İlama Dayalı Alacaklarda İlamsız Takip Yasağı

by Avukat Erdal Ersoy
İlama Dayalı Alacaklarda İlamsız Takip Yasağı

Mahkeme İlamlarının İlamsız Takibe Konu Edilememesi Kuralı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile ilgili hukuk daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığı, ilama dayalı alacağın ilamsız takibe konu edilemeyeceği yönünde birleştirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu; ilamların ilamsız takibe konu edilmesinin icra hukukuna ve yargılama tekniğine uygun düşmediğini, alacaklının bu yola başvurmakta korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığını, borçlunun hukuki durumunun ağırlaştırıldığını ve taraflar arasındaki menfaatler dengesinin bozulduğunu kabul etmiştir. Bu doğrultuda mahkeme kararına bağlanan haklar için ilamsız takip yapılamayacağı kuralı benimsenmiştir.

İcra Müdürünün İnceleme Yetkisi ve İcra Emri Düzenleme Yükümlülüğü

Tüm takip yollarına aynı biçimde düzenlenen bir takip talebiyle başvurulmakta ve alacaklının seçtiği yol bu talepte yer almaktadır. Ancak takip talebini alan icra müdürü re'sen yapacağı değerlendirme neticesinde ödeme emri veya icra emri düzenler; alacaklının talep formunda belirttiği takip yolu icra müdürü açısından bağlayıcı değildir. İcra ve İflas Kanunu'nun 24 ve 32. maddeleri gereğince icra dairesine bir ilam tevdi edildiğinde icra memurunun takdir hakkı bulunmayıp borçluya icra emri düzenleyerek ilamlı takip işlemlerini başlatması gerekir. Kanunun 32. maddesinin ilk fıkrası uyarınca para borcuna veya teminat verilmesine ilişkin ilam verildiğinde icra memuru, borçluya hükmolunan şeyin cins ve miktarını gösteren, yedi gün içinde ödeme yapılmasını veya teminat verilmesini içeren bir icra emri tebliğ eder. İcra emrinde ayrıca, bu süre zarfında borç ödenmez veya teminat verilmezse yetkili mercilerden icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icranın yürütüleceği ve yedi gün içinde mal beyanında bulunulmaması halinde tazyik hapsi uygulanacağı ihtar edilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesinin ikinci fıkrasına göre yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerinde, uluslararası andlaşmalar saklı kalmak üzere borçlu devlete ait mallar hakkında cebri icra uygulanabileceği icra emrinde ayrıca belirtilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:

Alacaklının Hukuki Yararı ve Mükerrer Yargılama Yasağı

Hukuki yarar, talep hakkının ileri sürülebildiği tüm usul işlemlerinde aranan zorunlu bir koşuldur. Tercih edilen talep usulü gereksiz, masraflı, fazla emek ve zaman gerektiren bir nitelik taşıyorsa veya hak sahibinin önünde daha kolay, hızlı ve ucuz bir başvuru imkanı bulunuyorsa diğer yola başvurmakta hukuki yararın bulunmadığı kabul edilir. İlamlı takip alacaklıyı daha kolay, çabuk ve ucuz şekilde alacağına kavuşturan özel bir usul olduğundan, alacağı ilama bağlanmış kişinin itiraza tabi, uyuşmazlığı uzatabilecek ve masraflı ilamsız icra yolunu seçmesinde hukuki yarar yoktur. İlamsız takibe borçlunun itiraz etmesi üzerine alacaklının itirazın iptali davası açması da hukuki yarar ilkesi ve iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz; zaten mahkeme hükmüne bağlanmış bir alacağın yeniden dava konusu yapılması mahkemelerin mükerrer şekilde işgaline yol açar.

İcranın Geri Bırakılması Güvencesi ve Menfaatler Dengesi

İlamlı icra takibi İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesinde yer alan icranın geri bırakılması usulü ile durdurulabilir; borçlu bu kararı yatıracağı teminat karşılığında bölge adliye mahkemesinden veya Yargıtay'dan temin edebilir. İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyayı resmi mercie depo ettiğini ispatlarsa ya da icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun borcu karşılayacak malı mahcuz ise, icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdürünce kendisine uygun bir mehil verilir. Kanun gereğince borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması durumunda teminat gösterme zorunluluğu aranmazken, nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması amacıyla mehil verilemez. Ayrıca ilam alacaklısının bu teminat üzerinde kanuni rüçhan hakkı bulunmaktadır. İlamlı takipte işletilen bu süreç borçluyu kesinleşme öncesinde haciz baskısından korurken, yatırılan teminat alacaklının alacağını elde etmesini güvence altına alarak iki taraf arasında hak dengesi kurar. Alacaklının elinde ilam bulunmasına rağmen ilamsız takibe yönelmesi, borçluyu bu dengeli güvenceden mahrum bırakır; kararın kesinleşmesi sürecinde haciz tehdidinden korunmak için takibe itiraz eden borçlunun itirazın iptali veya kaldırılması sürecinde yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatıyla karşılaşması menfaat dengesini bozar, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve hakkın kötüye kullanılması yasağına girer.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

İtirazın Kaldırılması Usulü ve İleri Sürülen Karşıt Görüşler

İlamsız takipte borçlunun itirazının kaldırılması talebi, borçlunun murisine ait bir borç nedeniyle takip edilmesi ve terekenin borca batık olduğunu belirterek ilam sunması için münasip bir mehil verilmesi hali saklı kalmak üzere bekletici mesele yapılamaz. İtirazın kaldırılmasına esas teşkil eden belgelerin sınırlı biçimde sayıldığı İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde ilam ve ilam niteliğindeki belgelere yer verilmemiştir. Bu düzenleme tarzı, ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı yönündeki kanun koyucu iradesini gösterir. Buna karşın icra hukukunun şekli niteliğini vurgulayan karşı görüşlerde; kanunda ilamların ilamsız takibe konu edilmesini açıkça engelleyen bir hüküm bulunmadığı, İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesindeki düzenlemenin emredici sayılmaması gerektiği ve borçlunun itiraz hakkını kullanarak ya da icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme yaparak korunabileceği ileri sürülmüştür. Ancak ağırlıklı içtihat, alacaklının hukuki yarar yokluğu, borçlunun durumunun ağırlaştırılması ve menfaatler dengesinin zedelenmesi gerekçeleriyle ilama bağlı alacağın ilamsız takibe konu edilemeyeceğini kurala bağlamıştır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]
Elinde mahkeme ilamı olan alacaklı ilamsız takip başlatabilir mi?

Hayır, ilama dayalı bir alacak ilamsız takibe konu edilemez. Takip talebini inceleyen icra müdürü, alacaklının talebiyle bağlı olmaksızın İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca icra emri düzenleyerek ilamlı takip işlemlerini yürütmekle yükümlüdür.

İlama bağlı alacağın ilamsız takibe konulması neden yasaktır?

İlamlı takip yolu daha hızlı, kolay ve düşük masraflı bir yol olduğundan alacaklının ilamsız takibe başvurmasında hukuki yararı yoktur. Ayrıca borçlunun teminatlı tehir-i icra güvencesinden yoksun bırakılarak itiraz halinde yüzde yirmi icra inkar tazminatı tehlikesiyle karşı karşıya getirilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.

İlamlı icra takibinde borçlu takibi nasıl durdurabilir?

İlamlı icra takibi borçlunun hükmolunan tutarı depo etmesi veya denk bir teminat göstererek icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı getirmesiyle durdurulabilir. Borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması hallerinde teminat aranmazken nafaka hükümlerinde süre verilemez.

İlama dayalı alacak için yapılan ilamsız takibe itiraz edilirse itirazın iptali davası açılabilir mi?

Açılamaz; çünkü alacağı zaten mahkeme ilamına bağlanmış olan alacaklının aynı uyuşmazlık için yeniden mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu durum yargının mükerrer işgaline yol açar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu