Genel Sağlık Sigortası Sistemi ve Tescil Esasları
Genel Sağlık Sigortası, Türkiye'de ikamet eden kişilerin sağlık risklerine karşı korunmasını ve sağlık harcamalarının karşılanmasını amaçlayan, katılımı zorunlu ve prime dayalı bir sosyal güvenlik sistemidir. Mevzuatta belirtilen diğer sigortalılık türleri kapsamında yer almayan ya da sağlık güvencesinden yararlanma hakkı sona eren ve başka bir ülkede sağlık sigortası bulunmayan kişiler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamına girer ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu bent kapsamında re'sen tescil edilirler.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2743, K. 2019/275Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/1545, K. 2020/5061Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi, 60. maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (d) ve (g) bentleri ile on ikinci, on üçüncü ve on dördüncü fıkraları uyarınca genel sağlık sigortalısı sayılanlar için her ay otuz tam gün prim ödenmesini zorunlu kılar. 4857 sayılı Kanun'un 13 ve 14. maddelerine göre kısmi süreli çalışanlar, çağrı üzerine çalışanlar ve ay içinde günün belirli saatlerinde çalışıp o saatler karşılığında ücret alanlardan ay içinde sekiz gün ve daha az çalışanların eksik kalan günleri, genel sağlık sigortası primi yönünden otuz güne tamamlanır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 88Kaynağı aç
Gelir Testi Usulü ve Prim Muafiyeti Sağlanan Haller
5510 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca re'sen tescil edilen kişilerin kendilerine yapılan gelir testi müracaat bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurmaları gerekir. Belirtilen bir aylık süre içinde başvurulmaması durumunda prim tahakkuku asgari ücretin iki katı kazanç esas alınarak re'sen gerçekleştirilir. Yapılan inceleme neticesinde hane içinde kişi başına düşen aylık geliri brüt asgari ücretin üçte birinden az çıkan vatandaşların primleri devlet tarafından karşılanır. Ayrıca bakmakla yükümlü olunan kişi bulunmayan on sekiz yaşını doldurmamış Türk vatandaşı çocuklar da gelir tespiti aranmaksızın primleri devletçe karşılanmak üzere sigortalı sayılır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 60Kaynağı aç
Öğrenimini tamamlayan gençler ile askerlik yükümlülüğünü yerine getirenler bakımından mevzuatta özel koruyucu hükümler yer almaktadır. Anne veya babası üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmayanlardan lise ve dengi öğrenimden mezun olanlar yirmi yaşını, yükseköğrenimden mezun olanlar ise yirmi beş yaşını geçmemek şartıyla, bakmakla yükümlü olunan kişi ya da 60. maddenin birinci fıkrasının (g) bendi hariç genel sağlık sigortalısı olmamak kaydıyla, mezuniyet tarihini izleyen günden itibaren iki yıl süreyle gelir tespiti yapılmaksızın primleri devletçe karşılanarak tescil edilirler. Bunun yanı sıra er ve erbaş olarak askerlik hizmetini ifa edenler sevk tarihi ile terhis tarihi arasında primleri ilgili kamu idaresince karşılanarak sigortalı sayılır.
GSS Borçlarında Özel Yapılandırma ve 6183 Sayılı Kanun Kapsamında Taksitlendirme
Genel sağlık sigortası borçlarında af ve yapılandırma niteliği taşıyan uygulamalar ile genel taksitlendirme mekanizması hukuki sonuçları bakımından farklılık taşır. Borç aslından indirim yapılması, gecikme cezası ve gecikme zamlarının silinmesi gibi imkânlar ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürürlüğe konulan özel af ve yapılandırma kanunları ile mümkündür. Yürürlükte genel bir af veya kendiliğinden terkin sağlayan özel bir yasal düzenleme bulunmadığı dönemlerde, mevcut borçların tasfiyesi genel hükümler çerçevesinde yürütülür.
Özel bir af kanunu bulunmadığı durumlarda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48. maddesi uyarınca sürekli taksitlendirme yoluna başvurulabilir. Amme borcunun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşürecek olması halinde, borçlunun yazılı talebi ve teminat göstermesi şartıyla amme alacağı otuz altı ayı geçmemek üzere faiz alınarak tecil edilebilir. Bu düzenleme bir faiz affı niteliğinde olmayıp gecikme zammı silinmez ve borç tecil faizi uygulanarak taksitlendirilir. Tecil edilen borç tutarının kanunda belirtilen yasal haddi aşmaması halinde teminat aranmazken bu haddin üzerindeki borçlarda aşan kısmın yarısı oranında teminat gösterilmesi zorunludur. Tecil şartlarına uyulmaması veya teminatın tamamlanmaması durumunda alacak kendiliğinden muaccel hale gelir.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin on altıncı fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı, Kurumun 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilen alacakları için anılan Kanun'un 48/A maddesindeki tecil ve taksitlendirme hükümlerini uyumlu prim borçluları hakkında uygulatma yetkisine sahiptir. Bu haktan yararlanabilmek için en az üç yıl süreyle prim yükümlüsü olunması, son üç yıl içerisinde verilmesi gereken bildirgelerin kanuni sürelerinde Kuruma verilmiş olması ve vadesi bir yılı geçmemiş borcun iyi niyet sahibi olunmasına rağmen ödenememiş bulunması şarttır.
Hatalı GSS Kayıtlarının İptali ve Haksız Yararlanmanın Hukuki Sınırları
Kişinin aynı dönemde zorunlu sigortalı olarak çalışması, emekli veya memur statüsünde bulunması, bakmakla yükümlü olunan kişi konumunda olması, gelir testi sonucuna göre devletçe karşılanan grupta yer alması veya mükerrer tescil bulunması hallerinde hatalı prim tahakkukları gündeme gelebilmektedir. Bu tür bildirim ve kapsam uyuşmazlıklarında borç kaydının incelenmesi ve düzeltilmesi amacıyla ilgili Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı başvuru yapılmalıdır.
5510 sayılı Kanun'un Geçici 45. maddesi, genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü kişi sayıldığı hâlde hak etmediği kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31.01.2012 tarihine kadar verilen hizmetler yüzünden Kurumun tahakkuk ettirdiği veya ettireceği borçların, ilgili kişiler bu nedenle açtıkları davadan vazgeçerse tahsil edilmeyeceğini düzenler. Bu borçlar için açılmış dava ve icra takiplerinden de Kurum vazgeçer. Aynı konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/2743, K. 2019/275 sayılı kararında, hakkını açıkça kötüye kullandığı kabul edilen kişi yönünden bu geçici hükümden yararlandırma mümkün görülmemiş ve tahakkuk ettirilen sağlık giderlerinin iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. Geçici 45Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/2743, K. 2019/275 sayılı kararında, boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam eden ve hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla genel sağlık sigortasından yararlanan kişinin bu davranışının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğu kabul edilmiştir. Kararda, hakkın kötüye kullanıldığının savunma olarak ileri sürülmemiş olması hâlinde dahi bunun defi değil itiraz niteliğinde görüldüğü ve dosyadan anlaşılan böyle bir durumun hâkim tarafından kendiliğinden gözetileceği ifade edilmiştir. Anılan olayda Geçici 45. madde uygulanmamış ve Kurumca tahakkuk ettirilen sağlık giderlerinin iadesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin son fıkrasına göre, eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış gelir ve aylıkları kesilir; bu kişilere ödenmiş tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/1545, K. 2020/5061 sayılı kararında, birlikte yaşama olgusunun belirlenmesi için nüfus müdürlüğünden adres hareketlerinin tarihlerine göre istenmesi, su, elektrik ve telefon aboneliklerinin hangi adreste ve kimin adına tesis edildiğinin saptanması, seçmen bilgi kayıtlarının getirtilmesi ve çalışmaya ilişkin belgelerde yer alan adreslerin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Şartları ve Prim Borcu İstisnaları
Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olunan kişinin, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam otuz gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının bulunması gerekir; 60. maddenin birinci fıkrasının (c) ve (f) bentleri bu otuz gün koşulunun dışında bırakılmıştır. 60. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (g) bendine tabi olanlarda, belirtilen gün sayısıyla birlikte, sağlık hizmeti sunucusuna başvurulan tarihte 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirmesi devam edenler hariç altmış günden fazla prim ve prime ilişkin borç bulunmaması şarttır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 67Kaynağı aç
Kanun koyucu belirli kişi grupları ve tıbbi aciliyet durumları bakımından prim ödeme gün sayısı ve borçsuzluk şartına istisnalar tanımıştır. 5510 sayılı Kanun'un 67. maddesinin birinci fıkrası uyarınca on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olanlar, trafik kazası halleri, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı durumları, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, madde bağımlılığı tedavisine yönelik hizmetler, 63. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sağlanan sağlık hizmetleri ile 75. maddede sayılan afet, savaş, grev ve lokavt hallerinde prim borcu bulunsa dahi sağlık hizmetlerinden yararlanılır. Acil haller dışında sağlık kuruluşuna başvuran kişilerin biyometrik kimlik doğrulaması yaptırması veya kanunda onaylanmış resmî kimlik belgelerinden birini ibraz etmesi zorunludur.
Sigortalılık niteliğinde değişiklik olan haller bakımından da kanunda özel süreler öngörülmüştür. Bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamından çıkanların genel sağlık sigortalısı olduğu tarihten itibaren otuz gün içinde sağlık hizmeti alabilmesi için son bir yılda otuz gün prim ödeme koşulu aranmaz. 60. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanır. Sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde doksan günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, bu tarihten itibaren doksan gün süreyle bakmakla yükümlü oldukları kişiler dahil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar. Ayrıca lise ve dengi öğrenimden mezun olanlar yirmi yaşını, yükseköğrenimden mezun olanlar ise yirmi beş yaşını aşmamak ve bakmakla yükümlü olunan kişi veya 60. maddenin birinci fıkrasının (g) bendi hariç sigortalı olmamak kaydıyla, mezuniyet tarihini izleyen günden itibaren iki yıl süreyle prim borcuna bakılmaksızın sağlık hizmetlerinden faydalandırılır.
Sosyal Güvenlik Kurumunun Takip Yetkisi ve Yargı Yolu
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51, 102 ve 106. maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağını ve Kurumun bu uygulamada Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan yetkileri kullanacağını düzenler. Aynı madde, Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde ve imtiyazlı alacak olduğunu; Kurumun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe sonuçlanması hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yazılı tazminat ve cezaların Kurum hakkında uygulanmayacağını belirtir.
Kurumun görev alanı kapsamındaki tebligatlar elektronik ortamda yapılabilir ve muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda usulen yapılmış sayılır. Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un uygulamasından doğan uyuşmazlıkların çözümünde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması amme alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.
GSS prim borçları af kanunu olmadan tamamen silinebilir mi?
Özel bir kanuni düzenleme olmadıkça borç aslı, gecikme zammı ve gecikme faizi bu yolla silinmez. 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre borcun vadesinde ödenmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, yazılı istem üzerine alacak otuz altı ayı geçmemek üzere faiz alınarak tecil edilebilir. Tecil edilen borçların toplamı kanunda belirtilen tutarı aşmıyorsa teminat aranmaz; bu tutarı aşan bölümde gösterilecek teminat, aşan kısmın yarısı oranındadır.
GSS borcu olan kişiler sağlık hizmeti alabilir mi?
60. maddenin birinci fıkrasının (g) bendine tabi kişilerde sağlık hizmeti, son bir yıl içinde otuz gün prim ödenmiş olmasına ve 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirmesi devam edenler hariç altmış günden fazla prim ve prime ilişkin borç bulunmamasına bağlıdır. On sekiz yaşını doldurmamış olanlar, tıbben başkasının bakımına muhtaç olanlar, trafik kazası, acil hâl, iş kazası, meslek hastalığı, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalık, madde bağımlılığı tedavisi, 63. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca sağlanan sağlık hizmetleri ile 75. maddede sayılan afet, savaş, grev ve lokavt hâllerinde bu koşullar aranmaz.
Gelir testi sonucunda prim borcu muafiyeti nasıl belirlenir?
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan gelir tespitinde aile içi kişi başı gelirin brüt asgari ücretin üçte birinden az çıkması halinde genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından karşılanır.
Mezun olan gençler genel sağlık sigortasında ne kadar süreyle ele alınır?
Lise ve dengi öğrenim mezunlarında yirmi yaş, yükseköğrenim mezunlarında yirmi beş yaş aşılmamak üzere mezuniyeti izleyen günden başlayarak iki yıllık süreler söz konusudur. Ana veya babası üzerinden bakmakla yükümlü sayılmayan, ayrıca bakmakla yükümlü kişi olmayan ve 60. maddenin birinci fıkrasının (g) bendi dışında genel sağlık sigortalısı olmayan kişiler bu iki yıl boyunca gelir tespiti yapılmaksızın 60. maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayılır. Aynı yaş ve sigortalılık şartlarıyla, mezuniyeti izleyen günden itibaren iki yıl prim borçlarına bakılmaksızın bakmakla yükümlü olunan veya hak sahibi kişi sayılarak sağlık hizmetinden yararlanma da ayrıca düzenlenmiştir.
SGK icra takibine karşı iş mahkemesinde dava açılması tahsilatı durdurur mu?
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin on dokuzuncu fıkrası gereğince alacaklı birimin bulunduğu yer iş mahkemesinde dava açılması, amme alacağının takip ve tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

