Çevrim İçi Ortamlarda Kurulan Tuzaklar ve Şantaj Tehdidi
İnternet ortamında güven ilişkisi tesis edilerek eşcinsel bireylerin kişisel verileri ile mahrem görüntüleri ele geçirilebilmektedir. Failler, elde ettikleri bu özel veri ve kayıtları mağdurun aile bireylerine, iş yerine veya yakın çevresine göndereceklerini belirterek menfaat temin etmeye çalışmaktadır. Cinsel yönelimin veya özel hayata ait görüntülerin açıklanacağı baskısıyla para istenmesi, şantaj fiilini meydana getirmektedir.
Dolandırıcılar elde ettikleri kişisel ve hassas kayıtları kamuoyuna duyurma ya da sosyal ağlarda yayımlama tehdidiyle kişilerden para talebinde bulunabilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesinin 1. fıkrasına göre, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bir kimseyi haksız çıkar sağlamaya veya kanuna aykırı ya da yükümlü olmadığı bir eyleme zorlayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, kendisine veya başkasına yarar sağlamak gayesiyle bir kimsenin şeref ya da saygınlığına zarar verebilecek durumların açıklanacağı veya isnat edileceği yönünde tehdit savrulması halinde de fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası tatbik edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı
veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar
sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14
md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref
veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat
edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya
hükmolunur.
Cebir
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Kayıtların Hukuka Aykırı İfşası
Bireylerin rızası hilafına özel alanlarına müdahale edilmesi bağımsız bir ceza normu olarak korunmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin 1. fıkrası gereğince kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır. İhlalin görüntü ya da seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilmesi halinde ise verilecek hapis cezası bir kat artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
Kayda alınan veya ele geçirilen mahrem materyallerin üçüncü şahıslara iletilmesi yahut internet ortamında paylaşılması ise ifşa boyutunu doğurur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin 2. fıkrası kapsamında, kişilerin özel yaşam alanına giren ses veya görüntüleri yetkisiz biçimde başkalarına aktaran veya yayan fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Bu kayıtların kitle iletişim araçları veya basın ve yayın kanalları aracılığıyla yayılması durumunda da yine aynı ceza aralığı tatbik edilir.
Bilişim Sistemleri Vasıtasıyla Dolandırıcılık ve Ağırlaştırıcı Nedenler
Mağdurların güveninin kötüye kullanılması ve bilişim altyapısının kullanılması yoluyla haksız menfaat temin edilmesi halinde dolandırıcılığın nitelikli hali değerlendirilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının ilgili hükümleri uyarınca; suçun bilişim sistemlerinin ya da banka veya kredi kurumlarının vasıta kılınması suretiyle işlenmesi durumunda, hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Eylemin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmesi halinde ise faile verilecek ceza bir kat artırılarak tayin edilir.
Faillerin Tespiti, Siber İncelemeler ve Finansal Deliller
İnternet üzerinde sahte profiller ve rumuzlar arkasına gizlenildiğinin düşünülmesi cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Siber suçlarla mücadele birimleri; faillerin kimlik ve konum bilgilerini belirlemek gayesiyle elektronik posta hesaplarını, IP adreslerini ve sunucu verilerini kapsamlı incelemeye tabi tutabilmektedir.
Tehdit ve haberleşmede kullanılan telefon hatları, operatör sistemlerindeki teknik veriler ve iletişim kayıtları vasıtasıyla araştırılarak şüphelilerin tespiti sağlanabilmektedir. Bununla birlikte şantaj neticesinde para gönderilen IBAN numaraları ve bankacılık işlem kayıtları üzerinden icra edilecek finansal takipler, faillerin belirlenmesinde somut kanıt niteliği taşımaktadır.
Yasal Başvuru Süreci ve Mesleki Gizlilik Güvencesi
Şantaj veya dolandırıcılık fiilleriyle karşılaşan kişilerin adli mercilere ve cumhuriyet savcılıklarına şikayette bulunması, soruşturmanın başlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması bakımından zorunlu ilk adımdır. Soruşturma evresinde cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi halinde, mağdurlar kanuni haklarını kullanarak bu takipsizlik kararına itiraz edebilir ve dosyanın yeniden tetkik edilmesini isteyebilir.
Özel yaşamın gizliliğinin korunması, hukuki süreç boyunca teminat altındadır. Avukatlar, vekillik görevi sebebiyle kendilerine tevdi edilen her türlü vakayı kanunen sır olarak muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu mesleki sır saklama zorunluluğunun çiğnenmesi yasal ve mesleki yaptırımlara bağlanmış olup, mağdurların adli mercilere başvururken cinsel yönelim ya da mahrem bilgilerinin korunması yasal güvencedir.
Özel görüntülerin izinsiz kaydedilmesi ve ifşa edilmesinin yaptırımı nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir; eylemin kayda alma suretiyle işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır. Bu görüntülerin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi veya basın yayın yoluyla yayımlanması durumunda ise fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Sahte hesap kullanan şantajcıların kimlikleri nasıl belirlenir?
Siber suç birimleri tarafından incelenen IP adresleri, sunucu kayıtları, elektronik postalar, operatör verileri ve para gönderilen IBAN kayıtları üzerinden teknik ve finansal incelemelerle failler tespit edilebilmektedir.
Şantaj ve ifşa tuzağına maruz kalan kişi ne yapmalıdır?
Yetkili adli mercilere başvurarak şikayette bulunulmalıdır; adli sürecin başlatılması ve faillerin tespiti için mağdurun şikayeti ilk adımı teşkil eder.
Savcılığın takipsizlik kararına karşı hangi yola başvurulabilir?
Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz yoluna başvurularak dosyanın yetkili makamca yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

