Taşeron İşçinin Asıl İşverene Başvuru Hakkı ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Taşeron İşçinin Asıl İşverene Başvuru Hakkı ve Şartları

Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinin Hukuki Niteliği

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde ya da asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçilerini yalnızca bu işyerinde aldığı işte çalıştıran işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan bağ, asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak nitelendirilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;[1] a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz. İşyerini bildirme

Bu hukuki ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı İş Kanunu'ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

Asıl işverenin bu süreçteki konumu mutlak kusursuz sorumluluk esasına dayanmaktadır. İşçinin alacağının ödenmemesinde asıl işverenin hiçbir kusuru veya talimatı bulunmasa dahi kanun gereği bu borçtan kaçınması mümkün değildir.

Alt işverenin iflas etmesi durumunda işçi, müteselsil sorumluluk uyarınca hak kazandığı alacağının tamamını asıl işverenden talep edebilir.

Asıl İşverenden Talep Edilebilecek İşçilik Hakları

İşçiler, ödenmeyen aylık net ücretler, yıllık ücretli izin bedelleri, fazla mesai alacakları ve hafta tatili ücretlerini asıl işverenden isteyebilir. İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kötü niyet tazminatı talepleri de bu sorumluluk kapsamına dahildir.

Ayrıca ayrımcılık tazminatı ile işe iade davası sonucunda hüküm altına alınan boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı da asıl işverenin sorumluluk alanında yer almaktadır.

Sorumluluğun Kapsamı, İstisnalar ve Muvazaa Halleri

Asıl işverenin sorumluluğu mutlak ve sınırsız bir çerçeveye yayılmamakta; işçinin salt asıl işverene ait işyerinde ve bu işverenin işinde fiilen çalışmış olduğu dönemlerde doğan alacak kalemleri, ana para ve yasal faiz tutarlarıyla sınırlı kalmaktadır. Alt işverenin yürüttüğü diğer işlerde veya farklı işverenlere bağlı projelerde geçen çalışma süreleri bakımından mevcut asıl işverenin sorumluluğu bulunmamaktadır.

İş ilişkisinin anahtar teslimi bir modelle, asıl işverenin kontrolü dışındaki bağımsız bir organizasyonla kurulması durumunda asıl işverenin sorumluluğu doğmayabilir.

İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanması, daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulması veya ilişkinin muvazaalı işleme dayandığının kabulü halinde alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görür.

Kamu kurum ve kuruluşları ile ortaklıklarında hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere, işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamuya bırakılması yönünde hüküm konulamaz. Benzer şekilde, hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı işyerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması yönünde kurallar da şartnamelere eklenemez.

Başvuru Yolları, Yetkili Mahkeme ve İspat İlkeleri

Taşeron işçi, asıl işverene başvuru hakkını yazılı talep, arabuluculuk ve dava yoluyla kullanabilir. Süreçte öncelikle alacak kalemleri belirlenerek işverene ödeme talebi iletilir. Uyuşmazlığın çözülememesi durumunda zorunlu arabuluculuk süreci işletilir; sonuç alınamazsa asıl işverene karşı dava açılarak tahsil yoluna gidilebilir.

Uyuşmazlığın yargı mercilerine taşınması iş mahkemeleri nezdinde gerçekleştirilir ve süreç genellikle arabuluculuk faaliyeti neticesinde düzenlenen son tutanakla başlatılır. Yetkili yargı mercii ise işin fiilen icra edildiği yer mahkemesi ya da aleyhine dava açılan işverenin yerleşim yerindeki iş mahkemesidir.

İşçi çalışma olgusunu ve alacağın doğduğunu göstermekle yükümlüdür; bu doğrultuda bordro, işyerine giriş-çıkış kayıtları, puantaj çizelgeleri ve yazışmalar önem taşır. Asıl işveren ise sorumluluğun kapsamı dışında kaldığını veya ödeme yapıldığını belgelemeyi tercih edebilir.

Muaccel olan ücret ve benzeri alacaklarda faiz çoğu zaman hak ediş tarihinden itibaren işlemeye başlar; tazminatlarda ise fesih tarihi veya dava tarihi esas alınabilir.

Asıl işverenin sorumluluğunda kusur şartı aranır mı?

Asıl işverenin sorumluluğu mutlak kusursuz sorumluluk esasına dayanır; işçinin alacağının ödenmemesinde asıl işverenin kusuru veya talimatı olmasa dahi kanun gereği bu borçtan kaçınması mümkün değildir.

Taşeron şirket iflas ederse işçi alacağını asıl işverenden alabilir mi?

Taşeron firmanın iflası durumunda işçi, müteselsil sorumluluk uyarınca alacağının tamamını asıl işverenden talep edebilir.

Asıl işveren taşeron işçisinin hangi sürelerdeki alacaklarından sorumludur?

Asıl işveren yalnızca taşeron işçisinin kendi işyerinde ve kendi işinde fiilen çalıştığı süre boyunca doğan haklarından sorumlu tutulur; başka projelerdeki çalışmalar bu kapsama girmez ve sorumluluk bu sürelere ait ana para ile yasal faiz kalemlerini kapsar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu