Sözleşmenin Amacı, Temel İlkeleri ve Uygulama Alanı
Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi; yolsuzluğun önlenmesi ve yolsuzlukla mücadelenin daha etkin ve verimli kılınmasına yönelik önlemlerin teşvik edilmesini ve güçlendirilmesini hedefler. Sözleşme ayrıca varlıkların geri alınması dâhil olmak üzere uluslararası işbirliği ve teknik yardımlaşmanın desteklenmesini, kamusal işler ile kamu mallarının dürüst, hesap verilebilir ve düzgün yönetiminin teşvik edilmesini amaçlar.
Taraf devletler yükümlülüklerini yerine getirirken devletlerin egemen eşitliği, ülke bütünlüğü ve içişlerine karışmama ilkelerine uygun hareket etmekle yükümlüdür. Sözleşmedeki hiçbir hüküm, bir taraf devlete, bir diğer devletin ülkesinde, diğer devletin iç hukukunun münhasıran kendi makamları için saklı tuttuğu yargı yetkisini kullanma veya işlevleri icra etme yetkisi vermez.
Sözleşmenin uygulanması bakımından, metinde aksi belirtilmediği sürece Sözleşmede yer alan suçların devletin malvarlığına zarar veya ziyan vermiş olması gerekli değildir.
Sözleşme kapsamında kamu görevlisi terimi; kıdemi göz önüne alınmaksızın atanmış veya seçilmiş, sürekli veya geçici, ücretli veya ücretsiz, taraf devletin yasama, yürütme, adlî veya idarî bir görevinde bulunan kişileri ifade eder. Bunun yanı sıra taraf devletin iç hukukunun ilgili alanında uygulanan şekliyle, bir kamu kurumu veya kamu teşebbüsü de dâhil olmak üzere kamu görevi ifa eden veya kamu hizmeti gören kişiler ile iç hukukta kamu görevlisi olarak tanımlanmış diğer şahıslar da bu tanıma dâhildir. Sözleşmenin ikinci bölümünde yer alan bazı özel önlemler nedeniyle kamu görevlisi, bir taraf devletin iç hukukunda tanımlandığı ve iç hukukun ilgili alanında uygulandığı şekliyle kamu görevi ifa eden veya kamu hizmeti gören kişi anlamına gelebilir.
Önleyici Tedbirler ve Kurumsal Güvenceler
Taraf devletler, önleyici yolsuzlukla mücadele birim veya birimlerine görevlerini etkin bir biçimde ve gereksiz etkilerden uzak olarak yerine getirebilmeleri için hukuk sistemlerinin temel ilkelerine uygun olarak gerekli özerkliği tanır. Bu birimlere gerekli maddî kaynaklar, uzman personel ve bu personelin ihtiyaç duyduğu eğitim temin edilir. Ayrıca yasaları uygulama yoluyla yolsuzlukla mücadelede uzmanlaşmış birim veya kişilerin varlığı sağlanır ve bu yapılara görevlerini dış etkilerden bağımsız yürütebilmeleri için gerekli bağımsızlık tanınır.
Taraf devletler, hukuk sistemlerinin temel ilkelerine uygun olarak kamu alımlarında yolsuzluğun önlenmesinde etkili olan, saydamlığa, rekabete ve karar alma sürecinde nesnellik ölçütüne dayalı tedarik sistemlerini kurmak için gerekli adımları atar.
Taraf devletler, rüşvet suçlarının kurucu unsurlarından olan rüşvet niteliğindeki giderlerin vergiden mahsup edilmesine hiçbir surette izin veremez. Yolsuzluğu kolaylaştıran diğer giderlerin vergiden mahsup edilmesine izin verilmemesi ise uygun olan haller bakımından geçerlidir.
Karapara aklamanın önlenmesi ve tespiti amacıyla bankalar, bankalar dışındaki mali kuruluşlar ve kıymet transferi hizmeti verenler için düzenleyici ve denetleyici iç sistem oluşturulur. Bu sistem müşterinin kimlik tespitini, kayıt tutulmasını ve şüpheli işlemlerin bildirilmesini; uygun hallerde ise yararlanıcı hesap sahibinin kimlik tespitini zorunlu kılar. Taraf devletler ayrıca şüpheli mali işlem raporlarını almak, analiz etmek ve yetkili makamlara iletmekten sorumlu bir mali istihbarat birimi kurmayı değerlendirir.
Sözleşmeye uygun olarak ihdas edilen suçların gelirlerinin transferini önlemek ve tespit etmek amacıyla taraf devletler, fiziksel varlığı bulunmayan ve denetim altındaki bir mali gruba bağlı olmayan bankaların kurulmasını önlemeyi teminen uygun ve etkili önlemleri uygular.
Suç Tipleri ve Tüzel Kişilerin Sorumluluğu
Ulusal kamu görevlisine resmi görevinin ifası kapsamında hareket etmesi veya hareketten kaçınması için doğrudan ya da dolaylı haksız menfaat vadedilmesi, teklif edilmesi veya sağlanması (aktif rüşvet) ile kamu görevlisinin haksız menfaat talep veya kabul etmesi (pasif rüşvet) kasten işlenmesi halinde suç olarak düzenlenir.
Uluslararası ticaretin yürütülmesinde iş ya da başkaca haksız menfaat elde etmek veya sürdürmek amacıyla yabancı kamu görevlisine veya uluslararası kamu kuruluşu görevlisine haksız menfaat vadedilmesi, teklif edilmesi ya da sağlanması kasten işlendiğinde suç olarak ihdas edilmek zorundadır. Yabancı veya uluslararası kamu görevlisinin haksız menfaat talep veya kabul etmesinin suç sayılması ise taraf devletlerin değerlendirmesine bırakılmıştır.
Bir kamu görevlisinin görevi gereği kendisine emanet edilen herhangi bir malvarlığını, kamu veya özel fonları, menkul kıymetleri yahut değer taşıyan diğer herhangi bir şeyi menfaatine zimmetine geçirmesi, kötüye kullanması veya başka biçimlere dönüştürmesi kasten işlendiğinde suç olarak cezalandırılır.
Kamu görevlisinin yasal geliriyle makul bir açıklama getiremediği ve malvarlığında önemli bir artış teşkil eden haksız zenginleşmenin suç olarak düzenlenmesi, taraf devletlerin anayasalarına ve hukuk sistemlerinin temel ilkelerine bağlı olarak yapacakları değerlendirmeye tabidir.
Suç gelirinin aklanması kapsamındaki dönüştürme, transfer, gizleme veya değiştirme fiilleri kasten işlenmesi halinde suç olarak düzenlenir. Taraf devletler aklama hükümlerini en geniş öncül suç grubuna uygulamaya çaba gösterir; en azından Sözleşmeye uygun olarak ihdas edilen suçların kapsamlı bir bölümünü öncül suç olarak hukuklarına dâhil ederler. Yargı yetkisi dışında işlenen fiillerin öncül suç sayılması ise fiilin işlendiği devletin iç hukukunda suç oluşturması ve uygulamayı yapacak taraf devletin ülkesinde işlenmiş olması halinde de suç teşkil edecek bulunması koşuluna bağlıdır.
Sözleşme suçlarına iştirak edilmesi durumunda tüzel kişilerin sorumluluğunu tesis edecek önlemler alınır. Hukuk ilkelerine bağlı kalınarak bu sorumluluk cezai, hukuki veya idari olabilir. Tüzel kişilerin sorumluluğu suçu işleyen gerçek kişilerin cezai sorumluluğuna etki etmez. Sorumlu kılınan tüzel kişiler, mali yaptırımları da içeren etkin, orantılı ve caydırıcı yaptırımlara tabi tutulur.
Zamanaşımı, Delil Toplama ve Koruma Mekanizmaları
Taraf devletler, uygun olan hallerde Sözleşme suçlarına yönelik adli takibata başlamak için iç hukuklarında uzun bir zamanaşımı süresi tesis eder. Suç isnat edilen kişinin adaletten kaçması halinde ise daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülür ya da zamanaşımının durması sağlanır.
El koyma, dondurma ve müsadere tedbirlerinin yerine getirilmesinde mahkemeler veya yetkili makamlar banka, mali veya ticari kayıtların ibrazı veya bunlara el konulması için emir vermeye yetkili kılınır; taraf devletler bu tedbirlerin uygulanmasından bankacılık sırrı gerekçesiyle kaçınamaz. Cezaî soruşturmalarda ise banka hesaplarının gizliliğine ilişkin yasalardan kaynaklanan engellerin aşılması amacıyla iç hukukta uygun mekanizmalar bulundurulur.
İfade veren tanık ve bilirkişilere, uygun olduğu ölçüde akraba ve yakınlarına muhtemel mukabele veya tehditlere karşı etkin koruma sağlanır; bu koruma tanıklık yapmaları halinde mağdurlara da uygulanır. Koruma önlemleri kimliğin gizlenmesini, yer değiştirmeyi ve iletişim teknolojisiyle ifade almayı içerebilir. Makul gerekçelerle ve iyi niyetle yolsuzluk ihbarında bulunan kişilerin haksız muamelelerden korunması için uygun önlemlerin iç hukuka dâhil edilmesi taraf devletlerce değerlendirilir.
İyi niyetli üçüncü kişilerin kazanmış olduğu haklar dikkate alınmak suretiyle yolsuzluk olgusu; bir sözleşmenin feshi veya iptali, bir imtiyaz veya benzeri belgenin geri alınması ya da diğer telafi edici tedbirlerin tesisinde hukuki bir etken olarak değerlendirilebilir. Ayrıca yolsuzluk eylemi nedeniyle zarara uğrayan kişi veya kuruluşların tazminat talebiyle zarardan sorumlu olanlar aleyhine dava açabilmelerini sağlayacak hukuki yollar tesis edilir.
Uluslararası İşbirliği ve Suçluların İadesi
Taraf bir devlet, ülkesinde bulunan ve hakkında suç isnadı olan kişiyi sırf kendi vatandaşı olması gerekçesiyle iade etmediği takdirde, Sözleşme ile ihdas edilen suçlara ilişkin yargı yetkisini tesis etmek üzere gerekli önlemleri alır.
Talepte bulunulan taraf devlet, iade talebinin kişiyi cinsiyeti, ırkı, dini, vatandaşlığı, etnik kökeni veya siyasi görüşleri nedeniyle yargılamak veya cezalandırmak amacıyla yapıldığına ya da talebe uymanın anılan nedenlerle ilgilinin durumuna halel getireceğine inanmak için ciddi gerekçelere sahipse iade zorunluluğu doğmaz.
Talepte bulunan devlette delil sunmaya veya adli işlemlere yardım etmeye rıza gösteren tanık, bilirkişi veya diğer şahıslar, talepte bulunulan devletin ülkesinden ayrılmadan önceki eylem, ihmal veya mahkûmiyetleri nedeniyle kovuşturulamaz, gözaltına alınamaz veya kişisel özgürlükleri kısıtlanamaz. Bu güvence, adli makamlarca kişinin hazır bulunmasının artık gerekli görülmediğinin resmen bildirildiği tarihten itibaren kesintisiz 15 gün veya kararlaştırılan süre zarfında ayrılma olanağına sahip olup talepte bulunan taraf devletin ülkesinde kendi isteğiyle kalması ya da terk ettikten sonra kendi isteğiyle geri dönmesi halinde sona erer.
Taraf devletler, kendi yürüttükleri soruşturma, kovuşturma ve yargılamalara halel gelmeksizin, önceden bir talep olmaksızın diğer taraf devlete suç gelirleri hakkında bilgi gönderebilmeyi teminen önlem almaya çaba gösterir.
Varlıkların İadesi ve Müsadere Tedbirleri
Varlıkların iadesi Sözleşmenin temel bir ilkesidir ve taraf devletler bu alanda birbirlerine en geniş ölçüde işbirliği ve yardım sağlar. Taraf devletler iç hukuklarına uygun olarak, suç geliri malvarlığı üzerindeki mülkiyet veya hak iddiasını ispat edebilmek için diğer taraf devletlerin kendi mahkemelerinde hukuk davası açabilmelerine ve mahkemelerinin zarar gören diğer taraf devlete tazminat ödenmesine hükmedebilmesine imkân tanır.
Yargı yetkisine sahip bir diğer taraf devletin talebi üzerine, müsadere amacıyla suç gelirleri, malvarlığı ve araç-gereçlerin tespiti, izlenmesi, dondurulması veya bunlara el konulması için önlemler alınır. Bu işlemler talepte bulunulan devletin iç hukukuna, usul kurallarına veya bağlı olunan ikili ya da çok taraflı andlaşmalara uygun ve tâbi olarak yerine getirilir. İlgili önlemleri bir andlaşmanın mevcudiyetine bağlayan taraf devletler Sözleşmeyi gerekli ve yeterli bir andlaşma zemini kabul eder. Talepte bulunulan taraf devlet zamanında yeterli delil elde etmezse ya da malvarlığının değeri çok az ise bu kapsamdaki işbirliği reddedilebilir veya geçici önlemler kaldırılabilir. Geçici bir önlem kaldırılmadan önce ise mümkün olduğunda talepte bulunan devlete önlemin sürdürülmesi yönündeki gerekçelerini sunma fırsatı verilir.
Ölüm, firar veya gaiplik nedenleriyle fail aleyhine dava açılamadığı hallerde veya diğer uygun hallerde cezai mahkûmiyet kararı olmaksızın malvarlığının müsaderesine izin verilmesi taraf devletlerce değerlendirilir. Müsadereye ilişkin uluslararası işbirliğini düzenleyen madde hükümleri, iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarına halel getirecek biçimde yorumlanamaz.
Kamu fonlarının zimmete geçirilmesi veya zimmete geçirilen bu fonların aklanması hallerinde talepte bulunan devletteki nihai bir hükme dayanılarak müsadere yapılmışsa malvarlığı talep eden devlete iade edilir; talep edilen taraf devlet hükmün nihai olması şartından sarfınazar edebilir. Diğer suç gelirlerinde ise nihai hüküm bulunması şartıyla, önceki mülkiyetin makul biçimde kanıtlanması veya talepte bulunan devletteki zararın talep edilen taraf devletçe kabul edilmesi halinde varlıklar talep eden devlete iade edilir. Diğer hallerde malvarlığının talep eden devlete iadesi, önceki yasal maliklerine iadesi ya da mağdurların tazmini öncelikle değerlendirilir. Aksi kararlaştırılmadıkça talep edilen devlet, iade veya tasarrufa neden olan soruşturma, kovuşturma veya yargılamalardan kaynaklanan makul masrafları mahsup edebilir.
Kurumsal Yapı, Uyuşmazlık Çözümü ve Son Hükümler
Taraf devletler, gerekli olduğu ölçüde yolsuzlukla mücadeleden sorumlu personeli için bilimsel eğitim programları başlatır, yürütür ve geliştirir. Taraf devletler ayrıca iç hukuklarına ve Sözleşme hükümlerine uygun olarak, müsadere edilmiş suç gelirlerinin veya malvarlığının parasal bir yüzdesini Birleşmiş Milletler bünyesindeki teknik yardım hesabına bağışlamayı özel olarak değerlendirebilir.
Sözleşmenin hedeflerine ulaşılması ve uygulanmasının izlenmesi amacıyla Taraf Devletler Konferansı kurulur; ilk toplantı yürürlüğe girmeyi izleyen bir yıl içinde BM Genel Sekreteri tarafından toplanır. Konferansın yazmanlık hizmetleri de BM Genel Sekreteri tarafından yerine getirilir.
Taraf devletler yolsuzlukla mücadele ve önleme amacıyla Sözleşme ile sağlananlardan daha sıkı ve ağır önlemleri alma yetkisine sahiptir.
Sözleşmenin yorumlanması veya uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar müzakere ile çözülemezse tahkime götürülür. Tahkim talebinden itibaren altı ay içinde mutabakat sağlanamazsa taraflardan biri uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanına iletebilir. Taraf devletler imzalama, onaylama, kabul, uygun bulma veya katılım sırasında bu yargı yetkisi fıkrasıyla bağlı olmadıklarını bildirebilirler; böyle bir çekince koyan tarafa karşı diğer devletler de anılan fıkrayla bağlı olmaz.
Sözleşme, otuzuncu onay, kabul, uygun bulma veya katılım belgesinin tevdi edildiği tarihten sonraki doksanıncı günde yürürlüğe girer. Otuzuncu belgenin tevdiinden sonra taraf olan her devlet veya örgüt bakımından ise yürürlük, ilgili belgenin tevdiinden otuz gün sonraki tarih ile genel yürürlük tarihinden hangisi daha sonra ise o tarihte başlar. Taraf devletler BM Genel Sekreterine yazılı bildirim yaparak Sözleşmeden çekilebilir; çekilme bildirimin ulaşmasından bir yıl sonra yürürlüğe girer. Sözleşmenin saklayıcısı BM Genel Sekreteri olup Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca dillerindeki metinleri eşit derecede geçerlidir.
BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi kapsamında hangi fiillerin suç sayılması zorunludur?
Kasten işlenmesi koşuluyla ulusal kamu görevlisine rüşvet verilmesi ve görevlinin rüşvet alması, uluslararası ticarette yabancı kamu görevlisine rüşvet teklif edilmesi veya verilmesi, emanet edilen malvarlığının veya kamu fonlarının kamu görevlisince zimmete geçirilmesi ve suç gelirlerinin aklanması fiillerinin suç olarak düzenlenmesi zorunludur.
Haksız zenginleşmenin suç olarak düzenlenmesi taraf devletler için bir zorunluluk mudur?
Haksız zenginleşmenin suç olarak düzenlenmesi anayasa ve iç hukuk sisteminin temel ilkelerine bağlı olarak ele alınması gereken bir değerlendirme yükümlülüğüdür.
Yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma tedbirlerinde bankacılık sırrı engeli ileri sürülebilir mi?
El koyma, dondurma ve müsadere tedbirlerinde mahkemelerin banka ve mali kayıtları celp etme yetkisi bulunmakta olup taraf devletler bu tedbirlerden bankacılık sırrı gerekçesiyle kaçınamaz; cezai soruşturmalarda ise banka hesap gizliliğinden doğan engellerin aşılması için iç hukukta uygun mekanizmalar sağlanır.
Zimmete geçirilen kamu fonları talep eden devlete hangi koşullarda iade edilir?
Kamu fonlarının zimmete geçirilmesi veya zimmete geçirilen kamu fonlarının aklanması suçlarında talepte bulunan devletteki nihai bir hükme dayanılarak müsadere yapılmışsa malvarlığı talep eden devlete iade edilir; talepte bulunulan devlet nihai hüküm şartından sarfınazar edebilir.
Vatandaşın iade edilmemesi durumunda taraf devletin yükümlülüğü nedir?
Taraf bir devlet, ülkesinde bulunan suç isnat edilmiş bir şahsı sırf kendi vatandaşı olması gerekçesiyle iade etmediği takdirde, Sözleşmede düzenlenen suçlara ilişkin kendi yargı yetkisini tesis etmek üzere gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

