İdari Yargıda Beraat Kararı ve Masumiyet Karinesi

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Yargıda Beraat Kararı ve Masumiyet Karinesi

Masumiyet Karinesinin Kapsamı ve İki Boyutu

Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olup suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı esası Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında açıkça düzenlenmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi iki temel boyuttan oluşur. İlk boyut, bir suç isnadında bulunulmasından ceza yargılamasının sonuçlanmasına kadar geçen süreci kapsar. İkinci boyut ise mahkûmiyet hükmüyle sonuçlanmayan ceza yargılamalarıyla bağlantılı müteakip yargılamalarda kişinin masumiyetine saygı gösterilmesini ve suç ile ilgili masumiyetten şüphe duyulmamasını sağlamayı amaçlar.

Ceza yargılamasının mahkûmiyet dışında bir hükümle neticelendiği hallerde devreye giren bu ikinci güvence uyarınca, sonraki süreçlerde kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınması zorunludur.

Disiplin İşlemlerinde Ceza Yargılamasındaki Beraatin Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesi uyarınca, aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez.

Disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hallerde, disiplin soruşturmasıyla bağlantılı uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutu yönünden ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve beraat kararını sorgulayacak ifadeler kullanmaması gerekir. Ceza mahkemesince ulaşılan sübut kanaatinin idari yargı yerlerince tartışmaya açılması beraat hükmünü anlamsız kılar.

Ceza mahkemesinin ulaştığı kanaatin isabetsiz veya hatalı olduğunun düşünülmesi, idare mahkemesinin ilgilinin masumiyetine saygı gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ceza mahkemesi kararındaki olası bir isabetsizlik, masumiyet karinesine istisna getirilmesini haklı kılmaz.

Masumiyet karinesine saygı gösterilmesindeki kamusal yarar, bazı durumlarda haksızlık teşkil eden fiili işleyenin disiplin yönünden yaptırımsız kalmasını dahi haklılaştıracak derecede önemlidir.

İhlalin Giderilmesi ve Yeniden Yargılama Usulü

Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiğinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için temel kural mümkün olduğunca eski hale getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının yerine getirilmemesi, ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesi sonucunu doğurur.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesi uyarınca, temel hak ihlalinin tespiti durumunda Anayasa Mahkemesi ihlalin ve doğurduğu neticelerin giderilmesine yönelik tedbirlere hükmeder; fakat bu süreçte yerindelik denetimi uygulayamaz ve idari işlem niteliğinde karar alamaz. İhlalin doğrudan bir yargı kararından ileri geldiği veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda ise uyuşmazlığın yeniden yargılama yoluyla çözülmesi amacıyla dosya yetkili mahkemeye sevk edilir.

6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal
edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde
ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere
hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem
niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere
dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar
bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde
dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
(3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte
ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet
sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede
yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.
(4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları
bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından
karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.
(5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.
Başvuru hakkının kötüye
kullanılması

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine yeniden yargılama kararı verildiğinde, ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmaz. Mahkeme, ilgilinin talebini beklemeksizin ihlali gidermek üzere gereken yargılama işlemlerini yerine getirmekle yükümlüdür.

6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre, yeniden yargılamayı yürütecek mahkemenin Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen ihlali ve tesirlerini giderecek biçimde olanaklıysa dosya üzerinden karar bağlaması esastır. Yargılamanın tekrarlanmasında hukuki yararın kalmadığı durumlarda ise ilgili lehine tazminat kararı verilebileceği gibi genel mahkemelerde dava ikamesi yolu da işaret edilebilir.

Anayasa Mahkemesinin masumiyet karinesi ihlali nedeniyle verdiği yeniden yargılama kararı davanın esasıyla ilgili bir değerlendirme içermez. İdare mahkemesi, ihlal gerekçelerini de gözeterek uyuşmazlığa konu işlemle ilgili olarak yeniden bir değerlendirme yapma takdirine sahiptir.

Ceza mahkemesindeki beraat hükmünün idare mahkemesince fiilin sübutu yönünden dikkate alınmaması ve kişinin fiili işlediği izleniminin sürdürülmesi durumunda, Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında korunan masumiyet karinesinin ihlal edildiği kabul edilerek ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosya yeniden yargılama için derece mahkemesine gönderilir.

Ceza davasında beraat eden memura disiplin cezası verilebilir mi?

657 sayılı Kanun'un 131. maddesi uyarınca memurun ceza kanununa göre mahkûm olmaması disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmez; ancak ceza yargılaması ile disiplin suçuna konu fiilin aynı olduğu durumlarda idari mahkemelerin ceza mahkemesinin vardığı sübut kanaatine saygı göstermesi ve beraat kararını şüpheye düşürecek ifadelerden kaçınması gerekir.

İdare mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararını hatalı bularak eylemi sübut bulmuş sayabilir mi?

Hayır, ceza mahkemesinin ulaştığı kanaatin isabetsiz veya hatalı olduğunun düşünülmesi, idare mahkemesinin ilgilinin masumiyetine saygı gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz ve masumiyet karinesine bir istisna getirmez.

Bireysel başvuruda ek dilekçeyle yeni ihlal iddiaları ileri sürülebilir mi?

Bireysel başvuru formunda yer almayan ve ek beyan dilekçeleriyle harç ödenip yeni bir başvuru yapılmadan öne sürülen yeni ihlal iddialarının değerlendirilmesi mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi kararı sonrası mahkemenin yeniden yargılamayı reddetme yetkisi var mıdır?

Hayır, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına bağlı yeniden yargılama kararında ilgili derece mahkemesinin yeniden yargılama sebebinin varlığı hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmaz; mahkeme talep beklemeksizin ihlali giderici karar vermekle yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu