Mahkeme İlamlarının İlamsız Takibe Konu Edilememesi Kuralı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile ilgili hukuk daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığı, ilama dayalı alacağın ilamsız takibe konu edilemeyeceği yönünde birleştirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu; ilamların ilamsız takibe konu edilmesinin icra hukukuna ve yargılama tekniğine uygun düşmediğini, alacaklının bu yola başvurmakta korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığını, borçlunun hukuki durumunun ağırlaştırıldığını ve taraflar arasındaki menfaatler dengesinin bozulduğunu kabul etmiştir. Bu doğrultuda mahkeme kararına bağlanan haklar için ilamsız takip yapılamayacağı kuralı benimsenmiştir.
İcra Müdürünün İnceleme Yetkisi ve İcra Emri Düzenleme Yükümlülüğü
Tüm takip yollarına aynı biçimde düzenlenen bir takip talebiyle başvurulmakta ve alacaklının seçtiği yol bu talepte yer almaktadır. Ancak takip talebini alan icra müdürü re'sen yapacağı değerlendirme neticesinde ödeme emri veya icra emri düzenler; alacaklının talep formunda belirttiği takip yolu icra müdürü açısından bağlayıcı değildir. İcra ve İflas Kanunu'nun 24 ve 32. maddeleri gereğince icra dairesine bir ilam tevdi edildiğinde icra memurunun takdir hakkı bulunmayıp borçluya icra emri düzenleyerek ilamlı takip işlemlerini başlatması gerekir. Kanunun 32. maddesinin ilk fıkrası uyarınca para borcuna veya teminat verilmesine ilişkin ilam verildiğinde icra memuru, borçluya hükmolunan şeyin cins ve miktarını gösteren, yedi gün içinde ödeme yapılmasını veya teminat verilmesini içeren bir icra emri tebliğ eder. İcra emrinde ayrıca, bu süre zarfında borç ödenmez veya teminat verilmezse yetkili mercilerden icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icranın yürütüleceği ve yedi gün içinde mal beyanında bulunulmaması halinde tazyik hapsi uygulanacağı ihtar edilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesinin ikinci fıkrasına göre yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerinde, uluslararası andlaşmalar saklı kalmak üzere borçlu devlete ait mallar hakkında cebri icra uygulanabileceği icra emrinde ayrıca belirtilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Alacaklının Hukuki Yararı ve Mükerrer Yargılama Yasağı
Hukuki yarar, talep hakkının ileri sürülebildiği tüm usul işlemlerinde aranan zorunlu bir koşuldur. Tercih edilen talep usulü gereksiz, masraflı, fazla emek ve zaman gerektiren bir nitelik taşıyorsa veya hak sahibinin önünde daha kolay, hızlı ve ucuz bir başvuru imkanı bulunuyorsa diğer yola başvurmakta hukuki yararın bulunmadığı kabul edilir. İlamlı takip alacaklıyı daha kolay, çabuk ve ucuz şekilde alacağına kavuşturan özel bir usul olduğundan, alacağı ilama bağlanmış kişinin itiraza tabi, uyuşmazlığı uzatabilecek ve masraflı ilamsız icra yolunu seçmesinde hukuki yarar yoktur. İlamsız takibe borçlunun itiraz etmesi üzerine alacaklının itirazın iptali davası açması da hukuki yarar ilkesi ve iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz; zaten mahkeme hükmüne bağlanmış bir alacağın yeniden dava konusu yapılması mahkemelerin mükerrer şekilde işgaline yol açar.
İcranın Geri Bırakılması Güvencesi ve Menfaatler Dengesi
İlamlı icra takibi İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesinde yer alan icranın geri bırakılması usulü ile durdurulabilir; borçlu bu kararı yatıracağı teminat karşılığında bölge adliye mahkemesinden veya Yargıtay'dan temin edebilir. İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyayı resmi mercie depo ettiğini ispatlarsa ya da icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun borcu karşılayacak malı mahcuz ise, icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdürünce kendisine uygun bir mehil verilir. Kanun gereğince borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması durumunda teminat gösterme zorunluluğu aranmazken, nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması amacıyla mehil verilemez. Ayrıca ilam alacaklısının bu teminat üzerinde kanuni rüçhan hakkı bulunmaktadır. İlamlı takipte işletilen bu süreç borçluyu kesinleşme öncesinde haciz baskısından korurken, yatırılan teminat alacaklının alacağını elde etmesini güvence altına alarak iki taraf arasında hak dengesi kurar. Alacaklının elinde ilam bulunmasına rağmen ilamsız takibe yönelmesi, borçluyu bu dengeli güvenceden mahrum bırakır; kararın kesinleşmesi sürecinde haciz tehdidinden korunmak için takibe itiraz eden borçlunun itirazın iptali veya kaldırılması sürecinde yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatıyla karşılaşması menfaat dengesini bozar, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve hakkın kötüye kullanılması yasağına girer.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
İtirazın Kaldırılması Usulü ve İleri Sürülen Karşıt Görüşler
İlamsız takipte borçlunun itirazının kaldırılması talebi, borçlunun murisine ait bir borç nedeniyle takip edilmesi ve terekenin borca batık olduğunu belirterek ilam sunması için münasip bir mehil verilmesi hali saklı kalmak üzere bekletici mesele yapılamaz. İtirazın kaldırılmasına esas teşkil eden belgelerin sınırlı biçimde sayıldığı İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde ilam ve ilam niteliğindeki belgelere yer verilmemiştir. Bu düzenleme tarzı, ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı yönündeki kanun koyucu iradesini gösterir. Buna karşın icra hukukunun şekli niteliğini vurgulayan karşı görüşlerde; kanunda ilamların ilamsız takibe konu edilmesini açıkça engelleyen bir hüküm bulunmadığı, İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesindeki düzenlemenin emredici sayılmaması gerektiği ve borçlunun itiraz hakkını kullanarak ya da icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme yaparak korunabileceği ileri sürülmüştür. Ancak ağırlıklı içtihat, alacaklının hukuki yarar yokluğu, borçlunun durumunun ağırlaştırılması ve menfaatler dengesinin zedelenmesi gerekçeleriyle ilama bağlı alacağın ilamsız takibe konu edilemeyeceğini kurala bağlamıştır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Elinde mahkeme ilamı olan alacaklı ilamsız takip başlatabilir mi?
Hayır, ilama dayalı bir alacak ilamsız takibe konu edilemez. Takip talebini inceleyen icra müdürü, alacaklının talebiyle bağlı olmaksızın İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca icra emri düzenleyerek ilamlı takip işlemlerini yürütmekle yükümlüdür.
İlama bağlı alacağın ilamsız takibe konulması neden yasaktır?
İlamlı takip yolu daha hızlı, kolay ve düşük masraflı bir yol olduğundan alacaklının ilamsız takibe başvurmasında hukuki yararı yoktur. Ayrıca borçlunun teminatlı tehir-i icra güvencesinden yoksun bırakılarak itiraz halinde yüzde yirmi icra inkar tazminatı tehlikesiyle karşı karşıya getirilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.
İlamlı icra takibinde borçlu takibi nasıl durdurabilir?
İlamlı icra takibi borçlunun hükmolunan tutarı depo etmesi veya denk bir teminat göstererek icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı getirmesiyle durdurulabilir. Borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması hallerinde teminat aranmazken nafaka hükümlerinde süre verilemez.
İlama dayalı alacak için yapılan ilamsız takibe itiraz edilirse itirazın iptali davası açılabilir mi?
Açılamaz; çünkü alacağı zaten mahkeme ilamına bağlanmış olan alacaklının aynı uyuşmazlık için yeniden mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu durum yargının mükerrer işgaline yol açar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

