Ceza Yargılamasında Duruşmanın Kesintisizliği İlkesi ve Ara Verme Şartları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza muhakemesinde temel ilke, duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesidir. Ancak zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir. Duruşmaya ara verilmesi kararı keyfî uygulanamaz; yalnızca zorunlu hâllerin varlığı durumunda ve davanın makul sürede bitirilmesini temin edecek şekilde takdir edilebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını
olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.
(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara
verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Duruşmanın başlaması
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 190. maddesiyle, mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yer alan tehir ve talik ayrımı ile zorunluluk olmadıkça sekiz günden fazla ara verilemeyeceğine ilişkin kural terk edilmiştir. Kanunda uzun süreli aralarda duruşmaya yeniden başlanması usulü yerine, zorunlu hâllerde en kısa süreyle ara verilmesi formülü benimsenmiştir.
Müdafi Mazereti ve Zorunlu Müdafilik Durumunda Duruşmaya Ara Verilmesi
Sanık, avukatının mazeretinin bulunması nedeniyle kural olarak duruşmaya ara verilmesini isteyemez. Ancak avukatın zorunlu vekil olduğu, yani kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği bir durum söz konusu ise duruşmaya ara verme isteminin kabulü zorunludur.
Zorunlu müdafilik durumunda duruşmaya ara verme istemi kabul edildiğinde en kısa sürenin tayin edilmesi kanunun gereğidir. Bununla birlikte belirlenecek sürenin, görevlendirilen yeni müdafiin dosyayı inceleyebilmesine ve sanık ile temasını kurabilmesine olanak tanıyacak makul bir süre olması şarttır.
CMK m. 176 Süresine Uyulmaması Hâlinde Ara Verme Hakkının Hatırlatılması
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 190. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 176. maddede belirlenen süreye uyulmamışsa sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı bulunduğu hatırlatılır. Duruşma gününe kadar sanığın savunmasını hazırlaması için öngörülen süreye riayet edilmeden savunmasının alınmasına geçilmesi ve bu hakkın bildirilmemesi savunma hakkının kısıtlanmasına yol açar.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/6570 Esas ve 2020/273 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en az bir haftalık süre bulunmadığında CMK m. 190/2 gereğince sanığa duruşmaya ara verme hakkı bulunduğu bildirilmeli, sanığın bu hakkı kullanmayacağını ve savunma için hazır olduğunu beyan etmesi hâlinde hakları hatırlatılarak savunması alınmalıdır. Ara verme hakkı hatırlatılmadan savunmanın alınması savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/6570, K. 2020/273Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2018 tarih ve 2017/249 – 2018/341 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63, maddeleri uyarınca mahkumiyete dair istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-) Dosya kapsamına göre; 11.08.2017 tarih ve 2017/14596 soruşturma sayılı iddianamenin, CMK’nın 176/4 fıkrası gereğince tebliğ ile duruşma günü arasında en az 1 hafta süre bulunmasının, buna riayet edilmemesi durumunda CMK'nın 190/2 maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkı bulunduğunun bildirilmesi, sanığın bu hakkını kullanmayacağını, savunma için hazır olduğunu bildirmesi halinde iddianame ve ekleri okunup/anlatılıp aynı maddenin c fıkrası uyarınca CMK’nın 147. maddesindeki hakları da hatırlatılarak, bu suça yönelik ayrıntılı savunmasının alınması gerekirken, ara verme hatırlatılmadan savunmasının alınması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 176/1-4, 190/2, maddelerine muhalefet edilmesi,
2-)Bölge adliye mahkemesinin gerekçeli karar başlığında, hakkında yakalama
işlemi uygulanan sanığın suç tarihinin iddianame tarihi olan "11.08.2017" yerine “15.05.2018” olarak yazılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre atılı suç için kanun maddelerinde ön görülen ceza miktarı gözetilerek tahliye talebinin reddiyle tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 maddesi uyarınca dosyanın Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Farklı Yargılama Durumlarında CMK m. 190/2 Uygulaması
Sanığa usulüne uygun iddianame tebliğ edilmeksizin zorla getirme kararı çıkarılması ya da SEGBİS vasıtasıyla savunma alınması hâllerinde de CMK m. 190/2 güvencesi geçerlidir. İddianame tebliği ile duruşma arasında bir haftalık süre bulunmadığı veya süre dolmadığı takdirde sanığa duruşmaya ara verme hakkının olduğu ihtarı yapılmaksızın savunma alınması savunma hakkını kısıtlar.
Tutuklu ya da başka suçtan hükümlü bulunan sanıkların yargılamasında da CMK m. 176 uyarınca savunma süresi tanınması zorunludur. İddianamenin tebliğinden itibaren bir haftalık süre geçmeden yapılan oturumda veya istinabe yahut duruşmaya celp suretiyle savunma alınırken CMK m. 190/2 uyarınca ara verme hakkı hatırlatılmadan yargılamaya devam edilmesi savunma hakkının kısıtlanmasına yol açar.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2017/18482 Esas ve 2017/19237 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sonradan birleştirilen kamu davasına ilişkin iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi ve CMK m. 190/2 uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkı olduğunun hatırlatılmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2017/18482, K. 2017/19237Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Sanık … hakkında tehdit, 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve mala zarar verme, sanık … hakkında tehdit, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, mala zarar verme ve yaralama suçlarından yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetlerine dair Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23/02/2010 gün ve 2009/117 esas, 2010/99 karar sayılı hükümlerin sanıklar tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 03/02/2015 gün ve 2014/42283 esas, 2015/3096 sayılı kararıyla,
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen tehdit, mala zarar verme, ruhsatsız silah taşıma ve sanık …’a yükletilen yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanıklar … ve …'un ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, karar verilmiştir.
I-İTİRAZ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/07/2017 gün ve 2017/31843 sayılı yazısı ile,
Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/02/2010 gün, 2009/117 Esas – 2010/99 Karar sayılı ilamı ile;
1- Sanık …'un;
a) Tehdit suçundan TCK'nın 106/2, 43, 53, 58. maddeleri gereğince 4 yıl 6 ay hapis,
b) 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 6136 sayılı Yasının 13/1, TCK'nın 53, 58. maddeleri gereğince 2 yıl hapis, 450 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2- Sanık …'ın tehdit suçundan TCK'nın 106/2, 43, 53, 58. maddeleri gereğince 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup; hükmün sanıklar tarafından temyizi üzerine Başsavcılığımızca temyiz itirazlarının reddi ile hükümlerin onanması talep edilmiş ve Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 03/02/2015 gün ve 2014/42283 Esas, 2015/3096 Karar sayılı ilamı ile de hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
Sanık … vasisinin itiarz istemi nedeniyle gönderilen dosyanın incelenmesinde; sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı yasaya aykırılık, … hakkında ise tehdit suçundan itiraz yoluna başvurulması gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : 1- İddianamede sanıklar hakkında sadece mağdur …'ye yönelik tehdit suçundan kamu davası açıldığı halde, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı işlendiği gerekçesiyle sanıklar hakkında TCK'nın 43/2 maddesinin uygulanması suretiyle dava konusu yapılmayan fiilden hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 225/1 maddesine aykırı davranılması,
2- Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 07/01/2010 tarihli iddianame ile açılan ve hiç bir işlem yapılmadan 14/01/2010 tarihinde bu dava ile birleştirilen kamu davasında, iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle CMK'nın 176/1-4 maddesine aykırı davranılması karşısında, CMK'nın 190/2. maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkının olduğunun bildirilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle, hükümlerin bozulması gerektiği düşünüldüğünden itiraz yoluna başvurulumuştur.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6352 sayılı Yasa'nın 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca, İTİRAZIN KABULÜ ile Yüksek Dairenizin 03/02/2015 gün ve 2014/42283 Esas, 2015/3096 Karar ilamının, sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı yasaya aykırılık, sanık … hakkında ise tehdit suçundan kaldırılarak;
Sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı yasaya aykırılık, sanık … hakkında ise tehdit suçuna ilişkin, Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/02/2010 gün, 2009/117 Esas – 2010/99 Karar sayılı ilamının;
1- İddianamede sanıklar hakkında sadece mağdur …'ye yönelik tehdit suçundan kamu davası açıldığı halde, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı işlendiği gerekçesiyle sanıklar hakkında TCK'nın 43/2 maddesinin uygulanması suretiyle dava konusu yapılmayan fiilden hüküm kurularak CMK'nın 225/1 maddesine aykırı davranılması,
2- Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 07/01/2010 tarihli iddianame ile açılan ve hiç bir işlem yapılmadan 14/01/2010 tarihinde bu dava ile birleştirilen kamu davasında, iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle CMK'nın 176/1-4 maddesine aykırı davranılması karşısında, CMK'nın 190/2. maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkının olduğunun bildirilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hususlarında, BOZULMASI;
İtirazın kabul edilmemesi halinde ise, 6352 sayılı Yasa'nın 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 3. fıkrası uyarınca, dosyanın itirazın incelenmesi için Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE karar verilmesi;
İtirazen arz ve talep olunur isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II-İTİRAZIN KAPSAMI:
İtiraz, sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet, sanık … hakkında ise tehdit suçlarından kurulan Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/02/2010 gün ve 2009/117 esas, 2010/99 karar sayılı hükümlerinin,
1- İddianamede sanıklar hakkında sadece mağdur …'ye yönelik tehdit suçundan kamu davası açıldığı halde, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı işlendiği gerekçesiyle sanıklar hakkında TCK'nın 43/2 maddesinin uygulanması suretiyle dava konusu yapılmayan fiilden hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 225/1 maddesine aykırı davranılması,
2- Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 07/01/2010 tarihli iddianame ile açılan ve hiç bir işlem yapılmadan 14/01/2010 tarihinde bu dava ile birleştirilen kamu davasında, iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle CMK'nın 176/1-4 maddesine aykırı davranılması karşısında, CMK'nın 190/2. maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkının olduğunun bildirilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, nedenleriyle Dairemizce bozulmasına ilişkindir.
III-KARAR:
Sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet, sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlerde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 03/02/2015 gün ve 2014/42283 esas, 2015/3096 karar sayılı ve sanık … hakkında tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet, sanık … hakkında tehdit suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına dair kararın bu suçlar yönünden itiraz nedenleriyle sınırlı olarak KALDIRILMASINA,
1-Sanık …'un 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan düzenlenen 07/01/2010 tarihli iddianamenin Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/38 esasına kaydedilip, tensiple 14.01.2010 tarihinde anılan mahkemenin 2009/117 esas sayılı dosyasıyla birleştirildiğinin ve bu suça ilişkin iddianamenin sanığa tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, iddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi suretiyle CMK'nın 176/1-4 maddesine aykırı davranıldığı ve CMK'nın 190/2. maddesi uyarınca sanığa duruşmaya ara verme hakkının olduğunun hatırlatılmasının gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanıklar … ve … hakkında tehdit suçlarından kurulan hükümlerde ise; 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesi gereğince hükmün konusu, iddianamede gösterilen eylem olduğundan iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Somut olayda, iddianamenin anlatım kısmında sanıkların sadece mağdur …'ye yönelik tehdit suçunu işlediğinin belirtilmesine karşın, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı işlendiğine ilişkin bir eylemin açıklanmadığı gözetilmeden, "Fail ve Fiilde Bağlılık Kuralı"na aykırı olarak uygulama yapılarak, iddianamede tanımlanmayan eylemden hüküm kurulmak ve anılan suçun birden fazla kişiye karşı işlendiği kabul edilip sanıklar hakkında TCK'nın 43/2 maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, itiraz bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3-17.08.2016 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 32. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen geçici madde 6 ile getirilen yeni düzenleme ve bozma kararı karşısında; hak kaybına sebebiyet verilmemesi için, sanık …'un cezaevinde geçirdiği süre, bozma kararlarının içeriği gözetildiğinde, 6136 sayılı Yasaya muhalafet ve tehdit suçlarına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin İNFAZLARININ DURDURULMASINA, sanık … bu suçların dışında başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse, derhal TAHLİYESİNE,
Yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Usule Aykırılığın Sonradan Giderilmesi İmkânı
Bir haftalık süreye uyulmaksızın ve duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılmaksızın sanığın savunmasının alındığı durumlarda, çağrı kâğıdı tebliğinden itibaren en az bir hafta geçtikten sonraki başka bir oturumda eksiklik fark edilerek sanığın usulüne uygun olarak tekrar savunmasının alınması hâlinde bu aykırılık giderilmiş sayılır.
CMK 190 uyarınca duruşmaya ara verme kuralı nedir?
Ceza muhakemesinde asıl kural duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm kurulmasıdır; zorunlu hâllerde ise davanın makul sürede bitirilmesini sağlayacak en kısa süreyle ara verilebilir.
İddianame tebliğ süresine uyulmadığında mahkemenin yükümlülüğü nedir?
Tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir hafta bulunmaması hâlinde sanığa CMK m. 190/2 uyarınca duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı bulunduğu hatırlatılmak zorundadır.
Avukatın mazereti duruşmaya ara verilmesini gerektirir mi?
Sanık avukatının mazereti kural olarak ara verme hakkı doğurmaz; ancak kanunun zorunlu vekilliği kabul ettiği hâllerde duruşmaya ara verilmesi isteminin kabulü zorunludur.
Ara verme hakkı hatırlatılmadan savunma alınırsa eksiklik nasıl giderilir?
Tebliğden itibaren en az bir hafta geçtikten sonraki başka bir oturumda durum fark edilip sanığın usulüne uygun biçimde yeniden savunması alınarak usul eksikliği telafi edilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

