Vergi uyuşmazlığı, mükellef ile vergi idaresi arasında vergilendirme safhasında matrah takdiri, gelirin vergilendirilebilirliği, vergi türünün belirlenmesi yahut tahakkuk ve tahsilat adımlarında ortaya çıkan hukuki anlaşmazlıklardır. Vergi uyuşmazlıklarının barışçıl yollarla giderilmesinde Vergi Usul Kanunu kapsamında düzenlenen itiraz ve uzlaşma gibi idari yollardan yararlanılırken, uyuşmazlığın yargıya taşınması durumunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri tatbik edilir.
Vergilendirme Aşamaları ve Dava Açılabilirlik Şartları
Vergilendirme sürecinin tarh ve tebliğ basamakları müstakil birer idari işlem niteliği taşır; bu nedenle mükellefler her iki işleme karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi birlikte de dava yoluna başvurabilir. Tahakkuk aşaması ise tek başına idari işlem niteliğinde olmadığından bu aşamaya karşı münferiden itiraz edilmesi veya dava açılması hukuken mümkün değildir. Kamu alacağının tahsiline ilişkin süreçler 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabidir. Sürecin son safhası olan tahsil işlemi bağımsız bir idari işlem olduğundan tek başına veya önceki işlemlerle birlikte iptal davasına konu edilebilir.
Vergi İncelemesine Karşı İptal Davası Açılabilir mi?
Vergi incelemesi, yetkili idarenin tarhiyat yapması ve ceza kesmesi süreçlerine yönelik bir hazırlık işlemi niteliğindedir. İdare hukuku prensipleri uyarınca kesin ve icrai nihai bir idari işlem niteliğinde bulunmayan vergi incelemelerine karşı doğrudan iptal davası açılamaz. Dava hakkı, inceleme neticesinde tesis edilecek nihai vergilendirme işlemlerine karşı kullanılabilir.
Vergilendirme İşlemlerinde Hukuka Uygunluk Denetimi
Vergilendirme işlemlerine karşı açılan iptal davalarında mahkemeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi gereğince idari işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden inceler. İdarenin işlem tesis etme yetkisi konu, zaman ve yer bakımından değerlendirilir; yetki kuralları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen gözetilir. Verginin kanuniliği ilkesi doğrultusunda vergilendirilecek alanlar yalnızca kanun koyucu tarafından belirlenir ve kanunda yer almayan bir unsur üzerinden vergi alınamaz. Bu işlemlerde hukuki sebep yürürlükteki kanun hükümleri iken, maddi sebep vergiyi doğuran olaydır.
Vergi Mahkemelerinde Dava Açma Süreleri ve Sürenin Başlangıcı
Vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel kanunlarda farklı bir süre öngörülmemişse 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca otuz gündür. Vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda bu süre; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın yapıldığı, tebliğ yapılan durumlarda tebliğin gerçekleştiği, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı, tescile bağlı vergilerde tescilin tamamlandığı ve idarenin dava açması gereken hallerde yetkili merci veya komisyon kararının idareye intikal ettiği tarihi izleyen günden itibaren başlar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi, ilanın yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır. Düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer; yalnızca düzenleyici işleme, sadece uygulanan işleme veya her ikisine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin daha önce iptal edilmemiş bulunması, bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin iptaline engel teşkil etmez.
Ödeme Emrine İtiraz ve Mahsup Uyuşmazlıkları
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu mükellef; böyle bir borcunun bulunmadığı, borcun kısmen veya tamamen ödendiği ya da amme alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle 6183 sayılı Kanun kapsamında tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde itiraz ederek vergi mahkemesinde dava açabilir. Borcun yalnızca bir kısmına itiraz eden mükellefin, itiraz ettiği bölümün cihetini ve tutarını açıkça belirtmesi zorunludur; aksi halde borca itiraz edilmemiş sayılır. Yapılan itirazın tamamen veya kısmen reddedilmesi durumunda borçlu, ret kararının tebliğinden itibaren on beş gün içinde mal bildiriminde bulunmakla yükümlüdür; borcun bir kısmına itiraz edilmiş olması mal bildirimi süresini uzatmaz.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Mükelleflerin hak kazandığı mahsup işlemlerinin idarece hiç yapılmaması ya da hatalı uygulanması halinde oluşan uyuşmazlıklar, idari itiraz süreci işletilerek düzeltilebileceği gibi vergi mahkemesinde iptal davası açılarak da çözüme kavuşturulabilir.
Vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi kaç gündür?
Özel kanunlarda ayrı bir süre belirtilmemişse vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi otuz gündür.
Ödeme emrine karşı hangi gerekçelerle ve ne kadar sürede dava açılır?
Ödeme emrine karşı borcun bulunmadığı, kısmen veya tamamen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğden itibaren on beş gün içinde dava açılabilir.
Ödeme emrine kısmi itirazda bulunulurken nelere uyulmalıdır?
Borcun bir kısmına itiraz eden mükellefin itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça belirtmesi zorunludur; aksi halde itiraz yapılmamış sayılır ve mal bildirim süresi uzamaz.
Vergi incelemesine karşı doğrudan dava açılabilir mi?
Hayır, vergi incelemesi tarh ve ceza kesme işlemlerine yönelik bir hazırlık işlemi olduğundan ve kesin icrai nihai nitelik taşımadığından doğrudan iptal davasına konu edilemez.
Tahakkuk aşaması münferiden dava konusu yapılabilir mi?
Hayır, tahakkuk aşaması tek başına idari işlem niteliğinde bulunmadığından münferit olarak itiraza veya iptal davasına konu edilemez.
Hatalı mahsup işlemlerine karşı hangi hukuki yollara gidilir?
Mahsup işlemlerinin yapılmaması veya hatalı yapılması halinde idari itiraz yoluna başvurulabilir ya da vergi mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

