Yargılamalarda mahkemelerin vereceği karar bakımından sonuca etkili olan iddia ve savunmalara yanıt verilmesi yeterli görülürken, uyuşmazlığın kesinleştiği dönemde en üst dereceli mahkeme nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın bulunmaması yargılamanın hakkaniyetini zedeler.
Adil Yargılanma ve Mahkemeye Erişim Hakkının Kapsamı
Başvurucunun davasının kesinleştiği dönemde en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtay nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın bulunmaması, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşerek yargılamanın hakkaniyetini zedeler.
Davanın tarafının yargılamanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki delilleri toplama faaliyetlerinin idare tarafından çıkarılan bir genelgeyle engellenmesi, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder.
İlk derece mahkemesinin eksik bilgi ve belgelerle tahkikatı tamamlayıp karar kurması durumunda, hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesi yerine istinaf merciince uyuşmazlığın karara bağlanması adil yargılanma hakkını ihlal etmez.
Gerekçeli karar hakkı, mahkemenin taraflarca ileri sürülen her iddiaya tek tek yanıt vermesini gerektirmez; mahkemenin vereceği karar bakımından sonuca etkili olan iddia ve savunmaların karşılanması yeterlidir.
Medeni Usul Hukukunda Islah, Kanun Yolu ve Kararların Tashihi
Bozma veya kaldırma kararından sonra tahkikata devam edilmesine karşın bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah isteminin reddedilmesi mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarının ihlali niteliğindedir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 177 uyarınca, bozma veya kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılması mümkündür.
Yargılama makamlarınca verilen kararda kanun yolu süresinin hatalı belirtilmesi durumunda, mahkemeden kaynaklanan bu hataya uyularak yapılan kanun yolu başvurusu süresi içinde yapılmış sayılır.
İcra mahkemesi kararlarında gerekçe açıklanmaksızın istinaf süresinin tefhim tarihinden itibaren başlatılması ve başvurunun süre aşımı sebebiyle reddedilmesi, öngörülemez nitelikte bir uygulama olarak mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturur.
İhtiyati hacze itirazın reddi kararı kesinleştikten sonra 6100 sayılı Kanun m. 305/A uyarınca hükmün tamamlanması yoluna gidilebilmesi anayasal hak arama hürriyetine aykırı bulunmamıştır. Buna karşılık, aynı Kanun m. 305/2 uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 305Kaynağı aç
İcra ve İflas Hukukunda Rehinli Alacaklar ve Takip Şartları
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 45/1 gereğince rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı kural olarak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır. Rehin tutarının borcu ödemeye yetmemesi hâlinde ise kalan alacak için haciz veya iflas yoluna başvurulabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 45Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 45 uyarınca konut finansmanından kaynaklanan rehinli alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinli alacaklarında rehnin paraya çevrilmesi yolu veya haciz yolu seçilebilir; poliçe, emre yazılı senet ve çeklere dair takip hükümleri de saklı tutulmuştur.
Rehinle teminat altına alınmış ve kambiyo senedine bağlanmış bir alacak için, tahsilde tekerrür olmamak kaydı düşülse dahi borçlu aleyhine aynı anda hem rehnin paraya çevrilmesi hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılamaz. Borçlu, icra mahkemesine şikâyette bulunarak başlatılan ikinci takibin iptalini isteyebilir.
İcra takibinin ilamlı veya ilamsız olmasına bakılmaksızın mükerrer takibin iptali talebi takip şartı niteliğindedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2023 tarihli ve E. 2022/9785, K. 2023/4352 sayılı kararında belirtildiği üzere, takip şartına ilişkin bu talep icra mahkemesine şikâyet yoluyla getirilir ve söz konusu şikâyet süresiz olarak ileri sürülebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/9785, K. 2023/4352Kaynağı aç
İdari Yargılama ve İptal Kararlarının Uygulanması
İdarenin eyleminden doğan zararlarda idareye başvuru süresi, eylemin veya zararın gerçekleşmesinden ziyade eylemin idariliğinin ve idarenin ihmalinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Davaların derdest olarak nitelendirilebilmesi için dava konusu işlemin aynı olması yeterli olmayıp, söz konusu işlem nedeniyle ileri sürülen talebin de aynı olması gerekir.
Tek bir idari işlem bünyesinde kişiye birden fazla disiplin cezası tayin edilmiş olması durumunda, usul ekonomisi ilkesi gereğince bu yaptırımlara karşı tek bir dilekçe ile iptal davası açılabilir.
İdari yargı merciince verilen iptal kararının fiilen icrasının mümkün olmaması durumunda idare, ilgilinin ayrıca yargı yoluna başvurmasına gerek kalmaksızın esas kararın icrası nispetinde sonuç doğuracak alternatif icra usullerini gerçekleştirmek zorundadır. İdare bu durumlarda takdir yetkisini kararı icra etmeyecek biçimde kullanamaz ve en uygun alternatifi gerçekleştirdiğini ispatlama yükümlülüğü idareye aittir.
İdari yargıda istinaf kanun yoluna tabi kararlarda aranan parasal sınırların her yıl güncellenmesine karşın, başvuruda hangi tarihteki parasal sınırın esas alınacağının açık ve tereddütsüz şekilde kanunla düzenlenmemiş olması, belirlilik ve kanunilik ilkelerine aykırılık oluşturur.
Maddi Hukuk Güvenceleri ve Ceza Muhakemesi Esasları
Kamulaştırma bedelinin dava açılış tarihindeki değer üzerinden belirlenmesine karşın, bedele işletilecek yasal faizin davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması gerekçesiyle dört ayın bitiminden itibaren başlatılması, bedelin geç ödenmesi sonucunu doğurarak mülkiyet hakkını ihlal eder.
Kişilerin sağlık alanında ifadelerini ve görüşlerini ortaya koyabilmeleri için uzmanlık şartı getirilmesi ifade özgürlüğünü ölçüsüz olarak sınırlar. Bir bilim insanının yerine geçerek kullanılacak ifade biçimini belirlemek yargı merciinin görevi değildir.
Kabahat ve idari yaptırımlarda sorumluluk karinelerine ilişkin standartlar daha esnek yorumlansa dahi, kullanılan karinelerin masumiyet karinesini ihlal etmeyecek biçimde tatbik edilmesi ve ilgilinin sunduğu aksini ispat delillerinin mahkemece değerlendirilmesi gerekir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/12 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yalnızca itiraz kanun yolunun tanınması ve sanığın bu kararı kabul etmekle istinaf kanun yoluna başvurma hakkından feragat etmiş sayılması, sanığı peşinen feragate zorladığı ve aşırı külfet yüklediği gerekçesiyle adil yargılanma hakkına aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bozma kararından sonra ıslah yapılabilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 177 uyarınca, Yargıtayın bozma veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir; ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ıslah yoluyla ortadan kaldırılamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Rehinli ve kambiyo senedine bağlı alacak için aynı anda iki takip açılabilir mi?
Hayır, tahsilde tekerrür olmamak kaydı bulunsa dahi rehinle temin edilen kambiyo senedine bağlı alacak için hem rehnin paraya çevrilmesi hem de kambiyo takibi aynı anda yürütülemez; borçlu ikinci takibin şikâyet yoluyla iptalini isteyebilir.
Mükerrer icra takibine karşı şikâyet bir süreye tabi midir?
İcra takibinin ilamlı ya da ilamsız olduğuna bakılmaksızın mükerrer takibin iptali talebi bir takip şartı niteliğinde olduğundan icra mahkemesine süresiz şikâyet yoluyla iletilebilir.
İdarenin eylemlerinden kaynaklanan zararlarda başvuru süresi ne zaman başlar?
İdareye başvuru süresi, eylemin veya zararın öğrenilmesiyle değil, eylemin idariliğinin öğrenilmesiyle başlar; ilgililerin idarenin ihmalini daha sonradan öğrenmeleri durumunda idari başvuru süresi bu öğrenme tarihi itibarıyla hesaplanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

