Mirasçıların Mirasbırakanın Borçlarından Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Mirasçıların Mirasbırakanın Borçlarından Sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasbırakanın vefatıyla birlikte terekeye dahil olan tüm haklar ve borçlar bir bütün halinde mirasçılara intikal eder. Mirasçıların mirası kabul ettiklerine dair ayrıca bir hukuki işlem yapmalarına gerek bulunmaksızın miras kendiliğinden kazanılır.

Mirasçıların Şahsi ve Müteselsil Sorumluluğu

Mirasçılar mirasbırakanın borçlarından yalnızca tereke kapsamındaki malvarlığı değerleriyle değil, kendi şahsi malvarlıklarıyla da sorumludur. Külli halefiyet ilkesi gereği tereke borçları mirasçılara kendiliğinden geçtiği için alacaklılar, borcun tahsili amacıyla doğrudan mirasçıların kişisel malvarlığına başvurma hakkına sahiptir.

Mirasçılar tereke borçlarından ötürü alacaklılara karşı müteselsilen sorumludur. Alacaklı, miras payı oranlarına bakılmaksızın tereke borcunun tamamını tek bir mirasçıdan talep edebileceği gibi birden fazlasına karşı aynı anda icra takibi veya dava açabilir. Alacaklının her bir mirasçıyı payı oranında ayrı ayrı takip etme zorunluluğu bulunmaz.

Mirasın Paylaşılmasından Sonra Sorumluluk ve Beş Yıllık Süre

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 681. maddesi gereğince mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü biçimde rıza gösterilmemiş tereke borçlarından dolayı paylaşmadan sonra dahi bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu kalır. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihten veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle birlikte bu teselsül sona erer.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 681Kaynağı aç
Madde 681- Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer. II. Mirasçılara rücu

Mirasçıların tereke borçlarından doğan müteselsil sorumluluğuna ilişkin beş yıllık süre zamanaşımı süresi niteliğinde olmayıp yalnızca müteselsil sorumluluğun devam ettiği süreyi belirler. Bu sürenin işlemeye başlaması için yalnızca miras paylaşım sözleşmesinin yapılması yeterli olmayıp paylaşımın fiilen gerçekleştirilmiş olması ya da mahkeme kararının kesinleşmesi şarttır.

Mirasın fiilen paylaşılmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra mirasçıların müteselsil sorumluluğu şahsi sorumluluğa dönüşür. Bu sürenin dolmasının ardından alacaklı artık borcun tamamını tek bir mirasçıdan isteyemez; her mirasçı alacaklıya karşı yalnızca kendi miras payı oranında şahsen sorumlu kalır.

Mirasçıların Birbirine Rücu Hakkı ve Faiz Koşulları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 682. maddesi gereğince paylaşma sözleşmesi uyarınca üzerine almadığı bir tereke borcunu kapatan veya üstlendiği miktardan fazlasını ifa eden mirasçı, diğer mirasçılara başvurarak rücu talebinde bulunabilir. Rücu hakkının öncelikle paylaşma sözleşmesi doğrultusunda borcu ifa etmeyi kabul etmiş olan mirasçıya karşı ileri sürülmesi zorunludur. Taraflarca aksine bir düzenleme yapılmamışsa tereke borçları mirasçılar arasında miras payları oranında paylaştırılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 682Kaynağı aç
Madde 682- Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir. Rücu hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır. Diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür. DÖRDÜNCÜ KİTAP EŞYA HUKUKU BİRİNCİ KISIM MÜLKİYET BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER A. Mülkiyet hakkının içeriği

Rücu isteminde faiz işletilmesinde esas alınan tarih, diğer mirasçıların usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü andır. Noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi durumunda faiz hesabı ihtarnamede tanınan sürenin dolmasıyla başlar. Önceden ihtar çekilmeksizin doğrudan yasal yola başvurulduğunda ise icra takiplerinde takip günü, davalarda ise davanın açıldığı gün faizin başlangıç anı olarak kabul edilir.

Rücu alacağına uygulanacak faiz türü bakımından taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı sürece kural olarak yasal faiz uygulanır; ancak tereke borcunun ticari nitelikte olması veya tarafların tacir olması halinde ticari faiz işletilmesi gündeme gelebilir.

Mirasbırakanın Kefalet Borçlarının İntikali ve Kapsamı

Mirasbırakanın sağlığında kefil sıfatıyla üstlendiği borçlar da mirasçılara geçer. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesi gereğince aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, uygun bildirim şartıyla borçluya yöneltilen takip ve dava masraflarından ve işlemiş bir yıllık ile işlemekte olan yıla ait faizlerden sorumludur. Ayrıca açıkça kararlaştırılmadıkça kefil borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinden sonraki borçlarından sorumlu olup asıl borç ilişkisinin hükümsüz kalmasından doğan zarardan ve ceza koşulundan sorumlu tutulacağına yönelik anlaşmalar kesin hükümsüzdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 589Kaynağı aç
MADDE 589- Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur. Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur: 1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları. 2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar. 3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri. Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür. b. Kefilin takibi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi gereğince adi kefalette alacaklı borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; ancak borçlu aleyhine kesin aciz belgesi alınması, Türkiye'de takibatın imkânsızlaşması veya güçleşmesi, borçlunun iflası ya da borçluya konkordato mehli verilmesi hallerinde doğrudan kefile başvurulabilir. Alacak rehinle güvenceye alınmışsa adi kefalette kefil rehnin paraya çevrilmesini isteyebilir; iflas ve konkordato mehli halinde bu kural uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa kesin aciz belgesi, takibatın imkânsızlaşması veya konkordatonun kesinleşmesi halinde kefile başvurulabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 585Kaynağı aç
MADDE 585- Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir: 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması. 2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi. 3. Borçlunun iflasına karar verilmesi. 4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması. Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir. 2. Müteselsil kefalet

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 597. maddesi uyarınca borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil durumu borçluya bildirmek zorundadır. Bu bildirimi yapmayan kefil, ödemeyi bilmeyen ve alacaklıya ifada bulunan borçluya karşı rücu hakkını kaybeder; ancak kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklı kalır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 597Kaynağı aç
MADDE 597- Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır. Kefil, bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, rücu hakkını kaybeder. Kefilin, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır. D. Sona ermesi I. Kanun gereğince

Borç Sorumluluğunun Sınırları ve İstisnaları

Terekeye dahil tüm edimler mirasçılara intikal etmez. Yalnızca şahsa sıkı sıkıya bağlı nitelikteki ve kişisel edim yükümlülüğü içeren borçlar mirasçılara geçmeyip mirasbırakanın ölümüyle sona erer.

Vergi Usul Kanunu uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölüm tarihine kadar doğmuş vergi borçlarından miras payları oranında sorumlu tutulur. Bununla birlikte, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince murise ait vergi cezaları mirasçılara intikal etmez.

Devletin mirasçı sıfatını kazandığı durumlarda sorumluluk şahsi malvarlığını kapsamaz. Devletin tereke borçlarından sorumluluğu, gerçek kişi mirasçılardan farklı olarak yalnızca kendisine geçen tereke malları ile sınırlıdır.

Mirastan Feragat, Mirasın Reddi ve Yoksunluk

Mirasın yasal süresi içinde usulüne uygun şekilde reddedilmesi halinde mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak kalkar ve mirasçı tereke borçlarından sorumlu olmaktan kurtulur. Mirastan yoksun kalan kimse de mirasçılık sıfatını kaybettiği için terekeye dahil haklardan yararlanamayacağı gibi kural olarak tereke borçlarından da sorumlu olmaz.

Mirasçı herhangi bir karşılık almaksızın ivazsız mirastan feragat etmişse, tereke borçlarından dolayı alacaklılara karşı hiçbir sorumluluğu doğmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca mirasın açılması anında tereke borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, ivazlı feragat eden ve mirasçıları, ölümünden önceki beş yıl içinde aldıkları karşılıktan mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında alacaklılara karşı sorumlu tutulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 530Kaynağı aç
Madde 530- Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar. DÖRDÜNCÜ AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ŞEKİLLERİ A. Vasiyet I. Şekilleri 1. Genel olarak
Alacaklı borcun tamamını tek bir mirasçıdan isteyebilir mi?

Evet, mirasçılar tereke borçlarından ötürü müteselsilen sorumlu olduğundan alacaklı miras paylarına bakılmaksızın borcun tamamını tek bir mirasçıdan talep edebilir.

Paylaşmadan sonraki beş yıllık süre zamanaşımı mıdır?

Hayır, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 681. maddesinde düzenlenen beş yıllık süre zamanaşımı süresi olmayıp mirasçıların alacaklılara karşı müteselsil sorumluluğunun devam ettiği kanuni süredir.

Mirasbırakanın vergi cezalarından mirasçılar sorumlu mudur?

Hayır, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince murise ait vergi cezaları mirasçılara geçmez; mirasçılar yalnızca murisin ölüm tarihine kadar doğmuş vergi borçlarından miras payları oranında sorumludur.

İvazlı feragat edenin tereke borçlarından sorumluluğu var mıdır?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca terekenin borcu karşılayamaması ve borçların mirasçılarca ödenmemesi halinde, ivazlı feragat eden mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde aldığı karşılıktan mirasın açılması anındaki zenginleşmesi oranında sorumludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu