Din ve Vicdan Özgürlüğü ile Eşit Davranma İlkesi
Anayasa'nın 24. maddesi uyarınca herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olup kanunda öngörülen sınırlar saklı kalmak kaydıyla ibadetler serbesttir; hiç kimse inancından ötürü kınanamaz ve suçlanamaz. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası da iş ilişkisi kapsamında din ve mezhep dahil olmak üzere çeşitli nedenlere dayalı farklı muamelede bulunulmasını yasaklar. Bu çerçevede işverenin, işçinin dini vecibelerini gözeterek keyfî olumsuz işlemlerde bulunmaması ve ayrımcılık yasağına riayet etmesi esastır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 24Kaynağı aç
İş Güvencesi Kapsamında Geçerli Fesih Yasağı
İş güvencesinden yararlanan işçiler bakımından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işveren, feshi geçerli bir sebebe dayandırmakla yükümlüdür. Bu koruma, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde belirsiz süreli çalışan ve en az altı aylık kıdemi olan işçileri kapsar; yer altı işlerinde çalışanlarda ise kıdem koşulu aranmaz. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde din, siyasi görüş, ırk veya cinsiyet gibi etkenlerin fesih için geçerli bir sebep oluşturmayacağı belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda, dini vecibelerin yerine getirilmesi fesih için geçerli sebep oluşturmaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Buna karşılık, işletmenin tamamını sevk ve idare eden yetkililer ile işyerini yönetip işçi alma ve çıkarma yetkisine sahip işveren vekilleri 18. maddedeki fesih güvencesinden yararlanamaz. İş güvencesi kapsamındaki diğer çalışanlar yönünden ise feshin geçerli nedene dayandığı kanıtlanmalıdır; dini vecibelerin yerine getirilmesinin çalışma düzenini ve iş performansını düşürmediği hallerde feshin geçersizliği ileri sürülerek dava açılabilir.
İşyeri Düzeni ve İzin Prosedürünün Sınırları
İbadet amacıyla işyerinden makul bir süre ayrılmanın haklı fesih teşkil edip etmeyeceği değerlendirilirken işyerindeki düzen ve iş akışının ciddi biçimde etkilenip etkilenmediği dikkate alınır. Öte yandan işveren, işyerinde disiplin ve çalışma düzenini sağlama yetkisi kapsamında işçilerin izin taleplerini somut koşullara göre karara bağlama serbestisine sahiptir. Bu bakımdan çalışanın dini vecibesi ile işyerinin yönetim ve işleyiş gereksinimleri birlikte ele alınır.
Çalışma saatleri içinde cuma namazı için ayrılmada izin prosedürüne uyulması önem taşır. İşyerinde ibadet olanağı sağlanmış olmasına karşın gerekli izin sürecini işletmeksizin üst üste mesai saatinde işyerinden ayrılma, çalışma düzeninin bozulması ve işverenin itibarını hedef alan beyanların bulunması gibi durumların varlığında fesih haklı nedene dayandırılabilmektedir.
Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İşyeri Uygulaması
İbadet izninin uzun yıllar boyunca kesintisiz biçimde tanındığı durumlarda bu fiili durum somut olayın özelliklerine göre işyeri koşulu niteliği kazanabilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasına göre; iş sözleşmesi, personel yönetmeliği veya yerleşik işyeri teamülleriyle şekillenen çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapılması işverence yazılı bildirim yapılmasına bağlıdır. Yazılı bildirilmeyen ya da işçi tarafından altı işgünü içerisinde yazılı onayı verilmeyen esaslı düzenlemeler işçiyi bağlayıcı nitelik taşımaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Tarafların karşılıklı mutabakatıyla çalışma koşulları her zaman değiştirilebilir; fakat 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu değişiklikler geçmişe yürütülemez. İşçinin sunulan esaslı değişiklik teklifini altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmemesi durumunda işveren, değişikliğin geçerli gerekçesini veya feshe ilişkin başka geçerli bir nedeni yazılı aktarıp bildirim önellerine riayet ederek sözleşmeyi sonlandırabilir; işçi bu feshe karşı dava açabilir. Somut olayda çalışma şartı haline geldiği belirlenen cuma namazı izninin tek taraflı kaldırılması halinde ise aleyhe değişikliği kabul etmeyen işçinin kıdem tazminatına hak kazanabileceği kabul edilmiştir.
Ayrımcılık Yasağının İhlalinde Yasal Haklar ve İspat Yükü
4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinin altıncı fıkrası gereğince, eşit davranma ilkesinin ihlal edilmesi halinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilir. Dini vecibeler sebebiyle haksız muameleye maruz kalındığı iddiasıyla açılacak uyuşmazlıklarda işçinin manevi zarara uğradığı gerekçesiyle ayrıca manevi tazminat talebinde bulunması da mümkündür.
4857 sayılı Kanun'un 5. maddesinin yedinci fıkrasına göre işverenin eşit davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ispatlama külfeti kural olarak işçidedir. Ancak işçi ihlal ihtimalini kuvvetle ortaya koyan bir durumu kanıtladığı takdirde, böyle bir ihlalin bulunmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçer. Din ve inanç temelli ayrımcılık iddialarında ayrıca Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilmektedir.
Cuma namazına gitmek iş sözleşmesinin feshi için geçerli bir sebep midir?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca din fesih için geçerli bir sebep teşkil etmez. Dini vecibenin yerine getirilmesi iş performansını ve işyerindeki düzeni olumsuz etkilemediği takdirde geçerli fesih gerekçesi sayılamaz; ancak izinsiz ayrılma ve çalışma disiplininin bozulması somut duruma göre feshe dayanak yapılabilmektedir.
İşveren uzun süredir uygulanan cuma namazı iznini tek taraflı kaldırabilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi gereğince işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı değişiklik ancak işçiye yazılı bildirimle yapılabilir ve altı işgünü içinde yazılı kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. Uzun süreli uygulamanın çalışma şartı haline geldiğinin kabul edildiği hallerde işverenin tek taraflı kaldırma işlemi geçersizdir.
Dini ibadet nedeniyle ayrımcılığa uğrayan işçi hangi tazminatları talep edebilir?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca işçi, dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile yoksun bırakıldığı haklarını talep edebilir; ayrıca uğranılan manevi zararın giderimi için genel hükümlere göre manevi tazminat talebinde bulunulması da mümkündür.
İşverenin eşit davranma ilkesini ihlal ettiğini ispat yükü kime aittir?
İspat yükü kural olarak işçidedir; ancak işçi dini inanç temelli ihlal ihtimalini güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, ihlalin mevcut olmadığını ispatlama yükümlülüğü işverene geçer.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

