İlamsız İcra Takibi Nedir ve Nasıl İtiraz Edilir?

by Avukat Erdal Ersoy
İlamsız İcra Takibi Nedir ve Nasıl İtiraz Edilir?

İlamsız icra takibi, alacaklının mahkeme kararına veya bir belgeye gereksinimi olmaksızın doğrudan icra müdürlüğüne başvurarak başlattığı cebri icra yoludur. İlamsız icra takibinde borçluya ödeme emri gönderilirken, ilamlı icra takibinde borçlu adına icra emri düzenlenir.

İlamsız İcra Takibinin Türleri ve Başvuru Usulü

İlamsız icra takipleri genel haciz yolu, kambiyo senetlerine özgü ilamsız takip, kiralanan taşınmazın tahliyesi ve nafaka alacakları gibi türlere ayrılır. Genel haciz yolu bir para alacağına dayanan takiplerde işletilirken; poliçe, bono ve çek gibi ticari senetlerde bulunan alacaklar için kambiyo senetlerine özgü ilamsız takip uygulanır.

İlamsız icra takibi, adalet sarayları içinde bulunan icra dairelerinden açılabileceği gibi elektronik ortamda UYAP sistemi üzerinden de başlatılabilir.

Rehinle Temin Edilmiş Alacaklarda Takip Sırası ve İstisnalar

İcra ve İflas Kanunu'nun 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı, borçlu iflasa tabi şahıslardan olsa bile kural olarak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan ilamlı veya ilamsız icra takibi yapılamayacağı ve borçlu iflasa tabi kimselerden ise iflas yoluna gidilemeyeceği belirtilmektedir. Rehnin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklı kalan alacağını haciz veya iflas yoluyla takip edebilir; uygulamadaki bazı anlatımlarda ise alacağın karşılanmayan kısmı için ilamlı veya ilamsız takip yapılabileceği ifade edilmektedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir. (Ek Fıkra: 21/2/2007-5582/1 md) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir. Police ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmü mahfuzdur. İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında, alacaklının intihabına ve borçlunun sıfatına göre, rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yahut iflas yollarına müracaat olunabilir. (Ek fıkra: 27/5/1933-2228/1 md.; Mülga: 29/6/1956-6763/42 md.) Haciz yoliyle takip: 1 – Umumiyetle:

Bu kuralın kanuni istisnaları bulunmaktadır. Poliçe, bono ve çeklere dayalı alacakların takibinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna ilişkin 167. madde hükmü saklı tutulmuştur. Ayrıca ipotekle temin edilmiş faiz ve yıllık taksit alacaklarında alacaklı, tercihine ve borçlunun hukuki sıfatına göre rehnin paraya çevrilmesi, haciz veya iflas yollarından birini seçebilir.

İlama Dayalı Alacaklarda İlamsız Takip Yasağı

İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrası gereğince, para borcuna veya teminat verilmesine ilişkin bir mahkeme ilamı icra dairesine sunulduğunda icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ etmek zorundadır. Düzenlenecek icra emrinde hükmolunan borcun yedi gün içinde ödenmesi veya teminatın verilmesi; icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmedikçe cebri icraya devam edileceği ve mal beyanında bulunulması gerektiği ihtar olunur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2014/35074 Esas ve 2015/8429 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verildiğinde borçluya icra emri tebliği emredici bir yasal zorunluluktur. İcra memurunun bu kuralın aksine ilamsız takip ödeme emri göndermesi kamu düzenine aykırılık teşkil eder, süresiz şikayete tabidir ve hakim tarafından kendiliğinden gözetilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/35074, K. 2015/8429Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2014/35074 E.  ,  2015/8429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Alacaklı tarafından… 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/309 esas, 2012/413 karar ve 28.12.2012 tarihli ilamına dayalı olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, örnek (7) numaralı ödeme emrinin 08.07.2014 tarihinde tebliği üzerine, borçlu tarafından 14.07.2014 tarihinde icra dairesine itirazda bulunulduğu, borçlu vekilinin ayrıca icra mahkemesine başvurarak ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı iddiasıyla ödeme emrinin ve takibin iptalini istediği, Mahkemece ilamlı bir alacağın ilamsız takip ile istenmesini engelleyen yasaklayıcı ve emredici bir hüküm bulunmadığından şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İcra İflas Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, icra memurunun aksi yöndeki işlemleri kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, süresiz şikayete tâbi olacağı gibi hakim tarafından da re'sen gözetilmelidir.Alacaklının takip talebine eklediği belgenin para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam olması halinde icra memurunun borçluya örnek 4-5 nolu icra emri tebliğ etmesi yasal zorunluluktur. İcra memurunun alacaklının talebi üzerine ya da kendiliğinden ilamsız icra takiplerine ilişkin ödeme emri göndermesi açıkça yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır. Pek tabidir ki elinde ilam olan bir alacaklının ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması da hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim ilamlı icra takibinde borçlunun itirazı takibi durdurmayacağı gibi itfa ve imhal itirazlarının ispatı ancak "yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya tetkik merciinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle" (İİK. m. 33) mümkün olacaktır. Halbuki ilamsız icra takibinde itiraz üzerine takip duracak ve alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurarak olumlu karar alması gerekecektir. Yine ilamlı icra takibini alacaklı istediği icra dairesinde yapabilecekken(İİK. m.34), ilamsız icra takibinde genel yetki kurallarına göre (İİK. m.50) takip yapması gerekecektir. O zaman elinde ilam olan bir alacaklı bu kadar avantajlar var iken neden ilamsız icrayı tercih eder? Burada ilk akla gelen ilamlı icra takiplerinde uygulanan İİK. nun 36.maddesini bir diğer anlatımla borçlunun icranın geri bırakılması kararı alarak takibi durdurmasını bertaraf etmek olabilir. Bir diğer neden de ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığı ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde icranın iadesinin yolunu kapatmak olarak düşünülebilir(İİK. m 40).İcra ve İflas Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde bu kanuna aykırı düşmediği ölçüde genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin icra takipleri hakkında da uygulanması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 29/1.maddesine göre ise taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Buna göre elinde ilam olan bir alacaklının ilamlı icra takibi yapmak yerine ilamsız icra takibi yapmasının anılan maddede düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı muhakkaktır.Kaldı ki mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması, Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir.Şu hale göre alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması en başta İİK.nun 32.maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, Dairemizin yeni oluşan içtihatları ile ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. O halde ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağından, dayanak ilamda hüküm altına alınan miktar yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama bağlanmış bir hak için ilamlı icra yoluna başvurmak yerine ilamsız icra takibi yapılması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz ve hukuk düzenince korunmaz. Bu nedenle para veya teminat ilamına dayalı olarak ilamsız icra takibi yürütülemez.

Ödeme Emrine İtiraz ve Takibin Kesinleşmesi

Ödeme emri kendisine tebliğ edilen borçlunun, tebligat tarihinden itibaren yedi gün içinde takibe itiraz etme hakkı vardır. Süre kanunda gün olarak tayin edildiğinden tebliğin yapıldığı gün hesaplamaya katılmaz. İtiraz süresinin son gününün hafta sonuna denk gelmesi durumunda, takip eden ilk mesai günü son itiraz günü kabul edilir.

Borçlu tarafından yasal yedi günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi halinde ödeme emri kesinleşir ve borçlu ödeme emrinde kayıtlı miktarı ödemekle yükümlü hale gelir. Kesinleşen takip sonucunda alacaklı, borçlunun maaşına, banka hesaplarına veya diğer mal varlıklarına el konulmasını talep edebilir.

Aynı borca ilişkin mükerrerlik iddiası, borçlunun itirazı üzerine duran ilamsız takiple ilgili olarak alacaklının itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açması halinde ileri sürülebilir.

Borçlu Bulunulmadığının Tespiti: Menfi Tespit Davası

İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya icra takibi sırasında borçlu bulunmadığını ispat etmek için menfi tespit davası açabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlunun talebi üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat mukabilinde, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Menfi tespit davası alacaklı lehine sonuçlandığında ihtiyati tedbir kararı kalkar. Kararın kesinleşmesi üzerine alacaklı, tedbir dolayısıyla alacağını geç almaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

Davanın borçlu lehine sonuçlanması durumunda takip derhal durur. Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte kararın içeriğine göre ayrıca yeni bir hükme gerek kalmaksızın icra işlemleri kısmen veya tamamen eski hale getirilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu belirlenirse borçlunun talebi üzerine uğradığı zarar alacaklıdan tahsil edilir ve takdir edilecek bu zarar haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Ödenen Paranın Geri İstenmesi: İstirdat Davası

Borçlu tarafından menfi tespit davası kapsamında ihtiyati tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmiş olursa, görülmekte olan davaya istirdat davası olarak devam edilir.

İlamsız icra takibine itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden gerçekte borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kimse, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını talep edebilir. Davacı, istirdat davasında yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/6379 Esas ve 2020/4664 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, icra tehdidi altında ödenen paranın iadesi için ilamsız icra takibi başlatılamayacağı, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca borçlunun ancak istirdat davası açabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/6379, K. 2020/4664Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/6379 E.  ,  2020/4664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; müvekkili davacının kendisine ait araç ile 22/02/2012 tarihinde kaza yaptığını, … isimli kişinin yaralanması ile sonuçlanan kaza sebebiyle …'ın tedavisi kapsamında yapılan masrafların davalı Kurum tarafından karşılandığından bahisle Ordu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/7045 sayılı takip dosyası ile 6.071,63 TL tedavi gideri, 7,00 TL idari tebligat ve 856,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.934,97 TL üzerinden ilamsız icra yoluyla aleyhine takibe girişildiğini, 6111 sayılı Kanun kapsamında ZMMS sigortacısı, Güvence Hesabı ve davalı Kurum tarafından giderilmesi gereken zararın müvekkilinden talep edildiğini ve müvekkili davacının icra tehdidi altında davalı Kurum'a toplam 7.872,10 TL ödediğini, ödeme tarihinden sonra fark edilen durum sebebiyle tutarın iadesini talep etmişlerse de Kurum'un buna yanaşmadığını, Fatsa İcra Müdürlüğü'nün 2014/2273 sayılı takip dosyası üzerinden davalı Kurum aleyhine ilamsız icra yoluyla giriştikleri takibin de davalının itirazı üzerine durduğunu beyanla, takibe vaki itirazın iptalini ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, icra tehdidi altında ödediği paranın iadesi için istirdat davası açmak yerine SGK'ya karşı ilamsız icra yoluyla takip başlatılmış ise de, İİK m.72. maddesi gerğince, borçlunun ancak istirdat davası açabileceği, ilamsız icra takibi ile ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için ilamsız icra takibi yapamayacağı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,50 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 09/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yürüten icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

İlamsız icra takibine itiraz süresi kaç gündür?

Ödeme emrine itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür. Tebliğ günü hesaba dahil edilmez ve sürenin son günü hafta sonuna rastlarsa ilk mesai günü son gün sayılır.

İlamsız takibe süresinde itiraz edilmezse ne olur?

Yedi günlük süre içinde itiraz edilmediği takdirde takip kesinleşir ve alacaklı borçlunun maaşı, banka hesapları ile diğer mal varlığı değerlerine el konulmasını talep edebilir.

Mahkeme ilamına dayalı alacak için ilamsız takip açılabilir mi?

Para borcuna veya teminata ilişkin ilam icra dairesine verildiğinde icra emri düzenlenmesi emredicidir; dürüstlük kuralı uyarınca bu ilamlara dayalı ilamsız icra takibi yapılamaz.

İcra tehdidi altında ödenen paranın geri alınması için ilamsız takip açılabilir mi?

İcra tehdidi altında ödenen paranın geri verilmesi amacıyla ilamsız icra takibi yapılamaz; bu tutarın iadesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince istirdat davası açılması gerekir.

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında icrayı durdurmak için teminat gerekir mi?

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlunun talebi üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu