İcra Takiplerinde Zamanaşımı ve Borçlunun İtiraz Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
İcra Takiplerinde Zamanaşımı ve Borçlunun İtiraz Yolları

Zamanaşımı Kavramı ve Hak Düşürücü Süre ile Ayrımı

İcra takiplerinde zamanaşımı süresi, borcun varlığına dokunmayıp borcun devlet gücüyle tahsil edilmesini engeller. Borçlu zamanaşımı süresi dolduktan sonra dahi borcunu kendi isteğiyle ihtiyari olarak ifa ederse, bu ödeme sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri istenemez. Zamanaşımı, borcu büsbütün ortadan kaldırmayıp alacaklıya karşı ileri sürülebilecek bir def'i hakkı tanır.

Hak düşürücü süre ise sürenin dolmasıyla birlikte hakkın kendisini ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin geçmesi durumunda hâkim bu durumu kendiliğinden dikkate alır ve tarafların ileri sürmesine gerek kalmaz. Zamanaşımı ise kural olarak borçlu tarafından ileri sürülmedikçe mahkemece re'sen gözetilmez.

Borçlar Kanunu Kapsamında Temel Zamanaşımı Süreleri

İcra takibine dayanak olan alacak ilişkilerinde zamanaşımı süreleri Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı

Bazı alacak türleri için kanunda daha kısa süreler öngörülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler beş yıllık zamanaşımına tabidir. Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri, küçük sanat işlerinden ve küçük çaptaki perakende satışlardan doğan alacaklar da beş yıllık süreye bağlanmıştır. Ayrıca bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklar, ortaklık müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar, ticari simsarlık ücreti hariç simsarlık ile vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar ve yüklenicinin ağır kusuru hariç eser sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. III. Sürelerin kesinliği

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemlerinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanır. Bu istem, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ise bu ceza zamanaşımı uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

İlamsız İcra Takiplerinde Zamanaşımının İleri Sürülmesi

İlamsız takiplerde icra dairesi, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kendiliğinden denetlemez. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden sonra süresi içinde yetki ve borca itirazın yanında zamanaşımı itirazında bulunabilir. Zamanaşımı itirazı borcun esasına değil, alacağın takip edilebilirliğine ilişkindir. Borçlu tarafından zamanaşımı itirazı ileri sürülmemişse zamanaşımına uğramış bir alacağın dahi ilamsız takip yoluyla tahsil edilmesi mümkün olabilir.

Ödeme emrine itiraz edilmesiyle duran takip sürecinde alacaklı tarafından itirazın iptali davası açıldığında, uyuşmazlığa dayanak oluşturan temel borç ilişkisinin tabi olduğu zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilirse mahkemece alacağın zamanaşımı gerekçesiyle reddi gündeme gelebilir. Davanın alacaklı lehine karara bağlanması durumunda ise hüküm ilam niteliği kazanmakta, takibin ilamlı icra esaslarına göre yürütülmesi ve bu doğrultuda ilamlara ilişkin zamanaşımı süresinin değerlendirilmesi söz konusu olabilmektedir.

Zamanaşımını Kesen ve Durduran İşlemler

Borçlar Kanunu'nda düzenlenen belirli sebepler zamanaşımını keser. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesi uyarınca borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi zamanaşımını keser. Alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına müracaat etmesi de zamanaşımını kesen yasal durumlardandır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
MADDE 154- Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa. II. Birlikte borçlulara etkisi

Borçlu aleyhine dava yoluna gidilmesi, icra takibine başlanması ve borçlunun kısmi ödeme yapması veya taksit talebinde bulunması gibi borcun ikrar edildiği durumlar zamanaşımını kesen işlemler arasında yer alır. Takip dosyasında yeni haciz veya satış isteminde bulunulması gibi icra işlemlerinin de zamanaşımını kesici etki yaratabileceği ve kesilmenin gerçekleşmesiyle birlikte sürenin baştan işlemeye başlayacağı değerlendirilmektedir.

Zamanaşımının durması, sürenin kesilmesinden farklı bir hukuki rejim oluşturur. Koruma amacıyla öngörülen bazı durumlarda, özellikle küçükler ve vesayet veya velayet altındakiler ile evlilik birliği içerisindeki eşler bakımından zamanaşımının işlemeye başlamaması ya da başlamış sürenin durması söz konusu olabilmektedir.

Haciz, Satış ve Takibin Düşmesinin Zamanaşımına Etkisi

İcra takibinde haciz isteme hakkı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 78. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. İtiraz veya dava hâlinde bunların gerçekleşmesinden hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre ile alacaklı ve borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları hâlinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre bir yıllık sürenin hesabına katılmaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde 78 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra:22/7/2020-7251/49 md.) Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. (Değişik:6/6/1985-3222/9 md.) Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz. Alacaklı isterse, haciz talebinin vukuuna dair bir vesika verilir. Bu vesika hiç bir harç ve resme tabi değildir. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek, alacaklı tarafından vukubulan yenileme talebinin borçluya tebliğine mütevakkıftır. İlama müstenit olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harc alınır. Yenileme masraf ve harcları borçluya tahmil edilmez. 2 – Hacze başlama müddeti:

Haciz talebi kanuni bir yıllık süre içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse dosya işlemden kaldırılır. Dosyası işlemden kaldırılan takipte yeniden haciz istenmesi, alacaklının yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır. İcra takip dosyasında uzun süre hiçbir işlem yapılmaması sebebiyle takibin düşmesi önceki işlemlerin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz; ancak aynı alacak için yeniden takip yapılmasını zorunlu kılar. Bu aşamada alacağın zamanaşımına uğramış olma riski doğar.

Haczedilen malın satışı bakımından da yasal sürelere uyulmalıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesi gereğince, alacaklı veya borçlu hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın ya da borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağının satışını talep edebilir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz mal hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından bu sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamı, sicile kayıtlı motorlu araçlarda ilaveten muhafaza gideri peşin yatırılmazsa talep yapılmamış sayılır. Kanuni süre içinde satış istenmemesi hâlinde haczin kalkması ve alacaklının yeniden haciz talebinde bulunması gereği gündeme gelebilir; takibin uzun süre atıl bırakılması zamanaşımı def'iyle karşılaşma riskini artırır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/11/2021-7343/9 md.) Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur. Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur. Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir. Talep hakkı:

Fer'i Haklar, Rehin ve Müteselsil Borçluluk

Asıl alacağın zamanaşımına uğradığı durumlarda çoğu zaman buna bağlı faiz alacağı da talep edilemez hâle gelebilmektedir. Bazı durumlarda, özellikle dönemsel nitelik taşıyan faiz alacakları yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin savunulması mümkündür. Takip konusu borçta uygulanacak faiz oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa borcun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesi uyarınca bu oranın yüzde elli fazlasını aşamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 88Kaynağı aç
MADDE 88- Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz. B. İfa yeri

Rehinle teminat altına alınmış alacaklarda rehin hakkı zamanaşımına tabi değildir. Alacak zamanaşımına uğrasa dahi rehin hakkı kural olarak varlığını sürdürür. Buna karşılık, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte alacağın kendisine ilişkin zamanaşımı itirazları borçlu tarafından ayrıca ileri sürülebilir.

Müteselsil borçlulardan biri hakkında yapılan işlem zamanaşımını diğer borçlular yönünden de kesebilir. Kefalet ilişkilerinde ise kefil lehine daha kısa süreler öngörülmüş olabilir. Zamanaşımı savunmasının her borçlu tarafından ayrı ayrı ileri sürülmesi gerekir; zamanaşımı def'inde bulunmayan borçlu diğer borçlunun ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasından kendiliğinden yararlanamaz.

İlamlı İcrada Zamanaşımı ve İcranın Geri Bırakılması Usulü

İlamlı takiplerde zamanaşımı denetimi icra mahkemesinde resmi belgeler üzerinden yürütülür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a maddesi gereğince, takibe konu ilamın zamanaşımına uğradığı, zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesince resmi belgelere dayanılarak incelenir ve icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 33/aKaynağı aç
Madde 33/a – (Ek: 18/2/1965-538/18 md.) İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir. Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder. İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır. III. Müşterek Hükümler: İcranın nereden isteneceği:

İcranın geri bırakılması kararının kesinleştiği kendisine tebliğ edilen alacaklı, zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat etmek üzere tebliğden başlayarak yedi gün içinde genel mahkemelerde dava açabilir. Alacaklı bu yedi günlük yasal süre içinde dava açmazsa icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.

İcra dairesi zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?

İcra dairesi alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kendiliğinden denetlemez; borçlu süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmazsa takip kesinleşebilir ve zamanaşımına uğramış alacak icra yoluyla tahsil edilebilir.

Zamanaşımına uğrayan borç ödendikten sonra geri istenebilir mi?

Zamanaşımına uğramış borç ödendikten sonra sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri istenemez; çünkü zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz ve borçlunun süre geçtikten sonra yaptığı ihtiyari ödeme geçerli kabul edilir.

İcra takibinde haciz isteme süresi ne kadardır?

Haciz isteme hakkı ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer; ödeme emrine itiraz veya dava hâlinde kararın kesinleşmesine kadar ya da icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre bu hesaba katılmaz.

İlamlı icrada zamanaşımı itirazı nasıl ve nereye yapılır?

İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası icra mahkemesine resmi belgeler sunularak ileri sürülür; mahkemenin icranın geri bırakılması kararının kesinleştiği tebliğ edilen alacaklı yedi gün içinde genel mahkemede dava açmazsa zamanaşımı hususu kesin hüküm oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu