Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasbırakanın vefatıyla birlikte terekeye dahil olan tüm haklar ve borçlar bir bütün halinde mirasçılara intikal eder. Mirasçıların mirası kabul ettiklerine dair ayrıca bir hukuki işlem yapmalarına gerek bulunmaksızın miras kendiliğinden kazanılır.
Mirasçıların Şahsi ve Müteselsil Sorumluluğu
Mirasçılar mirasbırakanın borçlarından yalnızca tereke kapsamındaki malvarlığı değerleriyle değil, kendi şahsi malvarlıklarıyla da sorumludur. Külli halefiyet ilkesi gereği tereke borçları mirasçılara kendiliğinden geçtiği için alacaklılar, borcun tahsili amacıyla doğrudan mirasçıların kişisel malvarlığına başvurma hakkına sahiptir.
Mirasçılar tereke borçlarından ötürü alacaklılara karşı müteselsilen sorumludur. Alacaklı, miras payı oranlarına bakılmaksızın tereke borcunun tamamını tek bir mirasçıdan talep edebileceği gibi birden fazlasına karşı aynı anda icra takibi veya dava açabilir. Alacaklının her bir mirasçıyı payı oranında ayrı ayrı takip etme zorunluluğu bulunmaz.
Mirasın Paylaşılmasından Sonra Sorumluluk ve Beş Yıllık Süre
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 681. maddesi gereğince mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü biçimde rıza gösterilmemiş tereke borçlarından dolayı paylaşmadan sonra dahi bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu kalır. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihten veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle birlikte bu teselsül sona erer.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 681Kaynağı aç
Mirasçıların tereke borçlarından doğan müteselsil sorumluluğuna ilişkin beş yıllık süre zamanaşımı süresi niteliğinde olmayıp yalnızca müteselsil sorumluluğun devam ettiği süreyi belirler. Bu sürenin işlemeye başlaması için yalnızca miras paylaşım sözleşmesinin yapılması yeterli olmayıp paylaşımın fiilen gerçekleştirilmiş olması ya da mahkeme kararının kesinleşmesi şarttır.
Mirasın fiilen paylaşılmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra mirasçıların müteselsil sorumluluğu şahsi sorumluluğa dönüşür. Bu sürenin dolmasının ardından alacaklı artık borcun tamamını tek bir mirasçıdan isteyemez; her mirasçı alacaklıya karşı yalnızca kendi miras payı oranında şahsen sorumlu kalır.
Mirasçıların Birbirine Rücu Hakkı ve Faiz Koşulları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 682. maddesi gereğince paylaşma sözleşmesi uyarınca üzerine almadığı bir tereke borcunu kapatan veya üstlendiği miktardan fazlasını ifa eden mirasçı, diğer mirasçılara başvurarak rücu talebinde bulunabilir. Rücu hakkının öncelikle paylaşma sözleşmesi doğrultusunda borcu ifa etmeyi kabul etmiş olan mirasçıya karşı ileri sürülmesi zorunludur. Taraflarca aksine bir düzenleme yapılmamışsa tereke borçları mirasçılar arasında miras payları oranında paylaştırılır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 682Kaynağı aç
Rücu isteminde faiz işletilmesinde esas alınan tarih, diğer mirasçıların usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü andır. Noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi durumunda faiz hesabı ihtarnamede tanınan sürenin dolmasıyla başlar. Önceden ihtar çekilmeksizin doğrudan yasal yola başvurulduğunda ise icra takiplerinde takip günü, davalarda ise davanın açıldığı gün faizin başlangıç anı olarak kabul edilir.
Rücu alacağına uygulanacak faiz türü bakımından taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı sürece kural olarak yasal faiz uygulanır; ancak tereke borcunun ticari nitelikte olması veya tarafların tacir olması halinde ticari faiz işletilmesi gündeme gelebilir.
Mirasbırakanın Kefalet Borçlarının İntikali ve Kapsamı
Mirasbırakanın sağlığında kefil sıfatıyla üstlendiği borçlar da mirasçılara geçer. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesi gereğince aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, uygun bildirim şartıyla borçluya yöneltilen takip ve dava masraflarından ve işlemiş bir yıllık ile işlemekte olan yıla ait faizlerden sorumludur. Ayrıca açıkça kararlaştırılmadıkça kefil borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinden sonraki borçlarından sorumlu olup asıl borç ilişkisinin hükümsüz kalmasından doğan zarardan ve ceza koşulundan sorumlu tutulacağına yönelik anlaşmalar kesin hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 589Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi gereğince adi kefalette alacaklı borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez; ancak borçlu aleyhine kesin aciz belgesi alınması, Türkiye'de takibatın imkânsızlaşması veya güçleşmesi, borçlunun iflası ya da borçluya konkordato mehli verilmesi hallerinde doğrudan kefile başvurulabilir. Alacak rehinle güvenceye alınmışsa adi kefalette kefil rehnin paraya çevrilmesini isteyebilir; iflas ve konkordato mehli halinde bu kural uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa kesin aciz belgesi, takibatın imkânsızlaşması veya konkordatonun kesinleşmesi halinde kefile başvurulabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 585Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 597. maddesi uyarınca borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil durumu borçluya bildirmek zorundadır. Bu bildirimi yapmayan kefil, ödemeyi bilmeyen ve alacaklıya ifada bulunan borçluya karşı rücu hakkını kaybeder; ancak kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklı kalır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 597Kaynağı aç
Borç Sorumluluğunun Sınırları ve İstisnaları
Terekeye dahil tüm edimler mirasçılara intikal etmez. Yalnızca şahsa sıkı sıkıya bağlı nitelikteki ve kişisel edim yükümlülüğü içeren borçlar mirasçılara geçmeyip mirasbırakanın ölümüyle sona erer.
Vergi Usul Kanunu uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölüm tarihine kadar doğmuş vergi borçlarından miras payları oranında sorumlu tutulur. Bununla birlikte, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince murise ait vergi cezaları mirasçılara intikal etmez.
Devletin mirasçı sıfatını kazandığı durumlarda sorumluluk şahsi malvarlığını kapsamaz. Devletin tereke borçlarından sorumluluğu, gerçek kişi mirasçılardan farklı olarak yalnızca kendisine geçen tereke malları ile sınırlıdır.
Mirastan Feragat, Mirasın Reddi ve Yoksunluk
Mirasın yasal süresi içinde usulüne uygun şekilde reddedilmesi halinde mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak kalkar ve mirasçı tereke borçlarından sorumlu olmaktan kurtulur. Mirastan yoksun kalan kimse de mirasçılık sıfatını kaybettiği için terekeye dahil haklardan yararlanamayacağı gibi kural olarak tereke borçlarından da sorumlu olmaz.
Mirasçı herhangi bir karşılık almaksızın ivazsız mirastan feragat etmişse, tereke borçlarından dolayı alacaklılara karşı hiçbir sorumluluğu doğmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca mirasın açılması anında tereke borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, ivazlı feragat eden ve mirasçıları, ölümünden önceki beş yıl içinde aldıkları karşılıktan mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında alacaklılara karşı sorumlu tutulur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 530Kaynağı aç
Alacaklı borcun tamamını tek bir mirasçıdan isteyebilir mi?
Evet, mirasçılar tereke borçlarından ötürü müteselsilen sorumlu olduğundan alacaklı miras paylarına bakılmaksızın borcun tamamını tek bir mirasçıdan talep edebilir.
Paylaşmadan sonraki beş yıllık süre zamanaşımı mıdır?
Hayır, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 681. maddesinde düzenlenen beş yıllık süre zamanaşımı süresi olmayıp mirasçıların alacaklılara karşı müteselsil sorumluluğunun devam ettiği kanuni süredir.
Mirasbırakanın vergi cezalarından mirasçılar sorumlu mudur?
Hayır, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince murise ait vergi cezaları mirasçılara geçmez; mirasçılar yalnızca murisin ölüm tarihine kadar doğmuş vergi borçlarından miras payları oranında sorumludur.
İvazlı feragat edenin tereke borçlarından sorumluluğu var mıdır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca terekenin borcu karşılayamaması ve borçların mirasçılarca ödenmemesi halinde, ivazlı feragat eden mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde aldığı karşılıktan mirasın açılması anındaki zenginleşmesi oranında sorumludur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

