Fikri ve Sınai Mülkiyette Alternatif Uyuşmazlık Çözümü

by Avukat Erdal Ersoy
Fikri ve Sınai Mülkiyette Alternatif Uyuşmazlık Çözümü

Fikri ve sınai mülkiyet hukukundan doğan uyuşmazlıklar; dava şartı veya ihtiyari arabuluculuk, çalışan buluşlarında tahkim, idari uzlaşma ve internet alan adı çözüm mekanizmaları gibi alternatif yöntemlerle karara bağlanabilmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca fikrî mülkiyet mevzuatında öngörülen hususlardan doğan davalar kural olarak ticari dava sayılmakta; konusu para alacağı veya tazminat olan uyuşmazlıklarda ise aynı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı teşkil etmektedir. Bununla birlikte uyuşmazlığın niteliği, davaların yığılması veya özel mevzuatta tahkim ya da uzlaştırma öngörülmüş olması durumunda izlenecek hukuki usul farklılaşmaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı

Sınai Mülkiyet Davalarında Arabuluculuk ve Taleplerin Yığılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca konusu para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat olan ticari davalarda arabuluculuk bir dava şartıdır. Kanun'un 4. maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın fikrî mülkiyet hukukundan doğan davalar ticari dava niteliği taşıdığından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki para ve tazminat talepli uyuşmazlıklar kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabidir.

Marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve ticaret unvanının terkini gibi eda veya tespit istemleri ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte açıldığı durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca davaların yığılması gündeme gelir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4851 Esas ve 2020/2732 Karar sayılı içtihadı uyarınca, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi veya ticaret unvanının terkini gibi konusu para alacağı olmayan ve arabuluculuğa tabi bulunmayan taleplerle birlikte açılan tazminat ve tahsil talepleri de arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4851, K. 2020/2732Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/4851 E.  ,  2020/2732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/04/2019 tarih ve 2019/131 E.- 2019/186 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/10/2019 tarih ve 2019/1868 E.- 2019/2012 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "GAZİANTEP CUMBA" markasına davalı tarafından "JUMBA KÜNEFE GAZİANTEP" markası ile tecavüz edildiğinin tespiti, tecavüz teşkil eden her türlü fiilin önlenmesi, durdurulması, toplanan ürünlerin imhası, davalının ticaret unvanından "JUMBA" kelimesinin çıkartılması, "jumbakünefe" isimli instagram hesabının kullanımının durdurulmasını, davalılar tarafından marka başvurusunda bulunulmuş olduğundan dava sonuçlanıncaya kadar marka hakkının üçüncü kişilere devrinin önlenmesini, şimdilik 30.000 TL manevi 1.000 TL maddi tazminata ve maddi tazminat talebinin tespiti amacı ile SMK 159/2-c uyarınca lisans bedelinin tespitine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu, somut olayda davacının; her ne kadar markaya tecavüzün tespiti, ref'i ve haksız rekabete dayalı olarak ticaret unvanının kısmen iptali talepleri mevcut ise de, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunduğu ve tazminat taleplerinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacının diğer talepleri de aynı iddiadan kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekli olduğundan dava şartının ihalal edildiği gerekçesi ile davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A, HMK 115/2 uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, marka hakkına istinaden unvan terkini, markaya tecavüzün tespiti, men'i, buna bağlı olarak da maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece mahkemesince, dava türü itibariyle dava açılmadan önce arabulucuya müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir. Davanın 7115 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK’na eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup, uyuşmazlık, marka hakkına dayalı olarak unvan terkini, markaya tecavüzün tespiti, meni ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarını içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat istemlerine ilişkin davalar arabuluculuğa tabi ise de, unvan terkinine, markaya tecavüzün tespiti ve menine ilişkin davalar, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda, arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir. Bu itibarla, işin esasına girilerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Çalışan Buluşlarında Zorunlu Tahkim ve İhtiyari Arabuluculuk

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 115/11 ile Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik m. 24 gereğince, çalışan buluşlarından doğan ihtilaflarda tahkim yoluna başvuru zorunludur. Tahkim zorunluluğu yalnızca buluş bedelinin belirlenmesiyle sınırlı olmayıp, çalışan ile işveren arasındaki anlaşmazlıkları, çalışanların kendi aralarındaki ihtilafları, buluş bedelinin miktarını, ödeme usulünü ve diğer tüm hak ve borçları kapsamaktadır. Bu uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanmamaktadır.

Çalışan buluşlarına ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk tatbik edilmemekle birlikte, Çalışan Buluşlarına Dair Yönetmelik m. 24/5 uyarınca tarafların tahkim yoluna gitmeden önce ihtiyari olarak arabulucuya başvurmaları mümkündür. İhtiyari arabuluculuk tarafların ortak iradesine bağlı olup, yürütülen görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamaması hâlinde uyuşmazlığın yeniden zorunlu tahkime götürülmesi gerekmektedir.

TÜRKPATENT Nezdinde Uzlaşma Usulü ve Süreler

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 19/4 uyarınca Türk Patent ve Marka Kurumu, yayıma itiraz süreçlerinde gerekli görmesi durumunda tarafları uzlaşmaya teşvik edebilmektedir. Uzlaşma usulüne ilişkin konularda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 32 çerçevesinde Kurum, yayıma itirazların veya Kanun m. 19/3 kapsamındaki kararlara yapılan itirazların incelenmesinde tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Tarafların bir ay içinde yazılı uzlaşma beyanı sunması gerekir; bu süre içinde olumlu yanıt verilmemesi durumunda uzlaşma daveti reddedilmiş sayılarak itiraz incelemesine devam olunur. Tarafların arabulucuya başvuracaklarını Kuruma bildirmeleri durumunda ise inceleme üç ay süreyle ertelenir; bu süre tarafların ortak talebi üzerine üç ay daha uzatılabilir.

Uzlaşma sürecinde taraflardan birinin ilettiği uzlaşma teklifinin otuz gün içinde karşı tarafça kabul edilmemesi durumunda teklif reddedilmiş sayılır. Ancak bu teklifin reddedilmiş sayılması, tarafların daha sonra 6325 sayılı Kanun çerçevesinde arabuluculuğa başvurmalarına engel oluşturmaz.

Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda Alternatif Yollar

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki uyuşmazlıkların tamamı doğrudan dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca fikrî mülkiyet mevzuatında öngörülen hususlardan doğan davalar kural olarak ticari dava sayılmakla birlikte, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bu kuralın istisnası kılınmıştır. Dolayısıyla telif uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun tatbik edilebilmesi için uyuşmazlığın bir ticari işletmeyle bağlantılı olması aranır.

Fikir ve sanat eserlerinin, icraların ve fonogramların umuma açık mahallerde kullanımına ilişkin tarife bedellerinin tayininde özel bir uzlaştırma komisyonu usulü benimsenmiştir. Tarafların kanuni sürelerde anlaşamaması hâlinde Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde teşekkül eden komisyon tarifelerin müzakeresini yürütür. Bu komisyon raporu bağlayıcı bir nitelik taşımamakla birlikte taraflara sözleşme yapma konusunda yol gösterir; anlaşma sağlanamadığı takdirde yargı yolu açıktır.

Telif haklarının ihlalinden kaynaklanan cezai süreçlerde uzlaştırma kurumu işletilebilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde yapılan kanuni düzenleme ile etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçların uzlaştırma kapsamı dışında kalacağına dair sınırlamanın kaldırılması sonucunda, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 71. maddesinde düzenlenen ve şikâyete bağlı olan telif suçları da uzlaştırmaya elverişli hâle gelmiştir.

İnternet Alan Adı Uyuşmazlık Mekanizmaları

İnternet Alan Adları Yönetmeliği m. 25/1 uyarınca Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları (UÇHS) nezdindeki mekanizmaya başvurabilmek için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: İhtilaflı alan adının, sahip olunan veya ticarette kullanılan tanıtıcı işaretle aynı ya da benzer olması, alan adını tahsis ettirenin yasal bir hakkının veya bağlantısının bulunmaması ve alan adının kötü niyetle tahsis ettirilmiş ya da kullanılıyor olması şarttır. Bu koşulların varlığı halinde alan adının iptaline veya devrine karar verilebilir.

UÇHS usulünde alan adı sahibine ait kimlik ve iletişim bilgileri süreç boyunca şikâyet eden tarafa açıklanmamaktadır. Bu gizlilik kuralı, hak sahibinin iddialarını tevsik edecek ilave delilleri ve bağlantıları toplamasını güçleştirebilmektedir.

Uluslararası düzeyde uygulanan WIPO Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözüm Politikası (UDRP) uyarınca yapılan başvurularda hakem seçimi taraflarca yapılabileceği gibi WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi tarafından da gerçekleştirilebilir. Uyuşmazlıklar kural olarak tek bir hakem tarafından incelenmekte; tarafların talep etmesi hâlinde ise üç hakemden oluşan bir heyet teşkil edilmektedir.

WIPO UDRP kuralları çerçevesinde şikâyetin kabul edilebilmesi için şikâyetçinin; alan adının kendi tescilli markası veya ayırt edici işaretiyle aynı ya da karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, alan adı sahibinin bu işaret üzerinde meşru bir hak veya menfaatinin bulunmadığını ve alan adının kötü niyetle tescil edilip kullanıldığını birlikte kanıtlaması zorunludur. UDRP hakem heyetinin yetkisi yalnızca alan adının devrine, iptaline veya şikâyetin reddine karar vermekle sınırlıdır; heyet tazminata, vekâlet ücretine veya cezai bir yaptırıma hükmedemez.

Sıkça Sorulan Sorular

Marka tecavüzünün men'i ve tazminat davaları birlikte açıldığında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i veya unvan terkini gibi para alacağı niteliği taşımayan taleplerle birlikte açılan tazminat ve tahsil talepleri, davaların yığılması durumunda arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

Çalışan buluşlarından doğan bedel uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı mıdır?

Hayır, çalışan buluşlarından doğan uyuşmazlıklarda tahkim yoluna başvuru zorunlu olduğundan dava şartı arabuluculuk uygulanmaz; ancak taraflar tahkim öncesinde ihtiyari arabuluculuğa başvurabilirler.

Telif hakkı ihlali suçlarında ceza uzlaştırması mümkün müdür?

Evet, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 71 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı suç niteliğinde olduğundan ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253'teki etkin pişmanlık sınırlaması kaldırıldığından uzlaştırma kapsamındadır.

UDRP hakem heyeti alan adı uyuşmazlığında tazminat kararı verebilir mi?

Hayır, UDRP hakem heyetlerinin yetkisi yalnızca alan adının devri, iptali veya şikâyetin reddi ile sınırlı olup heyetin tazminat, vekâlet ücreti veya ceza niteliğinde bir yaptırıma hükmetme yetkisi yoktur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu