Haksız Tutuklama ve Gözaltı Nedeniyle Devletten Tazminat

by Avukat Erdal Ersoy
Haksız Tutuklama ve Gözaltı Nedeniyle Devletten Tazminat

Kanunda belirtilen koşullara aykırı biçimde yakalanan, gözaltına alınan veya tutuklanan kişiler, bu tedbirler nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararları Devletten talep edebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 141. maddesi bu hakkı güvence altına almakta; 142. ve 143. maddeler ise başvuru usulü ile geri alma koşullarını düzenlemektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya
tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından
yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii
huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında
kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük
sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece
para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar
kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle
açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde
elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya
diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya
tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından
yararlandırılmayan,50
l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya
uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak
amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve
bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra
haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar
verilen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları
veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus
verilen karara geçirilir.50
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller
dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız
fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet
savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat
davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı
görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan
hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
Tazminat isteminin koşulları

Tazminat İstenebilecek Haller

CMK m. 141/1, tazminat hakkını bentler halinde ve sınırlı sayıda düzenlemiştir; her koruma tedbiri otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Kanunda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişi tazminat isteyebilir (m. 141/1-a). Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan (m. 141/1-b), kanuni hakları hatırlatılmadan ya da bu haklardan yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan kişi de aynı güvenceden yararlanır (m. 141/1-c). Kanuna uygun tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişi bakımından da tazminat yolu açıktır (m. 141/1-d); kanun metninde makul süre ayrıca tanımlanmamıştır.

Kanuna uygun yakalanıp tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi tazminat isteyebilir (m. 141/1-e). Mahkûm olup gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre hükümlülük süresini aşan ya da işlediği suç için öngörülen ceza yalnızca para cezası olduğundan bu cezayla cezalandırılan kişi de talep hakkına sahiptir (m. 141/1-f). Yakalama veya tutuklama nedenleri ile suçlamaları kendisine yazıyla ya da bu hemen olanaklı değilse sözle açıklanmayan (m. 141/1-g) ve yakalanması veya tutuklanması yakınlarına bildirilmeyen (m. 141/1-h) kişiler bakımından da tazminat istenebilir.

Hakkındaki arama kararı ölçüsüz biçimde gerçekleştirilen kişi (m. 141/1-i), eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadan elkonulan, korunması için gerekli tedbirler alınmayan, bunlar amaç dışı kullanılan ya da zamanında iade edilmeyen kişi (m. 141/1-j) de bu hak kapsamındadır. 11/4/2013 tarihli değişiklikle eklenen (k) bendi, yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişileri koruma altına almaktadır (m. 141/1-k). 2/3/2024 tarihli değişiklikle eklenen (l) bendine göre ise konutunu terk etmeme ya da bağımlılıktan arınmak amacıyla hastaneye yatma dahil tedavi veya muayene şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi de tazminat talep edebilir (m. 141/1-l).

Belirli Bentlerde Tazminat Hakkının Bildirilmesi Zorunluluğu

CMK m. 141/1'in (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirmek ve bunu verilen karara geçirmekle yükümlüdür (m. 141/2). Bu yükümlülük yalnızca söz konusu üç bent için öngörülmüş olup diğer bentler bakımından kanun metninde aynı zorunluluk yer almamaktadır.

Gözaltı Sürelerine İlişkin Kanuni Çerçeve

Gözaltı süresi, kişinin yakalandığı andan itibaren yirmi dört saati aşamaz; bu süreye hâkime sevk için zorunlu olan süre dahil değildir ve bu zorunlu süre de on iki saati geçemez (CMK m. 91/1). Gözaltına alma, soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır (m. 91/2). Toplu olarak işlenen suçlarda ise delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir; bu emir gözaltına alınana derhal tebliğ edilir (m. 91/3). Bu uzatma yalnızca toplu suçlara özgüdür ve savcının yazılı emrine bağlıdır. Bunların dışında, suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla belirli suç kategorilerinde mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate; şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi biçimde bozabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda ise kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir (m. 91/4). Bu hüküm yalnızca suçüstü hâlleriyle ve kanunda sayılan suç kategorileriyle sınırlı olup m. 91/1'deki genel gözaltı süresiyle karıştırılmamalıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 91Kaynağı aç
Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[11]
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[12]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin denetimi

Süre dolmasına rağmen serbest bırakılmayan kişi, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir; sorguda müdafi de hazır bulunur (CMK m. 91/7). Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararıyla serbest bırakılan kişi, yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalanamaz (m. 91/6).

Tutukluluk Sürelerine İlişkin Kanuni Çerçeve

Tutukluluk süreleri suçun niteliğine ve yargılama evresine göre farklılaşır. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıldır; zorunlu hallerde gerekçeyle altı ay daha uzatılabilir (CMK m. 102/1). Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise tutukluluk süresi en çok iki yıldır; uzatma süresi toplam üç yılı, kanunda gösterilen katalog suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda beş yılı geçemez (m. 102/2). Uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiin görüşleri alındıktan sonra verilir (m. 102/3).

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

Soruşturma evresinde tutukluluk süreleri daha kısadır: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ay, görevine giren işlerde bir yıl (CMK m. 102/4). Ancak Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından soruşturma evresindeki bu süre en çok bir yıl altı ay olup gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (m. 102/4). Bu sınırlar yalnızca soruşturma evresi için geçerlidir; kovuşturma evresi m. 102/1 ve 2 kapsamındadır.

Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar için bu tutukluluk süreleri yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar için ise dörtte üç oranında uygulanır (CMK m. 102/5).

Tutuklama Kararının Kanuni Koşulları

CMK m. 100/1, tutuklama kararının verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delilleri ve bir tutuklama nedeninin bulunmasını şart koşmaktadır. Aynı hüküm, işin önemi, beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle orantılı olmayan hallerde tutuklama kararı verilemeyeceğini de düzenlemektedir. Tutuklama nedenleri arasında kaçma ya da saklanma şüphesini uyandıran somut olgular (m. 100/2-a) ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma girişimine ilişkin kuvvetli şüphe (m. 100/2-b) yer almaktadır. CMK m. 100/3'te sayılan suçlar bakımından somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeni var sayılabilir; bu liste çeşitli tarihlerde yapılan değişikliklerle güncellenmiş olup her halükarda tutuklama zorunluluğu doğurmaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4). Bu hükümler tutuklama kararının yasal sınırlarını çizmekte olup CMK m. 141/1'in ilgili bentlerindeki koşulların ayrıca gerçekleşmesi gerekmektedir.

Tazminat İsteyemeyen Kişiler

CMK m. 144/1, kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerden belirli kategorilerde olanların tazminat isteyemeyeceğini düzenler. Başlangıçta tazminata hak kazanmamakla birlikte sonradan yürürlüğe giren lehe bir kanun nedeniyle durumu tazminata elverişli hale gelenler tazminat isteyemez (m. 144/1-b). Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme ya da uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine karar verilen, kamu davası geçici olarak durdurulan, ertelenen veya düşürülenler de bu kapsama girer (m. 144/1-c); bu sonuçların söz konusu nedenlerle verilmiş olması koşulun kendisidir. Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler (m. 144/1-d) ile adli makamlar önünde gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirip bu nedenle gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına ya da tutuklanmasına yol açanlar (m. 144/1-e) da tazminat isteyemez; (e) bendi bakımından beyanın adli makamlar huzurunda yapılması ve koruma tedbirine neden olması koşulları birlikte aranmaktadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 144Kaynağı aç
Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına
alınan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:[52]
a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)
b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte
düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle
dönüşenler.
c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya
kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya
düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilenler.
e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça
katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına
veya tutuklanmasına neden olanlar.52
BEŞİNCİ
KISIM
İfade
ve Sorgu
BİRİNCİ
BÖLÜM
İfade
veya Sorgu İçin Çağrı
İfade veya sorgu için çağrı

Başvuru Süresi ve Yetkili Merci

Tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleşmesinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır; bu süre kaçırılmış olsa bile kesinleşme tarihini izleyen bir yılın dolmasıyla istemde bulunulamaz (CMK m. 142/1). İstem, kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır; o mahkemenin tazminat konusu işlemle ilişkili olması ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi bulunmaması halinde en yakın yer ağır ceza mahkemesi yetkilidir (m. 142/2).

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[51]
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Tazminatın geri alınması

CMK m. 141/1'in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından önemli bir ayrım söz konusudur: bu bentlerdeki istemler için 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır; bu kapsamdaki bir istem yanlışlıkla ağır ceza mahkemesine yapılmışsa mahkeme istemi Komisyona gönderir ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır (CMK m. 142/2, ek cümleler 2/3/2024-7499/13). Aynı dilekçede hem ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren hem de girmeyen istemler birlikte yapılmışsa mahkeme, görev alanına girmeyenleri ayırarak Komisyona gönderir (m. 142/2).

Yargılama Usulü

Dilekçede kişinin açık kimliği ve adresi, zarara uğradığı işlemin ve zararın niteliği ile niceliği belirtilmeli; ilgili belgeler eklenmelidir (CMK m. 142/3). Dilekçedeki bilgi veya belgeler yetersiz görülürse mahkeme eksikliğin bir ay içinde giderilmesini ister; süresinde tamamlanmayan dilekçe itiraz yolu açık kalmak kaydıyla reddolunur (m. 142/4). Mahkeme, dilekçeyi yeterli bulursa bir örneğini Devlet Hazinesi'nin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmesini ister (m. 142/5). Mahkeme, istem ve ispat belgelerini değerlendirirken tazminat hukukunun genel ilkeleri doğrultusunda gerekli araştırmayı yapmaya ya da hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir (m. 142/6).

Mahkeme kararını duruşmalı verir; usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen istemde bulunan ile Hazine temsilcisinin yokluğunda da karar verilebilir (CMK m. 142/7). Karara karşı istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır (m. 142/8). Bölge adliye mahkemesi kararı yerinde görmezse işin esası hakkında kendisi karar verir ve bu karar kesindir (m. 142/8, ek cümleler 2/3/2024-7499/13).

Tazminata ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz (CMK m. 142/10). Kesinleşen kararda hükmedilen tazminat ve vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı olarak bildireceği banka hesabına bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir; ödenmemesi halinde karar genel hükümler çerçevesinde infaz ve icra olunur (m. 142/10).

Devletin Rücu Hakkı ve Ödenen Tazminatın Geri Alınması

Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanan hâkim ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder (CMK m. 141/4). İftira konusu suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ya da tutuklama halinde Devlet, iftira eden ya da yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder (CMK m. 143/3); bu hüküm tazminat alacaklısına değil, Devlet'in üçüncü kişiye yönelik rücu yükümlülüğüne ilişkindir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 143Kaynağı aç
Madde 143 – (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı
sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle,
yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere
ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının
yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline
ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir.
(2) (Mülga: 18/6/2014 – 6545/103 md.)
(3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına
alınma ve tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan
kişiye de rücu eder.
Tazminat isteyemeyecek kişiler

Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın sonradan kaldırılmasıyla kamu davası açılıp mahkûm edilenlere ya da yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenen tazminatın tamamı değil, yalnızca mahkûmiyet süresine karşılık gelen kısmı geri alınır. Geri alma, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi üzerine aynı mahkemeden alınacak kararla ve kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir; bu karara itiraz yolu açıktır (CMK m. 143/1).

Diğer Tazminat Davalarında Devlet Sorumluluğu

CMK m. 141/1'de sayılan haller dışında, soruşturma veya kovuşturma sırasında hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının karar ya da işlemlerinden doğan tazminat davaları, kişisel kusur ve haksız fiil halleri dahil olmak üzere yalnızca Devlet aleyhine açılabilir (CMK m. 141/3, 18/6/2014-6545/70 ile eklenmiştir). Bu düzenleme, tazminat sorumluluğunu bireysel yargı mensuplarına değil Devlete yüklemektedir.

Sık Sorulan Sorular

Beraat kararı alan herkes haksız tutuklama tazminatı alabilir mi?

Her beraat kararı tazminat hakkı doğurmaz. CMK m. 141/1-e, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraate karar verilenler için tazminat hakkı tanımaktadır. Bununla birlikte m. 144/1-c, af, şikâyetten vazgeçme ya da uzlaşma gibi nedenlerle verilen düşme veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarını bu hakkın dışında tutmaktadır. Her somut olayın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminat istemini ne zaman yapmak gerekir?

Karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içinde başvurulması gerekir. Tebliğ tarihinden bağımsız olarak her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yılın geçmesiyle istemde bulunulamaz (CMK m. 142/1).

Gözaltı süresi ne kadardır?

Yakalanandan itibaren yirmi dört saati geçemez; hâkime sevk için zorunlu süre bu hesabın dışındadır ve zorunlu süre de on iki saati aşamaz (CMK m. 91/1). Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı yazılı emriyle bu süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatabilir (m. 91/3). Bunların yanı sıra, suçüstü hâlleriyle sınırlı belirli kategorilerde mülki amirlerce belirlenen kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate, toplumsal olaylarda ve toplu suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir (m. 91/4); bu istisnai rejim m. 91/1'deki genel süreyle karıştırılmamalıdır. Süre dolduğu hâlde serbest bırakılmayan kişi sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorgulanmalıdır (m. 91/7). Gözaltı veya uzatma kararına karşı yakalanan kişi, müdafii ya da kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derece kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir (m. 91/5).

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı kaldırılırsa ödenen tazminat geri alınır mı?

Kısmen geri alınabilir. Sonradan kamu davası açılıp mahkûm edilenlere ya da yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle mahkûm edilenlere ödenen tazminatın tamamı değil, yalnızca mahkûmiyet süresine karşılık gelen kısmı geri alınır. Bu işlem Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ve mahkeme kararıyla yapılır; karara itiraz edilebilir (CMK m. 143/1).

Tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde açılır. Ancak CMK m. 141/1-e, -f ve -l bentleri kapsamındaki istemler için 6384 sayılı Kanun çerçevesinde Tazminat Komisyonu'na başvurulması gerekir; bu kapsamdaki bir başvuru ağır ceza mahkemesine yapılmışsa mahkeme dosyayı Komisyona gönderir (CMK m. 142/2).

Tutuklama nedeniyle açılan tazminat davası Devlet aleyhine mi açılır?

Evet. CMK m. 141/1'de sayılan haller dışındaki hallerde de soruşturma veya kovuşturma sırasında hâkimler ve savcıların kararları nedeniyle tazminat davaları yalnızca Devlet aleyhine açılabilir (m. 141/3). Devlet, ödediği tazminat nedeniyle görevini kötüye kullanan hâkim ve savcılara bir yıl içinde rücu eder (m. 141/4).

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu