Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak tebligat, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle gerçekleşir. Tebliğ işlemiyle birlikte bir süre işlemeye başlayacaksa evrakın verildiği gün Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 38Kaynağı aç
tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre
işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın
aslına yazılır.
Elektronik işlemler
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/2452, K. 2022/6061Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Nitelikli hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama sonunda; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan beraat hükmüne ilişkin … 2. Çocuk Mahkemesince verilen 21.04.2016 tarihli 2016/33 Esas, 2016/204 Karar sayılı hükmün o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.03.2022 tarih 2021/6586-2022/3110 sayılı ilamı ile süresinden sonra yapılan temyiz istemininin reddine karar verildiği, bu karara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07.04.2022 tarih ve 2-2016/261221 sayılı yazısı ile itiraz edilerek özetle o yer Cumhuriyet Savcısının temyizinin süresinde olduğunu belirtilerek, yerel mahkemece sanık hakkında verilen beraat hükmünün onanması talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasında somut vak'a bazındaki uyuşmazlık; Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın duruşma yapılan mahkemelerce verilen kararları, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz etmesi hâlinde, temyiz süresi ve başlangıcının ne olduğu konusundadır.
Esasen ağır ceza savcısının mülhakat asliye ceza kararlarını temyiz etmesi hâlini de birlikte ifade etmek gerekirse, "görüldü savcısı"nın mülhakat asliye ceza mahkemesi kararları ile savcının katılmadığı aynı yer veya mülhakat tek hakimli çocuk ceza ya da asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi ve başlangıcı konusunda Dairemiz ile bazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları arasında da görüş ayrılığı bulunmaktadır.
1412 sayılı CMUK'nın "Temyiz Talebi ve Süresi" başlıklı 310. maddesi uyarınca;
"Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir.
Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar.
Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir."
469 sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilatına ait Ahkâmı Muaddil Kanun'un 5/2 ve 825 sayılı Ceza Kanunu’nun Mevkii Mer’iyete Vaz’ına Müteallik Kanun'un 28/2. maddeleri uyarınca, o yer ya da mülhakat asliye(veya savcısız duruşma yapan tek hakimli çocuk) ceza mahkemesi kararlarını görüldü savcısının temyiz süresi ise; tefhimden itibaren 30 gündür.
01.06.2005 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5271 CMK’nın “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılacak Tebligat” başlıklı 38. maddesi uyarınca;
“Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.”
CMK’nın “Kanunyollarına Başvurma Hakkı” başlıklı 260. maddesinin 2. fıkrası uyarınca;
“Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin -28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 SK ile ‘sulh ve’ ibaresi metinden çıkartılmıştır- asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Cumhuriyet Savcısının Görevleri” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca;
“Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır :
1. … kanunyoluna başvurmak, …”
Aynı Kanun’un “Kaldırılan Hükümler” başlıklı 54. maddesi uyarınca, 469 sayılı Kanun’un ve 825 sayılı Kanun’un uyuşmazlık konusuyla ilgili 28. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
CMK’nın “Temyiz İstemi ve Süresi” başlıklı 291. maddesi uyarınca;
“(1)Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün -05.08.2017 tarihli RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 SK ile ‘ yedi’ ibaresi ‘on beş’ olarak değiştirilmiştir- içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime imzalattırılır.
(2)Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkında bulunanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.”
CMK’nın “Adlî Tatil” başlıklı 331. maddesinin 4. fıkrası uyarınca;
“(4)Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.”
05.08.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca;
“Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile … temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.”
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8(1). maddesi uyarınca,
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkında Kanunun geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye -01.07.2016 tarihli 6723 sayılı Kanundan değişikliği öncesinde fıkra metninde: "Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar" ibâresi mevcuttu- kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322'nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326'ncı maddeleri uygulanır.”
(Bölge Adliye Mahkemeleri 20.07.2016 tarihinde faaliyete başlamıştır.)
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 3. maddede ise;
"01.01.2014 -sonradan bu süre de 01.09.2020 tarihine kadar uzatılmıştır- tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir." denilmektedir.
Ayrıca, 5320 sayılı Kanuna, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla eklenen hükümler ile Sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış, diğer kanunlarda Sulh ceza mahkemelerine yapılan atfın Asliye ceza mahkemelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Konuyla ilgili mevzuat hükümlerini bu şekilde açıkladıktan sonra süreç içinde ortaya çıkan görüş ve uygulamaları özetleyecek olursak;
1412 sayılı CMUK'a göre, temyiz süresi kural olarak (duruşmalara katılan Cumhuriyet savcısı da dahil olmak üzere) bir haftadır. Karar sanık veya katılanın yokluğunda verilmişse süre tebliğden itibaren işlemeye başlar.
Görüldü savcısının o yer ve mülhakat sulh ceza mahkemelerinin kararlarını temyiz süresi tefhimden itibaren bir ay, asliye ceza mahkemelerinin kararlarını temyiz süresi ise; 30 gündür.
01.06.2005'ten itibaren 5271 sayılı CMK döneminde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı özetle;
469 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olduğundan, görüldü savcılarının o yer ya da mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını hangi sürede temyiz edebileceği konusunda yasal boşluk doğmuştur. Bu itibarla görüldü savcılarının, 5320 sayılı Kanun'un 8(1). maddesi uyarınca hâlen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle, o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını tefhimden itibaren bir(1) ay içerisinde temyiz edebileceği görüşündedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da, 28.04.2009 günlü, 2009/7-27 esas ve 2009/109 sayılı kararı ile 10.06.2014 günlü, 2013/834 esas ve 2014/321 sayılı ve benzeri kararlarında bu görüşü benimsemiştir.
Ancak, duruşmalarda bulunmayan görüldü savcısına, CMUK’nın 310/3. maddesi uyarınca taraflara nazaran daha uzun bir temyiz süresi tanınması fikri uygulamada tam tersine işlediği gibi, “Silahların Eşitliği İlkesi”ne de uygun değildir.
Dairemizin görüşüne gelince;
Kanunyoluna başvurma hakkı, AİHS, Anayasa ve kanunlarımız ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma ile iddia ve savunma haklarının en önemli alt başlıklarından biridir. Bu hak, aynı zamanda erişim hakkı kapsamında da mütalaa edilmektedir.
Öte yandan ceza yargılamasına egemen olan en önemli ilkelerden birisi, “Silahların Eşitliği İlkesi”dir.
Nihayet ceza yargılamasında kıyas ve yorum mümkündür. Ancak, "İstisnai Kuralların Genişletici Yorumlanmaması İlkesi" de ceza yargılamasına egemen olan ilkelerdendir.
Bu itibarla, 1412 sayılı CMUK döneminde temyiz süresi ve başlangıcı konusunda kural olarak; sanık ve katılan bakımından kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir haftadır. Aynı şekilde duruşma savcısı açısından da kararın tebliğinden itibaren bir haftalık temyiz süresi geçerlidir. Buna karşılık duruşmalarda hazır bulunmayan Cumhuriyet savcılarına tanınan bir(1) aylık veya otuz(30) gün) sürenin ise istisnaî bir düzenleme olduğu göz önüne alınarak yeni dönemde, istisnaî kuralın genişletici bir yorumla kıyasen uygulanamaması gerekir.
Dairemize göre, görüldü savcısının o yer ya da mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz etme süresi ve başlangıcı konusunda, 01.06.2005 tarihinden itibaren bugüne kadar yasal bir boşluk yoktur.
Kanunkoyucu zikredilen hak ve özgürlükler ile “Silahların Eşitliği” ilkesinin gereği olarak, 5271 sayılı CMK ile savcı yani iddia makamı da dahil olmak üzere, temyize hakkı olan herkese, eşit bir temyiz süresi belirlemiştir :
7035 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.08.2017 tarihine kadar bu süre bir hafta(yedi gün), bu tarihten itibaren ise; on beş(15) gün …
469 sayılı Kanun'un 5/2 ve 825 sayılı Kanun'un 28/2. maddelerini kaldırmak suretiyle de; geçici bir süreyle sınırlı olarak uygulanması söz konusu olan 1412 sayılı CMUK dönemine ait kuralın istisnalarının uygulama alanını bilinçli bir şekilde daraltmıştır.
Buna göre, 7035 sayılı Kanun değişikliğinden önce taraflar açısından öngörülen temyiz süresi ile görüldü savcısının temyiz süresi aynı olup, 1412 sayılı CMUK m. 310/1 ve 5271 sayılı CMK m. 291'de ifade edilen kavram farklı olsa da bir hafta, yani yedi gündür.
Zira, 5235 sayılı Kanun’un 20/1-1 ve CMK’nın 260/2. maddeleri uyarınca yokluklarında verilen asliye ya da tek hakimli çocuk ceza mahkemesi kararlarını o yer ve/veya ağır ceza savcısının, kısaca ifade etmek gerekirse görüldü savcısının temyize hakkı bulunduğunda da kuşku bulunmamaktadır.
CMK’nın 38. maddesi 01.06.2005'ten beri yürürlüktedir. Bu maddeye göre süreyi tebliğden başlatmak kaydıyla, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar yürürlükte olduğunda kuşku bulunmayan ve temyiz süresinde asıl kuralı belirleyen CMUK'un 310/1. maddesi uyarınca görüldü savcısı açısından da, tıpkı duruşmada hazır bulunan savcı gibi bir haftalık temyiz süresinin geçerli olduğu görüşü, adalete, hakkaniyete ve ceza yargılamasında geçerli olan ilkelere daha uygundur.
Bu arada 6545 sayılı Kanun ile sulh mahkemeleri kaldırıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görüşüne göre kıyasen uygulanan 1412 sayılı CMUK'nın 310/3. maddesi de kadük kalmıştır.
20.07.2016 tarihinde istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, istinaf savcıları, CMK m. 38 ve 291. hükümleri uyarınca … tebliğden itibaren yedi günde, 5320 sayılı Kanun'un belirlediği istisnai hâllerde ise, ilk derece görüldü savcıları da aynı şekilde tebliğden itibaren CMK m. 38 ve CMUK m. 310/1 hükümleri uyarınca bir haftada asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz edebilirler.
05.08.2017 tarihinden sonrası Dairemize göre temyiz süresine gelince;
Bilindiği üzere; 05.08.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunla değişik 5271 Sayılı CMK.'nın 291. maddesi uyarınca, temyiz süresi yedi(7) günden onbeş (15) güne çıkartılmıştır.
Buna mukabil, 5320 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanunla değişik 8. maddesi uyarınca, istinaf mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar verilen kararlar hakkında, bu kararlar kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK.'nın 322. maddesinin 4 ilâ 6 fıkraları hariç, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. Diğer bir ifadeyle, 20 Temmuz 2016 öncesinde verilen kararlar, bu kararlar kesinleşinceye kadar doğrudan temyize tâbidir.
1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesi uyarınca, temyiz süresi bir haftadır.
Kanunyoluna başvurma hakkı, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı ile erişim hakkının en önemli alt başlıklarından birini oluşturmaktadır.
Bu hakkın yaygın ve etkili bir biçimde kullanılabilmesi için herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek basit ve yalın yöntemler belirlenmeli ve sürelerin de mümkün olduğunca yeknesak olması görüşü benimsenmelidir.
Ceza Muhakemesinde “Derhal yürürlük ilkesi” geçerlidir. 7035 sayılı Kanunla temyiz süresi yedi günden onbeş güne çıkartılmıştır ve sanık lehinedir.
Kaldı ki, sonradan yürürlüğe giren kanun önceden yürürlükte olan kanunu zımnen ilga edebilir. Bir kısım kararlar yönünden yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesi 7035 sayılı Kanunla zımnen ilga edilmiştir.
Bu düşüncelerden hareketle, 7035 sayılı Kanunla eklenen geçici birinci maddesiyle; 5271 sayılı CMK.'nın 291. maddesinde yapılan değişiklikler, “Bu (7035) Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ve sonrasında verilen kararlara uygulanır.” denilmek suretiyle, doğrudan ya da istinaf sonrası ayırımı yapmaksızın, 7035 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren verilen bütün kararların onbeş(15) günlük yeni temyiz süresine tâbi olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Özetlenecek olursa; 05.08.2017 ve sonrasında verilen kararlarda, yokluğunda karar verilen “görüldü savcısı”nın o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi, kararı temyize hakkı olan diğer süjelerle eşit biçimde ve tebliğden itibaren onbeş(15) gündür.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucunda … 2. Çocuk Mahkemesinin 21.04.2016 gün 2016/33 Esas, 2016/204 sayılı kararının 25.04.2016 tarihinde Hakim tarafından imzalanarak, görüldü savcısı ekranına gönderildiği, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından ise 03.05.2016 tarihinde temyiz dilekçesi gönderildiği anlaşılmıştır.
Dairemize göre;1412 sayılı CMUK'un 310., 5235 sayılı Kanunun 20/1, 5271 sayılı CMK'nın 38, 260/3 ve 291. maddeleri gereğince, yokluğunda karar verilen “Görüldü Savcısı'nın, 05.08.2017'den önce verilen o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresi bir hafta olup o yer Cumhuriyet savcısı temyiz başvurusunu süresinde yapmamış olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07/04/2022 tarihli ve 2016/261221 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 09.03.2022 tarihli, 2021/6586 Esas ve 2022/3110 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 20.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Evrak Aslının Teslimi ve Sürenin Başlangıcı
CMK m. 38'in öngördüğü tebligat yönteminin temel unsuru, evrakın aslının Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesidir. Tebliğ işlemi bir süreyle bağlantılıysa bu tarihin aynı gün evrakın aslına yazılması zorunludur.
CMK m. 38, tebliğ ile başlayan sürenin takibini evrakın aslına yazılacak tarihe bağlamaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin incelediği bir davada, ek kararın aslına Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği günün Başsavcılıkça yazılmamış olması kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği sonucunu doğurmuştur; bu durumda temyiz dilekçesinin sunulduğu gün usulsüz tebligatın öğrenilerek geçerlilik kazandığı gün olarak kabul edilmiş ve temyiz isteği süresinde yapılmış sayılmıştır. Bu içtihat, günün aslına yazılması yükümlülüğünün süre hukukundaki ağırlığını ortaya koymaktadır.
UYAP ve Ceza Muhakemesi İşlemleri
CMK m. 38/A, ceza muhakemesinin dijital altyapısını düzenlemektedir. Bu maddeyle her türlü ceza muhakemesi işleminde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılması zorunlu kılınmış; bu işlemlere ait veri, bilgi, belge ve kararların UYAP vasıtasıyla işlenmesi, kaydedilmesi ve saklanması öngörülmüştür. CMK m. 38/A, 6352 sayılı Kanun'un 95. maddesiyle 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 38/AKaynağı aç
(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim
Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve
karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.
(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli
elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza
muhakemesi işlemi yapılabilir.
(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü
belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve
güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.
(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi
veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak
gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez
ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.
(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi
halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul
edilir.
(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme
işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler
uygulanmaz.
(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili
kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere
elektronik ortamda gönderilir.
(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde
tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet
savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı
gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve
kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış
bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça
fiziki ortamda gönderilmez.
(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Süreler
ve Eski Hâle Getirme
Sürelerin hesaplanması
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/11103, K. 2012/20696Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
28.09.2010 ve 09.11.2010 tarihli duruşma tutanakları hakim ve katip tarafından elektronik imza ile imzalanmış ise de; 5271 sayılı CMK'nun 219. maddesi “ ..tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”, amir hükmünü içermesi, 5070 sayılı Yasanın 5/1. maddesi de “güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur.”ilkesini getirmesi karşısında anılan yasal düzenlemeler dikkate alındığında; hukuki sonuçları bakımından elektronik imza ile ıslak imzanın aynı olduğu, kaldı ki 6352 sayılı Yasanın 95. maddesi ile 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın 38/A. maddesi gereğince her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılmasının zorunlu hale geldiği cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin olunmuş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kanunda gösterilen istisnalar dışında dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP'tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi bu ortamda yapılabilir. CMK kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen belgeler ve kararlar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.
Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi ve kurumlara elektronik ortamda gönderilir; gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili taraflara gönderilmez. Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belgeler ise yetkili kişilerce taranarak UYAP'a aktarılır.
Elektronik İmza ile Elle Atılan İmzanın Çatışması
CMK m. 38/A'nın beşinci fıkrası, elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi durumunda UYAP'ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belgenin geçerli kabul edileceğini hükme bağlamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2016/11490, K. 2016/13638Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanıklar … ve …'in 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a-c, 106/2-c, 43/2-1, 116/4, 119/1-c maddeleri uyarınca ayrı ayrı birer kez 3 yıl 9 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 2 yıl 12 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2015 tarihli ve 2014/498 esas, 2015/458 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26.04.2016 gün ve 94660652-105-01-2567-2016-Kyb sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2016 günlü, 2016/185486 sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle dosya incelendi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede,
Dosya kapsamına göre, sanıkların 26/05/2014 tarihinde mağdurlar… ve …'yı, 28/05/2014 tarihinde ise… ve …’i birlikte tehdit ettiklerinin kabul edilmesi karşısında, iki gün ara ile işlenen suçlarda, sanık …’in silah kullandığı kabul edilmediği halde 106/2. maddenin (a) bendinin uygulanmış olması, birlikte suç işleme iradesinin ne şekilde oluştuğunun açıklanmaması, iki gün ara ile işlenen suçlarda, mağdur ve suç çokluğu olması karşısında, sanıkların bir kez cezalandırılarak temel cezalarda 5237 sayılı Kanun'un 43/1 ve 43/2. maddelerinin birlikte uygulanması yerine; zincirleme şekilde oluşmuş birbirinden bağımsız iki ayrı suç işlendiğinin kabul edilmesi, iddianamedeki eylemler ile sabit kabul edilen eylemlerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesinde yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki hükme aykırılık bulunup bulunmadığı, sabit kabul edilen eylemlerin hangi suçları oluşturduğunun yeterince tartışılmaması, Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianameye elle yazılmak sureti ile ilave edilen “birlikte ölüme tehdit ettikleri” şeklindeki suçlamanın, elektronik imzalı iddianamede bulunmamasının 5271 sayılı Kanun'un 38/A-5 maddesinde yer alan “Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP'ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.” şeklindeki düzenlemeye göre geçerli bir suçlama olmadığının anlaşılması karşısında, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu görülmekle,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … Asliye Ceza Ceza Mahkemesi”nin 11/06/2015 tarihli ve 2014/498 esas, 2015/458 sayılı kararının 5271 sayılı CMK”nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 21.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu hükmün uygulamaya yansıdığı davalarda, iddianameye elle yazılmak suretiyle eklenen bir suçlamanın elektronik imzalı iddianamede yer almaması halinde o eklemenin CMK m. 38/A-5 kapsamında geçerli bir suçlama sayılmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı şekilde, duruşma tutanağına el yazısıyla yapılan ekleme veya değişikliklerin UYAP'taki elektronik imzalı tutanakta yer almaması durumunda UYAP'ta kayıtlı tutanağın esas alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Güvenli elektronik imzanın elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurduğu, CMK m. 38/A'nın yürürlüğe girmesiyle tüm ceza muhakemesi işlemlerinde UYAP kullanımının zorunlu hale geldiği Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2012/11103, K. 2012/20696 sayılı kararında vurgulanmıştır.
UYAP Kayıtlarının Belirleyici Niteliği
Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüsha düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz. Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gerektiğinde ise tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/6179, K. 2022/4825 sayılı kararında hükme esas belgelerin UYAP'ta kayıtlı olduğunu ve dosya içerisindeki evrakın UYAP'tan tarandığını tespit ederek CMK m. 38/A'daki tereddüt halinde UYAP kayıtlarının esas alınacağına ilişkin hükmü uygulamış ve bozma düşüncesine katılmamıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/6179, K. 2022/4825Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Gereği görüşülüp düşünüldü:
UYAP üzerinde yapılan incelemede hükme esas belgelerin UYAP'ta kayıtlı olduğu, dosya içerisinde bulunan evrakların UYAP'tan tarandığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 38/A maddesindeki tereddüt halinde UYAP kayıtlarının esas alınacağına ilişkin hüküm karşısında Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar …, …, … ve … müdafinin suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik, sanıklar …, … ve …'in ise bir nedene dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 22.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Öte yandan dosya evrakının UYAP sistemindeki taralı belgelerden onaysız çıkartıldığı ve CMK m. 38/A'da belirtilen elektronik işlemlere uygun biçimde düzenlenmediğinin anlaşıldığı bir davada Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/8053, K. 2015/45587 sayılı kararında Yargıtay denetimine olanak sağlamak amacıyla dosyanın aslı ya da tüm belge ve dilekçeleri kapsayacak şekilde onaylı örneğinin eklenmesini gerekli görmüştür.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/8053, K. 2015/45587Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : Karar Düzeltme – (İtiraz) – 2015/326824
Yağma suçundan sanık H.. B.. hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin DENİZLİ Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.03.2009 tarihli hükmün sanık savunmanının temyizi üzerine Dairemizin 19/11/20114 gün ve 2012/12002 Esas ve 2014/20013 Karar sayılı ilamı ile onama yolundaki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2015 gün ve 2015/326824 sayılı yazısı ile kararın düzeltilmesi isteminde bulunulması üzerine dosya 26/10/2015 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. Maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, sanık H.. B.. hakkında 05/03/2009 tarih, 2006/134 esas ve 2009/66 karar sayılı ilam ile verilen 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 19/11/2014 tarih, 2012/12002 esas ve 2014/20013 karar sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/10/2015 tarihli yazısı ile anılan onama kararına itiraz edildiği, incelenmek üzere gönderilen dava dosyası incelendiğinde; onaysız olan dosya evrakının UYAP sistemindeki taralı belgelerden çıkartıldığı, UYAP sistemindeki evrakın ise 5271 sayılı Yasanın 38/A maddesinde belirtilen elektronik işlemlere uygun olarak düzenlenmediği anlaşıldığından, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/134 esas sayılı dosya aslı veya dosyadaki tüm belge ve dilekçeleri içerecek şekilde onaylı örneğinin Yargıtay denetimine olanak sağlaması bakımından eklenmesinden sonra, itirazın incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 03/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Elektronik Ortamda Süre Hesabı ve Dış Sistemlerden Veri Temini
CMK m. 38/A'nın dokuzuncu fıkrası uyarınca elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
Nüfus, tapu ve adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenmez; UYAP'tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler de zorunlu olmadıkça fiziki ortamda ayrıca gönderilmez. Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP'ta yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar ise CMK m. 38/A'nın on birinci fıkrası gereğince Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
UYAP Üzerinden Süre Denetimi: Görüldü Savcısı Uygulaması
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin E. 2021/12075, K. 2022/7735 sayılı kararında, UYAP üzerinden yapılan araştırmada kararın hâkim tarafından imzalanarak görüldü savcısının ekranına gönderildiği tarih ile savcının temyiz dilekçesini sunduğu tarih karşılaştırılmış ve temyiz süresinin geçirilip geçirilmediği bu veriler esas alınarak belirlenmiştir. Söz konusu karar, 05.08.2017 öncesi döneme ait bir karar bakımından bir haftalık temyiz süresi değerlendirildiği için bu nitelikte ele alınmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat nasıl gerçekleşir?
CMK m. 38 uyarınca bu tebligat, tebliği gereken evrakın aslının Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesiyle gerçekleşir. Tebliğ işlemiyle bir süre işlemeye başlayacaksa evrakın verildiği gün Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılması zorunludur.
Verilen günün evraka yazılmaması ne sonuç doğurur?
CMK m. 38, verilen günün evrakın aslına yazılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin tebligatı usulsüz kılabileceği; bu durumda temyiz dilekçesinin sunulduğu günün usulsüz tebligatın öğrenilerek geçerlilik kazandığı gün olarak kabul edildiği ve başvurunun süresinde sayıldığı, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin incelediği bir davada sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmenin her olayın koşullarına göre ele alınması gerekir.
UYAP'taki elektronik imzalı belge ile elle imzalanan belge çelişirse hangisi geçerli olur?
CMK m. 38/A-5 uyarınca bu durumda UYAP'ta kayıtlı güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir. Bu hüküm iddianame ve duruşma tutanakları açısından uygulama alanı bulmuş; elle yapılan eklemeler elektronik imzalı belgede yer almıyorsa geçerli sayılmamıştır.
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre ne zaman biter?
CMK m. 38/A-9 uyarınca elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda, yani o günün bitimiyle sona erer.
Zorunlu nedenlerle fiziki düzenlenen belgeler UYAP'a nasıl aktarılır?
CMK m. 38/A-7 gereğince zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar yetkili kişilerce taranarak UYAP'a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir. Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gerektiğinde ise belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
UYAP kayıtları ile fiziki dosya arasında uyumsuzluk varsa ne yapılır?
CMK m. 38/A, hükme esas belgelerin UYAP'ta kayıtlı ve dosya evrakının UYAP'tan taranmış olduğu hallerde tereddüt durumunda UYAP kayıtlarının esas alınacağını öngörmektedir. Dosya evrakının CMK m. 38/A'da belirtilen elektronik işlemlere uygun biçimde düzenlenmediğinin anlaşıldığı hallerde ise Yargıtay denetimini sağlamak amacıyla fiziki dosyanın aslı veya onaylı örneğinin eklenmesi gerekebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

