Zamanaşımı Kavramı ve Hak Düşürücü Süre ile Ayrımı
İcra takiplerinde zamanaşımı süresi, borcun varlığına dokunmayıp borcun devlet gücüyle tahsil edilmesini engeller. Borçlu zamanaşımı süresi dolduktan sonra dahi borcunu kendi isteğiyle ihtiyari olarak ifa ederse, bu ödeme sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri istenemez. Zamanaşımı, borcu büsbütün ortadan kaldırmayıp alacaklıya karşı ileri sürülebilecek bir def'i hakkı tanır.
Hak düşürücü süre ise sürenin dolmasıyla birlikte hakkın kendisini ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin geçmesi durumunda hâkim bu durumu kendiliğinden dikkate alır ve tarafların ileri sürmesine gerek kalmaz. Zamanaşımı ise kural olarak borçlu tarafından ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen gözetilmez.
Borçlar Kanunu Kapsamında Temel Zamanaşımı Süreleri
İcra takibine dayanak olan alacak ilişkilerinde zamanaşımı süreleri Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Bazı alacak türleri için kanunda daha kısa süreler öngörülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler beş yıllık zamanaşımına tabidir. Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri, küçük sanat işlerinden ve küçük çaptaki perakende satışlardan doğan alacaklar da beş yıllık süreye bağlanmıştır. Ayrıca bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklar, ortaklık müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar, ticari simsarlık ücreti hariç simsarlık ile vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar ve yüklenicinin ağır kusuru hariç eser sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemlerinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanır. Bu istem, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ise bu ceza zamanaşımı uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
İlamsız İcra Takiplerinde Zamanaşımının İleri Sürülmesi
İlamsız takiplerde icra dairesi, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kendiliğinden denetlemez. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden sonra süresi içinde yetki ve borca itirazın yanında zamanaşımı itirazında bulunabilir. Zamanaşımı itirazı borcun esasına değil, alacağın takip edilebilirliğine ilişkindir. Borçlu tarafından zamanaşımı itirazı ileri sürülmemişse zamanaşımına uğramış bir alacağın dahi ilamsız takip yoluyla tahsil edilmesi mümkün olabilir.
Ödeme emrine itiraz edilmesiyle duran takip sürecinde alacaklı tarafından itirazın iptali davası açıldığında, uyuşmazlığa dayanak oluşturan temel borç ilişkisinin tabi olduğu zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilirse mahkemece alacağın zamanaşımı gerekçesiyle reddi gündeme gelebilir. Davanın alacaklı lehine karara bağlanması durumunda ise hüküm ilam niteliği kazanmakta, takibin ilamlı icra esaslarına göre yürütülmesi ve bu doğrultuda ilamlara ilişkin zamanaşımı süresinin değerlendirilmesi söz konusu olabilmektedir.
Zamanaşımını Kesen ve Durduran İşlemler
Borçlar Kanunu'nda düzenlenen belirli sebepler zamanaşımını keser. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesi uyarınca borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi zamanaşımını keser. Alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına müracaat etmesi de zamanaşımını kesen yasal durumlardandır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
Borçlu aleyhine dava yoluna gidilmesi, icra takibine başlanması ve borçlunun kısmi ödeme yapması veya taksit talebinde bulunması gibi borcun ikrar edildiği durumlar zamanaşımını kesen işlemler arasında yer alır. Takip dosyasında yeni haciz veya satış isteminde bulunulması gibi icra işlemlerinin de zamanaşımını kesici etki yaratabileceği ve kesilmenin gerçekleşmesiyle birlikte sürenin baştan işlemeye başlayacağı değerlendirilmektedir.
Zamanaşımının durması, sürenin kesilmesinden farklı bir hukuki rejim oluşturur. Koruma amacıyla öngörülen bazı durumlarda, özellikle küçükler ve vesayet veya velayet altındakiler ile evlilik birliği içerisindeki eşler bakımından zamanaşımının işlemeye başlamaması ya da başlamış sürenin durması söz konusu olabilmektedir.
Haciz, Satış ve Takibin Düşmesinin Zamanaşımına Etkisi
İcra takibinde haciz isteme hakkı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 78. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. İtiraz veya dava hâlinde bunların gerçekleşmesinden hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre ile alacaklı ve borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları hâlinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre bir yıllık sürenin hesabına katılmaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 78Kaynağı aç
Haciz talebi kanuni bir yıllık süre içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse dosya işlemden kaldırılır. Dosyası işlemden kaldırılan takipte yeniden haciz istenmesi, alacaklının yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır. İcra takip dosyasında uzun süre hiçbir işlem yapılmaması sebebiyle takibin düşmesi önceki işlemlerin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz; ancak aynı alacak için yeniden takip yapılmasını zorunlu kılar. Bu aşamada alacağın zamanaşımına uğramış olma riski doğar.
Haczedilen malın satışı bakımından da yasal sürelere uyulmalıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesi gereğince, alacaklı veya borçlu hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın ya da borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağının satışını talep edebilir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz mal hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından bu sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamı, sicile kayıtlı motorlu araçlarda ilaveten muhafaza gideri peşin yatırılmazsa talep yapılmamış sayılır. Kanuni süre içinde satış istenmemesi hâlinde haczin kalkması ve alacaklının yeniden haciz talebinde bulunması gereği gündeme gelebilir; takibin uzun süre atıl bırakılması zamanaşımı def'iyle karşılaşma riskini artırır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 106Kaynağı aç
Fer'i Haklar, Rehin ve Müteselsil Borçluluk
Asıl alacağın zamanaşımına uğradığı durumlarda çoğu zaman buna bağlı faiz alacağı da talep edilemez hâle gelebilmektedir. Bazı durumlarda, özellikle dönemsel nitelik taşıyan faiz alacakları yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin savunulması mümkündür. Takip konusu borçta uygulanacak faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa borcun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesi uyarınca bu oranın yüzde elli fazlasını aşamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 88Kaynağı aç
Rehinle teminat altına alınmış alacaklarda rehin hakkı zamanaşımına tabi değildir. Alacak zamanaşımına uğrasa dahi rehin hakkı kural olarak varlığını sürdürür. Buna karşılık, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte alacağın kendisine ilişkin zamanaşımı itirazları borçlu tarafından ayrıca ileri sürülebilir.
Müteselsil borçlulardan biri hakkında yapılan işlem zamanaşımını diğer borçlular yönünden de kesebilir. Kefalet ilişkilerinde ise kefil lehine daha kısa süreler öngörülmüş olabilir. Zamanaşımı savunmasının her borçlu tarafından ayrı ayrı ileri sürülmesi gerekir; zamanaşımı def'inde bulunmayan borçlu diğer borçlunun ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasından kendiliğinden yararlanamaz.
İlamlı İcrada Zamanaşımı ve İcranın Geri Bırakılması Usulü
İlamlı takiplerde zamanaşımı denetimi icra mahkemesinde resmi belgeler üzerinden yürütülür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a maddesi gereğince, takibe konu ilamın zamanaşımına uğradığı, zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesince resmi belgelere dayanılarak incelenir ve icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33/aKaynağı aç
İcranın geri bırakılması kararının kesinleştiği kendisine tebliğ edilen alacaklı, zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat etmek üzere tebliğden başlayarak yedi gün içinde genel mahkemelerde dava açabilir. Alacaklı bu yedi günlük yasal süre içinde dava açmazsa icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcra dairesi zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?
İcra dairesi alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kendiliğinden denetlemez; borçlu süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmazsa takip kesinleşebilir ve zamanaşımına uğramış alacak icra yoluyla tahsil edilebilir.
Zamanaşımına uğrayan borç ödendikten sonra geri istenebilir mi?
Zamanaşımına uğramış borç ödendikten sonra sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri istenemez; çünkü zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz ve borçlunun süre geçtikten sonra yaptığı ihtiyari ödeme geçerli kabul edilir.
İcra takibinde haciz isteme süresi ne kadardır?
Haciz isteme hakkı ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; ödeme emrine itiraz veya dava hâlinde kararın kesinleşmesine kadar ya da icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre bu hesaba katılmaz.
İlamlı icrada zamanaşımı itirazı nasıl ve nereye yapılır?
İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası icra mahkemesine resmi belgeler sunularak ileri sürülür; mahkemenin icranın geri bırakılması kararının kesinleştiği tebliğ edilen alacaklı yedi gün içinde genel mahkemede dava açmazsa zamanaşımı hususu kesin hüküm oluşturur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

