7. Yargı Paketi ile Hukuk Sistemine Getirilen Yenilikler

by Avukat Erdal Ersoy
7. Yargı Paketi ile Hukuk Sistemine Getirilen Yenilikler

7. Yargı Paketi olarak bilinen 7445 sayılı Kanun ile icra ve iflas işlemlerinden arabuluculuk kurumuna, ceza muhakemesinden idari başvuru yollarına kadar geniş bir alanda kapsamlı usul kuralları kabul edilmiştir. Yasal düzenleme uyarınca konutlarda gerçekleştirilecek hacizler hâkim onayına bağlanmış, aile bireylerinin ortak kullanımındaki ev eşyası haciz korumasına alınmış, kira ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk zorunlu kılınmış ve ceza yargılamasında hak arama güvenceleri pekiştirilmiştir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 79/aKaynağı aç
Madde 79/a- (Ek:28/3/2023-7445/1 md.) İcra müdürü, haciz yapılması talep edilen yerin konut olduğunu tespit ederse, bu yerde haciz yapılmasına karar verir ve bu kararı derhal icra mahkemesinin onayına sunar. Mahkeme, dosyanın tevdi edildiği tarihten itibaren en geç üç gün içinde dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda haciz yapılması talep edilen yerin konut olduğunun anlaşılması halinde kararın onaylanmasına kesin olarak karar verir. Bu kararın icra dairesine bildirilmesi üzerine haciz işlemleri yapılır. Haciz yapılması talep edilen yerin konut olmadığının anlaşılması halinde ise mahkeme, konutta haciz yapılmasına dair kararı kesin olarak kaldırır. Bu kararın icra dairesine bildirilmesi üzerine icra müdürü, mevcut haciz talebi hakkında yeniden karar verir. Mahkemenin onaylama kararı üzerine hacze gidilen yerin konut olmadığının anlaşılması halinde hacze devam olunur. Ancak konut olmadığı kabul edilen bir yerle ilgili verilen haciz kararı üzerine yapılan haciz işlemi sırasında, bu yerin konut olduğu anlaşılır ve borçlu da haczin yapılmasına rıza göstermez ise haciz işlemine son verilir ve müteakip işlemler hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır. İhtiyati haciz hakkında, bu madde hükmü uygulanmaz. Haciz yapan memurun yetkisi:
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 82Kaynağı aç
Madde 82 – (Değişik: 18/2/1965-538/46 md.) Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar, 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,[36] 4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları, 5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu, 7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar, 9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri, 10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar, 11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar, 12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi, 13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları. Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline munhasırdır.[37] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir. Kısmen haczi caiz olan şeyler:
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
MADDE 18/B- (Ek:28/3/2023-7445/37 md.) (1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır: a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar. b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar. c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar. ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. (2) Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşma belgesi, taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilmek suretiyle düzenlenir. (3) Bu madde kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunlu olup bu şerh taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından taşınmazın bulunduğu yer, diğer anlaşma belgeleri bakımından ise arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından yapacağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler; bu kapsamda kurum veya kuruluşlardan bilgi veya belge talep edebilir ve gerektiğinde duruşma açabilir. (4) Anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin verilmesiyle ilgili diğer hususlar hakkında 18 inci madde hükmü uygulanır. (5) (Ek:7/11/2024-7531/26 md.) Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir. ALTINCI BÖLÜM Arabulucular Sicili Arabulucular sicilinin tutulması
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 291Kaynağı aç
Madde 291 – (1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [134] (2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.) Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi

Konutta Haciz Usulü ve Eşyaların Haczedilmezlik Sınırları

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 79/a maddesi gereğince, icra müdürü haciz tatbiki istenen mahalin konut olduğunu tespit ederse bu yönde bir haciz kararı alarak onay için derhal icra mahkemesine iletir. Mahkeme, dosyanın kendisine verilmesinden itibaren en geç üç gün içinde evrak üzerinden yapacağı incelemeyle yerin konut olduğunu saptarsa onama kararı verir ve bu karar kesindir. Buna karşılık ihtiyati haciz tedbirlerinin icrasında icra mahkemesinin onayı şartı aranmamaktadır.

İcra mahkemesince onay verilen yere gidildiğinde haciz yapılacak alanın konut niteliği taşımadığı görülürse hacze devam edilir. Diğer yandan, konut olmadığı varsayılan bir taşınmazda işlem yapılırken mahalin esasen konut olduğu anlaşılırsa ve borçlu haczin icrasına onay vermezse haciz işlemi sonlandırılır; müteakip işlemler icra mahkemesinin onay usulüne tabi kılınır.

2004 sayılı Kanun'un 82. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi uyarınca; borçlu ve aynı konutta ikamet eden aile bireylerine ait kişisel eşyalar ile ailenin müşterek kullanımına tahsis edilen tüm ev eşyaları haczedilemez. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, süs eşyası ve antika gibi kıymetli varlıklar ise bu muafiyetin haricindedir. Aynı Kanun'un 85. maddesi doğrultusunda, borçlunun malvarlığından yalnızca asıl alacak, faiz ve giderleri karşılayacak ölçüde haciz konulabilir; borç miktarını aşan taşkın hacizler yasaktır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur; ancak bu miktarı aşacak şekilde haciz yapılamaz.[38] (Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/8 md.) Borçlu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıslar, taşınır mal üzerinde üçüncü bir şahsın mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakkının bulunması veya taşınır malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanının haciz tutanağına geçerilmesini talep etmek, haczi yapan memur da borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahısları bu beyana davet etmek zorundadır. Bu tür mallar ile üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.[39] Ancak haczolunan taşınmaz artırmaya çıkarılmadan borçlu borcun itfasına yetecek taşınır mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse taşınmaz üzerinde haciz baki kalmak üzere önce gösterilen taşınır veya alacak da haczolunur. Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan taşınmazın idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine icra dairesi müdahale etmez. Hasılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını tecavüz etmeyeceği muhakkak olan şeyler haczolunmaz. Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir. Taşınır mallarda haczin neticeleri:

Yedieminde Kalan ve Muhafazasına Gerek Kalmayan Malların Tasfiyesi

2004 sayılı Kanun'un 88/a maddesi doğrultusunda, takibe dayanak olan haciz kalktığı halde yediemin depolarında bekletilen mallar icra dairesince kendiliğinden tasfiye edilir ve malların nitelikleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden ilan edilir. İcra dairesi, borçluya çıkaracağı tebligatla bildirimden itibaren on gün içinde belirlenen yedieminlik ücretini ödeyerek malı teslim alması gerektiğini, aksi takdirde tasfiye işlemlerinin başlatılacağını ihtar eder.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 88/aKaynağı aç
Madde 88/a- (Ek:28/3/2023-7445/4 md.) Muhafaza işleminin dayanağı olan haciz kalkmış olup da yedieminde bulunan mallar, takibin yapıldığı yer icra dairesince bu madde uyarınca resen tasfiye edilir. Tasfiye edilecek mallara ilişkin bilgiler, icra dairesince Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde duyurulur. İcra dairesi, borçluya tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde tarifeye göre belirlenen yedieminlik ücretini ödemek suretiyle malı teslim alabileceğini, aksi halde müteakip fıkralar uyarınca malın tasfiye edileceğini ihtar eder. Borçlunun malı teslim almaması halinde icra dairesi, rehin hakkı sahibine tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde rehinden kaynaklanan haklarını kullanabileceğini ve bu durumu icra dairesine bildirmesi gerektiğini, aksi halde müteakip fıkralar uyarınca malın tasfiye edileceğini ihtar eder. Sicile kayıtlı mallar bakımından, malın borçlu tarafından teslim alınmaması veya rehinden kaynaklı hakkın kullanılmaması halinde icra dairesi, malın daha önce satışa çıkarılmamış olması kaydıyla, kanunun elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışa ilişkin hükümleri uyarınca resen satışını yapar. Yukarıdaki fıkralar uyarınca malın tasfiye edilememesi halinde icra dairesi, derhal yediemine tebligat çıkararak, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde varsa malın son iki yıl içinde yapılan, yoksa icra dairesince takdir edilen kıymetinin yüzde kırkı üzerinden, tarifeye göre belirlenen yedieminlik ücreti mahsup edildikten sonra bakiye tutarı ödediği takdirde malın mülkiyetinin kendisine devredilmesine karar verileceğini, aksi halde müteakip fıkralara göre işlem yapılacağını ihtar eder. Bu fıkrada belirtilen şartların oluştuğunun ve varsa bakiye tutarın yediemin tarafından ödendiğinin tespiti halinde icra dairesi, malın mülkiyetinin yediemine devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir. Sicile kayıtlı mallar bakımından yedieminin malın mülkiyetinin devrini kabul etmemesi halinde icra dairesi, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketine tebligat çıkararak, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, 30/6/2021 tarihli ve 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenen hurda bedelini ödeyeceğini bildirmesi ve bildirimde bulunduğu tarihten itibaren üç ay içinde hurda bedelini ödemesi şartıyla malın mülkiyetinin Şirkete devredilmesine karar verileceğini ihtar eder. Bu fıkrada belirtilen şartların oluştuğunun ve hurda bedelinin ödendiğinin tespiti halinde icra dairesi, hurdaya ayırma işlemlerini tamamlayarak malın mülkiyetinin Şirkete devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir. Yukarıdaki fıkralar uyarınca malın tasfiye edilememesi halinde icra dairesi, malın mülkiyetinin bedelsiz olarak Türkiye Kızılay Derneğine devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir. İcra mahkemesi, mülkiyetin devri için gönderilen dosyalarda, en geç on gün içinde dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla, malın mülkiyeti ilgiliye geçer; tüm haciz ve rehinler kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir. Tasfiye konusu malın vergi, ceza, prim gibi borçları, borçluya ait olup mülkiyet ilgiliye, tüm borç ve yüklerinden âri olarak geçer. Devir ve tescil işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Devir işlemlerine karşı yedieminlik alacağına dayanılarak hapis hakkı kullanılamaz. Yedieminlik ücretinin varlığı, mülkiyetin devri ve buna ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez. Tasfiye konusu mal üzerinde 6183 sayılı Kanun uyarınca haciz bulunması halinde icra dairesi, borçluya tebligat çıkarmadan önce tahsil dairesine tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde muhafaza ve/veya satış işlemlerini yapmak üzere malı teslim alması gerektiğini, aksi halde malın bu madde uyarınca tasfiye edileceğini bildirir. Tasfiye konusu malın 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında serbest dolaşımda olmaması halinde icra dairesi, borçluya tebligat çıkarmadan önce gümrük idaresine tebligat çıkararak bir ay içinde gümrük işlemlerini yapmak üzere malı teslim alması gerektiğini, aksi halde malın bu madde uyarınca tasfiye edileceğini bildirir. Tasfiye masrafları, öncelikle dosyadaki avanstan, avansın bulunmaması halinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Tasfiye kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla avanstan karşılanan masraflar, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan masraflar ve vergi, resim, harç gibi malın aynından kaynaklanan kamu alacakları ödenir. Kalan tutar, 9 uncu madde uyarınca muhafaza edilir, bankalarda nemalandırılır ve talep halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenir. Dosyaya ödenen tutarın, Adalet Bakanlığı bütçesinden yapılan masrafı karşılayamaması halinde icra dairesi, bakiye masrafın, 6183 sayılı Kanun uyarınca borçludan tahsili için tahsil dairesine bildirimde bulunur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. 2 – Alacaklar ve üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkında:

Borçlu malı teslim almadığı takdirde rehin alacaklısına tebligat çıkarılarak on gün içinde haklarını kullanması bildirilir. Rehin hakkının kullanılmaması durumunda sicile tescilli mallar, daha önce satışa sunulmamış olması kaydıyla açık artırma yoluyla elektronik ortamda re'sen satışa çıkarılır. Satış imkanı bulunmayan mallarda yediemine, takdir edilen ya da son iki yıl içinde belirlenmiş değerin yüzde kırkı üzerinden yedieminlik alacağı düşüldükten sonra kalan tutar karşılığında mülkiyet devri önerilir.

Yedieminin teklifi kabul etmemesi halinde mal sırasıyla hurda bedeliyle Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketine, bunun da gerçekleşmemesi halinde bedelsiz biçimde Türkiye Kızılay Derneğine devredilmek üzere evrak icra mahkemesine gönderilir. İcra mahkemesi on gün içinde dosya üzerinden inceleme yaparak mülkiyet devrine kesin karar verir. Onay kararıyla tescil gerçekleşirken mevcut haciz ve rehinler terkin edilir; vergi, ceza veya prim gibi kamu borçları borçlu üzerinde bırakılarak mülkiyet yeni hak sahibine borçsuz devrolunur. Devir işlemleri harçtan muaftır.

Tasfiye sürecindeki malın üzerinde 6183 sayılı Kanun uyarınca haciz bulunması ya da malın serbest dolaşım statüsünde yer almaması hallerinde borçluya bildirim yapılmadan önce yetkili tahsil veya gümrük idaresine tebligat çıkarılır. Bu idarelerin bir ay içinde muhafaza veya satış amacıyla malı teslim almamaları halinde tasfiye prosedürü icra dairesince sürdürülür. Ayrıca tasfiye edilen malların mülkiyet devrine karşı yediemin alacağı ileri sürülerek hapis hakkı kullanılamaz ve yedieminlik ücretinin ödenmemiş olması mülkiyetin intikaline engel oluşturmaz.

Kira, Kat Mülkiyeti ve Ortaklığın Giderilmesinde Arabuluculuk Usulü

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesi gereğince; kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin takip işlemleri hariç olmak üzere kira ilişkilerinden doğan davalar, taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurulmadan önce arabulucuya müracaat edilmesi dava şartıdır.

6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi kapsamında düzenlenen anlaşma belgesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması mecburidir. Taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır. Sulh hukuk mahkemesi taşınmaza dair anlaşma belgelerini; konunun arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ile mevzuattaki taşınmaz sınırlamalarına uygunluk yönünden inceler; tahkikat için kurumlardan bilgi isteyebilir ve zorunlu gördüğü durumlarda duruşma açabilir.

Ticari Davalar ve İş Yargılamasında Arabuluculuk Kuralları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince, ticari nitelikteki uyuşmazlıklardan konusu para olan alacak ve tazminat talepleri ile bunlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartı oluşturur. Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren uyuşmazlığı altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu görülen hallerde bu süre en çok iki hafta uzatılabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işçi ve işveren alacakları, tazminat istemleri ve işe iade taleplerine bağlı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya gitmek mecburidir. Arabulucu görevi devralmasından itibaren üç hafta içinde faaliyeti tamamlar; bu süre arabulucu kararıyla en fazla bir hafta daha uzatılabilir. İş kazası veya meslek hastalığına dayanan maddi-manevi tazminat talepleri ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamına dahil edilmemiştir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

Arabuluculuk bürosuna müracaat edilmesiyle son tutanağın düzenlendiği an arasındaki devrede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Dava açılırken son tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre içeren ihtarname gönderir; bu sürede belge ibraz edilmezse dava usulden reddedilir. Arabulucuya gidilmeden dava açıldığı görülürse başkaca işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden ret hükmü kurulur.

Geçerli bir özrü bulunmaksızın ilk arabuluculuk toplantısına gelmeyen taraf, davada tamamen veya kısmen lehine karar verilse dahi karşı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin yarısını ödemekle yükümlü tutulur ve kendi vekili lehine ücretin yarısına hükmedilir. Arabuluculuk sürecinin her iki tarafın da ilk görüşmeye katılmaması sebebiyle sona ermesi durumunda ise yargılama sırasında yapılan giderler tarafların kendi üzerinde bırakılır.

Ceza Muhakemesi ve TCK Kapsamındaki Yasal Düzenlemeler

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79. maddesinde yapılan düzenlemeyle maddi menfaat elde etmek maksadıyla yabancıların ülkeye girmesini, ülkede kalmasını veya yurt dışına çıkmasını yasa dışı yollarla sağlayan faillere beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası yaptırımı öngörülmüştür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 79Kaynağı aç
Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan, b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan, Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.[29][30] (2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların; a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması, b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır. (3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. (4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İnsan ticareti

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139. maddesi gereğince uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu açısından görevlendirilen gizli soruşturmacılara, delil toplamak amacıyla kamuya açık alanlar ile işyerlerinde ses veya görüntü kaydı yapabilmeleri için hâkim tarafından izin verilebilir. 2313 sayılı Kanun'un 20. maddesi kapsamında, kesin raporların tanzim edilmesinin ardından usulüne uygun numuneler ayrılmak kaydıyla uyuşturucu maddelerin soruşturmanın her safhasında sulh ceza hâkimliği kararıyla müsaderesi mümkündür. Ayrılan numuneler ise asıl hükümle birlikte müsadere edilerek karar kesinleştikten sonra mülki amirliğe teslim edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 139Kaynağı aç
Madde 139 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye hâkim tarafından karar verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.) (2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir. (3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur. (Ek cümleler: 15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/137 md.) Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır. (4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/19 md.) Hâkim, soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir. (5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz. (6) Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir. (7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 2. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 3. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315). b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. Teknik araçlarla izleme
2313 sayılı UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKABESİ HAKKINDA KANUN m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik: 17/6/1982-2683/1 md.)[4] Gümrüklerden ülkeye izinsiz sokulmaya çalışılan veya ülke içinde izinsiz satıldığı görülen ve her ne surette olursa olsun kanuni yetkisi olmayanlar yanında bulunan uyuşturucu maddeler, zabıtanın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı memurlarının, sağlık ve sosyal yardım bakanlığı müfettiş ve müdürlerinin, hükümet tabiplerinin, sağlık ocağı tabiplerinin, hudut ve sahiller sağlık teşkilatı memurlarının herhangi birisi tarafından bir tutanak düzenlemek suretiyle zaptedilir. Gerek bunlar, gerekse izinsiz imal edilen veya ihraç edilmek istenirken Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından zaptolunanlar sahipleri belli olsun veya olmasın suç delili olarak Cumhuriyet Savcılığınca muhafaza altına alınırlar. Zaptedilen uyuşturucu maddenin cins, vasıf ve miktarının kesin olarak saptanması amacıyla analizlere yetecek kadar örnek madde alınarak usulüne uygun şekilde ilgili laboratuvarlara gönderilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Uyuşturucu maddelerin kesin olarak raporları alındıktan sonra, yönetmelikte belirlenen usule uygun olarak alınacak örneklerin saklanması kaydıyla müsaderesine sulh ceza hâkimliğince soruşturmanın her safhasında karar verilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Müsaderesine karar verilen uyuşturucu maddeler gereği yapılmak üzere mühürlü olarak mahalli mülki amirliğe teslim edilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Örnek olarak alınan uyuşturucu maddeler hükümle birlikte müsadere edilir ve ancak hükmün kesinleşmesinden sonra mahalli mülki amirliğe teslim edilir. (Ek: 27/2/2003-4819/1 md.) Yönetmelikte belirlenecek esaslar dahilinde, uyuşturucu madde arama köpeği eğitiminde kullanılmak üzere, ihtiyaç duyulacak cins ve miktarda uyuşturucu madde, İçişleri Bakanının talebi üzerine, İçişleri Bakanlığının ilgili bağlı kuruluşlarına; Millî Savunma Bakanının talebi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerine; Gümrük ve Ticaret Bakanının talebi üzerine Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne; uyuşturucu maddelerin tıbbî amaçlı olarak kullanılabilirliğini araştırmak üzere ihtiyaç duyulacak cins ve miktarda uyuşturucu madde ise Tarım ve Köyişleri Bakanının talebi üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili bağlı kuruluşlarına teslim edilir.[5] 3491 sayılı Toprak Mahsulleri Ofisi Kanununun 27 nci maddesinin (F) fıkrası hükümleri saklıdır.

TCK'nın 191. maddesi uyarınca kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak eylemlerinde Cumhuriyet savcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kolluk birimlerine bildirilir. Erteleme sürecinde şüpheliye en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre savcılık kararıyla altışar aylık dilimler halinde iki yıla kadar uzatılabilir. Denetim altındaki kişi gerek görülürse tedaviye tabi tutulur ve madde kullanımı tespiti için yılda en az iki defa resmi kuruma sevk edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. (6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. (7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. (8) Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır. (10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Etkin pişmanlık

Ceza muhakemesinde toplanan delillere göre sanık hakkında mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa sorgusu yapılmamış olsa da dava sanığın yokluğunda bitirilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, kararın gerekçesiyle tebliğinden itibaren itiraz edilebilir ve itiraz mercii incelemesini usul ve esas yönünden yapar. Ceza hükümlerine karşı temyiz başvurusu ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla yerine getirilir.

Kişi Özgürlüğünün Kısıtlanması ve Tazminat Komisyonu Başvuruları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 437. maddesi uyarınca, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına dair yargılamalarda mahkeme hâkimi ilgili kişiyi bizzat dinleyip delil araştırmasını tamamladıktan sonra gecikmeksizin ve en geç iki gün içinde nihai kararını verir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 437Kaynağı aç
Madde 437- Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir. Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır. (Değişik fıkra:6/12/2019-7196/54 md.) Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir.[29] İKİNCİ BÖLÜM VESAYETİN YÜRÜTÜLMESİ BİRİNCİ AYIRIM VASİNİN GÖREVLERİ A. Göreve başlama I. Defter tutma

6384 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi kapsamında, 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest durumda bulunan uzun yargılamaya ilişkin bireysel başvurular, olağan kanun yollarının tüketilmediği gerekçesiyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Tazminat Komisyonuna iletilebilir.

6384 sayılı TAZMİNAT KOMİSYONUNUN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA KANUN m. Geçici Madde 2Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 2- (Ek:25/7/2018-7145/20 md.) (l) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir.[11] (2) Komisyona müracaat, müracaat edenin kimlik bilgileri ile Anayasa Mahkemesine başvuru tarihi ve numarasını içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır. Dilekçeye, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruya ilişkin form, kabul edilemezlik kararı ve bu kararın tebliğine dair belge ile ihlal iddiasına ilişkin diğer bilgi ve belgeler eklenir. (3) Müracaat evrakındaki eksikliğin giderilmesi için müracaat edene otuz günü geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde, geçerli bir mazeret olmaksızın eksikliğin tamamlanmaması hâlinde müracaat reddedilir. (4) Bu madde uyarınca Komisyona gelen müracaatlar bakımından 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki dokuz aylık süre, on altı ay olarak uygulanır.
Konutta haciz yapılabilmesi için mahkeme kararı şart mıdır?

Evet, icra müdürünün mahal tespiti sonrasında icra mahkemesinden onay alması kanunen zorunludur; mahkeme en geç üç gün içinde dosya üzerinden kesin karar verir. İhtiyati haciz işlemleri bu onay şartına tabi tutulmamıştır.

Kira ve tahliye uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı mıdır?

Kiralanan taşınmazların ilamsız icra takibiyle tahliyesi dışındaki tüm kira ilişkilerinden kaynaklanan davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurulması zorunlu dava şartıdır.

İş kazası tazminat taleplerinde arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Hayır, iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamı dışındadır.

İlk arabuluculuk toplantısına katılmamanın hukuki sonucu nedir?

Mazeretsiz olarak ilk oturuma katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama masraflarının yarısından sorumlu olur ve kendi lehine takdir edilecek vekâlet ücretinin yalnızca yarısını alabilir.

Ceza mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi ne kadardır?

Ceza hükümlerine karşı temyiz istemi, gerekçeli mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine tutanakla beyanda bulunularak yapılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu