İcra Mahkemesi ve Genel Mahkeme Arasındaki Görev Ayrımı

by Avukat Erdal Ersoy
İcra Mahkemesi ve Genel Mahkeme Arasındaki Görev Ayrımı

İcra Mahkemesi, genel mahkemelerden farklı olarak basit yargılama usulü uygulayan, uyuşmazlığın esasına dair karmaşık delil incelemelerinden ziyade takip dosyasındaki belgeler, kanuni süreler ve şekli şartlar üzerinden karar veren bir yargılama merciidir. Detaylı delil incelemesini ve kapsamlı tahkikatı gerektiren davalar genel mahkemelerin görev alanına girerken; icra mahkemesi tanık dinlememekte, keşif yapmamakta ve incelemesini şekli kurallarla sınırlı tutmaktadır.

İcra Mahkemesinin Yetki Alanı ve Şikayet Yolu

İcra dairesinin kanuna aykırı işlem yapması, bir işlemi yapmayı reddetmesi veya haklı bir sebep olmaksızın sürüncemede bırakması durumlarında alacaklı, borçlu veya üçüncü kişiler icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir. Mahkeme yapacağı inceleme sonucunda icra dairesince tesis edilen işlemin iptaline veya düzeltilmesine karar verebilir.

İcra Mahkemesi Kararlarının Hukuki Niteliği ve Maddi Anlamda Kesin Hüküm

İcra mahkemesi kararlarının büyük çoğunluğu, uyuşmazlığı yalnızca icra takip hukuku çerçevesinde şekli yönden ele aldığından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez ve kural olarak sadece ilgili icra takibi süreciyle sınırlı sonuç doğurur. Bu doğrultuda icra mahkemesince verilen itirazın kaldırılması veya reddi kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; borçlu takibin devamına karar verilmiş olsa dahi menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını ileri sürebilir.

Haczedilen bir malın borçluya mı yoksa üçüncü bir kişiye mi ait olduğuna ilişkin istihkak davalarında icra mahkemesince verilen kararlar, dava konusu mülkiyet uyuşmazlığı açısından maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve taraflar aynı malın mülkiyeti hakkında tekrar dava açamazlar. Mahkemenin taahhüdü ihlal veya mal beyanında bulunmama gibi icra suçları nedeniyle verdiği tazyik hapsi kararları da kesinleştiğinde kendi alanında kesin hüküm niteliğindedir.

İtirazın Kaldırılması Usulü ve İcra Tazminatı

İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca takibi imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların usulüne göre verdikleri belge ya da makbuza dayanan alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması talep edilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden  aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.   Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[29] c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:[30]

İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlunun menfi tespit ve istirdat davası açması yahut alacaklının genel mahkemede dava açması halinde hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve yargılama sonucunda lehine karar verilen taraf için daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

Menfi Tespit ve İstirdat Taleplerinde İhtiyati Tedbir ve Şartlar

İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında borçlu, takip öncesinde yahut takip devam ederken borçlu olmadığını ispat etmek üzere menfi tespit davası ikame edebilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, istem üzerine alacağın asgari yüzde on beşi tutarında teminat yatırılması mukabilinde takibin durdurulmasına tedbiren karar verebilir. Buna karşılık icra takibi başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir; ancak borçlu gecikmeden ileri gelen zararları telafi etmek amacıyla alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat göstermek suretiyle icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir. Menfi tespit davasının alacaklı lehine neticelenmesi ve tedbir kararının kesinleşmesi durumunda, alacaklının maruz kaldığı zarar aynı davada hükme bağlanır ve bu zarar kanunen yüzde yirmiden az tayin edilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kimse, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak istirdat talebinde bulunabilir ve paranın geriye verilmesini isteyebilir.

İcranın Geri Bırakılması ve Kanun Yolları

İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyayı resmi bir mercie depo ettiğini ispatlarsa yahut hükmolunan değer kıymetinde icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilât, taşınmaz rehni veya muteber bir banka kefaleti gösterirse veya borçlunun borcu karşılayacak malı mahcuz ise takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdüründen uygun bir süre talep edebilir. Borçlu Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu bulunmaz; nafaka hükümlerinde ise bu süre verilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuru süresi kararın tefhiminden veya tebliğinden itibaren 10 gündür. Bölge Adliye Mahkemesi'nin icra hukukuna ilişkin kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvuru süresi ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gündür. İstihkak davası sonucunda verilen kararların temyiz edilmesi İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra dosyasındaki satış işlemlerini kendiliğinden durdurur.

İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi ne kadardır?

İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvuru süresi kararın duruşmada tefhim edilmesinden veya tebliğinden itibaren 10 gündür.

İstihkak davasında icra mahkemesinin kararı maddi kesin hüküm oluşturur mu?

İstihkak davasında icra mahkemesince verilen kararın dava konusu mülkiyet uyuşmazlığı bakımından maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilmekle birlikte, yapılan incelemenin geçici mahiyette değerlendirildiği durumlarda mülkiyet hakkının genel mahkemede dava konusu edilebilmesi de mümkündür.

Takipten sonra açılan menfi tespit davası takibi durdurur mu?

Takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu gecikme zararlarını karşılamak ve alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat göstermek şartıyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu