İş sözleşmesi devam ederken işçiden alınan ibraname, 01.07.2012 tarihinden önce yürürlükte olan Yargıtay içtihadında geçersiz kabul edilmektedir. Bu tutumun gerekçesi, iş ilişkisinin sürdüğü dönemde işçinin işverene bağımlı durumda bulunması ve alacaklarına kavuşabilmek ya da işini koruyabilmek amacıyla kendi iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesinin mümkün olmasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra belgelerinde ise Kanun'un 420. maddesinde öngörülen yasal geçerlilik koşullarının bulunması gerekmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 420Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/30434, K. 2020/8780Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/4990, K. 2021/2589Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 420 Çerçevesinde İbranamenin Geçerlilik Koşulları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 132. maddesinde genel kural olarak borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belirli bir şekle bağlanmış olsa dahi şekle bağlı olmaksızın yapılacak bir ibra sözleşmesiyle borcun tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceği öngörülmüştür. Hizmet sözleşmesinden doğan işçi alacaklarında ise TBK m. 420 ile ayrı ve emredici sınırlamalar getirilmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 132Kaynağı aç
TBK m. 420'nin ikinci fıkrası uyarınca, 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmelerinde işçinin işverenden alacağına ilişkin belgenin geçerli sayılabilmesi için sözleşmenin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türü ile miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin hak tutarına nazaran noksansız biçimde banka aracılığıyla yapılması şarttır. Kanunda sayılan bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibranameler kesin olarak hükümsüzdür.
TBK m. 420'nin aradığı sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması koşulu, iş ilişkisi henüz devam ederken düzenlenen ibra belgelerinin bu yasal süreyi taşıyamayacağını ortaya koymaktadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/30434, K. 2020/8780 sayılı ilamında da 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri bakımından bu yasal koşulların varlığının aranması gerektiği belirtilmiştir.
01.07.2012 Öncesi Dönemde Düzenlenen İbranamelerin Durumu
01.07.2012 tarihinden önce imzalanan ibra sözleşmelerinin geçerliliği değerlendirilirken TBK m. 420'de getirilen bir aylık bekleme süresi ve banka aracılığıyla ödeme yapılması şartının bulunmaması geçersizlik sonucu doğurmaz. Ancak bu dönemde de iş ilişkisi sürerken düzenlenen ibra sözleşmeleri, Yargıtay'ın yerleşik içtihadında geçersiz kabul edilmektedir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kendi kökleşmiş uygulamasına dayanarak bu ilkeyi benimsemiş; işçinin bu dönemde işverene bağımlı durumda bulunduğunu ve iş güvencesi hükümlerine karşın iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım alacaklarına kavuşabilmek için iradesi dışında ibra imzalamaya yönelmesinin mümkün olduğunu vurgulamıştır.
Bu dönem bakımından ibranamelerin geçerliliği mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun irade bozukluklarını düzenleyen 23 ila 31. maddeleri kapsamında ele alınır. İbra işlemi gerçekleştirilirken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi veya karşı tarafın ya da üçüncü bir kişinin hilesi yahut korkutmasıyla karşılaşması durumunda ibra iradesinin varlığından söz edilemez. Aynı şekilde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de denetlenmesi gerekir. İrade bozukluğu iddialarının kural olarak kanunda belirlenen bir yıllık hak düşürücü süre içinde öne sürülmesi aranmakla birlikte, işe girişte alınan matbu ibra belgelerinde iş ilişkisi devam ettiği müddetçe bu bir yıllık süre işlemez.
Geçersiz İbranamenin Makbuz Niteliği ve Ödemelerin Durumu
TBK m. 420'nin üçüncü fıkrası uyarınca, hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanı taşıyan diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu durumda dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması şarttır. Banka kanalı dışında gerçekleştirilen ödemelerde ise borç ibra yoluyla değil, tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.
01.07.2012 öncesi döneme ilişkin Yargıtay içtihadında miktar içeren ibra sözleşmelerinde alacağın tamamen ödendiği hallerde borcun ifa yoluyla son bulduğu, kısmi ödeme durumunda ise ibraya değer verilmeyip ödemenin makbuz hükmünde kabul edildiği belirtilmektedir. Bu içtihat çerçevesinde miktar içeren ibranamenin iş ilişkisi sürerken alınmış olmasının makbuz etkisini ortadan kaldırmadığı da ayrıca vurgulanmaktadır.
Tarihsiz İbranameler ve Somut İnceleme İlkeleri
01.07.2012 öncesi dönemine ilişkin Yargıtay ilkeleri kapsamında, ibranamenin düzenleme tarihi içermemesi ve belgenin içeriğinden fesih tarihinden sonra tanzim edildiğinin açıkça anlaşılamaması halinde bu belgeye değer verilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/30434, K. 2020/8780 sayılı ilamına konu olan uyuşmazlıkta, belirli bir çalışma dönemi için alınan ibranamenin iş ilişkisi devam ederken düzenlendiği tespit edilmiş; söz konusu dönem yönünden tasfiye kabul edilmesi yerinde görülmeyerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
İbranamenin Kapsamı, Bölünebilirliği ve Savunmayla Çelişki
01.07.2012 öncesi dönemine ait Yargıtay içtihadı çerçevesinde, ibranamede açıkça sayılmayan işçilik alacakları yönünden borcun sona erdiği söylenemez. Belgede yer alan alacak kalemlerinin bir kısmı yönünden işverenin savunması veya kayıtlarıyla çelişki bulunması belgenin bütünüyle geçersiz kılınmasını gerektirmez; savunmayla çelişmeyen kısımlar bakımından ibra iradesine değer verilmelidir. Öte yandan varlığı şüpheli ya da tartışmalı borçların ibra yoluyla sonlandırılması mümkün değildir ve savunma ile işverenin diğer kayıtlarıyla çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca işçinin ibraname metninde yasal haklarını saklı tuttuğuna yönelik ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
TBK m. 420'nin Uygulama Alanı ve Sınırları
TBK m. 420'nin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan kısıtlamalar yalnızca işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına getirilmiştir. İşverenin işçiden cezai şart, eğitim gideri veya uğradığı zararın tazminini talep ettiği durumlarda ya da sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin borçlu bulunduğu hallerde, taraflar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.
TBK m. 420'nin dördüncü fıkrası uyarınca, maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dahil olmak üzere hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır.
İbraname Savunmasının Yargılamadaki Niteliği
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Sık Sorulan Sorular
İş sözleşmesi sürerken imzalatılan ibraname geçerli midir?
01.07.2012 öncesi dönem için Yargıtay'ın yerleşik içtihadında, iş ilişkisi devam ederken işçinin bağımlılık durumu nedeniyle iradesi dışında belge imzalayabileceği gerekçesiyle bu belgeler geçersiz sayılmaktadır. 01.07.2012 sonrasında yürürlükte olan TBK m. 420 ise ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmesi dahil çeşitli yasal koşulları aramaktadır; iş ilişkisi sürerken düzenlenen bir belge bu süre koşulunu taşıyamaz.
Geçersiz ibranamede yer alan ödemeler ne şekilde değerlendirilir?
TBK m. 420 kapsamında hakkın gerçek tutarda ödendiğini içermeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını taşıyan diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir; bu hâlde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. Banka dışı yollarla yapılan ödemelerde borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.
İbranamede belirtilmeyen işçilik hakları için dava açılabilir mi?
İbranamede açıkça gösterilmeyen veya yer almayan alacak kalemleri bakımından borcun sona erdiği söylenemez ve bu haklar talep edilebilir.
Miktar belirtilmeyen ibranameler geçerli sayılabilir mi?
Miktar içermeyen ibranamelerde geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalı ve irade fesadı denetimi yapılmalıdır. Fesih gerçekleştikten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamelerde irade fesadı halleri ileri sürülüp kanıtlanmadıkça ibra iradesinin geçerli sayılması gerektiği değerlendirilmektedir.
İşçinin ibranameye haklarını saklı tuttuğuna dair not düşmesi ne anlama gelir?
İşçinin yasal haklarını saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kayıt koyması ibra iradesinin bulunmadığını gösterir ve bu durumda ibraname alacakları ortadan kaldıran bir sonuç doğurmaz.
İşverenin alacakları için de TBK m. 420'deki şartlar aranır mı?
TBK m. 420'deki geçerlilik koşulları yalnızca işçinin alacaklı olduğu hallere ilişkindir. İşverenin cezai şart, eğitim gideri veya tazminat gibi alacakları ile sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında işçinin borçlu olduğu durumlar bu kısıtlamaların dışında kalmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

