7. Yargı Paketi olarak bilinen 7445 sayılı Kanun ile icra ve iflas işlemlerinden arabuluculuk kurumuna, ceza muhakemesinden idari başvuru yollarına kadar geniş bir alanda kapsamlı usul kuralları kabul edilmiştir. Yasal düzenleme uyarınca konutlarda gerçekleştirilecek hacizler hâkim onayına bağlanmış, aile bireylerinin ortak kullanımındaki ev eşyası haciz korumasına alınmış, kira ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk zorunlu kılınmış ve ceza yargılamasında hak arama güvenceleri pekiştirilmiştir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 79/aKaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 82Kaynağı aç
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 291Kaynağı aç
Konutta Haciz Usulü ve Eşyaların Haczedilmezlik Sınırları
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 79/a maddesi gereğince, icra müdürü haciz tatbiki istenen mahalin konut olduğunu tespit ederse bu yönde bir haciz kararı alarak onay için derhal icra mahkemesine iletir. Mahkeme, dosyanın kendisine verilmesinden itibaren en geç üç gün içinde evrak üzerinden yapacağı incelemeyle yerin konut olduğunu saptarsa onama kararı verir ve bu karar kesindir. Buna karşılık ihtiyati haciz tedbirlerinin icrasında icra mahkemesinin onayı şartı aranmamaktadır.
İcra mahkemesince onay verilen yere gidildiğinde haciz yapılacak alanın konut niteliği taşımadığı görülürse hacze devam edilir. Diğer yandan, konut olmadığı varsayılan bir taşınmazda işlem yapılırken mahalin esasen konut olduğu anlaşılırsa ve borçlu haczin icrasına onay vermezse haciz işlemi sonlandırılır; müteakip işlemler icra mahkemesinin onay usulüne tabi kılınır.
2004 sayılı Kanun'un 82. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi uyarınca; borçlu ve aynı konutta ikamet eden aile bireylerine ait kişisel eşyalar ile ailenin müşterek kullanımına tahsis edilen tüm ev eşyaları haczedilemez. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, süs eşyası ve antika gibi kıymetli varlıklar ise bu muafiyetin haricindedir. Aynı Kanun'un 85. maddesi doğrultusunda, borçlunun malvarlığından yalnızca asıl alacak, faiz ve giderleri karşılayacak ölçüde haciz konulabilir; borç miktarını aşan taşkın hacizler yasaktır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 85Kaynağı aç
Yedieminde Kalan ve Muhafazasına Gerek Kalmayan Malların Tasfiyesi
2004 sayılı Kanun'un 88/a maddesi doğrultusunda, takibe dayanak olan haciz kalktığı halde yediemin depolarında bekletilen mallar icra dairesince kendiliğinden tasfiye edilir ve malların nitelikleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden ilan edilir. İcra dairesi, borçluya çıkaracağı tebligatla bildirimden itibaren on gün içinde belirlenen yedieminlik ücretini ödeyerek malı teslim alması gerektiğini, aksi takdirde tasfiye işlemlerinin başlatılacağını ihtar eder.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 88/aKaynağı aç
Borçlu malı teslim almadığı takdirde rehin alacaklısına tebligat çıkarılarak on gün içinde haklarını kullanması bildirilir. Rehin hakkının kullanılmaması durumunda sicile tescilli mallar, daha önce satışa sunulmamış olması kaydıyla açık artırma yoluyla elektronik ortamda re'sen satışa çıkarılır. Satış imkanı bulunmayan mallarda yediemine, takdir edilen ya da son iki yıl içinde belirlenmiş değerin yüzde kırkı üzerinden yedieminlik alacağı düşüldükten sonra kalan tutar karşılığında mülkiyet devri önerilir.
Yedieminin teklifi kabul etmemesi halinde mal sırasıyla hurda bedeliyle Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketine, bunun da gerçekleşmemesi halinde bedelsiz biçimde Türkiye Kızılay Derneğine devredilmek üzere evrak icra mahkemesine gönderilir. İcra mahkemesi on gün içinde dosya üzerinden inceleme yaparak mülkiyet devrine kesin karar verir. Onay kararıyla tescil gerçekleşirken mevcut haciz ve rehinler terkin edilir; vergi, ceza veya prim gibi kamu borçları borçlu üzerinde bırakılarak mülkiyet yeni hak sahibine borçsuz devrolunur. Devir işlemleri harçtan muaftır.
Tasfiye sürecindeki malın üzerinde 6183 sayılı Kanun uyarınca haciz bulunması ya da malın serbest dolaşım statüsünde yer almaması hallerinde borçluya bildirim yapılmadan önce yetkili tahsil veya gümrük idaresine tebligat çıkarılır. Bu idarelerin bir ay içinde muhafaza veya satış amacıyla malı teslim almamaları halinde tasfiye prosedürü icra dairesince sürdürülür. Ayrıca tasfiye edilen malların mülkiyet devrine karşı yediemin alacağı ileri sürülerek hapis hakkı kullanılamaz ve yedieminlik ücretinin ödenmemiş olması mülkiyetin intikaline engel oluşturmaz.
Kira, Kat Mülkiyeti ve Ortaklığın Giderilmesinde Arabuluculuk Usulü
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesi gereğince; kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin takip işlemleri hariç olmak üzere kira ilişkilerinden doğan davalar, taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurulmadan önce arabulucuya müracaat edilmesi dava şartıdır.
6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi kapsamında düzenlenen anlaşma belgesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması mecburidir. Taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır. Sulh hukuk mahkemesi taşınmaza dair anlaşma belgelerini; konunun arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ile mevzuattaki taşınmaz sınırlamalarına uygunluk yönünden inceler; tahkikat için kurumlardan bilgi isteyebilir ve zorunlu gördüğü durumlarda duruşma açabilir.
Ticari Davalar ve İş Yargılamasında Arabuluculuk Kuralları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince, ticari nitelikteki uyuşmazlıklardan konusu para olan alacak ve tazminat talepleri ile bunlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartı oluşturur. Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren uyuşmazlığı altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu görülen hallerde bu süre en çok iki hafta uzatılabilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işçi ve işveren alacakları, tazminat istemleri ve işe iade taleplerine bağlı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya gitmek mecburidir. Arabulucu görevi devralmasından itibaren üç hafta içinde faaliyeti tamamlar; bu süre arabulucu kararıyla en fazla bir hafta daha uzatılabilir. İş kazası veya meslek hastalığına dayanan maddi-manevi tazminat talepleri ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamına dahil edilmemiştir.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Arabuluculuk bürosuna müracaat edilmesiyle son tutanağın düzenlendiği an arasındaki devrede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Dava açılırken son tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre içeren ihtarname gönderir; bu sürede belge ibraz edilmezse dava usulden reddedilir. Arabulucuya gidilmeden dava açıldığı görülürse başkaca işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden ret hükmü kurulur.
Geçerli bir özrü bulunmaksızın ilk arabuluculuk toplantısına gelmeyen taraf, davada tamamen veya kısmen lehine karar verilse dahi karşı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin yarısını ödemekle yükümlü tutulur ve kendi vekili lehine ücretin yarısına hükmedilir. Arabuluculuk sürecinin her iki tarafın da ilk görüşmeye katılmaması sebebiyle sona ermesi durumunda ise yargılama sırasında yapılan giderler tarafların kendi üzerinde bırakılır.
Ceza Muhakemesi ve TCK Kapsamındaki Yasal Düzenlemeler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79. maddesinde yapılan düzenlemeyle maddi menfaat elde etmek maksadıyla yabancıların ülkeye girmesini, ülkede kalmasını veya yurt dışına çıkmasını yasa dışı yollarla sağlayan faillere beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası yaptırımı öngörülmüştür.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 79Kaynağı aç
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139. maddesi gereğince uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu açısından görevlendirilen gizli soruşturmacılara, delil toplamak amacıyla kamuya açık alanlar ile işyerlerinde ses veya görüntü kaydı yapabilmeleri için hâkim tarafından izin verilebilir. 2313 sayılı Kanun'un 20. maddesi kapsamında, kesin raporların tanzim edilmesinin ardından usulüne uygun numuneler ayrılmak kaydıyla uyuşturucu maddelerin soruşturmanın her safhasında sulh ceza hâkimliği kararıyla müsaderesi mümkündür. Ayrılan numuneler ise asıl hükümle birlikte müsadere edilerek karar kesinleştikten sonra mülki amirliğe teslim edilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 139Kaynağı aç
2313 sayılı UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKABESİ HAKKINDA KANUN m. 20Kaynağı aç
TCK'nın 191. maddesi uyarınca kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak eylemlerinde Cumhuriyet savcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kolluk birimlerine bildirilir. Erteleme sürecinde şüpheliye en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre savcılık kararıyla altışar aylık dilimler halinde iki yıla kadar uzatılabilir. Denetim altındaki kişi gerek görülürse tedaviye tabi tutulur ve madde kullanımı tespiti için yılda en az iki defa resmi kuruma sevk edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
Ceza muhakemesinde toplanan delillere göre sanık hakkında mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa sorgusu yapılmamış olsa da dava sanığın yokluğunda bitirilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, kararın gerekçesiyle tebliğinden itibaren itiraz edilebilir ve itiraz mercii incelemesini usul ve esas yönünden yapar. Ceza hükümlerine karşı temyiz başvurusu ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla yerine getirilir.
Kişi Özgürlüğünün Kısıtlanması ve Tazminat Komisyonu Başvuruları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 437. maddesi uyarınca, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına dair yargılamalarda mahkeme hâkimi ilgili kişiyi bizzat dinleyip delil araştırmasını tamamladıktan sonra gecikmeksizin ve en geç iki gün içinde nihai kararını verir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 437Kaynağı aç
6384 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi kapsamında, 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest durumda bulunan uzun yargılamaya ilişkin bireysel başvurular, olağan kanun yollarının tüketilmediği gerekçesiyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Tazminat Komisyonuna iletilebilir.
6384 sayılı TAZMİNAT KOMİSYONUNUN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA KANUN m. Geçici Madde 2Kaynağı aç
Konutta haciz yapılabilmesi için mahkeme kararı şart mıdır?
Evet, icra müdürünün mahal tespiti sonrasında icra mahkemesinden onay alması kanunen zorunludur; mahkeme en geç üç gün içinde dosya üzerinden kesin karar verir. İhtiyati haciz işlemleri bu onay şartına tabi tutulmamıştır.
Kira ve tahliye uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı mıdır?
Kiralanan taşınmazların ilamsız icra takibiyle tahliyesi dışındaki tüm kira ilişkilerinden kaynaklanan davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurulması zorunlu dava şartıdır.
İş kazası tazminat taleplerinde arabulucuya gitmek zorunlu mudur?
Hayır, iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamı dışındadır.
İlk arabuluculuk toplantısına katılmamanın hukuki sonucu nedir?
Mazeretsiz olarak ilk oturuma katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama masraflarının yarısından sorumlu olur ve kendi lehine takdir edilecek vekâlet ücretinin yalnızca yarısını alabilir.
Ceza mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi ne kadardır?
Ceza hükümlerine karşı temyiz istemi, gerekçeli mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine tutanakla beyanda bulunularak yapılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

