Şirket Mallarının Kaçırılması ve Eşe Tasarrufun İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Mallarının Kaçırılması ve Eşe Tasarrufun İptali

Borçlu şirkete ait malların alacaklıdan kaçırılması amacıyla şirket yetkilisinin eşine devredilmesi hâlinde tasarrufun iptali davası açılabilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 277 uyarınca iptal davasından maksat, anılan kanunun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu dava, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklılar veya iflas idaresi ile kanunda yazılı hâllerde alacaklıların kendileri tarafından açılabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri. İvazsız tasarrufların butlanı:

Tüzel Kişilik Ayrılığı ve Şirket Yetkilisinin Kişisel Malvarlığı

Şirket tüzel kişiliği ile şirket ortağı veya müdürü hukuken bağımsız ve ayrı kişilerdir. Şirketin borcu kural olarak şirket yöneticisinin kişisel borcu sayılmaz ve yetkilinin kişisel malı şirket borcunun teminatını oluşturmaz. Bu sebeple tazminat davasının davalısı yalnızca şirket olduğu takdirde, şirket yetkilisinin kişisel malını eşine devretmesi kural olarak şirket alacağına dayanılarak iptal ettirilemez.

Şirkete ait malların alacaklıdan kaçırılmak üzere şirket yetkilisinin eşine devredilmesi durumunda borçlu şirket, malı devralan eş ise üçüncü kişi konumundadır ve tasarrufun iptali davası açılması mümkündür. Devredilen mal şirket yetkilisinin şahsi malıysa yetkilinin de kişisel olarak borçlu olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Borçlu taraf şirket tüzel kişisi olduğundan, şirket yetkilisinin eşine yapılan devirlerde gerçek kişiler arasındaki eşe devir karineleri doğrudan ve otomatik uygulanmayabilir.

Tasarrufun İptali Davasında Temel Koşullar ve Alacağın Doğumu

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/15109, K. 2015/14125 sayılı kararında belirtildiği üzere, tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması aranır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/15109, K. 2015/14125Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/15109 E.  ,  2015/14125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar …. ve ….. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle; bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak Yasa maddesini bulmak ve uygulamanın hakimin doğrudan görevi olduğu, (6100 sayılı HMK'nun 33.maddesi)eldeki davanın İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu,davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği (İİK.md.283/1), bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı, bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın iptali istenen tasarruftan itibaren beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerektiği,bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmeli, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. Araştırılmalı, keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin de takdir olunması gerektiği, İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabileceği, İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerektiği bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerektiği, somut olayda, mahkemece dava Türk Borçlar Kanununun 19 maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali davası olarak değerlendirilmiş ise de varılan sonuç dava dilekçesine, davacı vekilinin yargılama sırasındaki yazılı ve sözlü anlatımlarına uygun düşmediği, mahkemece yapılması gereken işin davanın İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilerek yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince dava ön koşulları ve iptal şartları yönünden taraf delillerinin değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu; kabule göre de, davalı …. dava konusu tasarrufların tarafı olmadığı halde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının da isabetli olmadığı gereğine değinilmiştir. Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve bozma ilamı doğrultusunda davalı …., iptali istenen tasarrufların tarafı olmadığından aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise davalı borçlu .. ile ..'in, baba-oğul, borçlu Kemal ile …'in amca-yeğen,…'nin ise borçlu …'in kardeşinin eşi olması nedeniyle dava konusu tasarrufların İİK'nun 278/3-1 maddesi gereğince bağışlama hükmünde olup iptale tabi bulunması nedeniyle adı geçen davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı ve davalılar …ve ….. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ; 1-Davalı ….. hakkındaki dava husumet yokluğundan reddedildiğinden lehine AAÜT'nin 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiştir. 2-Davalılar …ve … vekilinin temyiz itirazları yönünden; Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için borçlu hakkında icra takibinin kesinleşmesi ve ayrıca borçlu adına düzenlenmiş geçici veya kat'i aciz belgesinin sunulması gereklidir. Somut olayda dava konusu Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2008/443 sayılı takip dosyasına davalı borçlular … ve …… tarafından itiraz edildiği, davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.7.2009 tarih 2009/188 esas 2009/561 karar sayılı ilamı ile kısmen kabul edildiği takibin 312.098,33 TL üzerinden devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verildiği ancak kararın kesinleşip kesinleşmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığından öncelikle kararın kesinleşip kesinleşmediği tespiti ile kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi; ayrıca davalı borçlular …… ve …'in 3/8'er hisse sahibi olduğu dava dışı …. parsel üzerinde davacı ….22.6.2006 tarihli 500.000 TL ipoteği olduğu, kıymet takdiri sonucu anılan taşınmaza yaklaşık 800.000 TL değer biçildiği, davacı bankanın alacağının 312.098,33 TL olduğu gözönüne alınarak davacının eldeki davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığının değerlendirmesi, hukuki menfaati yoksa davanın hukuki yarar yokluğundan reddine aksi halde hukuki menfaatinin bulunması halinde yani ipotek bedelinin takip konusu alacağı karşılamaması durumunda davalı borçlular….ve …. adına kayıtlı 17 adet (ipotekli taşınmazda dahil) taşınmaz ile … adına iki, … adına beş adet araca davacı banka tarafından haciz konulduğu, haciz konulan taşınmazda davacı haczinin genel olarak 1, 2, 3. sıralarda olduğu kıymet takdiri sonucu taşınmazlara 2.757,342,00 TL değer biçildiği, (anılan taşınmazlar üzerinde dava dışı bankalara ait 2005-2006 yıllarına ait ipotekler var ise de ipotek konusu banka alacaklarının belli olmaması nedeniyle) ve taşınmazların satış aşamasında olduğu anlaşıldığından davacı vekiline kat'i aciz belgesi sunması için uygun bir süre verilmesi kat'i aciz belgesi sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde ise yedi adet aracın trafik kayıtları ve kasko değerleri istenerek değerinin belirlenmesi, onyedi adet taşınmaz üzerindeki haciz ve ipotek borcunun ilgili banka ve icra müdürlüklerinden sorularak davalı borçluların mevcut malvarlıklarına göre aciz halinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kabule göre de Saruhanlı İcra müdürlüğünün 14.6.2012 tarihli yazısından dava konusu Turgutlu 777 ada 8 parsel nolu taşınmazın üzerindeki 31.10.2007 tarihli Ziraat Bankasının 750.000 TL'lik ipoteği nedeniyle Saruhanlı İcra Müdürlüğünün 2010/1200 sayılı takip dosyasından 76.050 TL bedelle satıldığı satış bedelinin Ziraat Bankasının alacağını dahi karşılamadığı anlaşıldığından anılan parsel yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken anılan parsel yönünden davanın kabulü isabetli görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar …. ve …… vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Alacağın doğum tarihi, mahkeme kararının verildiği tarih değil; zarara neden olan haksız fiil, kaza veya sözleşmeye aykırılık olayının gerçekleştiği andır. Mahkeme kararı kural olarak mevcut alacağı tespit ettiğinden, karar yıllar sonra verilmiş olsa bile alacak zararı doğuran olayın vuku bulduğu anda doğmuş olabilir. Bu nedenle şirket mallarının tazminat davası açıldıktan sonra devredilmesi durumunda alacağın tasarruftan önce doğmuş olması şartı çoğu olayda gerçekleşir.

Aciz Belgesi Koşulu ve Bağışlama Sayılan Tasarruflar

Tasarrufun iptali davası açılırken aciz belgesinin ibraz edilmiş olması zorunlu görülmemekte; belgenin yargılama sürecinde karara kadar mahkemeye sunulması yeterli sayılabilmektedir. Borçlunun bilinen adresinde icra memurunca yapılan işlemde hacze elverişli mal bulunmadığı saptanmışsa, düzenlenen haciz zaptı somut durumun koşulları çerçevesinde geçici aciz belgesi vasfı taşıyabilir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 278. maddesi uyarınca mutat hediyeler saklı kalmak kaydıyla; borçlu hakkında geçici veya kesin aciz belgesinin ya da bu mahiyetteki haciz zaptının tanzim edildiği yahut iflas kararı verildiği tarihten geriye doğru bir yıllık süre zarfında gerçekleştirilen karşılıksız işlemler ve bağışlamalar iptal yaptırımına tabidir. İvazın piyasa değerine uygun bulunduğu kanıtlanmadıkça; alt ve üst soy hısımları, üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan ve kayın hısımları, evlilik birliği son bir yıl içinde sonlanmış olsa dahi eş ve birlikte ikamet edilen kişilerle yapılan tasarrufi işlemler kanunen bağışlama niteliğinde değerlendirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 278Kaynağı aç
Madde 278 – (Değişik:24/12/2025-7571/2 md.) Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır: a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar. b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler. c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri. Acizden dolayı butlan:

Davanın Tarafları, Hak Düşürücü Süre ve Hükmün Sonuçları

Tasarrufun iptali davasının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/15109, K. 2015/14125 sayılı kararında belirtildiği üzere iptale konu tasarruf işleminin vuku bulduğu tarihten itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde ikame edilmesi gerekir. Kanuni hak düşürücü sürenin dolmasının ardından açılan davalar, mal kaçırma amacı bulunsa dahi reddedilir.

Şirket mallarının devri hâlinde dava borçlu şirket ile malı devralan üçüncü kişiye ve aradaki kötü niyetli devralanlara karşı açılır. Mahkeme dava sonucunda devredilen malı doğrudan borçluya geri vermez; tapu iptali kararı verilmeyip alacaklıya mal hâlâ borçluya aitmiş gibi haciz ve satış isteme imkânı tanır. Yargılama sürecinde tasarrufa konu malların yeniden başkalarına el değiştirmesini önlemek amacıyla mahkemeden iptale konu mal üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilebilir.

Muvazaa İddiası ve Terkin Edilen Şirketin İhyası

Görüşteki devirlerde açılan muvazaa davalarında kesinleşmiş icra takibi ve aciz belgesi kural olarak aranmaz. Ancak işlemin gerçek bir satış olmadığını ve danışıklı yapıldığını ispat yükü alacaklıdadır. Alacaklılar yargılamada taleplerini terditli olarak da ileri sürebilirler.

Borçlu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması alacaklının haklarının sona erdiği anlamına gelmez. Devam eden dava, icra takibi veya tasfiye edilmemiş bir borç bulunuyorsa şirketin ihyası talep edilerek ilgili dosyanın sonuçlandırılmasıyla sınırlı şekilde şirketin yeniden tescili sağlanabilir.

Tasarrufun iptali davasında devredilen mal borçluya geri verilir mi?

Mahkeme dava sonunda devredilen malı doğrudan borçluya geri vermez ve tapu iptali kararı vermez; alacaklıya mal borçluya aitmiş gibi haciz ve satış isteme imkânı tanır.

Borçlu şirketin ticaret sicilinden silinmesi davayı engeller mi?

Şirketin terkin edilmesi alacaklının haklarını sona erdirmez; devam eden dava veya takip bulunuyorsa şirketin ihyası talep edilerek ilgili dosyanın sonuçlandırılmasıyla sınırlı tescil sağlanabilir.

Şirket borcu sebebiyle yetkilinin eşine devrettiği şahsi malına gidilebilir mi?

Şirket ile yetkilisi hukuken ayrı kişiler olduğundan şirket borcu kural olarak yöneticinin kişisel borcu sayılmaz ve yetkilinin kişisel malı şirket borcunun teminatını oluşturmaz. Tazminat davasının davalısı yalnızca şirketse yetkilinin eşine yaptığı devir kural olarak şirket alacağına dayanılarak iptal ettirilemez; ancak yetkilinin kişisel olarak borçlu olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Tasarrufun iptali davasında aciz belgesinin dava açılırken sunulması zorunlu mudur?

Aciz belgesinin mutlaka dava açılmadan önce alınmış olması gerekmez; en geç karar aşamasına kadar dosyaya sunulması mümkün olabilir. Borçlunun bilinen adresinde mal bulunmadığını gösteren haciz tutanağı da somut olayın şartlarına göre geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu