Esas Hakkında Savunmanın Mahiyeti ve Kapsamı
Ceza muhakemesinde esas hakkında savunma, iddia makamının duruşmada ortaya koyduğu esas hakkındaki mütalaasına karşılık savunma makamının görüş, beyan ve hukuki değerlendirmelerini mahkemeye sunduğu son savunmadır. Bu aşama, yargılamayı yürüten mahkemenin vereceği nihai hükmün ne yönde olması gerektiğine dair savunmanın çerçevesini çizer.
Ceza mahkemesi, Cumhuriyet savcısının iddianamede yer verdiği suç nitelendirmesiyle veya esas hakkındaki mütalaada belirttiği suç vasfıyla bağlı değildir. Mahkemenin delilleri serbestçe takdir ederek farklı bir hukuki vasıflandırma yapabilme yetkisi bulunduğundan, esas hakkında savunmanın yalnızca iddia makamının mütalaasıyla sınırlı kalmayıp dosyadaki tüm delilleri, usuli işlemleri ve isnatları kapsayacak şekilde etraflıca yapılması gerekir.
Delillerin Tartışılması ve Duruşmada Söz Sırası
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, delillerin tartışılması aşamasında söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Kanun koyucu bu sıralamayla, savunmanın iddia makamının ve katılan tarafın beyanlarını duyduktan sonra savunmasını kurmasını güvence altına almıştır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 216Kaynağı aç
sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine
veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya
vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve
müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya
vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada
zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.
Delilleri takdir yetkisi
Delillerin tartışılması sürecinde tarafların birbirlerinin iddia ve açıklamalarını yanıtlama hakkı bulunmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili; sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına cevap verebileceği gibi, sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına karşı beyanda bulunabilir.
Savunma İçin Süre Verilmesi ve Duruşmaya Ara Verilmesinin Esasları
Ceza muhakemesinde kural, 5271 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm kurulmasıdır. Bununla birlikte aynı hüküm, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını temin edecek biçimde duruşmaya ara verilebileceğini düzenlemiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/19270 Esas ve 2023/5728 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcısının sunduğu esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma hazırlamak amacıyla süre talep eden müdafie makul süre verilmeyerek duruşmanın kesintisizliği gerekçesiyle talebin reddedilmesi, 5271 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin dördüncü, 190 ıncı maddesinin ikinci ve 216 ncı maddelerine aykırılık oluşturarak savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur ve kararın bozulmasını gerektirir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını
olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.
(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara
verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Duruşmanın başlaması
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/19270, K. 2023/5728Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2018 tarih ve 2017/147 Esas 2018/102 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2018/2205 Esas, 2019/852 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.11.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3. Eksik inceleme yapılmasına,
4. İspat bakımından değerlendirmenin yerinde olmamasına,
5. İsnatların suç unsuru olmadığına,
6. Gizli tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına,
7. Savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin,
8. Sanık hakkında kurulan hükümde fazla ceza tayinine,
9. Delillerin hukuka aykırı elde edildiğine,
10. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemekle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
06.04.2018 tarihli 2 nci celsede Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak için süre isteyen sanık müdafiinin talebinin, "İddianamede sanığın silahlı terör örgütü üyesi olması suçundan cezalandırılmasının talep edildiği, esas hakkındaki mütalada da aynı sevk maddesine göre cezalandırılmasının istenildiği, iddianameden bu tarafa sanık hakkında aleyhe bir delilin dosyaya gelmediği, sanığın müdafiinin vekaletnamesinin 08.11.2017 tarihli olduğu, mahkememiz dosyasının 2 nci celsesinin yapıldığı ve CMK'nın 190 ıncı maddesine göre duruşmanın kesintisiz yapılmasının gerektiği anlaşıldığından, süre talebinin reddine" karar verilmesi nedeniyle, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak ve bu hakkın kullanılmasını etkisiz kılacak şekilde makul süre verilmeyerek 5271 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin dördüncü ve 190 ıncı maddesinin ikinci fıkraları ile 216 ncı maddelerine muhalefet edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, nedeniyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2018/2205 Esas, 2019/852 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2023 tarihinde karar verildi.
Yargılamayı ve hükmü doğrudan etkileyebilecek nitelikteki mütalaaya karşı savunma hazırlığı için makul bir sürenin tanınması, savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının gereğidir. Kovuşturmanın genişletilmesi niteliğindeki tevsii tahkikat talebi mahkemece reddedilen sanık ve müdafiine, yeni duruma göre esas hakkında savunmalarını hazırlayabilmeleri için yeniden makul bir süre verilmelidir.
Duruşmaya ilk defa iştirak eden ve sanık tarafından kabul edilen bir müdafiin bulunması durumunda, henüz vekâletnamesi sunulmamış olsa dahi dosya kapsamına ve isnatların niteliğine uygun bir savunma hazırlama süresi tanınması gerekir. Mahkemece bu sürenin verilmesi ve süre sonunda geçerli bir mazeret olmaksızın savunma yapılmamasının hukuki sonuçlarının hatırlatılması, savunma hakkının kısıtlanmaması açısından şarttır.
Hükümden Önce Son Söz Hakkı
5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, hüküm kurulmadan önce son söz duruşmada hazır bulunan sanığa verilir. Anılan düzenleme uyarınca, bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına kanunen engel teşkil etmemektedir.
Hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi kuralı, kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği ilkesinin doğal bir sonucu olarak, üst derece mahkemelerinin bozma kararlarından sonra başlayan yargılamalarda da aynen geçerliliğini sürdürür.
Mütalaanın Hukuki Niteliği ve Savunma Hakkının İhlali Halleri
İddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açık, anlaşılır ve somut olaya uygulanması talep edilen kanun maddelerini açıkça belirterek sunması zorunludur. Hukuki ve fiili değerlendirme içermeyen, yalnızca önceki karara direnme talep eden beyanlar usulüne uygun ve yeterli bir esas hakkında mütalaa olarak kabul edilemez.
Savunma makamının delillerle ve iddialarla ilgili görüş bildirmesinin engellenmesi kanun koyucu tarafından kesin hukuka aykırılık sebepleri arasında düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması mutlak hukuka aykırılık halidir. Aynı fıkranın (i) bendi uyarınca, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delile dayandırılması da kesin hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 289Kaynağı aç
da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna
aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan kurallara aykırılık
Esas hakkında mütalaaya karşı savunma yapmak için süre istenebilir mi?
Cumhuriyet savcısının sunduğu esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma hazırlamak amacıyla süre talep edildiğinde mahkemenin makul bir süre tanıması gerekir; duruşmanın kesintisizliği gerekçesiyle bu talebin reddedilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir.
Hüküm verilmeden önce son söz kime aittir?
5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, hüküm kurulmadan önce son söz hazır bulunan sanığa verilir ve bu aşamada zorunlu müdafiin duruşmada hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına kanunen engel oluşturmaz.
İddia makamının sunduğu esas hakkındaki mütalaada hangi unsurlar bulunmalıdır?
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını açık, anlaşılır ve isnat edilen eyleme uygulanması istenen kanun maddelerini açıkça belirterek sunması zorunludur; yalnızca genel geçer ifadelere veya soyut direnme taleplerine dayanan beyanlar geçerli bir mütalaa sayılmaz.
Savunma hakkının kısıtlanması kanunen hangi hukuki sonucu doğurur?
5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca, hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılması kesin hukuka aykırılık hali teşkil eder ve kararın temyiz denetiminde bozulmasını gerektirir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

