncu maddesinde, esaslı nedenlerin varlığı yenilemeler için öngörülmüş ve on yıldan uzun süreli belirli süreli iş sözleşmesi yapılamayacağı kabul edilmiştir. İş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle belirli-belirsiz süreli iş sözleşmesi ayrımının önemi daha da artmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun … inci maddesinde “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir. Borçlar Kanunundaki düzenlemenin aksine iş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak ana kural ortaya konulmuştur. Öte yandan değinilen … inci madde, … Mart 1999 tarihli 1999/70 EC Konsey Yönergesi ile birlikte ele alınmalıdır. Çerçeve sözleşmesinin … üncü maddesinde ayrım gözetmeme ilkesi vurgulanmıştır. Buna göre iş koşulları açısından, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yapılacak farklı muamele esaslı nedenlere dayandırılmadığı sürece, yalnızca belirli süreli iş sözleşmesi ve iş ilişkisi ile çalışmasından dolayı, emsal kadrolu işçilerden daha dezavantajlı davranılmayacaktır. Sözleşmenin … inci maddesinde ise kötü niyete karşı önlem konusu ele alınmıştır. Birbirini takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri veya istihdam ilişkisinden kaynaklanan istismarların önlenmesini amaçlayan yasal düzenlemelerin bulunmaması halinde; üye devletlerin, sosyal taraflara danıştıktan sonra uluslararası yasalar, toplu sözleşmeler veya uygulamaya göre belli başlı bazı sektörlerin ihtiyaçlarını da dikkate alarak, aşağıdaki tedbirlerden bazılarını alma zorunluluğu vardır. ….(a) Bu türden akit veya istihdam ilişkilerinin yenilenmesini haklı kılacak nesnel gerekçeler tespit edilmesi, ….(b) Yinelenen belirli süreli iş sözleşmeleri veya istihdam ilişkilerinin azamî toplam süresini belirlenmesi, ….(c) Bu türden sözleşme veya istihdam ilişkisin kaç kez yenilenebileceğinin saptanması. …….. Sosyal taraflara danıştıktan sonra, üye devletler elverişli olan durumlarda belirli süreli iş sözleşmesi veya istihdam ilişkisinin, ….(a) Yenilenmiş sayılacağına, ….(b) Belirsiz süreli iş sözleşmesi veya istihdam ilişkisi sayılacağına dair koşullar belirleyeceklerdir. Öte yandan 1999/70 sayılı Konsey Direktifinin önsözünde, Essen Konseyi sonuç bildirgesinde “çalışanların istemleri ve rekabetin gereklerini karşılayacak daha esnek bir iş örgütlenmesini özellikle göz önünde tutan istihdam yoğun büyüme” anlayışına uygun olarak alınması gerekli önlemler vurgulanmaktadır. 1999 yılı İstihdam Politikası Ana Hatları Hakkında … Şubat 1999 tarihli Konsey Tavsiye Kararı, “Sosyal tarafları işletmeleri daha verimli ve rekabetçi kılmak ve esneklik ile iş güvenliği arasında gereken dengeyi sağlayabilmek amacıyla, bulundukları her düzeyde esnek çalışma düzenlemeleri dahil, iş örgütlenmesinin modernize edilmesi için sözleşme görüşmeleri yapmaya” davet etmiştir. Ayrıca, Hizmet ilişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesine göre; bu sözleşmenin koruyucu hükümlerinden kaçınmak amacıyla belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına karşı yeterli güvenceler alınması gerektiği vurgulanmıştır (m …/…). Gerek 158 sayılı İLO Sözleşmesi gerekse 1699/70 sayılı Konsey Direktifi, bir taraftan esnek çalışmayı özendirirken diğer taraftan güvenliğe önem vererek bir denge amaçlamıştır. Başka bir anlatımla esnek çalışma modellerinin kötüye kullanılmaması gerektiğini özenle vurgulamıştır. Sözü edilen kanuni dayanaklar uyarınca, işçinin niteliğine göre sözleşmenin belirli ya da belirsiz süreli olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kalkmıştır. Buna karşın, yapılan işin niteliği belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için önem arzetmektedir. Belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak “belirli süreli iş sözleşmesi” yapılabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 430 uncu maddesinde ilk defa yapılacak olan sözleşmelerde objektif neden öngörülmemiş oluşu, önceki özel kanun olan İş Kanunu’nun … inci maddesindeki objektif nedenlerin varlığını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanunu'nun … inci maddesinde, esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı kuralı ile bir ölçüde koruma sağlanmak istenilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır. Belirli süreli iş sözleşmelerinde, 4857 sayılı Kanun'un … inci maddesinde değinilen sürenin aşılmaması koşuluyla deneme süresi konulabilir. Somut olayda, davacının iş sözleşmesinde çalışma süresi üç yıl olarak kararlaştırılmış ve süresinden önce feshedilebileceği, süre sonunda ise kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Davacı otopark görevlisi olarak çalışacaktır. Davacı ile davalı işveren arasında belirli süreli otopark görev sözleşmesi yapılmasında objektif herhangi bir neden yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar üç yıllık yapılmış ise de belirli değil, belirsiz süreli hizmet sözleşmesi niteliğindedir. Belirsiz süreli sözleşmelerde bakiye süre ücreti istenemeyeceğinden talebin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Belirli süreli sözleşmeler herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın sürenin sonunda kendiliğinden sona erer; ihbar öneli ve ihbar tazminatı bu sözleşme türünde söz konusu olmaz.

Sürekli ve Süreksiz İş Ayrımı

Bir işin sürekli mi süreksiz mi olduğunun belirlenmesinde belirleyici ölçüt işin süresi değil, işin niteliğidir. En çok 30 iş günü süren işler süreksiz iş sayılır; bundan uzun süren işler sürekli iştir. Otuz iş gününden kısa bir sözleşme yapılmış olsa bile iş nitelik olarak sürekliyse sözleşme yine sürekli iş sözleşmesi sayılır.

Çalışma Süresi ve Fazla Çalışma

4857 sayılı İş Kanunu m. 41'e göre fazla çalışma, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Denkleştirme esasının uygulandığı hallerde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla bazı haftalarda 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. 63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz. Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.[15] Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma

Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesiyle ödenir. Haftalık çalışma süresi sözleşmeyle 45 saatin altında belirlendiğinde ise belirlenen süreyi aşan, ancak 45 saate kadar olan çalışmalar fazla sürelerle çalışma sayılır ve bu çalışmalar için her bir saat başına normal ücretin yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödeme yapılır.

Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi, zamlı ücret yerine serbest zaman kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda fazla çalıştığı her saat için bir saat otuz dakika, fazla sürelerle çalıştığı her saat için ise bir saat on beş dakika serbest zaman hakkı doğar. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde kesinti olmaksızın kullanır.

Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz. Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, İş Kanunu m. 42 ve m. 43'te sayılan zorunluluk halleri dışında fazla çalışma yaptırılamaz. Bu zorunluluk hallerinde ise haftalık 37,5 saati aşan her bir saat fazla çalışma için ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere artırılması suretiyle ödenir.

İşçinin, her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla birlikte çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek geçirdiği süreler de iş görme borcu yerine getirilmiş sayılır.

İşverenin Temel Yükümlülükleri

4857 sayılı İş Kanunu m. 5 uyarınca iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. Biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan ya da dolaylı farklı işlem yapılamaz; aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

Eşit davranma borcuna aykırılık halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminata ek olarak yoksun bırakıldığı hakları da talep edebilir. İşverenin eşit davranma borcu aynı işyerinde çalışan işçiler açısından geçerlidir; öğrenim derecesi, iş uzmanlığı, kıdem, yetenek ve performans gibi nesnel nedenlerle işçiler arasında farklı işlem yapılabilir. Eşit davranma borcuna aykırılık iddiasında ispat yükü işçidedir; ancak işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü hale gelir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak; özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ile bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç-gereci noksansız bulundurmak zorundadır; işçiler de bu konuda alınan önlemlere uymakla yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. 2. Ev düzeni içinde çalışmada

İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde işçi haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir ve sözleşmeden doğan haklarını talep edebilir. İşverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, TBK m. 417 uyarınca sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.

İşverenin talimat verme yetkisi yalnızca sözleşme konusu işle alakalı olmalıdır. Sözleşmedeki düzenlemeler işçinin kişilik haklarını zedeleyici nitelikte olmamalı; objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarını ihlal etmemelidir. İşçiler, dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde ve kanuna aykırı olmadığı sürece işverenin düzenleme ve talimatlarına uymak zorundadır.

Sözleşmenin Geçerliliği ve Hükümsüz Maddeler

Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan iş sözleşmeleri kesin olarak hükümsüzdür. Bununla birlikte sözleşmenin esaslı unsurları kanuna uygun olmak kaydıyla yalnızca yan unsurlarda aykırılık söz konusu ise sözleşme geçerliliğini korur; yalnızca kanuna aykırı olan maddeler geçersiz sayılır.

Rekabet Yasağı Klozu

İş sözleşmesi devam ederken işçinin işverenle rekabet etmeme yükümlülüğü, ayrı bir anlaşmaya gerek olmaksızın sadakat borcundan doğar. İş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem için ise taraflar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 444 çerçevesinde rekabet yasağı kararlaştırabilir.

TBK m. 444 uyarınca sözleşme sonrası rekabet yasağını yalnızca fiil ehliyetine sahip olan işçi yazılı olarak üstlenebilir. Yasağın geçerli olabilmesi için hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına yol açacak nitelikte olması gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 444Kaynağı aç
MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. 2. Sınırlandırılması

TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşürecek nitelikte yer, zaman ve iş türü bakımından uygunsuz sınırlamalar içeremez; özel durum ve koşullar dışında yasağın süresi iki yılı aşamaz. Yasağın aşırı nitelik taşıması halinde hâkim, tüm koşulları serbestçe değerlendirerek kapsam veya süre bakımından sınırlama yapabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 445Kaynağı aç
MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. 3. Aykırı davranışların sonuçları

Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine hüküm yoksa işçi, öngörülen miktarı ödeyerek bu borçtan kurtulabilir; ancak bu miktarı aşan zararı da gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve ek zararların ödenmesinin yanı sıra, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutmuş olması ve menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı göstermesi koşuluyla rekabet yasağına aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 446Kaynağı aç
MADDE 446- Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. 4. Sona ermesi

Sözleşmenin Sona Ermesi

İş sözleşmesi fesih dışında; işçinin ölümü, belirli süreli sözleşmelerde belirlenen sürenin sona ermesi ve tarafların anlaşması yoluyla da sona erebilir.

Toplu iş sözleşmesi bağlamında, 6111 ve 6356 sayılı kanunların uygulandığı işyeri devri durumunda, yeni iş kolunda imzalanan toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan işçi bakımından süresi sona eren farklı iş kolundaki toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri, hizmet akti hükmü olarak uygulanmaya devam edilir. Bu ilke, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/9013, K. 2014/29219 sayılı kararda söz konusu bağlama özgü olarak hükme bağlanmış olup farklı işkolu devri dışındaki durumlara genellenmemelidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/9013, K. 2014/29219Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/9013 E.  ,  2014/29219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı vekili, davacının Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Genel iş kolunda faaliyet gösteren kamu kurumunda Toplu İş Sözleşmesinden yararlanan ve 6111 sayılı yasa gereğince davalı kurumu devredilen davacının ücret dışında ikramiye ve sosyal hakları devirden belirli bir süre sonra yeni Toplu İş Sözleşmesi imzalandığı gerekçesi ile davalı kurum tarafından ödenmemesi üzerine davacı fark alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının Yenişehir belediyesinde çalışırken 6111 sayılı yasa gereği …Müdürlüğüne naklen atandığı, 6111 sayılı yasanın 166. Maddesinin "İl özel idarelerinin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, Karayolları Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler,… Bakanlığı ve… Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dahilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır…. Devredilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz…." düzenlemesini içerdiği buna göre davacının önceki çalıştığı Yenişehir belediyesi ile belediye iş sendikası arasında imzalanan ve 01/03/2011-28/02/2013 tarihleri arasında geçerli olan TİS'e göre alması gereken sosyal ve mali haklar ile ikramiyelerin davacıya ödenmesi gerektiği, davalı kurum tarafından bu alacakların Nisan ayına kadar ödendiği ancak bu aydan sonra ödenmediği gerekçesi ile davanın kabulüne ve fark alacakların tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlık 6111 sayılı yasa kapsamında devredilen ve farklı iş kolunda örgütlü sendikanın imzaladığı Toplu İş Sözleşmesinden yararlanan ve devredildiği işyerinde Toplu İş Sözleşmesine taraf sendikaya üye olmayan davacının, devredilen işyerinde yeni Toplu İş Sözleşmesi imzalandıktan sonra devir nedeni ile devirden önce yararlandığı Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı, bu toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesi hükmü olarak devem edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2922 ve yürürlükten kaldıran 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun hükümleri ile Dairemiz uygulaması değerlendirildiğinde, iş kolu değişikliği toplu iş sözleşmesini sona erdirmeyecektir (Mad. 37). Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam edecektir(Mad. 36/2). Ancak bu hüküm işyerinde toplu iş sözleşmesine taraf sendika üyesi işçi için geçerlidir. Sendika üyesi olmayan işçi açısından, bireysel iş sözleşmesi veya işyeri uygulaması ile getirilen haklar veya bireysel iş sözleşmesi hükmü almış yürürlükten kalkmış toplu iş sözleşmesi hükümleri ile kazanılmış hakları ortadan kaldırılamaz. Somut uyuşmazlıkta farklı işkolunda imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlanan davacı, devir sonrası da davalı kurumda yeni toplu iş sözleşmesi imzalanıncaya kadar 6111 sayılı kanunun 116/6 maddesi uyarınca devriden önce imzalanan bu sözleşmeden yararlanmıştır. Davacı işçi davalının faaliyet gösterdiği iş kolundaki sendikaya üye olmamıştır. Davalı işveren işkolunda örgütlü sendika ile Toplu İş Sözleşmesi bağıtlayınca, 6111 sayılı kanunun 116 ve 5356 sayılı kanunun 36/2 maddeleri uyarınca yeni toplu iş sözleşmesi imzalandığı gerekçesi ile davacının daha önce imzalanan toplu iş sözleşmesi ile ödenen ikramiye ve sosyal haklarını kesmiş ve ödememiştir. Davalı bu işlemi anılan yasa hükümlerine göre yaptığını savunmuş ise de davacı sözleşme imzalayan sendikaya üye olmamıştır. Anayasa’nın 51 maddesi uyarınca “hiç kimse sendikaya üye olmaya veya üyelikten ayrılamaya zorlanamaz”. Davacı iş kolunda yeni imzalanan toplu iş sözleşmesine taraf sendikaya üye olmadığına ve yararlanmayacağına göre süresi sona eren farklı iş kolundaki toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri hizmet akti olarak uygulanmaya devam edilecektir. Davacının ikramiye ve sosyal haklarına ilişkin toplu iş sözleşmesindeki hükümleri iş sözleşmesine ilişkin olup hizmet akti hükmü olarak uygulanmalıdır. Sonuç itibari ile mahkemece bu haklar doğru bir şekilde hüküm altına alındığından, kararın ilave bu gerekçe ile ONANMASINA, 13.10.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

İş sözleşmesi mutlaka yazılı mı yapılmalıdır?

Hayır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 8'e göre iş sözleşmesi kural olarak özel bir şekle tabi değildir; yazılı veya sözlü olarak kurulabilir. Ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan sözleşmelerin yazılı yapılması zorunludur.

El yazısıyla yazılan iş sözleşmesi geçerli midir?

Evet. İş sözleşmesi şekle tabi olmadığından el ile yazılmış bir sözleşme de geçerlidir.

İş sözleşmesi noter onaylı olmak zorunda mıdır?

Hayır. Bireysel iş sözleşmesi geçerli olabilmesi için noter onaylı olmak zorunda değildir.

Yazılı sözleşme yapılmadığında işverenin yükümlülükleri nelerdir?

4857 sayılı İş Kanunu m. 8 uyarınca işveren, yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işçiye en geç iki ay içinde çalışma koşullarını, çalışma süresini, temel ücreti ve ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, sözleşmenin süresi belirli ise bu süreyi ve fesih halinde uygulanacak hükümleri içeren yazılı bir belge vermek zorundadır. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise bu bilgiler en geç sona erme tarihinde verilmelidir. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli sözleşmelerde bu yükümlülük uygulanmaz.

Belirli süreli iş sözleşmesi ne zaman belirsiz süreli sayılır?

4857 sayılı İş Kanunu m. 11 uyarınca iş ilişkisi bir süreye bağlı olarak kurulmamışsa sözleşme belirsiz süreli sayılır. Yapılan işin niteliği itibarıyla belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektiren objektif bir koşul bulunmadığında taraflarca belirli süreli olarak düzenlenmiş olsa dahi sözleşme belirsiz süreli sayılabilir. Esaslı bir neden olmaksızın birden fazla üst üste kurulan belirli süreli sözleşmeler de başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

Sözleşmedeki kanuna aykırı bir madde sözleşmenin tamamını geçersiz kılar mı?

Hayır. Sözleşmenin esaslı unsurları kanuna uygun olduğu sürece, yalnızca yan unsurlardaki aykırılık tüm sözleşmeyi geçersiz kılmaz; kanuna aykırı olan maddeler geçersiz sayılır, sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur.

İş sözleşmesine rekabet yasağı klozu eklenebilir mi?

Evet, ancak belirli koşulların birlikte sağlanması gerekir. TBK m. 444 uyarınca yasağı yalnızca fiil ehliyetine sahip işçi yazılı olarak üstlenebilir; hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verecek nitelikte olması gerekir. TBK m. 445'e göre yasağın süresi özel koşullar dışında iki yılı aşamaz; aşırı nitelikteyse hâkim kapsam veya süreyi sınırlayabilir.

İşçi sözleşme devam ederken rekabetten kaçınmak zorunda mıdır?

Evet. İş sözleşmesi devam ederken rekabet etmeme yükümlülüğü ayrı bir yazılı anlaşmaya gerek olmaksızın işçinin sadakat borcundan doğar. Sözleşme sona erdikten sonraki dönem için ise tarafların TBK m. 444 kapsamında ayrıca anlaşması gerekir.

Fazla çalışma için işçinin onayı şart mıdır?

Evet. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 uyarınca fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu