Ceza Muhakemesi Kanununda Soruşturma ve Kovuşturma

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesi Kanununda Soruşturma ve Kovuşturma

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağını ve bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler. Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar; kovuşturma ise iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar sürer. Şüpheli soruşturma evresindeki, sanık ise kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir.

Görev, yetki ve davaların bağlantısı

Görev uyuşmazlığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler. İddianamenin kabulünden sonra işin mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa dosya görevli mahkemeye gönderilir; adli yargı içindeki görevsizlik kararına itiraz edilebilir. Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez. Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri hükümsüzdür.

Bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması bağlantı sayılır. Suçluyu kayırma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme de bağlantılı suçtur. Bağlantılı suçlar farklı mahkemelerin görevine giriyorsa yüksek görevli mahkemede birleştirilerek dava açılabilir. Mahkeme, 8. maddedeki türden olmasa bile baktığı davalar arasında bağlantı görürse bunları birleştirebilir.

Davaya bakma yetkisi kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesinindir. Teşebbüste son icra hareketinin, kesintisiz suçta kesintinin, zincirleme suçta ise son suçun işlendiği yer yetkilidir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılmasıyla işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.

Yabancı ülkede işlenip Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir. Diplomatik bağışıklıktan yararlanan ve yabancı ülkede bulunan Türk kamu görevlilerinin suçlarında yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir. Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenen suçta, geminin ilk uğradığı Türk limanı veya bağlama limanı mahkemesi yetkilidir. Yetkili mahkeme hukuki veya fiili sebeple görevini yapamazsa yüksek görevli mahkeme davayı aynı derecedeki başka mahkemeye nakledebilir.

Hâkimin reddi ve kaçırılan süre

Hâkim, davaya bakamayacağı hâllerde ve tarafsızlığını şüpheye düşürecek başka sebeplerle reddedilebilir. Tarafsızlık sebebi sonradan ortaya çıkmış veya öğrenilmişse ret, öğrenmeden itibaren yedi gün içinde ve duruşma veya inceleme bitinceye kadar istenebilir. Ret isteminin kabulü kesindir; kabul edilmemesine itiraz edilebilir ve itiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir. Süresinde yapılmayan, sebep ve delili gösterilmeyen veya duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılan ret istemi geri çevrilir.

Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek ve ilgilisinin hazır bulunmadığı kararlar tebliğ olunur. Kusuru olmaksızın süreyi geçiren kişi eski hâle getirme isteyebilir; kanun yolu hakkı bildirilmemişse kişi kusursuz sayılır. Dilekçe, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde verilir. Kabul kararı kesindir; ret kararına itiraz edilebilir.

Tanık ve bilirkişi

Usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeretini bildirmeden gelmeyen tanık zorla getirilir ve gelmemesinin giderleri ödettirilir. Zorla getirilen tanık önceki gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse bu giderler kaldırılır. Nişanlı, evlilik bağı kalmasa bile eş ve maddede sayılan diğer kişiler tanıklıktan çekinebilir. Avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları, bu sıfatları veya yüklendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri bilgiler hakkında çekinebilir. On beş yaşını doldurmamış olanlar yeminsiz dinlenir. Tanıklar ayrı ayrı dinlenir.

Devlet sırrına ilişkin tanıklık hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarda uygulanır. Kimliği açıklanmasının ağır tehlike oluşturacağı tanığa ilişkin koruma hükümleri ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda uygulanabilir. Yasal sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanığa, hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir.

Genel bilgi, tecrübe veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konuda bilirkişiye başvurulamaz. Bilirkişiler kural olarak bölge kurulunun listesinden seçilir. Verilen süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez; zorunlu özel sebeplerde gerekçeli kararla en çok üç ay daha uzatılabilir. Bilirkişi inceleme sonunda imzalı raporunu verir. Birden fazla bilirkişinin farklı veya ayrık görüşü gerekçeleriyle rapora yazılır. Uzmanlık veya teknik bilgi dışındaki açıklama ile hâkime ait hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapılamaz.

İnceleme bitince savcı, katılan, vekil, şüpheli veya sanık, müdafi ya da kanuni temsilciye yeni inceleme veya itiraz istemi için süre verilir. İstem reddedilirse üç gün içinde gerekçeli karar verilir. Taraflar uzmanından bilimsel mütalaa alabilir; yalnız bu nedenle ayrıca süre istenemez. Mahkeme bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir. Hâkimin reddini gerektiren sebepler ve tanıklıktan çekinme sebepleri bilirkişi hakkında da geçerlidir.

Beden muayenesi, örnek alma ve keşif

Kuvvetli şüphe bulunan kişinin akıl hastalığı ve bunun davranışlara etkisi, uzman hekim önerisi ile savcı ve müdafi dinlendikten sonra, soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme kararıyla resmî sağlık kurumunda gözlemle saptanabilir. Gözlem süresi üç haftayı, ek sürelerle birlikte toplam üç ayı geçemez. Gözlem altına alma kararına itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.

İç beden muayenesi veya vücuttan örnek alınmasına ilişkin savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkeme onayına sunulur. Onaylanmayan karar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz. Müdahale, sağlığa zarar verme tehlikesi bulunmadıkça ve ancak hekim ya da sağlık mesleği mensubu tarafından yapılabilir. Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük ve tırnak gibi örnekler alınamaz. Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Mağdurun rızası varsa 76. maddenin birinci fıkrasındaki karar aranmaz. Çocuğun soy bağının araştırılması için ise bu karara gerek vardır. Tanıklıktan çekinme sebepleriyle muayene veya örnek vermekten kaçınılabilir. Kadının muayenesi, istemi hâlinde ve olanak varsa kadın hekim tarafından yapılır.

Alınan örneklerde moleküler genetik inceleme, izin verilen amaçlar dışında yasaktır ve buna yalnız hâkim karar verebilir. 75, 76 ve 78. madde inceleme sonuçları kişisel veridir; başka amaçla kullanılamaz. Belirtilen kovuşturmama, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi hâllerinde genetik inceleme bilgileri savcı huzurunda derhal yok edilir. Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçta kimlik teşhisi gerekliyse savcı emriyle fotoğraf, beden ölçüleri, parmak ve avuç izi, ses ve görüntü kayda alınabilir.

Keşfi hâkim, mahkeme, naip veya istinabe olunan hâkim ya da mahkeme; gecikmesinde sakınca varsa Cumhuriyet savcısı yapar. Şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafi ile vekili hazır bulunabilir. Tutuklu şüpheli veya sanık ancak hâkim veya mahkemece zorunlu sayılan hâllerde hazır bulundurulabilir. Engelleyici sebep yoksa ölü muayenesi veya otopsiden önce kimlik belirlenir. Otopsi kural olarak savcı huzurunda iki hekim tarafından yapılır; zorunlulukta bir hekim yapabilir. Ölümü hemen önce tedavi eden tabibe otopsi görevi verilemez. Gömülü cesedin çıkarılmasına soruşturmada savcı, kovuşturmada mahkeme karar verir.

Yakalama, tutuklama ve adli kontrol

Suçüstü veya kimliği hemen belirlenemeyen izlenen kişinin kaçma olasılığı gibi maddede belirtilen hâllerde herkes geçici yakalama yapabilir. Şikâyete bağlı olsa da çocuklara veya kendini idareden aciz kişilere karşı suçüstünde yakalama şikâyete bağlı değildir. Gözaltı, soruşturma yönünden zorunlu olmaya ve somut delillere bağlıdır. Süre, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için zorunlu süre hariç yakalamadan itibaren yirmi dört saati, bu zorunlu süre de on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, delil toplama güçlüğü veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı emir verebilir.

91. maddenin dördüncü fıkrasındaki düzenlemede kişi en geç kırk sekiz saat, toplu suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Gözaltı ve sürenin uzatılmasına ilişkin yazılı emre karşı sulh ceza hâkimi başvuruyu evrak üzerinde derhal ve nihayet yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır. Süre dolması veya hâkim kararıyla serbest bırakılan kişi, yeni ve yeterli delil ile savcı kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalanamaz. Sorguda müdafi hazır bulunur.

Kaçma veya hayat ve beden bütünlüğü tehlikesine ilişkin belirtiler varsa nakilde kelepçe takılabilir. Hâkim veya mahkeme yakalama emriyle yakalanan kişi en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır. Yakalama, gözaltı veya sürenin uzatılmasında savcı emriyle bir yakına veya belirlenen kişiye gecikmeksizin haber verilir. Tutanağa suç, koşullar, yer, zaman, yakalayanlar ve hakların anlatıldığı yazılır.

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni varsa verilebilir. İşin önemi, beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü değilse verilemez. Yalnız adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Soruşturmada karar savcı istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturmada savcı istemiyle veya re’sen mahkeme tarafından verilir. İstemde adli kontrolün yetersiz kalacağı hukuki ve fiili nedenler gösterilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçeyle altı ay uzatılabilir. Soruşturma tutukluluğu bu işlerde altı ayı, ağır ceza işlerinde bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun belirtilen bölümlerindeki suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve toplu suçlarda soruşturma tutukluluğu en çok bir yıl altı aydır ve gerekçeyle altı ay daha uzatılabilir. Süreler, fiili işlediğinde on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır. Şüpheli veya sanık her aşamada salıverilmesini isteyebilir.

100. maddedeki tutuklama sebepleri varsa tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir; kanunda tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol uygulanabilir. Adli kontrolde geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; bu kural üçüncü fıkranın (e) ve (j) bentlerinde uygulanmaz. Konutunu terk etmemekte her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. Belirtilen ağır hastalık, engellilik, gebelik veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş olma hâlinde de tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilir.

Adli kontrolün devamı en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Ağır ceza dışındaki işlerde süre en çok iki yıldır ve bir yıl uzatılabilir. Yükümlülükleri isteyerek yerine getirmeyen hakkında, hapis cezasının süresi ne olursa olsun hemen tutuklama kararı verilebilir. Azami tutukluluk nedeniyle verilen adli kontrolün ihlalinde tutuklama, ağır ceza işlerinde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez.

Arama, elkoyma ve gizli tedbirler

Yakalanma veya suç delili elde edilebileceği konusunda makul şüphe varsa şüpheli veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Başka kişinin yerlerinin aranması, aranan kişinin veya delillerin orada bulunduğunun kabul edilmesine olanak sağlayan olaylara bağlıdır. Bu sınırlama, şüpheli veya sanığın bulunduğu yerler ile izlenirken girdiği yerlerde uygulanmaz. Konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerde gece araması kural olarak yapılamaz.

Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâlde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir. Karar veya emirde fiil, aranacak kişi, yer ya da eşya ve geçerlilik süresi gösterilir. Savcı hazır değilse ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. Avukatın hazır bulunmasına engel olunamaz. Belge ve kâğıtları inceleme yetkisi savcı ve hâkime aittir.

İspat aracı veya müsadere konusu malvarlığı değerleri muhafaza altına alınır. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim, elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa elkoyma kendiliğinden kalkar. Şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektup ve belgelere, bu kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.

Avukat büroları ancak mahkeme kararıyla, karardaki olayla sınırlı ve savcı denetiminde aranabilir. Mesleki ilişkiye ait olduğu saptanan eşya avukata iade edilir. Muhafazasına gerek kalmayan veya müsadereye tabi olmayacağı anlaşılan eşya geri verilir. Zarar veya esaslı değer kaybı tehlikesi varsa hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.

Bilgisayarlarda arama, kopyalama ve çözmeye ilişkin savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. İletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde edilememesi koşullarına bağlıdır ve ancak maddede sayılan suçlarda uygulanabilir. Savcı kararı derhal hâkim onayına sunulur; hâkim en geç yirmi dört saatte karar vermezse tedbir derhal kaldırılır. Karar en çok iki ay için verilebilir ve bir ay uzatılabilir. Tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişim kayda alınamaz. Müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçlarına 135. madde uygulanamaz.

Kovuşturmaya yer olmaması, hâkim onayının alınamaması veya beraat hâllerinde tespit ve dinleme kayıtları en geç on gün içinde yok edilir. Gizli soruşturmacı, somut delile dayalı kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde yalnızca hâkim kararıyla ve sayılan suçlar için görevlendirilebilir; görevini yerine getirirken suç işleyemez. Teknik araçlarla izleme kamuya açık yerler ve işyerleriyle sınırlıdır, konutta uygulanamaz ve sayılan suçlar ile kuvvetli şüphe ve başka delil elde edilememesi koşullarına bağlıdır. Karar en çok üç hafta için verilebilir; bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir.

İfade, müdafi ve soruşturmanın sonucu

İfade veya sorgu için kişi, gelmezse zorla getirileceği yazılan davetiyle çağrılır. Zorla getirilen şüpheli veya sanık derhal, olanaksızsa yol süresi hariç en geç yirmi dört saatte çağıran makamın önüne çıkarılır. Kimliği saptanır ve kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüdür. Yüklenen suç anlatılır, susma hakkı bildirilir, müdafi seçme hakkı hatırlatılır ve lehe delil toplanmasını isteme olanağı tanınır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller

Şüpheli ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit ve benzeri bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı yarar da vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Aynı olayda yeniden ifade alma ancak savcı tarafından yapılabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 148Kaynağı aç
Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.
ALTINCI
KISIM
Savunma
BİRİNCİ
BÖLÜM
Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi

Şüpheli veya sanık her aşamada bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Soruşturmada ifadede, örgüt faaliyeti çerçevesindeki suçların kovuşturmasında duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Avukatın görüşme, yanında bulunma ve hukuki yardım hakkı engellenemez. Müdafiyle yazışmalar denetime tabi tutulamaz. Müdafi seçemeyeceğini beyan eden kişiye istemi hâlinde müdafi görevlendirilir. Çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz kişi ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir.

Müdafi soruşturma dosyasını inceleyebilir ve belge örneği alabilir. Bu yetki, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse ve yalnız maddede sayılan suçlarda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. İfade tutanağı, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olunan işlemlere ilişkin tutanaklar bu kısıtlamaya tabi değildir. Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafiyle başkalarının duyamayacağı ortamda görüşebilir. Sayılan suçlarda gözaltındaki şüphelinin müdafiyle görüşmesi, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla yirmi dört saat kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz.

Savunma haklarına zarar vermemek ve kanunun başka hükümleri saklı kalmak koşuluyla soruşturma işlemleri gizlidir. Fiilin suç oluşturmadığı araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılırsa veya ihbar ya da şikâyet soyut ve genel nitelikteyse soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve şikâyet edilene şüpheli sıfatı verilemez. Savcı, suç işlendiği izlenimini veren hâli öğrenince kamu davası açmaya yer olup olmadığını araştırmaya başlar.

Yeterli şüphe varsa savcı iddianame düzenler. Etkin pişmanlığın cezayı kaldıran şahsi sebep olarak uygulanması koşulları veya şahsi cezasızlık sebebi varsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Uzlaştırma ve önödeme kapsamı hariç, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis gerektiren suçlarda kamu davasının açılması beş yıl ertelenebilir. Bunun için şüphelinin daha önce kasıtlı suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmaması, suç işlemekten çekineceği kanaati, ertelemenin daha yararlı olması ve tespit edilen zararın tamamen giderilmesi birlikte gerekir. Örgüt suçları, kamu görevlisinin görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar, asker kişilerin işlediği askerî suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda bu hüküm uygulanmaz. Erteleme süresinde kasıtlı suç işlenmezse kovuşturmaya yer olmadığına, işlenirse kamu davası açılmasına karar verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez.

Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Bu karardan sonra yeterli yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı olmadıkça aynı fiilden kamu davası açılamaz. Suçtan zarar gören, tebliğden itibaren on beş gün içinde itiraz edebilir. Savcının kamu davası açmama konusundaki takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu itiraz hükmü uygulanmaz.

Mahkeme, iddianame ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde sayılan eksiklik veya hatalar nedeniyle iddianameyi iade edebilir. Süresinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iade edilemez. İddianamenin kabulüyle kamu davası açılır ve kovuşturma başlar.

Duruşma, deliller ve hüküm

Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta bulunur. Sanık, tanık veya bilirkişi daveti ya da savunma delillerinin toplanması istemini duruşmadan en az beş gün önce verir. On sekiz yaşını doldurmamış sanık hakkında duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Hükme katılacak hâkimler, savcı, zabıt kâtibi ve zorunlu müdafilik hâlinde müdafi hazır bulunur. Müdafi mazeretsiz olarak duruşmaya gelmez veya duruşmayı terk ederse duruşmaya devam edilebilir.

Ayrık hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında karar gerekiyorsa sorgu yapılmamış olsa da dava yoklukta bitirilebilir. Suç yalnız veya birlikte adli para cezası ya da müsadereyi gerektiriyorsa sanık gelmese de duruşma yapılabilir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç sanık istinabe yoluyla sorguya çekilebilir.

Kanuna aykırı elde edilen delilin ortaya konulması reddolunur. Delilin veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmesi ret sebebi yapılamaz. Olayın delili yalnızca bir tanığın açıklamalarından ibaretse tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada çekinirse önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz. Hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.

Duruşmanın kanundaki usul ve esaslara uygun yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir; tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür. Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş hüküm veya açılmış dava varsa davanın reddine karar verilir. Derhal beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip savunmasını yapabilecek durumda bulundurulmadıkça iddianamedeki kanun hükmünden başka bir hükümle mahkûm edilemez. Mahkûmiyet gerekçesinde delillerin değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller açıkça gösterilir.

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise, uzlaşma hükümleri saklı kalmak üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu karar, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder ve sanık kabul etmezse verilemez. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve mağdurun veya kamunun zararının aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi ayrıca aranır. Açıklanması geri bırakılan hükümde hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Bu sürede kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Denetim süresinde kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez ve dava zamanaşımı durur. Kasten yeni suç veya yükümlülüklere aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Karara itiraz edilebilir. Bu hükümler, Anayasa’nın 174. maddesinde korunan inkılap kanunlarındaki suçlarda uygulanmaz.

Uzlaştırma

Şikâyete bağlı suçlar ile maddede sayılan belirli suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulur. Şikâyete bağlı olanlar hariç diğer kanunlardaki suçlarda uzlaştırma için kanunda açık hüküm gerekir. Şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Kapsam içindeki suçun kapsam dışındaki suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ön ödeme kapsamındaki bir suçla uzlaştırma kapsamındaki bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Suç uzlaşmaya tabi ve kamu davası için yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. İlgili kişi, tekliften itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Beyan edilmiş adreste bulunmama, yurt dışında olma veya başka nedenle kişilere ulaşılamazsa uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır. Birden fazla mağdur veya zarar gören varsa hepsinin kabulü gerekir. Teklif veya kabul, delil toplanmasına ve koruma tedbirlerine engel değildir.

Uzlaştırmacı işlemleri en geç otuz gün içinde sonuçlandırır. Büro süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Müzakereler gizlidir. Teklif reddedilse bile taraflar, uzlaştıklarını gösteren belgeyle en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar savcıya başvurabilir. Sonuçsuz kalınırsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

Edim defaten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. İleri tarihe bırakma, taksit veya süreklilikte 171. maddedeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılması ertelenir ve erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Gerekler yerine getirilmezse aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın kamu davası açılır. Uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç tazminat davası açılamaz. Müzakerelerdeki açıklamalar delil olarak kullanılamaz. İlk tekliften raporun büroya verildiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.

Kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Derhal edimde davanın düşmesine, ileri tarihli, taksitli veya sürekli edimde 231. maddedeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Birden çok kişi tarafından işlenen suçta yalnız uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.

Kanun yolları ve yargılamanın yenilenmesi

Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı savcı, şüpheli, sanık, katılan ve belirli koşullarla suçtan zarar görenler için kanun yolları açıktır. Savcı sanık lehine de başvurabilir. Avukat, açık arzuya aykırı olmamak koşuluyla başvurabilir. Aksi öngörülmedikçe itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde yapılır. Kararına itiraz edilen makam itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde yetkili mercie gönderir. İtiraz kural olarak yerine getirmeyi geri bırakmaz.

İlk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulabilir. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Süresi içinde yapılan istinaf hükmün kesinleşmesini engeller. Bölge adliye mahkemesi, usule veya esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığını ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptarsa istinafı esastan reddeder. Duruşma sonunda istinafı esastan reddedebilir veya ilk derece hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurabilir. Yalnız sanık lehine başvuruda yeni hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz.

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. İkinci fıkrada sayılan kararlar temyiz edilemez; ancak üçüncü fıkrada sayılan suçlara ilişkin kararlar bu yasağın kapsamında olsa bile temyiz edilebilir. Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olmasına dayanır. 289. maddede sayılan hâllerde hukuka kesin aykırılık varsayılır. Süresi içinde yapılan temyiz hükmün kesinleşmesini engeller.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 286Kaynağı aç
Madde 286 – (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma
dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;[131]
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları
ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun
esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)[132] Hapis cezasından
çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her
türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118
sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa
bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı
dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin
görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis
cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her
türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç
müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları
ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren
suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza
verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi
kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar
veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı
hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye
mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez.
(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.)
İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile
aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)[133]
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),
8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve
organlarını aşağılama (madde 301),
11. Silâhlı örgüt (madde 314),
12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası
ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci
fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
Hükümden önceki kararların temyizi

Yargıtay hükmü hukuka uygun bulursa temyiz istemini esastan reddeder; hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairesi kararına karşı dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir; sanık lehine itirazda süre aranmaz. İstinaf veya temyizden geçmeden kesinleşen karardaki hukuka aykırılığı öğrenen Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma isteminde bulunabilir. Bu bozmaya karşı direnilemez. 31 Temmuz 2026’dan önce teslim edilen dosyalarda önceki hükümler korunur; yeni m.308, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararlarını kapsam dışı bırakır. Sanık lehine itirazda süre aranmaz.

7589 sayılı Kanun, Madde 17Kaynağı aç
YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7589 Kabul Tarihi: 16/7/2026
MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve yedinci fıkrasının (6), (8) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.” “6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.” “8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği. 9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.”
MADDE 2- 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 55 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “
MADDE 55- Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar. Noter, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını ilgili mercie gönderir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir. Bu madde uyarınca yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmez. Posta masrafı ve 112 nci madde uyarınca düzenlenen tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz.”
MADDE 3- 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin onüçüncü fıkrasında yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin onyedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu fıkra hükümleri, 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmaz.”
MADDE 4- 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibaresi “dört yüz seksen altı bin” şeklinde değiştirilmiştir. “1. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir: a) Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları. b) İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar. c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar. d) Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar. e) Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar. f) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.”
MADDE 5- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “3. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda; a) Kararı hukuka uygun bulursa, b) Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek, c) Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak, istinaf başvurusunun reddine karar verir.” “5. Bölge idare mahkemesi; a) İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, b) Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması, c) Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi, d) Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi, e) Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi, f) Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi, g) Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi, hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.”
MADDE 6- 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “2. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz: a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar. b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar. e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar. f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.”
MADDE 7- 14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. “Atama ve görev süresi:
MADDE 26- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır. Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder.”
MADDE 8- 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 10 uncu maddesine mevcut üçüncü, ondördüncü ve onbeşinci fıkralarından sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut onikinci fıkrasında yer alan “onaltıncı” ibaresi “ondokuzuncu” şeklinde ve mevcut onsekizinci fıkrasında yer alan “sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” ibaresi “sözlü sınavlara ilişkin diğer hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. “Adli yargı hâkim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hâkim yardımcılarına ilgisine göre; Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konularında eğitim verilir.” “Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulur. Sınavlar, yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Mazereti sebebiyle yazılı sınavlara katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Yazılı sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin yazılı sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır. Yazılı sınav sonuçları, yazılı sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir.” “Sözlü sınavda hâkim ve savcı yardımcısının; a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi, b) Mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği, c) Özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu, ç) Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi, değerlendirilir. Sözlü sınav, bu fıkrada belirtilen hususların her biri yirmibeşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Sözlü sınav kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Sözlü sınav puanı, üyelerin yüz üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. Sözlü sınav sonuçları, sözlü sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir. Mazereti sebebiyle sözlü sınava katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Sözlü sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin sözlü sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır.”
MADDE 9- 2802 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir. “f) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak,”
MADDE 10- 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “
MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”
MADDE 11- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 12- 4721 sayılı Kanunun 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.”
MADDE 13- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
MADDE 14- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 80 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(2) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.” “(3) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. (4) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 15- 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.”
MADDE 16- 5271 sayılı Kanunun 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.”
MADDE 17- 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.” “(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.”
MADDE 18- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”
MADDE 19- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 20- 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
MADDE 21- 6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”
MADDE 22- 6100 sayılı Kanunun 149 uncu maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. “(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.”
MADDE 23- 6100 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”
MADDE 24- 6100 sayılı Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “
MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. (2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.”
MADDE 25- 6100 sayılı Kanunun 362 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki; a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.”
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır. (3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır. (4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2659 sayılı Kanunun mülga 26 ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erer, dört yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlar. Bu madde kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam eder. (5) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir. (7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır. (8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
MADDE 26- (1) Bu Kanunun; a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra, c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
MADDE 27- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Resmî kaynak

Kesinleşmiş hükümle sonuçlanan dava, hükmü etkileyen belgenin sahteliğinin anlaşılması, yemin verilerek dinlenen tanık veya bilirkişinin kasıt ya da ihmalle hükümlü aleyhine gerçek dışı açıklama veya oy verdiğinin anlaşılması, hükme katılan hâkimlerden birinin hükümlünün neden olduğu kusur dışında aleyhine ceza kovuşturmasını veya mahkûmiyeti gerektirecek biçimde görev kusuru işlemesi, dayanak hukuk hükmünün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması ve yeni olay veya delillerin beraati ya da daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmüyle mahkûmiyeti gerektirmesi hâllerinde hükümlü lehine yenilenebilir. Sözleşme veya eki protokol ihlalinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hâlinde istem, bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yapılabilir. Bu hüküm, 4 Şubat 2003 tarihindeki kesinleşmiş kararlar ile bu tarihten sonra yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. Yenileme istemi hükmün infazını ertelemez; infaz edilmiş olma veya ölüm de istemi engellemez.

Yenileme istemi hükmü veren mahkemeye sunulur ve kabule değer olup olmadığı duruşmasız karara bağlanır. Kanunda belirlenen şekilde yapılmayan, yasal neden veya bunu doğrulayacak delil içermeyen istem reddedilir. İddialar yeterince doğrulanmazsa veya 311. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki hâllerin önceki hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa istem duruşmasız ve esassız diye reddedilir. Aksi hâlde yenilemeye ve duruşmanın açılmasına karar verilir. Yeniden verilen hüküm, lehe istemde önceki cezadan daha ağır olamaz.

Soruşturma ne zaman biter?

Soruşturma, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar sürer. İddianamenin kabulüyle kamu davası açılır ve kovuşturma başlar.

Hangi ifadeler hükme esas alınamaz?

Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza bulunsa bile delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade de hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Uzlaşma teklifine ne kadar sürede cevap verilir?

Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, uzlaşma teklifinden itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır.

Tutuklama her suçta verilebilir mi?

Hayır. Yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Diğer suçlarda kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük aranır.

Süresindeki istinaf hükmü kesinleştirir mi?

Hayır. Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller. Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu da hükmün kesinleşmesini engeller.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu