Anonim Şirketlerde Kanuni Temsil ve Kamu Borçlarında Şahsi Sorumluluk
Anonim şirketlerin idaresi ve temsili kural olarak yönetim kurulu eliyle yürütülür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 365. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Şirketin vergi, harç, prim veya benzeri kamusal borçlarının tüzel kişiliğin malvarlığından tamamen yahut kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarına müracaat edilir. Temsil yetkisi devredilmediği müddetçe yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını haizdir ve ödenmeyen borçlar yönünden şahsen takip muhatabı kılınabilir. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi hükümleri, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da geçerlidir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 365Kaynağı aç
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (2/2)Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca, esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça yahut yönetim kurulu tek bir üyeden oluşmadıkça şirketi temsil salahiyeti çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu bu temsil yetkisini bir veya birden fazla murahhas üyeye ya da müdür sıfatıyla üçüncü şahıslara devredebilir. Bununla birlikte, yürürlükteki kanuni düzenleme uyarınca yönetim kurulu üyelerinden en az birinin temsil salahiyetini muhafaza etmesi şarttır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 370Kaynağı aç
Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri ile Sorumluluktan Kurtulma Şartları
6102 sayılı Kanun'un 367. maddesi uyarınca yönetim kurulu, şirket esas sözleşmesine konulacak açık bir yetki hükmüne dayanarak düzenleyeceği iç yönerge vasıtasıyla yönetimi kısmen veya tamamen bir yahut birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü kişiye devredebilir. Bahsi geçen iç yönerge şirketin idari teşkilatını düzenleyerek gerekli görevleri belirler, yetki hiyerarşisini somutlaştırır ve hangi personelin kime bağlı olup bilgi sunmakla yükümlü kılındığını gösterir. Yönetim kurulu, pay sahiplerinin yanı sıra korunmaya değer hukuki menfaatini ortaya koyan alacaklıları da talep halinde iç yönerge hakkında yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim bu usulle devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine ait kalmaya devam eder.
Danıştay 13. Daire, E. 2024/3414, K. 2025/1854Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 367Kaynağı aç
Anonim şirkette temsil ve ilzam salahiyetinin murahhas üyelere veya şirket müdürlerine devredilmiş olması durumunda, temsil salahiyetini haiz olmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin kamu borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla şahsi sorumluluğu sona erer. Şirketi temsil yetkisi yönetim kurulu üyelerinin birine veya birkaçına bırakıldığında, yetkisiz üyeler sorumluluktan kurtulur ve temsil salahiyetine sahip kılınan üyeler kamu alacaklarından müteselsilen mesul tutulur. Kamu borçlarından şahsen sorumlu tutulacak yönetim kurulu üyesinin şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunması zorunludur.
Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği gereğince, amme alacağının takibinde şirketi temsil salahiyetinin murahhas üyelere veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi icap eder. Şirketi temsil yetkisinin murahhas üye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının tespiti halinde kamu alacağı bu kişilerden takip ve tahsil edilir; temsil salahiyeti bulunmayan diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaz. Danıştay 13. Dairesinin E. 2024/3414, K. 2025/1854 sayılı, Danıştay 9. Dairesinin E. 2021/1568, K. 2022/4909 sayılı ve Danıştay 3. Dairesinin E. 2023/3919, K. 2023/6276 sayılı kararlarında da teyit edildiği üzere, temsil ve ilzam yetkisi murahhas üyelere veya şirket müdürlerine bırakılmışsa asıl borçludan tahsil edilemeyen borçlar için yalnızca bu yetkili kişiler takip edilebilir; yönetim kurulu üyesi olsa dahi şirketi temsil yetkisi taşımayan şahıslar adına kanuni temsilci sıfatıyla kamu veya vergi borcu kapsamında ödeme emri tanzim edilemez.
Danıştay 9. Daire, E. 2021/1568, K. 2022/4909Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire, E. 2023/3919, K. 2023/6276Kaynağı aç
Kanuni Temsilci Sayılmayan Kişiler ve Sınırlı Yetkili Çalışanlar
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi tatbikatında kanuni temsilci kavramı; esas sözleşmeyle belirlenmiş veya genel kurul kararıyla seçilmiş yönetim kurulu üyelerini ya da en az bir üyenin mevcudiyeti şartıyla yönetim kurulunca müdür olarak atanan üçüncü şahısları kapsar. Buna karşılık, iradi vekalet akdine dayanılarak tayin edilen ticari vekiller kanuni temsilci hüviyeti taşımadığından, amme alacağının şirketten tahsil edilememesi gerekçesiyle haklarında mükerrer 35. madde çerçevesinde şahsi takip başlatılamaz.
Şirket organizasyonunda genel müdür yardımcısı veya benzer unvanlarla istihdam edilen çalışanlara iç imza sirküleri vasıtasıyla sınırlı imza yetkisi tanınmış olması, bu çalışanlara kanuni temsilcilik vasfı kazandırmaz. Şirketi idare ve genel temsil salahiyeti bulunmayıp yalnızca belirli derecede veya grupta imza salahiyetine sahip bulunan şirket görevlileri tüzel kişinin ödenmeyen kamu borçlarından şahsen mesul kabul edilemez.
Vergi Usul Kanunu Kapsamındaki Sorumluluk ve Görev Dönemi Şartı
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları durumunda bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri eliyle ifa edilmesi zorunludur. Temsilcilerin kanuni ödevlerini yerine getirmemeleri sebebiyle mükellefin veya vergi sorumlusunun varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevlerini savsaklayan bu şahısların malvarlığından tahsil edilir. Kanuni temsilcinin bu kurala dayanılarak şahsen sorumlu tutulabilmesi için, söz konusu vergi ödevinin ifa edilmesi gereken kanuni tarihte şirkette temsil ve idare salahiyetine fiilen ve hukuken sahip olması şarttır.
Danıştay 7. Daire, E. 2002/4619, K. 2003/3476Kaynağı aç
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 10Kaynağı aç
Danıştay 7. Dairesinin E. 2002/4619, K. 2003/3476 sayılı kararında da hükme bağlandığı üzere, kamu alacağının ait olduğu ve ödenmesi gerektiği dönemde şirkette kanuni temsilcilik sıfatı ve idare yetkisi bulunmayan eski yöneticiler adına ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırılık teşkil eder. Şirketteki kanuni temsilcilik görevi sona erdikten sonraki dönemlere sirayet eden vergisel borçlar yönünden eski yöneticilerin takibi mümkün değildir.
213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 3. fıkrası ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni ödevlerin aksatılması yahut tahsilat usulü kapsamında tüzel kişinin kamu borcunu şahsi malvarlığından ödemek mecburiyetinde kalan kanuni temsilciler, ödedikleri meblağlar için asıl mükellef konumundaki şirkete rücu etme salahiyetine sahiptir.
Vergi Usul Kanunu m. 10 ile 6183 Sayılı Kanun m. Mükerrer 35 İlişkisi
Danıştay 7. Dairesinin E. 2002/4619, K. 2003/3476 sayılı ilamında belirtildiği üzere, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi ve buna bağlı alacaklar sebebiyle 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi tatbik edilemez; bu alacaklarda 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükümleri uygulanır. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi, Vergi Usul Kanunu kapsamı dışında kalan fiyat farkı, kur farkı, haksız alınan ihracatta vergi iadesi ve kaynak kullanımını destekleme primi gibi tüzel kişiliğin malvarlığından tahsil olanağı bulunmayan kamu alacaklarının kanuni temsilcilerden tahsilini temin etmek amacıyla ihdas edilmiştir.
Tasfiye ve Sona Erme Hallerinde Temsilcilerin Sorumluluğu
Anonim şirketin tasfiye haline girmiş veya tasfiyesinin tamamlanarak tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin edilmiş bulunması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin sorumluluklarını sona erdirmez. Hem 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 4. fıkrası hem de 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi tasfiye öncesi dönem sorumluluğunun devam edeceğini açıkça hüküm altına almıştır.
213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 5. ve 6. fıkraları gereğince, tasfiye neticesinde ticaret sicilinden unvanı silinen kurumların tasfiye öncesi dönemlerine dair her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemi, müteselsilen sorumlu kılınmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına tesis edilir. Tasfiye dönemine ilişkin işlemler ise tasfiye memurları muhatap alınarak yürütülür; ancak tasfiye memurlarının bu kapsamdaki mali sorumluluğu tasfiye sonucu dağıtılan malvarlığı tutarıyla sınırlıdır. Tasfiye dışındaki sebeplerle tüzel kişiliğin son bulması durumunda dahi sona erme anından önceki dönemlere ait tarhiyat ve ceza kesme işlemleri müteselsil sorumluluk esasıyla kanuni temsilcilerden herhangi biri adına gerçekleştirilir.
Sosyal Güvenlik Prim Borçlarında Üst Düzey Yönetici ve Temsilcilerin Sorumluluğu
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinin 20. fıkrasına göre, Sosyal Güvenlik Kurumuna ait prim ve diğer alacaklar haklı bir neden bulunmaksızın yasal süresinde ifa edilmediğinde; tüzel kişi işverenlerin idare meclisinde vazifeli üyeleri, üst düzey yönetici kadrosu ve kanuni temsilcileri borcun karşılanmasından ötürü işverenle birlikte ortaklaşa ve zincirleme biçimde sorumlu tutulur.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 88Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 16. fıkrasına göre, süresi içinde ödenmeyen Kurum alacaklarının tahsilinde, kanunda ayrık tutulan maddeler hariç olmak üzere 6183 sayılı Kanun tatbik edilir. Aynı maddenin 19. fıkrası uyarınca, 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların çözümünde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir; yetkili iş mahkemesine müracaat edilmiş olması takip ve tahsilat işlemlerini durdurmaz.
Temsil yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyesi kamu borçlarından sorumlu mudur?
Hayır, anonim şirkette temsil ve ilzam yetkisi murahhas üyelere veya şirket müdürlerine devredilmişse, temsil yetkisi olmayan yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatıyla kamu borçlarından şahsen sorumlu tutulamaz.
Eski yönetim kurulu üyesi görevi bıraktıktan sonraki dönem borçlarından sorumlu tutulabilir mi?
Hayır, kanuni temsilcilerin vergi ve kamu borçlarından sorumlu kılınabilmesi için borcun vadesinde ve ödevin yerine getirilmesi gereken tarihte idare ve temsil yetkisini haiz bulunması şarttır; görev dönemi dışındaki borçlar için takip yapılamaz.
Kamu borcunu şahsen ödeyen kanuni temsilci anonim şirkete başvurabilir mi?
Evet, 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, amme borcunu şahsi varlığından ödeyen temsilcilerin asıl borçlu şirkete rücu etme hakkı mevcuttur.
SGK prim takibine itiraz halinde hangi mahkeme yetkilidir?
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 19. fıkrası uyarınca, 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların çözümünde Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir.
İradi vekaletle görevlendirilen ticari vekiller kamu borçlarından sorumlu olur mu?
Hayır, ticari vekiller vekalet sözleşmesine dayalı olarak tayin edildiklerinden 6183 sayılı Kanun anlamında kanuni temsilci sayılmazlar ve şirketin kamu borçlarından dolayı şahsen takip edilemezler.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

