Ek Kurumlar Vergisi Kapsamı, Oranları ve Muafiyetler

by Avukat Erdal Ersoy
Ek Kurumlar Vergisi Kapsamı, Oranları ve Muafiyetler

Ek Kurumlar Vergisinin Yasal Dayanağı ve Vergilendirme Kapsamı

7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca kurumlar vergisi mükelleflerinin 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yaptıkları istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamındaki indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancından bağımsız olarak yüzde 10 oranında ek vergi hesaplanır. Mükelleflerin ilgili hesap döneminde kazanç veya zarar elde etmiş olmaları vergilendirmeyi etkilemez; tarhiyat beyannamede yer alan istisna ve indirim tutarları üzerinden yürütülür. Kanun hükmü uyarınca hesaplanan ek vergi tutarları kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak dikkate alınamaz ve hiçbir vergiden mahsup edilemez.

Danıştay 3. Daire, E. 2024/4818, K. 2025/1832Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/4818 E.  ,  2025/1832 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/4818 Karar No : 2025/1832 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Elektrik Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU :…Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faaliyetinin temelini oluşturan elektrik üretim santralinin, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden muaf olduğu belirtilmiş illerden olan Adana ilinde yer aldığı, idarece, şirkete ait santralde deprem neticesinde ortaya çıkan hasarın yapılan yoklamayla halihazırda tespit edilmiş olduğu dikkate alındığında ve ek verginin deprem nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların giderilmesi, toplumsal dayanışmanın sağlanması gibi sosyal ve ekonomik şartların zorunlu kıldığı nedenlerle getirilmiş olması karşısında yapılan amaçsal yorum neticesinde, üretim ve faaliyet alanının deprem bölgesi içerisinde yer aldığı konusunda da herhangi bir ihtilaf bulunmayan davacı şirketin, hak ve nesafet ilkesi uyarınca muafiyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle tahakkuk eden ek vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören Anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeksizin zarar dahi olsa indirim tutarı üzerinden hesaplanacak olan verginin mali güce göre vergilendirme ilkesinin ihlâli anlamına geldiği, deprem bölgesinde faaliyet gösterildiği dikkate alınmaksızın tahakkuk eden ek verginin kaldırılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mükellefiyet kaydı Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup Adana'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı beyan edilmiş, %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla beyan edilmiştir. Ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen ek verginin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de Kahramanmaraş depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında kanun koyucunun amacının, depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden İstanbul Beşiktaş Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde ticari faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra söz konusu il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunmamakla birlikte kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Deprem bölgesinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunan ve bu faaliyeti deprem nedeniyle sekteye uğrayan davacının iktisadi faaliyeti ile sınırlı olarak muafiyetten yararlandırılması gerekirken yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Dava Dairesi kararının, bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke gereğince verginin esaslı unsurlarının kanunla konulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında işaret edilen vergiyi doğuran olay, konu, matrah, yükümlü, mahsup ve iade, tarh, tahakkuk, tahsil ve uygulanacak yaptırımlar gibi unsurlar yanında, vergiye ilişkin indirim, istisna ve muafiyetler de verginin esaslı unsurlarındandır. Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişileri vergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden de vazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur ( AYM, E.2024/68, K.2024/167, 24/09/2024, § 47). 7440 sayılı Kanun’un (27) numaralı fıkrasının beşinci cümlesine göre 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas ilinin Gürün ilçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaf tutulmuştur. Muafiyetin, yeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde, ek tahakkukta hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
7440 sayılı BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen alacaklardan, vadesi 31/12/2022 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde 1/1/2023 tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve bir amme borçlusu adına tahakkuk etmiş asli ve fer’i alacakların toplamı tüm tahsil daireleri itibarıyla 2.000 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. Bu tutarın tespitinde 1/1/2023 tarihi itibarıyla tahsil dairesi kayıtları esas alınır. Bu fıkra kapsamında tahsilinden vazgeçilen alacaklar ile ilgili açılmış davalar, alacaklı tahsil dairesinin alacağın terkin edildiğine ilişkin bildirimi üzerine mahkemesince sonlandırılır, bu davalar ile ilgili yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olan tutarlar iade edilmez. (2) Bu Kanunun 3 üncü ve 4 üncü maddelerine göre yapılandırılarak kesinleşen tarhiyatlar, yapılandırmanın ihlal edilmemesi şartıyla 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında değerlendirilmez. Şu kadar ki, anılan bent kapsamında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce söz konusu tarhiyatlar nedeniyle 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesi kapsamında yararlanılamayan indirim tutarları için bir düzeltme yapılamaz. (3) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14 üncü, 21 inci, 23 üncü, 39 uncu ve 76 ncı maddeleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 10 uncu, 26 ncı, 27 nci ve 28 inci maddeleri, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun mülga 63 üncü maddesi ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 129 uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm hâlleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. (4) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fazla veya yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve 506 sayılı Kanunun, 1479 sayılı Kanunun, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun, 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun, 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri ve 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklara ilişkin borç asılları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. (5) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayılanların prim borçları sebebiyle aynı Kanunun 88 inci maddesinin onikinci fıkrası uyarınca sattıkları tarımsal ürün bedellerinden, tarımsal kesinti sorumlularınca kesinti yapıldığı hâlde Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi gereken prim tutarlarından 2022 yılı Aralık ayı ve önceki dönemlere ilişkin borçları ile bu borçlara gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu borçlara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı tahsilinden vazgeçilir. (6) 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkarılan iş yerlerine ilişkin olup iş yerine ait borcun tamamının ödeme süresi 31/12/2020 veya önceki bir tarihe ilişkin olduğu hâlde ödenmemiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ve idari para cezası asılları toplamı 500 Türk lirasını aşmayan alacaklar ile tutarına bakılmaksızın bu alacaklara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’ilerinin ve aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 10.000 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. (7) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) 2918 sayılı Kanun uyarınca araç muayenesi yaptırmaları gerektiği hâlde muayenelerini süresinde yaptırmamış olanların, 30/9/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) araç muayenelerini yaptırmaları ve anılan Kanunun 35 inci maddesi uyarınca muayene süresi  geçirilen  her ay ve kesri için tahsili gereken %5 fazla yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları, bu Kanunun yayımı tarihinden (yayımlandığı ay dâhil) araç muayenelerinin yapıldığı tarihe kadar her ay ve kesri için aylık %0,75 oranı esas alınarak hesaplanacak tutarı ödemeleri şartıyla anılan madde uyarınca alınması gereken %5 fazlaların tahsilinden vazgeçilir ve yetkili kuruluş tarafından tahsil edilen bu tutarlar anılan maddede belirtilen süre ve şekilde Hazine hesaplarına aktarılır. Bu fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarların bu fıkra hükümlerine dayanılarak iadesi yapılmaz. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. 22/3/2020 ile 3/7/2020 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) geçen süre için 2918 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde yer alan %5 fazlaya ilişkin hüküm ve Yİ-ÜFE aylık değişim oranları uygulanmaz, tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez. (8) 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 25 inci, geçici 26 ncı ve geçici 28 inci maddeleri kapsamında ertelenen bedeller hariç olmak üzere, ilgili kanunları uyarınca orman sayılan yerler, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar hakkında yapılan kesin izin, kesin tahsis, kullandırma kararı, irtifak hakkı, kullanma izni ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan ve vadesi 31/12/2022 tarihi itibarıyla geldiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kullanım bedelleri ve hasılat/ticari kâr payları asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer’ileri yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde başvurulması ve ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra kapsamında olan ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya icra takibi başlatılmış alacaklar için borçluların bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere bu Kanunda belirtilen sürede başvurmaları ve Kanunda öngörülen süre ve şekilde alacakların ödenmesi hâlinde bunlar için açılan davalar sonlandırılır ve icra takipleri durdurulur. Bu takdirde borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu fıkrada belirtilen borçların süresi içinde ödenmemesi sebebiyle kesin izin, kesin tahsis, kullandırma kararı, irtifak hakkı, kullanma izni ve kiralama işlemleri iptal edilenler tarafından borçlar bu fıkrada belirtilen şekilde ödense dahi, iptal işlemi ihya edilmez ve geçerliliğini korur. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir. (9) İl özel idareleri, YİKOB’lar, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bunlara ait şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar hakkında yaptıkları satış, irtifak hakkı ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan (tasarrufunda bulunan taşınmazların kira ve irtifak hakkı bedelleri ile kaynak sularının kira bedeli dâhil) ve vadesi 31/12/2022 tarihi itibarıyla geldiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kullanım bedelleri ve hasılat payları asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer’ileri yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde başvurulması ve tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların Kanunda öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir. (10) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince 6183 sayılı Kanuna göre takip edilmekte olan ve vadesi 31/12/2020 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ve her bir alacağın türü, dönemi, asılları ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle tutarı 250 Türk lirasını aşmayan asli alacakların ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i alacakların, aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 500 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. (11) 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu hükümlerine göre, 31/12/2022 tarihine kadar ödenmesi gerekmesine rağmen ödenmemiş olan, üyelerin oda ve borsalara olan aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve borsa tescil ücreti ile oda ve borsaların Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine olan aidat borçları asılları ile 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 26 ncı maddesinin yirmiüçüncü fıkrası ile 27 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ödenmesi gereken sigorta eksperleri ve sigorta acenteleri levha aidat borç asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam dokuz eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken ilk taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da bir takvim yılında birden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya süresinde ödenmeyen ya da eksik ödenen herhangi bir taksitin vade sonuna kadar ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Vergi mükellefiyeti sona erdiği hâlde oda/borsa kayıtları devam eden üyelerin, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihe kadar ödenmeyen borçları için bu fıkra hükümleri uygulanır. Vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra, tahakkuk etmiş aidat borçlarının asılları ile birlikte fer’i borçlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yetkilidir. (12) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam dokuz eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği yetkilidir. (13) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu hükümlerine göre esnaf ve sanatkârların üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna olan katılma payı, esnaf ve sanatkârların meslek eğitimini geliştirme ve destekleme fonu borç asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam dokuz eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu kapsamda tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların birlik ve federasyonlara, birlik ve federasyonların da Konfederasyona kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat ve katılma payı asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Vergi mükellefiyeti sona erdiği hâlde oda kayıtları devam eden üyelerin, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihe kadar ödenmeyen borçları için bu fıkra hükümleri uygulanır. Vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra, tahakkuk etmiş aidat borçlarının asılları ile birlikte fer’i borçlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu yetkilidir. 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hâli ilan edilen yerlerde; ödenmesi gerektiği hâlde ödenmemiş olan, 5362 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyet gösteren ve depremden zarar gören esnaf ve sanatkârların aidat borçları ve gecikme zamları ile odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birliklerin Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna olan katılma payı ve mesleki eğitim fonu borçları ve gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçmeye 31/12/2023 tarihine kadar ilgili yönetim kurulu yetkilidir. (14) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatların ve stajyer avukatların baro kesenekleri ile staj kredisi borçlarının asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar baro kesenekleri için ilgili baroya, staj kredisi alacakları için Türkiye Barolar Birliğine başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Ancak bu fıkradan yararlananlardan aylık taksitini süresinde ödemeyenler bakımından bir kereye mahsus olmak üzere ödenmeyen taksitin bir sonraki ay taksiti ile birlikte ödenmesi durumu saklıdır. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarlar fıkrada öngörülen süre ve şekilde tamamen ödeninceye kadar durdurulur ve alacağın tamamı ödendiğinde sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin dosyanın kapatılması için gerekli tahsil harcı borçlu tarafından ödenir, bundan başka yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Barolar Birliği yetkilidir. (15) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yetkilidir. (16) 31/12/2022  tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 23/1/1953 tarihli ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Merkez Konseyine olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların da Merkez Konseyine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türk Tabipleri Birliği yetkilidir. (17) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türk Diş Hekimleri Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması veya bu fıkrada belirtilen ödeme zamanında ilk taksitin ödenmesi şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların da Türk Diş Hekimleri Birliğine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türk Diş Hekimleri Birliği yetkilidir. (18) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türk Veteriner Hekimleri Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili odaya/birliğe başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türk Veteriner Hekimleri Birliği yetkilidir. (19) 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 15/5/1957 tarihli ve 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu hükümlerine göre üyelerin odalara olan aidat borçları ile odaların Türkiye Ziraat Odaları Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam dokuz eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken ilk taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da bir takvim yılında birden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya süresinde ödenmeyen ya da eksik ödenen herhangi bir taksitin vade sonuna kadar ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Ziraat Odaları Birliği yetkilidir. (20) 8/3/2011 tarihli ve 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu hükümleri kapsamında olan ve vadesi 31/12/2022 tarihi itibarıyla geldiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan su kullanım hizmet bedellerinin tamamı ile bu alacaklara ilişkin faiz gibi fer’i alacaklar yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar borçlu bulunulan birliğe başvuruda bulunulması ve ödenmesi gereken tutarın, birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam dokuz eşit taksitte ödenmesi hâlinde bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Yapılandırılan tutarın tamamının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde fer’i alacaklar yerine hesaplanan Yİ-ÜFE tutarının %90’ının tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Ancak bu fıkradan yararlananlardan aylık taksitini süresinde ödemeyenler bakımından bir kereye mahsus olmak üzere ödenmeyen taksitin bir sonraki ay taksiti ile birlikte ödenmesi durumu saklıdır. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri bu fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarlar fıkrada öngörülen süre ve şekilde tamamen ödeninceye kadar durdurulur ve alacağın tamamı ödendiğinde sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin dosyanın kapatılması için gerekli tahsil harcı borçlu tarafından ödenir, bundan başka yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilidir. (21) 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde; a) Depremden, kendisi, eşi, çocuğu veya anne ve babası etkilenen hizmet erbabına, işverenler tarafından 6/2/2023 ila 31/7/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) mevcut ücret, prim, ikramiye gibi ödemelerine ilave olarak yapılan ayni yardımlar ile toplam tutarı 50.000 Türk lirasını geçmeyen nakdi yardımlar 5510 sayılı Kanuna göre prime esas kazanca dâhil edilmez, bu yardımlar üzerinden 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisi ve 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca damga vergisi alınmaz. b) 6/2/2023 tarihi itibarıyla yerleşim yeri bulunan gerçek kişilerin, ikamet etmeleri amacıyla bedelsiz kullanımına bırakılan konutlara ilişkin olarak 2023 yılı gelirlerine uygulanmak üzere 193 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde belirtilen emsal kira bedeli esası uygulanmaz. c) Depremlerde veya bu depremlerdeki yaralanmalara bağlı olarak daha sonraki tarihlerde vefat edenlerin mirasçılarına, tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından ve bireysel emeklilik sisteminden, 6/2/2023 tarihinden itibaren yapılan ve 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (15) ve (16) numaralı bentlerinde sayılan menkul sermaye iradı kapsamındaki ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaz. ç) Depremlerde veya bu depremlerdeki yaralanmalara bağlı olarak daha sonraki tarihlerde vefat edenlerin mirasçılarına veraset yoluyla intikal eden mallar ile vefat eden hizmet erbabının eş, çocuk, anne ve babasına işverenler tarafından 6/2/2023 ila 31/7/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) yapılan yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Bu intikaller nedeniyle veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmez, ilişik kesme belgesi aranmaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir. (22) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve 213 sayılı Kanuna göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgeleri 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükellefler, durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yetkili mahkemeden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Mahkeme bu talebi ivedilikle görüşür ve gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. Ancak bu yerlerde bulunan mükellefin il veya ilçe idare kurullarından defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin olarak alacağı belge de yetkili mahkemeden alınmış belge hükmündedir. Böyle bir belge almamış olan mükellef, defterlerini ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Defter veya belgelerinin iş yerinde veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetkili meslek mensubunun faaliyetlerini yürüttüğü yerde zayi olduğunu beyan eden mükellef, ilgili mahkemeye veya il/ilçe idare kuruluna başvurduğunu gösteren belge ile yeni defterlerin açılış onayını notere yaptırabilir. Şu kadar ki ilgili mahkeme veya kurullarca defter ve belgelerin zayi olmadığına karar verilmesi halinde mükellef, defter ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Bu fıkra kapsamında yapılan yeni defterlerin tasdiki işleminden 492 sayılı Kanun hükümlerine göre noter harcı, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununa göre her ne adla olursa olsun noterlik ücreti alınmaz. 6102 sayılı Kanun ve 213 sayılı Kanun kapsamında tutulması ve tasdiki zorunlu olup elektronik ortamda tutulan defterlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından muhafaza edilen ya da muhafaza edilmek üzere anılan Bakanlığa elektronik ortamda iletilen defterler bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Mükelleflerin talebine istinaden bu defterlerin teslimine ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir. (23) 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde bulunan ticaret sicili müdürlüklerine kayıtlı ticari işletme, ticaret şirketleri ve şubelere ilişkin olarak; a) Adres değişikliği, aynı il sınırları içindeki ticaret sicili müdürlükleri arasında yapılacak merkez nakli, tasfiye ve terkin işlemlerinden, b) Deprem nedeniyle vefat edenlerin işletmenin sahibi, yönetim organı üyesi veya işletmeyi temsile yetkili olduğu hallerde, ticaret sicilinde bu kişilere ilişkin yapılacak değişikliklerden ve vefat eden kişilerin sahibi olduğu payların miras nedeniyle geçişine ilişkin yapılacak tescil işlemlerinden, c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan işlemler sonucunda düzenlenecek ticaret sicili kayıtlarına ilişkin belgelerden, 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) 492 sayılı Kanuna göre ticaret sicil harçları ile 5174 sayılı Kanunda öngörülen herhangi bir ücret ve gerçekleştirilen tescil, değişiklik ve terkin işlemlerine ilişkin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak ilanlardan ilan ücreti alınmaz. (24) 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde 5362 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyet gösteren ve depremden zarar gören esnaf ve sanatkârlara ilişkin olarak; aynı il sınırları içindeki tescil, tadil ve terkin işlemleri ile sicil tasdiknamesinden 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) anılan Kanunda öngörülen harç, herhangi bir ücret ve gerçekleştirilen tescil, tadil ve terkin işlemlerine ilişkin Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesinde yayımlanacak ilanlardan ilan ücreti alınmaz. (25) 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde; gelir ve kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı bulunan kişilerden veya gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan ancak yerleşim yeri bu yerlerde olan gerçek kişilerden ya da kuruluş ve faaliyet yeri bu yerlerde bulunan kurumlar vergisi mükellefiyeti olmayan teşekküllerden alacağı bulunan mükellefler, açılan tespit davası üzerine mahkeme tarafından borçlunun mal varlığının en az üçte birini kaybettiğine yönelik verilmiş bir karar bulunması şartıyla, deprem tarihinden önce doğmuş olan ve varlığı 213 sayılı Kanunda sayılan belgeler ile tevsik edilen alacaklarını aynı Kanunun 323 üncü maddesinde yer alan hükümlere göre dava veya icra safhasında bulunan alacak kabul ederek, bu alacakları için pasifte karşılık ayırabilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, bu fıkra kapsamında tespit edilen şüpheli alacaklarını defterlerinin gider kısmına kaydederler. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir. (26) 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde, depremlerde yıkılan veya ağır ya da orta hasarlı binalara ve ağır hasar görerek kullanılamaz duruma gelen taşıtlara ilişkin olup 6/2/2023 tarihinden önce tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan emlâk vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, çevre temizlik vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi ile bu alacaklara ilişkin vergi cezası, gecikme faizi, gecikme zammı terkin edilir ve taşıtlar üzerinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre vergi dairelerince tatbik edilmiş hacizler kaldırılır. Bu hüküm, fıkra kapsamına giren taşıtlara 6/2/2023 tarihinden önce 2918 sayılı Kanunun 116 ncı maddesine göre verilen trafik idari para cezası ile 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları ve bu cezanın verilmesine ilişkin geçiş ücreti ile gecikme zammı alacakları için de uygulanır. Bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir. (27) Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen istisna ile yurt dışından elde edilen ve en az %15 oranında vergi yükü taşıdığı tevsik edilen istisna kazançlar üzerinden ise %5 oranında ek vergi hesaplanır ve bu verginin ilk taksiti kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksiti bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödenir. Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflerde bu vergi, 2023 yılı içinde sona eren hesap dönemi için verilmesi gereken beyannamelerde gösterilmek suretiyle uygulanır. Bu vergi gider ve indirim olarak dikkate alınamaz ve hiçbir vergiden mahsup edilemez. Şu kadar ki 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının; (d), (i), (j) ve (k) bentleri ile geçici 14 üncü maddesi kapsamındaki istisnalar, aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının; (b), (c), (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentleri kapsamındaki indirimler, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında tevkifata tabi yatırım indirimi istisnası, ilgili kanunları uyarınca kurum kazancından indirilebilen bağış ve yardımlar ile 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 407 nci maddesi kapsamında tanımlanan mikro ve küçük işletmelerin teknoloji geliştirme bölgeleri ile Ar-ge ve tasarım merkezlerinden elde ettikleri istisnaya ve indirime konu kazançları üzerinden bu vergi hesaplanmaz. 6/2/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaftır. Tahsil edilen ek vergi, genel bütçe geliri olarak kaydedilir ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir. (28) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına girenler ile söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre içinde anılan maddede belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, (daha önce bu borçları ile ilgili olarak yapılandırma düzenlemelerinden yararlanmış ve ödemeleri devam edenler dâhil) bu Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Millî Eğitim Bakanlığına başvurmaları hâlinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere önceden ödedikleri faizleri iade etme sonucu doğurmaksızın bu fıkra hükümlerine göre yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içinde tahsilat işlemi durdurulur. 5/8/1996 tarihinden sonra yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanlar hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önceki süreler için herhangi bir fer’i alacak hesaplanmaz. Bunların daha önce ödemiş oldukları tutar ile mecburi hizmetlerinde değerlendirilen sürelere isabet eden tutar, anapara borç tutarından mahsup edilir. Bu fıkra uyarınca vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekâlet ücreti de dâhil yargılama giderleri tahsil edilmez. Hesaplanan borç tutarı, ilgilinin durumu ve ödenmesi gereken meblağ dikkate alınarak yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınması kaydıyla azami beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Bu fıkra kapsamında düzenlenen yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi damga vergisi ve noter harcından müstesnadır. Ancak terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesi ile öğrencilikle veya mecburi hizmetle yükümlü bulundukları süre içerisinde kadrolarıyla ilişiği kesilenler hakkında bu fıkra hükümleri uygulanmaz.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/2808, K. 2025/2243Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/2808 E.  ,  2025/2243 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2808 Karar No : 2025/2243 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Döküm Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yayım tarihinde yürürlüğe giren "diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin 27. fıkrasında yer alan "…6/2/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaftır." düzenlemesindeki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesinden, anılan yerlerde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olmanın değil anılan yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların anlaşılması gerektiği sonucuna varıldığı, kurumlar vergisi yönünden Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olup deprem bölgesinde yer alan Elazığ ili Organize Sanayi Bölgesinde ticari faaliyet yürüten davacının muafiyet hükümlerinden yararlanması gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu ek vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören Anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeksizin zarar dahi olsa indirim tutarı üzerinden hesaplanacak olan verginin mali güce göre vergilendirme ilkesinin ihlâli anlamına geldiği, deprem bölgesinde faaliyet gösterildiği dikkate alınmaksızın tahakkuk eden ek verginin kaldırılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mükellefiyet kaydı Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup Elazığ ilinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı beyan edilmiş, %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla beyan edilmiştir. Ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen ek verginin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de Kahramanmaraş depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında kanun koyucunun amacının, depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden İstanbul Sarıgazi Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde ticari faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra söz konusu il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunmamakla birlikte kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Deprem bölgesinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunan ve bu faaliyeti deprem nedeniyle sekteye uğrayan davacının iktisadi faaliyeti ile sınırlı olarak muafiyetten yararlandırılması gerektiğinden yazılı gerekçeyle davanın reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının, bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)- KARŞI OY : 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna tutarları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmış olup 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri" başlıklı 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu belirtilmiştir. Tebliğ'de yer alan (1) numaralı örnek şu şekildedir: "Mobilya imalatıyla iştigal eden (…) Ltd. Şti., kurumlar vergisi yönünden Hatay Antakya Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin 2022 hesap dönemi kurum kazancı 4.500.000 TL’dir. Adı geçen şirketin bu dönemdeki ticari kazancının 500.000 TL’lik kısmı kurumlar vergisinden istisna iştirak kazançlarından, 600.000 TL’lik kısmı ise Bursa Serbest Bölgesinde faaliyette bulunan şubesinden elde edilen istisna kazançtan kaynaklanmaktadır. Şirketin ayrıca nakdi sermaye artışından kaynaklı olarak kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapmış olduğu 100.000 TL tutarında indirimi bulunmaktadır. Anılan şirket deprem tarihi olan 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden Hatay İline bağlı vergi dairesinin mükellefi olması nedeniyle ek vergiden muaftır." Tebliğ'de yer alan (2) numaralı örnek şu şekildedir: "(B) A.Ş., kurumlar vergisi yönünden Mersin Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin ticari faaliyetlerinin bir kısmı Adana İlinde gerçekleştirilmektedir. Buna göre, her ne kadar faaliyetlerin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanunda sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de adı geçen Kurumun, 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı Mersin İlinde bulunduğundan, 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle, mükellef tarafından ek vergi hesaplanması gerekmektedir." 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kanun koyucu Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde mükellefiyet kaydı bulunmayan mükelleflerin ek vergi ödemekle yükümlü olduğu yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuş, uyuşmazlık konusu Tebliğ Tebliğ'in 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, aynı hüküm tekrar edilmiştir. Ayrıca, Tebliğ'de yer verilen örnekler açıkça göstermektedir ki mükelleflerin faaliyetlerinin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanun'da sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de 06/02/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı sayılan illerin dışında bulunan mükelleflerin 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle ek vergi hesaplaması gerekmektedir. Bu durumda, mükellefiyet kaydı İstanbul İlinde bulunan davacı tarafından 7440 sayılı Kanun uyarınca tahakkuk ettirilen ek vergide hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/10183, K. 2024/6939Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/10183 E.  ,  2024/6939 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/10183 Karar No : 2024/6939 DAVACI: … İmalat ve Mühendislik Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. … DAVALILAR : 1-… Bakanlığı/ANKARA (… Başkanlığı) VEKİLLERİ : Av. … 2- … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 12/03/2023 tarih ve 32130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrası ile getirilen ek vergiye ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan 15/04/2023 tarihli Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)'nin 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki, "kurumlar vergisi mükellefiyeti", 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki, "5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar", (6) numaralı fıkrasındaki, "2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde", 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki " ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrahı" ibareleri ve maddenin (2) numaralı fıkrasının iptali ile ihtirazi kayıtla verilen 2022 kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan ek vergi tahakkukunun kaldırılması ve sözü edilen hükümlerin dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Şirket merkezinin … olması nedeniyle mükellefiyet kaydının …'da olduğu ancak …'da bulunan fabrikası için yatırım istisnasından yararlandığı, depremden fiilen etkilendiği, ek vergiden muaf tutulmamasının Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu Tebliğ'le getirilen ek verginin 73. maddesinde düzenlenen vergilemede genellik ilkesine ve 2. maddesinde düzenlenen hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, deprem bölgesinde bulunan yatırım nedeniyle yararlandığı vergi istisnasının depremin etkilerinin giderilmesi amacıyla getirilmiş olan düzenlemeyle vergi konusu yapılmasının çelişki doğurduğu ve Kanun'un getiriliş amacına aykırı düştüğü, geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, tüm bu hususların yanı sıra uyuşmazlık konusu düzenleme ile tüm vergi mükelleflerine değil belli bazı kişilere mali yükümlülük getirilmesinin Anayasanın 73. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle isteme konu Tebliğ'in dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması, ihtirazi kayıtla verilen 2022 kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan ek vergi tahakkuku ile Tebliğin uyuşmazlığa konu kısımlarının iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI… BAKANLIĞI (… BAŞKANLIĞI)'NIN SAVUNMASI : 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkra hükmünün uygulanması amacıyla tekrarından ibaret olan Tebliğ hükümlerinde Kanun'a aykırılık bulunmadığı, getirilen düzenlemeyle kurumlar vergisi matrahında değişiklik yapılmadığı, sadece istisna ve indirimlerden yararlanılmasının engellendiği, yeni getirilen verginin matrahının tespit yöntemi olarak istisna ve indirim tutarlarının esas alındığı, Kanun'la getirilen ek vergide vergiyi doğuran olayın 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde beyan edilecek indirim ve istisna tutarlarının beyan edilmesi olduğu, bu tutarların matrah kabul edilerek ek verginin yürürlüğe girdiği tarihte henüz kurumlar vergisi beyanname verme sürecinin başlamadığı dolayısıyla geçmişe yürümenin söz konusu olmadığı, kurumlar vergisi beyannamesi verilmeden ve bu beyanname üzerinde istisna, indirim ve indirimli kurumlar vergisi bulunmadan ek vergiye ilişkin matrahın oluşmasının söz konusu olmadığı, 1994 tarihli Ekonomik Denge İçin Yeni Vergiler İhdasına Dair Kanun'da düzenlenen bir defaya mahsus ekonomik denge vergisinin alınacağı ve gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerindeki matrah üzerinden %10 oranında matrah hesaplanacağı yolundaki düzenlemeye karşı açılan davanın Anayasa Mahkemesince reddedildiği (06/07/1995 tarih ve E:1995/6, K:1995/29), 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek verginin de bu minvalde değerlendirilmesi gerektiği, 1999 depremi sonrasında depremin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek amacıyla Bazı Mükellefiyetler İhdası ve Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la getirilen ek gelir vergisi ve kurumlar vergisine karşı açılan davanın Anayasa Mahkemesince reddedildiği, söz konusu Kanun'un 1999 yılında yürürlüğe girdiği ve 1998 yılı için beyan edilen matrah üzerinden ek vergi alınmasının düzenlendiği, Mahkemece bu durumun geriye yürüme olarak değerlendirilmediği (28/03/2001 tarih ve E:1999/51, K:2011/63), 7440 sayılı Kanun'la da benzer bir düzenleme yapıldığı ve geriye yürümenin söz konusu olmadığının yargı kararıyla ortaya konulduğu, aynı durumda olanlar için yükümlülük getirildiğinden kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı, kanuni düzenleme ile getirilen ek verginin, mükelleflerin beyan ettiği matrahın tamamı üzerinden değil indirim ve istisna tutarı üzerinden hesaplandığı, iki taksit halinde ödeneceği, depremin yarattığı ekonomik etkileri azaltmak amacıyla bir defaya mahsus olarak getirildiği ve depremden etkilenen mükellefler muaf tutulduğundan söz konusu düzenlemede haklı beklenti ilkesine de aykırılık bulunmadığı, beyannamesinde indirim ve istisna gösteren tüm mükelleflerin bu indirim ve istisna tutarları üzerinden aynı oranda vergi ödemeleri öngörüldüğünden vergilemede eşitlik ilkesine aykırı bir durum bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DAVALI … VERGİ DAİRESİMÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASI: 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrası ile düzenlenen ek verginin depremin etkilerinin azaltılması amacıyla getirildiği, bir defaya mahsus kurumlardan vergi alınmasının, vergilemede adalet ve eşitlik ilkesi ile mali güce göre vergilendirme ilkelerine uygun olarak, içinde bulunulan olağanüstü dönemin yol açtığı zararın bertaraf edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan finansmanın karşılanması açısından önem arz ettiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ:Düzenleyici işlem yönünden yapılan değerlendirme: 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında açıkça 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan tutar üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağının belirtilmesi ve anılan Kanun'la verilen yetkiye dayanılarak hükmün uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla yürürlüğe konulan 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin uyuşmazlığa konu kısımları Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanunla verilen yetki aşılarak getirilmiş yeni bir kural olmadığı gibi Kanun'da hükme bağlanan kuralın kapsamı ve uygulanmasına dair esaslara yer verilen düzenleme ile indirim hakkı kullanımının, Kanun hükmünde öngörülmeyen bir şekilde daraltıldığı ya da ortadan kaldırıldığından da söz edilemeyecektir. Ayrıca gerekçesi depremin oluşturduğu etkilerin giderilmesi olan ve depremin ekonomik etkilerinin hafifletilmesi amacıyla çıkarılan Kanun'a dayalı olarak ve kamu yararı gözetilmek suretiyle düzenlenen Tebliğ için Kanun'da bir şekil şartı öngörülmediğinden, 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin uyuşmazlığa konu kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bireysel işlem yönünden yapılan değerlendirme: 7440 sayılı Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Bu durumda, davacının 7440 sayılı Kanun'da sayılan illerden olan …'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunduğu ve bu faaliyetinin deprem nedeniyle sekteye uğradığı anlaşıldığından, davacının mükellefiyet kaydının Kanun'da sayılan yerlerdeki vergi dairesi olmadığından bahisle ihtirazı kaydının kabul edilmemesi suretiyle yapılan ek vergi tahakkukunda hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu nedenle, davanın düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden reddi, tahakkuk eden ek vergi yönünden ise kabulü ile ek verginin kaldırılması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; 12/03/2023 tarih ve 32130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrası ile getirilen ek vergiye ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan 15/04/2023 tarihli Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)'nin 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki, "kurumlar vergisi mükellefiyeti", 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki, "5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar", (6) numaralı fıkrasındaki, "2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde", 7. maddesinin, (1) numaralı fıkrasındaki "ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrahı" ibarelerinin ve (2) numaralı fıkrasının iptali ile ihtirazi kayıtla verilen 2022 kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan ek vergi tahakkukunun kaldırılması istemiyle açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükme bağlanmak suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide mükellefiyet, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur. Öte yandan, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olmaması için vergilendirmede, yukarıda bahsedilen belli başlı temel konuların yasalarla belirlenmesi gerekir. Ancak, yasa ile her konuyu bütün kapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin olanaklı bulunmadığı durumlarda, Yasanın daraltılması ve genişletilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde, uygulamaya ilişkin konularda yürütme organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte idari işlem yapma yetkisi verilebilir. 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrasında; "Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen istisna ile yurt dışından elde edilen ve en az %15 oranında vergi yükü taşıdığı tevsik edilen istisna kazançlar üzerinden ise %5 oranında ek vergi hesaplanır ve bu verginin ilk taksiti kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksiti bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödenir. Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflerde bu vergi, 2023 yılı içinde sona eren hesap dönemi için verilmesi gereken beyannamelerde gösterilmek suretiyle uygulanır. Bu vergi gider ve indirim olarak dikkate alınamaz ve hiçbir vergiden mahsup edilemez. Şu kadar ki 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının; (d), (i), (j) ve (k) bentleri ile geçici 14 üncü maddesi kapsamındaki istisnalar, aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının; (b), (c), (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentleri kapsamındaki indirimler, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında tevkifata tabi yatırım indirimi istisnası, ilgili kanunları uyarınca kurum kazancından indirilebilen bağış ve yardımlar ile 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 407 nci maddesi kapsamında tanımlanan mikro ve küçük işletmelerin teknoloji geliştirme bölgeleri ile Ar-ge ve tasarım merkezlerinden elde ettikleri istisnaya ve indirime konu kazançları üzerinden bu vergi hesaplanmaz. 6/2/2023 tarihi itibarıyla, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaftır. Tahsil edilen ek vergi, genel bütçe geliri olarak kaydedilir ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda anılan Yasa maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği'nin; (Seri No:3) "Ek verginin mükellefleri" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Ek verginin mükellefleri, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda sayılan mükelleflerdir. Buna göre; a) Sermaye şirketleri, b) Kooperatifler, c) İktisadi kamu kuruluşları, ç) Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, d) İş ortaklıkları, ek verginin mükellefidirler. (2) Kurumlar vergisi beyannamesi veren dar mükellef kurumlar da ek vergi mükellefleri kapsamındadır. (3) …tarihi itibarıyla …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … İlleri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaftır."; 5. maddesinin 1. fıkrasında; "5520 sayılı Kanun ile diğer Kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancının tespitinde dikkate alınan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar ek verginin konusunu oluşturmaktadır."; 6. fıkrasında ise; "2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahları da ek verginin konusunu oluşturmaktadır."; 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahı, Kanunun 10 uncu maddesinin yirmi yedinci fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5 inci maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarlarıdır."; 2. fıkrasında da; "2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacaktır." düzenlemelerine yer verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin …'da bulunan fabrikası depremden etkilendiği halde ek vergi mükellefi olarak sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrasıyla, 2023 yılında yürürlüğe giren bir kanun ile 2022 yılının verileri üzerinden ek vergi hesaplanması suretiyle kanunların geriye yürütülmesinin söz konusu olduğu ve öngörülememesi nedeniyle hukuki güvenlik ilkesinin zedelendiği, sadece belirli bir istisna ve indirimlerden faydalanabilecek mükelleflerden ek vergi alınmasının eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, anılan Kanun'dan önce nakdi sermaye artışı yapan ve yatırım teşvik belgesine bağlanmış yatırımlarını gerçekleştirirken bir takım indirimlerden faydalanacaklarını öngören mükelleflerin daha sonradan bu indirimlerden faydalanmasının engellenmesi sonucunu doğurduğu, bu nedenle Yasa'nın belirtilen kısmının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiaları ile dava açmıştır. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası ile yeni bir ek vergi ihdas edilmiş, ek verginin mükellefi ve matrahı anılan maddede belirtilmiştir. 2022 yılının kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesinin son günü 5 Mayıs 2023 tarihi olarak belirlenmiştir. 7440 sayılı Kanun ise 12/03/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Ek vergiyi doğuran olay; 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde istisna ve indirimleri tutarlarının bulunması ile aynı Kanunun 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah beyan edilmesidir. 2022 kurumlar vergisi beyannamesi verildiği zaman beyannamedeki belirtilen miktarlar dikkate alınarak ek vergi tahakkuku yapılmaktadır. 7440 sayılı Kanun ile geçmişte meydana gelmiş olan vergiyi doğuran olaya yeni çıkan bir Kanun'un uygulanması söz konusu olmayıp, yeni ihdas edilen ek vergi matrahının belirlenmesinde bir usûl ve ölçüt belirlenmiştir. Bu nedenle 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen indirim ve istisna kapsamında beyannameye yansıtılan tutarlar ile indirimli kurumlar vergisi miktarlarına ilişkin matrahlar üzerinden vergi alınması, başka bir ifade ile bu tutarların ek verginin matrahı kabul edilmesi, geriye dönük vergi koyma anlamına gelmeyecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 6/7/1995 tarihli ve E:1995/6, K: 1995/29 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu durumda 7440 sayılı Yasa ile getirilen ek verginin bir yıl önceki kazançlar üzerinden geçmişe dönük yükümlülük getirdiği iddiası yerinde görülmediğinden, davacının hukuki güvenlik ilkesinin zedelendiği ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği yolundaki iddialarına itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 24/6/1993 tarihli ve E: 1992/29, K: 1993/23 sayılı kararında; "Vergi, devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu giderlerine katılımı sağlamak amacıyla kişilerden aldığı ekonomik değerlerdir. Verginin tarh, tahakkuk ve tahsil aşamalarını belirleyen yasal düzenlemeler hukuksal güveni sağlar. Oluşan güven, hukuk devletinin de doğal sonucudur. Devletin vergilendirme yetkisi, vergide yasallık, eşitlik, malî güç ve genellik gibi kimi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır.(…….) Anayasa'nın 10. maddesindeki, eşitlik ilkesiyle aynı hukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara, değişik hukuksal durumda olanların ise farklı kurallara bağlı tutulması öngörülmektedir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler için değişik kuralları ve uygulamaları gerekli kılabilmektedir. Başka bir anlatımla, durum ve konumlardaki farklılıkların doğurduğu zorunluluklarla, Anayasa'da öngörülen kamu yararı ya da başka nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılıktan sözedilemez." şeklinde karar vermiştir. Anayasa'nın öngördüğü eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda gerekli uygulamalara olanak veren bir ilkedir. Davacı, 7440 sayılı Kanun ile kurumlar vergisi mükellefleri arasında ayrımcılığa gidildiğini, sadece belirli istisna ve indirimlerden faydalanabilecek durumda olan mükelleflerden ek vergi alındığını, alınacak verginin oranının matraha göre değişiklik gösterdiğini iddia etmekte ise de; indirim ve istisna yada indirimli kurumlar vergisi matrahı beyanı açısından aynı durum ve konumda olan tüm kurumlar vergisi mükelleflerine aynı kuralın uygulanmış olması karşısında davacının eşitlik ilkesine aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. Davacı şirket, …'da bulunan fabrikasının depremden etkilendiği halde ek vergi mükellefi olarak sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ise de; dava konusu Tebliğin "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinde yer alan "Örnek 2" de yapılan açıklama kapsamında; her ne kadar faaliyetinin bir kısmını depremden etkilenen … ilinde gerçekleştirmiş olsa da, davacı şirketin kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı … ilinde bulunduğundan davacı şirket tarafından ek vergi hesaplanması gerekmekte olup davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacının 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası ile getirilen ek vergi düzenlemesine yönelik Anayasaya aykırılık iddiaları ciddi bulunmamış olup, 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası ile ihtilaf konusu 3 Seri No'lu Tebliğ'in 4. maddesinin (3) numaralı fıkrası, 5. maddesinin (1) ve (6) numaralı fıkraları, 7. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları birlikte değerlendirildiğinde; ihtilaf konusu Tebliğin üst normlara aykırı olduğuna ve davalı idareye verilen usul ve esasları düzenlenme yetkisi kapsamı dışına çıkıldığına yönelik davacı iddiaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Mükellefiyet kaydı … Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup … tarih ve … sayılı teşvik belgesine istinaden …'da faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı beyan edilmiş, bu tutar üzerinden, 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nde öngörüldüğü şekilde %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla ödenmiştir. Söz konusu ek verginin dayanağı olan 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki, "kurumlar vergisi mükellefiyeti", 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki, "5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar", (6) numaralı fıkrasındaki, "2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde", 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrahı" ibareleri ve maddenin (2) numaralı fıkrası ile ihtirazi kayıtla verilen 2022 kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan ek vergi tahakkukunun iptali ve sözü edilen hükümlerin dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş; 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği belirtildikten sonra bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı kurala bağlanmış; 35. maddesinde herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği belirtildikten sonra mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmış; "Vergi Ödevi" başlıklı 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.", dördüncü fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir." hükümlerine yer verilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi" başlıklı 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi halinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde iptali istenen kuralların Anayasa'nın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslını; başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğini; dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerini dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş, maddenin (2) numaralı fıkrasında ise taraflarca ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık iddiası davaya bakan mahkemece ciddi görülmezse bu konudaki talebin gerekçeleri de gösterilmek suretiyle reddedileceği ve bu hususun esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabileceği ifade edilmiştir. Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." düzenlemesi hüküm altına alınmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun "İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar" başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından karara bağlanacağı kuralına yer verilmiştir. 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … İlleri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uygulama işlemi ile düzenleyici işlemin iptali isteminin birlikte ve aynı dava dilekçesinde dava konusu edilmesinin 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanunu'nun 5. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceğine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Düzenleyici işlem yönünden yapılan değerlendirme: Düzenleyici işleme karşı açılacak davanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülebilmesi için davaya konu yapılan idari işlemin, yürütülmesi gereken genel düzenleyici idari işlem niteliğini taşıması gerekmektedir. İdare hukuku ilkelerine göre düzenleyici işlemler, kamu gücüne dayanılarak kurulan, kesin ve yürütülmesi zorunlu olan, düzenleyici olma niteliğini kural koymasından alan ve bu nedenle normatif değer taşıyan tek yanlı işlemlerdir. İdarenin kendi görev alanı içerisinde Anayasa ve yasalara uygun olmak koşuluyla genel ve soyut nitelikte kurallar koymak için düzenleyici işlemler yapma yetkisi bulunmaktadır. Danıştayın yerleşik kararlarında da idarenin, örgütlerine mevcut mevzuat anlayışını bildiren, onlara hareket tarzlarını gösteren, bu haliyle de üçüncü şahısların hak ve menfaatlerini ihlal etmeyen bu adlar altındaki düzenlemelerinin idari davaya konu olamayacakları, ancak, böyle bir tasarrufun, hukuk alemine yeni bir unsur katması, ilgililerin subjektif hak ve menfaatlerini ihlal etmesi durumunda iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Buna göre, dava konusu Tebliğin kesin ve yürütülebilir işlem olduğu, yurt çapında uygulanarak üçüncü şahısların hak ve menfaatlerini ihlal ettiği dikkate alındığında Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında görülerek işin esasına geçilmiştir. Uyuşmazlık konusu Tebliğ'in dayanağı 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebiyle … Vergi Mahkemesi tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesince söz konusu hükmün birinci cümlesinde yer alan “…5520 sayılı Kanun…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu verilen … tarih ve E:… K;… sayılı karar ile hükümde yer alan “…5520 sayılı Kanun…” ibaresinin Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırı olmadığı belirlemesi yapılarak itirazın reddine karar verilmiş olup anılan karar 19/04/2024 tarih ve 32522 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı gözetilmek suretiyle davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükme bağlanmak suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiş olup bu ilke takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide mükellefiyet, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur. Öte yandan, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyeraşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup bunun doğal sonucu olarak, hiyeraşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, Yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp tebliğler de yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemlerdir. 7440 sayılı Kanu'nun 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında açıkça kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağının belirtilmesi ve anılan Kanun'la verilen yetkiye dayanılarak hükmün uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla yürürlüğe konulan 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin 5. maddesinin (1) ve (6) numaralı fıkralarında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğunun belirtilmiş olması, Tebliğ'in 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğunun açıklanmış olması ve maddenin (2) numaralı fıkrasında 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiş olması, Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanunla verilen yetki aşılarak getirilmiş yeni bir kural olmadığından, Kanun'da hükme bağlanan kuralın kapsamı ve uygulanmasına dair esaslara yer verilen düzenleme ile indirim hakkı kullanımının, Kanun hükmünde öngörülmeyen bir şekilde daraltıldığı ya da ortadan kaldırıldığından söz edilemeyecektir. İdari yargı yerlerinin denetim yetkisinin, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu düzenlemenin yukarıda belirtilen ilgili Kanun maddesinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verdiği yetki kapsamında uyulması gereken usul ve esasların belirlenmesine ilişkin olarak yapıldığı ve Kanun'dan alınan açık yetkiye dayandığı, Kanun'un uygulama alanını sınırlamadığı veya genişletmediği gibi Kanun'da belirtilen hukuki durumu açıklamaya yönelik olduğu ve üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı anlaşıldığından, Tebliğ'in uyuşmazlık konusu kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir. Bireysel işlem yönünden yapılan değerlendirme: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de … depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında, kanun koyucunun amacının depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden … … Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde ticari faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Bu durumda, davacının Kanun'da sayılan illerden olan …'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyetinin bulunduğu ve bu faaliyetinin deprem nedeniyle sekteye uğradığı anlaşıldığından, davacının mükellefiyet kaydının Kanun'da sayılan yerlerdeki vergi dairesi olmadığından bahisle ihtirazı kaydının kabul edilmemesi suretiyle yapılan ek vergi tahakkukunda hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Düzenleyici işlem yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Uyuşmazlık konusu ek vergi tahakkukunun İPTALİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1/2'sine isabet eden… TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Danıştay'da ilk derecede görülen davalar için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı … vergi Dairesi Müdürlüğü'nden alınarak davacıya verilmesine,… TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya re'sen iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)- KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 5. maddesinin 1. fıkrasında ise aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep – sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebileceği belirtildikten sonra, 14 maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde de 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde yazılı halde; 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası ile aynı dilekçe ile dava açılabilecek hallerin düzenlendiği 5. maddenin birlikte değerlendirilmesinden, ilgililerin düzenleyici işlemle uygulama işleminin her ikisi aleyhine birden dava açabileceğinin belirtilmiş olmasının, her iki işleme karşı aynı dilekçeyle ve aynı idari yargı yerinde dava açılabileceği anlamına gelmediği sonucuna varıldığı, kamu düzeninden görev kuralı ve Anayasa'nın 37. maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi" ve bu davalarda verilecek kararların kanun yollarının farklı oluşu nedeniyle, düzenleyici işlemin Danıştay'da, uygulama işleminin ise, derece mahkemelerinde idari davaya konu edilmelerinin uygun olacağı açıktır. Bu bakımdan; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine giren 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin ''Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (k) bendi iptali ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin görevine giren … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından yapılan tahakkukun kaldırılması talebinin, belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilip edilmediği hususunun ayrı ayrı incelenmesi zorunlu olduğundan, aynı dilekçe ile Danıştayda idari dava açılmasına olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içerisinde, her işleme karşı, görevli ve yetkili yargı merciileri de gözetilerek, ayrı dava açmakta serbest olmak üzere reddi gerektiği görüşüyle karara usul yönünden katılmıyoruz. (XX)-KARŞI OY: Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke gereğince verginin esaslı unsurlarının kanunla konulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında işaret edilen vergiyi doğuran olay, konu, matrah, yükümlü, mahsup ve iade, tarh, tahakkuk, tahsil ve uygulanacak yaptırımlar gibi unsurlar yanında, vergiye ilişkin indirim, istisna ve muafiyetler de verginin esaslı unsurlarındandır. Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişileri vergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden de vazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur ( AYM, E.2024/68, K.2024/167, 24/09/2024, § 47). 7440 sayılı Kanun’un (27) numaralı fıkrasının beşinci cümlesine göre 06/02/2023 tarihi itibarıyla, …, …, …, Elâzığ, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … ilinin … ilçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaf tutulmuştur. Muafiyetin, yeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde, ek tahakkukta hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, ek tahakkuk yönünden de davanın reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum. (XXX)- KARŞI OY : 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna tutarları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … illeri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmış olup 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri" başlıklı 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … İlleri ile … İlinin … İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu belirtilmiştir. Tebliğ'de yer alan (1) numaralı örnek şu şekildedir: "… imalatıyla iştigal eden (A) Ltd. Şti., kurumlar vergisi yönünden … Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin 2022 hesap dönemi kurum kazancı 4.500.000 TL’dir. Adı geçen şirketin bu dönemdeki ticari kazancının 500.000 TL’lik kısmı kurumlar vergisinden istisna iştirak kazançlarından, 600.000 TL’lik kısmı ise … Serbest Bölgesinde faaliyette bulunan şubesinden elde edilen istisna kazançtan kaynaklanmaktadır. Şirketin ayrıca nakdi sermaye artışından kaynaklı olarak kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapmış olduğu 100.000 TL tutarında indirimi bulunmaktadır. Anılan şirket deprem tarihi olan 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden … İline bağlı vergi dairesinin mükellefi olması nedeniyle ek vergiden muaftır." Tebliğ'de yer alan (2) numaralı örnek şu şekildedir: "(B) A.Ş., kurumlar vergisi yönünden … Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin ticari faaliyetlerinin bir kısmı … İlinde gerçekleştirilmektedir. Buna göre, her ne kadar faaliyetlerin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanunda sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de adı geçen Kurumun, 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı … İlinde bulunduğundan, 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle, mükellef tarafından ek vergi hesaplanması gerekmektedir." 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kanun koyucu …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … İlleri ile … İlinin … İlçesinde mükellefiyet kaydı bulunmayan mükelleflerin ek vergi ödemekle yükümlü olduğu yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuş, uyuşmazlık konusu Tebliğ Tebliğ'in 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, aynı hüküm tekrar edilmiştir. Ayrıca, Tebliğ'de yer verilen örnekler açıkça göstermektedir ki mükelleflerin faaliyetlerinin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanun'da sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de 06/02/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı sayılan illerin dışında bulunan mükelleflerin 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle ek vergi hesaplaması gerekmektedir. Bu durumda, mükellefiyet kaydı … İlinde bulunan davacı tarafından 7440 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3) uyarınca 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında beyan ettiği indirimli kurumlar vergisine tabi matrah üzerinden, 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nde öngörüldüğü şekilde %10 oranında tahakkuk ettirilen ek vergide hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının uyuşmazlık konusu ek vergi tahakkuku yönünden de reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/3727, K. 2025/2202Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/3727 E.  ,  2025/2202 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3727 Karar No : 2025/2202 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeksizin zarar dahi olsa indirim tutarı üzerinden hesaplanacak olan verginin mali güce göre vergilendirme ilkesinin ihlâli anlamına geldiği, belli bazı kişilere mali yükümlülük getirilmesinin vergide genellik ve eşitlik ilkelerine uygun olmadığı, deprem bölgesinde faaliyet gösterildiği dikkate alınmaksızın tahakkuk eden ek verginin kaldırılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrası ile düzenlenen ek verginin depremin etkilerinin azaltılması amacıyla getirildiği, bir defaya mahsus kurumlardan vergi alınmasının, vergilemede adalet ve eşitlik ilkesi ile mali güce göre vergilendirme ilkelerine uygun olarak, içinde bulunulan olağanüstü dönemin yol açtığı zararın bertaraf edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan finansmanın karşılanması açısından önem arz ettiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mükellefiyet kaydı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup Adana, Osmaniye ve Gaziantep'de kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde, taşınmaz satış kazancı istisnası ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı beyan edilmiş, bu tutarlar üzerinden %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla ödenmiştir. Ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de Kahramanmaraş depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında, kanun koyucunun amacının, depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde iktisadi faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle iktisadi faaliyetleri sekteye uğrayan veya zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra söz konusu il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunmamakla birlikte kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin de bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Deprem bölgesinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunan ve bu faaliyeti deprem nedeniyle sekteye uğrayan davacının bu bölgedeki iktisadi faaliyeti ile sınırlı olarak muafiyetten yararlandırılması gerektiğinden yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının, bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 29/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum. (XX)- KARŞI OY : 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna tutarları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmış olup 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri" başlıklı 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu belirtilmiştir. Tebliğ'de yer alan (1) numaralı örnek şu şekildedir: "Mobilya imalatıyla iştigal eden (A) Ltd. Şti., kurumlar vergisi yönünden Hatay Antakya Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin 2022 hesap dönemi kurum kazancı 4.500.000 TL’dir. Adı geçen şirketin bu dönemdeki ticari kazancının 500.000 TL’lik kısmı kurumlar vergisinden istisna iştirak kazançlarından, 600.000 TL’lik kısmı ise Bursa Serbest Bölgesinde faaliyette bulunan şubesinden elde edilen istisna kazançtan kaynaklanmaktadır. Şirketin ayrıca nakdi sermaye artışından kaynaklı olarak kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapmış olduğu 100.000 TL tutarında indirimi bulunmaktadır. Anılan şirket deprem tarihi olan 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden Hatay İline bağlı vergi dairesinin mükellefi olması nedeniyle ek vergiden muaftır." Tebliğ'de yer alan (2) numaralı örnek şu şekildedir: "(B) A.Ş., kurumlar vergisi yönünden Mersin Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olup, mükellefin ticari faaliyetlerinin bir kısmı Adana İlinde gerçekleştirilmektedir. Buna göre, her ne kadar faaliyetlerin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanunda sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de adı geçen Kurumun, 6/2/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı Mersin İlinde bulunduğundan, 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle, mükellef tarafından ek vergi hesaplanması gerekmektedir." 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kanun koyucu Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde mükellefiyet kaydı bulunmayan mükelleflerin ek vergi ödemekle yükümlü olduğu yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuş, uyuşmazlık konusu Tebliğ Tebliğ'in 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, aynı hüküm tekrar edilmiştir. Ayrıca, Tebliğ'de yer verilen örnekler açıkça göstermektedir ki mükelleflerin faaliyetlerinin bir kısmı depremden etkilenen ve Kanun'da sayılan illerden birinde gerçekleştirilse de 06/02/2023 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı sayılan illerin dışında bulunan mükelleflerin 2022 hesap dönemine ilişkin faydalanılan indirim ve istisna tutarları ile indirimli kurumlar vergisi nedeniyle ek vergi hesaplaması gerekmektedir. Bu durumda, mükellefiyet kaydı İstanbul İlinde bulunan davacı tarafından 7440 sayılı Kanun uyarınca tahakkuk ettirilen ek vergide hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Mükellefiyet statüsü açısından düzenleme, tam ve dar mükellef kurumları kapsar. Kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunan kurumlar tam mükellef, bu merkezlerin her ikisi de Türkiye dışında bulunanlar ise dar mükellef sayılır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinde mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden kişi olarak hükme bağlanmış olup 2022 yılı beyannamesinde ilgili indirim veya istisnaları uygulayan mükellefler ek verginin muhatabıdır.

Uygulanacak Vergi Oranları ve Ödeme Takvimi

Ek kurumlar vergisinde genel oran yüzde 10 olarak düzenlenmiş, bununla birlikte belirli kazanç kalemleri için indirimli tarife getirilmiştir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası gereğince, iştirak kazancı istisnası ile yurt dışından elde edilip en az yüzde 15 oranında vergi yükü taşıdığı tevsik edilen istisna kazançlar üzerinden ek vergi yüzde 5 oranında hesaplanır.

Hesaplanan ek verginin ilk taksiti kurumlar vergisinin kanuni ödeme süresi içinde, ikinci taksiti ise bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödenir. Özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler açısından bu vergi, 2023 yılı içinde sona eren hesap dönemine ilişkin beyannamelerde gösterilerek uygulanır.

Tahsil edilen ek vergi tutarları genel bütçe geliri olarak kaydedilir. 5779 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat gereğince mahalli idarelere ayrılacak payların hesabında bu gelirler dikkate alınmaz. Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmiştir.

Ek Vergi Kapsamı Dışında Bırakılan İstisna ve İndirimler

7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrasında belirli istisna ve indirimler ek vergi matrahından hariç tutulmuştur. Bu kapsamda yatırım fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazanç istisnası, kooperatif risturn istisnası, sat-kirala-geri al işlemleri, kira sertifikası ihracı kazançları ile kur korumalı mevduat hesaplarından sağlanan kazanç istisnaları üzerinden ek vergi hesaplanmaz.

Benzer şekilde sponsorluk harcamaları, kazancın yüzde 5'i ile sınırlı makbuzlu bağış ve yardımlar; okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım rehabilitasyon merkezlerine ilişkin bağışlar; kültür ve turizm amaçlı bağışlar ile Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan bağışlar vergi dışındadır. Türkiye Kızılay Derneği ve Yeşilay Cemiyetine yapılan nakdi bağışlar, girişim sermayesi fonu, korumalı işyeri indirimi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 61. maddesi kapsamındaki tevkifata tabi yatırım indirimi istisnası ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 407. maddesindeki mikro ve küçük işletmelerin teknoparklar ile Ar-Ge ve tasarım merkezlerinden elde ettikleri kazançlar da ek vergiye tabi tutulmaz.

Vergi İdaresinin idari özelgelerinde mükelleflerin faaliyete dayanan ve kendi iradelerine bağlı olmayan yasal vergi istisnalarından vazgeçmelerinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla kanunun emredici biçimde istisna kıldığı kazanç unsurları mükellef iradesine bağlı bir tercih alanı olarak değerlendirilmemektedir.

Deprem Bölgesi Muafiyeti ve Fiili Faaliyet Kriteri

Yasal düzenleme kapsamında, 6 Şubat 2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa illeri ve Sivas'ın Gürün ilçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kurumlar ek vergiden muaf tutulmuştur.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi gereğince vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder; lafzın açık olmadığı durumlarda hükümler konuluş gayesi, kanun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle irtibatı gözetilerek uygulanır. Danıştay 3. Dairesi (E. 2024/3727, K. 2025/2202), kanun koyucunun muafiyet hükmündeki amacının deprem sebebiyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini artırmamak olduğunu belirtmiştir.

Danıştay 3. Dairesinin kararlarında (E. 2024/4818, K. 2025/1832; E. 2024/2808, K. 2025/2243; E. 2024/3727, K. 2025/2202), maddede sayılan yerlerde mükellefiyet sicil kaydı bulunanların yanı sıra, mükellefiyet kaydı bu bölgelerde olmamakla birlikte afete uğrayan yerlerde kurumlar vergisine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin de bölgedeki iktisadi faaliyetleriyle sınırlı olmak üzere muafiyetten faydalandırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Nitekim mükellefiyet kaydı bölge dışındaki bir vergi dairesinde bulunmasına karşın Malatya'da veya diğer afet illerinde iktisadi faaliyeti olan ve bu faaliyeti deprem sebebiyle sekteye uğrayan mükelleflerin açtığı davalarda verilen ret kararları temyizen bozulmuş (Danıştay 3. Daire, E. 2024/3588, K. 2025/2416; E. 2024/5825, K. 2025/2295); ilk derece sıfatıyla görülen davada ise yalnızca mükellefiyet kaydının kanunda sayılan yerlerdeki vergi dairelerinde bulunmadığı gerekçesiyle yapılan tahakkuk hukuka aykırı görülmüştür (Danıştay 3. Daire, E. 2023/10183, K. 2024/6939). İndirimli kurumlar vergisi matrahı ve nakdi sermaye artışı faiz indirimi uyuşmazlıklarında mükellefin deprem bölgesindeki iktisadi faaliyetiyle sınırlı muafiyet incelemesinin yapılması aranmaktadır.

Danıştay 3. Daire, E. 2024/3588, K. 2025/2416Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/3588 E.  ,  2025/2416 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3588 Karar No : 2025/2416 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Boru Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/İSTANBUL VEKİLİ : Av…. İSTEMİN KONUSU:… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi… Vergi Dava Dairesinin… tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeksizin zarar dahi olsa indirim tutarı üzerinden hesaplanacak olan verginin mali güce göre vergilendirme ilkesinin ihlâli anlamına geldiği, belli bazı kişilere mali yükümlülük getirilmesinin vergide genellik ve eşitlik ilkelerine uygun olmadığı, deprem bölgesinde faaliyet gösterildiği dikkate alınmaksızın tahakkuk eden ek verginin kaldırılması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Ek verginin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğu, geçmiş dönemlere yönelik herhangi bir yükümlülük getirilmediği, kanuni düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı gibi mülkiyet hakkına müdahale edildiği itirazının gerçeği yansıtmadığı, sözü edilen düzenlemenin kurumlar vergisinin dışında başlı başına müstakil bir vergi türü olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: 7440 sayılı Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Bu durumda, davacının 7440 sayılı Kanun'da sayılan illerden olan Malatya'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyetinin bulunduğu ve bu faaliyetinin deprem nedeniyle sekteye uğradığı anlaşıldığından ve davacının sözü edilen hususa ilişkin itirazı yargılama aşamasında dikkate alınmadığından, temyiz isteminin kabulü ile dava konusu tahakkukun hukuka uygunluk denetiminin belirtilen çerçevede yeniden yapılmak üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mükellefiyet kaydı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup Malatya'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı beyan edilmiş, %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla beyan edilmiştir. Ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de Kahramanmaraş depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında, kanun koyucunun amacının, depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden Büyük Mükellefler Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde iktisadi faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle iktisadi faaliyetleri sekteye uğrayan veya zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra söz konusu il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunmamakla birlikte kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin de bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Deprem bölgesinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunan ve bu faaliyeti deprem nedeniyle sekteye uğrayan davacının bu bölgedeki iktisadi faaliyeti ile sınırlı olarak muafiyetten yararlandırılması gerekirken yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının, bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 23/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke gereğince verginin esaslı unsurlarının kanunla konulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında işaret edilen vergiyi doğuran olay, konu, matrah, yükümlü, mahsup ve iade, tarh, tahakkuk, tahsil ve uygulanacak yaptırımlar gibi unsurlar yanında, vergiye ilişkin indirim, istisna ve muafiyetler de verginin esaslı unsurlarındandır. Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişileri vergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden de vazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur ( AYM, E.2024/68, K.2024/167, 24/09/2024, § 47). 7440 sayılı Kanun’un (27) numaralı fıkrasının beşinci cümlesine göre 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas ilinin Gürün ilçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaf tutulmuştur. Muafiyetin, yeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde, ek tahakkukta hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/5825, K. 2025/2295Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/5825 E.  ,  2025/2295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/5825 Karar No : 2025/2295 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Defterdarlığı/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve ödenen tutarın tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu, kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeksizin zarar dahi olsa indirim tutarı üzerinden hesaplanacak olan verginin mali güce göre vergilendirme ilkesinin ihlâli anlamına geldiği, sadece bazı kişilere mali yükümlülük getirilmesinin vergide genellik ve eşitlik ilkelerine uygun olmadığı, düzenleme ölçülülük ilkesine aykırı olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği, şirketin kendisinin de depremzede olduğu (deprem bölgesinde faaliyet gösterildiği dikkate alınmaksızın tahakkuk eden ek verginin kaldırılması gerektiği) ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının deprem nedeniyle mücbir sebep ilan edilen yerlerde bulunan bir vergi dairesine tabi mükellefiyetinin bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davacının 7440 sayılı Kanun'da belirtilen depremden etkilenen illerde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet yürüttüğü anlaşıldığından temyiz isteminin kabulüyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mükellefiyet kaydı Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olup Elazığ ve Malatya'da kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyet gösteren davacı tarafından, 2022 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrah tutarı ve "Kazancın bulunması halinde indirilecek istisna ve indirimler" kısmında nakdi sermaye artışı faiz indirimi beyan edilmiş, beyan edilen tutar üzerinden, %10 oranında ek vergi hesaplanarak ihtirazi kayıtla ödenmiştir. Ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "Diğer hükümler" başlıklı 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, 5520 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile aynı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin %10 oranında ek vergi hesaplanacağı ve bu verginin ilk taksitinin kurumlar vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksitinin bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödeneceği belirtildikten sonra 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu, tahsil edilen ek verginin, genel bütçe geliri olarak kaydedileceği ve 5779 sayılı Kanun ile diğer kanunlara göre mahalli idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmayacağı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği kurala bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'la verilen yetkiye istinaden anılan Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca düzenlenerek 15/04/2023 tarih ve 32164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:3)'nin "Ek verginin mükellefleri "başlıklı 4. Maddesinin (3) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa İlleri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğu hükme bağlanmış, "Ek verginin konusu" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahların ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, maddenin (6) numaralı fıkrasında 2022 hesap dönemine ilişkin beyannamelerinde 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahları bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin bu matrahlarının da ek verginin konusunu oluşturduğu belirtilmiş, "Verginin hesaplanması, beyanı ve ödenmesi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince hesaplanacak ek verginin matrahının, Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında belirlenen ve detaylarına bu Tebliğin 5. maddesinde yer verilen indirim ve istisnalar ile 5520 sayılı Kanunun 32/A maddesi hükmüne istinaden tespit olunan indirimli kurumlar vergisi matrah tutarları olduğu açıklanmış, maddenin (2) numaralı fıkrasında da 2022 yılına ilişkin verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, tespit olunan matrahlar üzerinden Kanun hükmüne istinaden %10 oranında ek vergi hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği belirtildikten sonra lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı hükme bağlanmış; 4. maddesinde vergi dairesi, mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olarak tanımlanmış, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi kanunları ile belirleneceği belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının, gerekli gördüğü hallerde, mükelleflerin iş yeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibarıyla mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye yetkili olduğu ifade edilmiş; 8. maddesinde de mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayma yoluyla belirtilmiş, 3. maddesinde de Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar tam mükellef, kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar dar mükellef olarak addedilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu ek vergi tahakkukunun dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasında 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanların ek vergiden muaf olduğunun hükme bağlanmış olması ve Kanun'un gerekçesinde de Kahramanmaraş depreminin oluşturduğu etkilerin giderilmesi saikiyle kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile 5520 sayılı Kanun'un 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisine tabi matrahlar üzerinden tek seferlik %10 oranında ek vergi alınmasının öngörüldüğünün belirtilmiş olması dikkate alındığında, kanun koyucunun amacının, depremin hazine üzerine yüklediği mali yükün kısmen de olsa telafi edilmesinin yanı sıra deprem nedeniyle ticari faaliyetleri sekteye uğrayan ve zarar gören mükellefleri ek vergi yükümlülüğünden muaf tutarak mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kurumlar vergisi yönünden Marmara Kurumlar Vergi Dairesi mükellefi olduğu ve deprem bölgesinde iktisadi faaliyet yürüttüğü hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ibaresinden anlaşılması gerekenin ne olduğu ve davacının muafiyet kapsamında olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca vergi mükellefi, üzerine vergi borcu düşen kişi olup kurumlar vergisi mükellefleri Kurumlar Vergisi Kanunu'nda sayma yoluyla belirlenmiş ve vergilendirilmesi gereken kazancın kapsamı kanuni veya iş merkezi esas alınarak tespit edilmiştir. Mükelleflerin hangi vergi dairesine bağlı olacakları ise Hazine ve Maliye Bakanlığınca kanuni ve iş merkezi dikkate alınmaksızın belirlenebilmektedir. 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasındaki "kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar" ifadesi ile Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas İlinin Gürün İlçesinde kurumlar vergisi yönünden vergi dairesine kayıtlı olanların mı yoksa sözü edilen yerlerde kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti olanların mı kastedildiği hususunun Kanun'un lafzından ziyade hükmün konuluşundaki maksat göz önünde tutularak yorumlanması gerekmektedir. Kanun'la getirilen muafiyet hükmü ile amaçlananın deprem nedeniyle iktisadi faaliyetleri sekteye uğrayan veya zarar gören mükelleflerin mali yüklerini arttırmamak olduğu açık olduğundan, 7440 sayılı Kanun'la getirilen ek vergiden, maddede sayılan il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunanların yanı sıra söz konusu il ve ilçelerde mükellefiyet kaydı bulunmamakla birlikte kurumlar vergisi mükellefiyetine tabi faaliyeti bulunan mükelleflerin de bu bölgelerdeki iktisadi faaliyetleri ile sınırlı olarak muafiyetten yararlanmaları gerekmektedir. Deprem bölgesinde kurumlar vergisine tabi iktisadi faaliyeti bulunan ve bu faaliyeti deprem nedeniyle sekteye uğrayan davacının bu bölgedeki iktisadi faaliyeti ile sınırlı olarak muafiyetten yararlandırılması gerektiğinden yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının, bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 15/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" denilmek suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke gereğince verginin esaslı unsurlarının kanunla konulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında işaret edilen vergiyi doğuran olay, konu, matrah, yükümlü, mahsup ve iade, tarh, tahakkuk, tahsil ve uygulanacak yaptırımlar gibi unsurlar yanında, vergiye ilişkin indirim, istisna ve muafiyetler de verginin esaslı unsurlarındandır. Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda kişileri vergi dışında tutabileceği gibi verginin tümünden ya da bir bölümünden de vazgeçebilir. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler tanınması, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur ( AYM, E.2024/68, K.2024/167, 24/09/2024, § 47). 7440 sayılı Kanun’un (27) numaralı fıkrasının beşinci cümlesine göre 06/02/2023 tarihi itibarıyla, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illeri ile Sivas ilinin Gürün ilçesinde kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunanlar ek vergiden muaf tutulmuştur. Muafiyetin, yeterli açıklıkta kanunla belirlendiği gözetildiğinde, ek tahakkukta hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

İhtirazi Kayıt ve Yargı Yolu

Ek vergi tahakkukuna karşı 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin ihtirazi kayıtla verilmesi ve süresi içinde vergi mahkemesinde iade talepli dava açılarak düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı iddiasının ileri sürülmesi mümkündür.

Bakanlıklar ve kamu kuruluşlarınca tesis edilen ülke çapındaki düzenleyici işlemler ile bunlara bağlı uygulama işlemlerinin birlikte dava edilmesi usulü bakımından, Danıştay 3. Dairesi (E. 2023/10183, K. 2024/6939) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde iki işlemin aynı dilekçeyle dava konusu edilebileceğini oyçokluğuyla kabul etmiştir. Bununla birlikte karşı oy gerekçesinde düzenleyici işlem ile uygulama işleminin aynı dilekçeyle Danıştay'da açılamayacağı savunulmuştur.

Ek kurumlar vergisi hangi matrah üzerinden ve kaç oranında hesaplanır?

Ek kurumlar vergisi, 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan indirim ve istisnalar ile indirimli kurumlar vergisi matrahları üzerinden kural olarak yüzde 10, iştirak kazancı istisnası ile en az yüzde 15 vergi yükü tevsik edilen yurt dışı istisna kazançları üzerinden yüzde 5 oranında hesaplanır.

Ek vergi taksitleri hangi vadelerde ödenir?

Ek verginin ilk taksiti kurumlar vergisinin normal ödeme vadesi içinde, ikinci taksiti ise bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödenir. Özel hesap dönemi bulunan mükelleflerde ise 2023 yılı içinde sona eren döneme ilişkin beyannamede gösterilerek tahakkuk eder.

Deprem bölgesinde şubesi bulunan ancak merkezi başka ilde olan şirketler muafiyetten yararlanabilir mi?

Danıştay 3. Dairesi içtihadına göre mükellefiyet kaydı deprem bölgesinde olmasa dahi kanunda belirtilen afet bölgesinde kurumlar vergisine tabi faaliyeti bulunan ve faaliyeti deprem sebebiyle sekteye uğrayan mükellefler bölgedeki faaliyetleriyle sınırlı olarak ek vergi muafiyetinden faydalanabilir.

Hangi temel istisna ve indirimler ek vergi kapsamı dışındadır?

Kur korumalı mevduat istisnası, yatırım fon ve ortaklığı portföy işletmeciliği, kooperatif risturnları, sat-kirala-geri al ile kira sertifikası kazançları ve mikro/küçük işletmelerin teknoloji ve Ar-Ge kazançları ek vergi kapsamı dışında tutulmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu