İdari Para Cezası: Hukuki Niteliği, Ödeme ve İtiraz Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Para Cezası: Hukuki Niteliği, Ödeme ve İtiraz Yolları

İdari Para Cezasının Hukuki Niteliği

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesi, kabahat kavramını kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık olarak tanımlamaktadır. Aynı kanunun 16. maddesi, kabahatler karşılığında uygulanacak yaptırımları idari para cezası ve idari tedbirler biçiminde ikiye ayırmaktadır. İdari para cezası bu ikili yapının parasal ayağını oluşturmakta ve herhangi bir yargı kararına gerek duyulmaksızın, yetkisini kanundan almış bir idare tarafından idari işlem yoluyla uygulanmaktadır. Yetkisini kanundan almayan bir makamın verdiği yaptırım, idari yaptırım niteliği taşımaz.

Danıştay 8. Daire, E. 2018/6737, K. 2020/5600Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/6737 E.  ,  2020/5600 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/6737 Karar No : 2020/5600 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … A.Ş. Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili : Av. … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; davacı şirket tarafından, Ankara İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Cadde üzerinde ruhsatsız kazı çalışması yapılarak 452,00 m asfalt, 50,00 m stabilize zeminin tahrip edildiğinden bahisle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı AYKOME Müeyyideler Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca hesaplanan 96.221,38 TL cezai bedelin 30 gün içinde ödenmesi ve kazı ruhsatı alınması, aksi halde yasal işlem başlatılacağının bildirilmesine ilişkin AYKOME Şube Müdürlüğü'nün … gün ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin dayanağı olan ve idarece hazırlanan AYKOME Müeyyideler Yönetmeliği'nde ve bu Yönetmeliğin dayanağı olan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun ilgili maddelerinde, kanun yoluna ilişkin bir belirleme yapılmadığı, Kabahatler Kanunu'nda da idari para cezalarına karşı kanun yolunun adli yargı yeri olarak gösterildiği ve bu Kanun'un 3. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 8. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14, 15/b, 18/f ve 34/e maddelerine dayanılarak Müeyyideler Yönetmeliği çıkartıldığı, bu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında izinsiz kazılar sırasında zeminin tahrip edilmesi halinde cezai bedel ödeneceği yönünde kural konulduğu; davacı telekomünikasyon şirketi tarafından da; izinsiz kazı yapıldığı sırada zeminin tahrip edilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği ve yukarıda anılan Yönetmelik hükmüne göre hesaplanan cezai bedelin tazmininin istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle idari yaptırım ve türleri ile kanuniliği hususlarında bir takım belirlemeler yapılarak, niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile kabahatler, Ceza Kanunu kapsamından çıkartılmış ve karşılığında idari yaptırımlar öngörülen haksızlık olarak Kabahatler Kanunu'nda yerini almıştır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat deyiminden, Kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır" denilmiştir. Aynı Kanun'un 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak yaptırımlar da "İdari Yaptırımlar" başlığı altında idari para cezası ve idari tedbirler olarak belirlenmiştir. Gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi çeşitli kararlarında idari yaptırımı; idarenin, bir yargı kararına gerek olmadan, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak ve idare hukukunun ilkelerini dikkate alarak idari işlemlerle uyguladığı cezalar olarak tanımlamış, öğretide bu tanım benzer anlatımlarla kabul görmüştür. Bu tanımlama ışığında, idari yaptırımdan bahsedebilmek için, yetkisini kanundan almış bir idarenin, idari işlem vasıtasıyla, idari düzeni ihlal eden kişiye uyguladığı bir yaptırımın bulunması gerekir. Şayet yaptırım kararını veren ve uygulayan, kanunca yetkilendirilmiş bir idare değilse, idari yaptırımdan söz edilemeyecektir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (b) bendinde; belediyelerin, kanunların verdiği yetkiye dayalı olarak yönetmelik çıkarıp, belediye yasakları koyup uygulayabileceği ve kanunlarda öngörülen cezaları verebileceği öngörüldüğünden, idari teşkilat içindeki idarelerden biri olan belediyenin yaptırım uygulayabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak yukarıdaki hükümde açıkça ifade edildiği üzere, idari yaptırımlarda kanunilik ilkesi, tıpkı Ceza Hukuku'nda olduğu gibi uygulanmaktadır. Nitekim 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesinde; kanunilik ilkesi açıkça düzenlenmiş, hangi fiilin kabahat teşkil edeceğinin kanunda ya da kanunla yetkilendirilen idarenin düzenleyici işlemiyle tanımlanacağı ancak yaptırımının (müeyyidesinin) sadece kanunla belirleneceği düzenlenerek, idari yaptırım uygulanacak fiilin karşılığının mutlaka kanunla belirlenmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu açıklamalara göre; belediyeler kabahat teşkil eden fiilleri, düzenleyici işlemleri ile belirleyebilecek, emir ve yasaklar koyabilecek ise de; yaptırımın ne olduğunu belirleyemeyecektir. Zira Kabahatler Kanunu'nun "Emre Aykırı Davranış" başlıklı 32. maddesinde de emre aykırı davranmanın cezası idari para cezası olarak belirlenmiş olup, (burada 1608 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki yollama da belirtilen müeyyidenin uygulanmasına cevaz vermektedir), idari para cezasının türü ve miktarının da kanunla belirlendiği görülmektedir. O halde; belediyece Kabahatler Kanunu ya da 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmediği; "cezai bedel" adı altında ne Kabahatler Kanunu'nda ne de belediyeye yetki veren diğer kanunlarda tanımlanmayan ve miktarı da kanuni olmayan bir yaptırım türü belirlendiği görülmüş olup bu yaptırımın kanuni dayanağının bulunmadığı açıktır. Buna karşın; davacıdan talep edilen miktarın, belediyenin tasarrufundaki zemine verilen zarar-ziyana karşılık talep edilen tazminat niteliğinde bir bedel olduğu anlaşılmakta olup; böyle bir durumda da belediyeye yetki veren yasal düzenlemelerin ve prosedürün irdelenmesi gerekmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek; (g) bendinde, Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak bakım ve onarımını sağlamak, büyükşehir belediyesinin görev ve sorumlulukları arasında düzenlenmiş; "Alt Yapı Hizmetleri" başlıklı 8. maddesinde, alt yapı hizmetlerinin koordinasyon içerisinde yürütülmesi amacıyla alt yapı koordinasyon merkezinin (AYKOME) kurulacağı; bu merkezin çalışma usul ve esaslarının İçişleri Bakanlığı'nca çıkartılacak bir Yönetmelik ile belirleneceğinin hükme bağlandığı, bu hükme dayalı olarak çıkartılan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendinde, AYKOME'nin kazı ruhsatı vereceği ve buna ilişkin bedeli belirleyeceği; 12. maddesinin (ç) bendinde ise, ruhsatsız kazı yapılmasını önleyeceği ve ruhsatsız kazı yapıldığının tespiti halinde, kazı yapanlar hakkında gerekli işlemin yapılmasını sağlayacağı, düzenlemeleri bulunmaktadır. 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanun'un 1. maddesinde; "Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara belediye encümenince Kabahatlar Kanunu'nun 32. maddesi hükmüne göre idari para cezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre de verilebilir. Belediye encümeni kararında belli bir fiilin muayyen bir süre zarfında yapılmasını da emredebilir. Emredilen fiilin ilgili kişi tarafından yapılmaması halinde, masrafları yüzde yirmi zammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafından yerine getirilir." hükmü yer almaktadır. Söz konusu madde 23/01/2008 günlü ve 5728 sayılı Kanun'un 66. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olup, ilgili Kanun gerekçesinde; maddeyle fiilin niteliği dikkate alınarak Kabahatlar Kanunu'nun 32. maddesine yollamada bulunulmuş, ayrıca yeni bir hüküm olarak, belediye hizmetlerinde etkinliğin sağlanması ve ilgili kişinin de bu kanunda belirtilen aykırılık hallerini süratle gidermesi olanağı sağlanmıştır, denilmek suretiyle belediyeye tanınan yetkinin amacı açıklanmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; belediyelere bir çok görevler yükleyip, belli hizmetler için yetkiler veren belediye mevzuatı ve ilgili Yönetmelik'te, kamu hizmetlerinin yürütümüne dair kararlarının uygulanabilmesini hizmetlerin etkinliğinin artmasını sağlayıcı, cezai ve yaptırım hükümlerinin bulunmadığı; belediyelerin yasal görevlerini ifa sırasında bu görevin yerine getirilmesini engelleyici davranışların cezalandırılması ile sorumluluk sahasındaki mallara verilen zarar ve ziyanın tazminine ilişkin bir yetkinin belediyelere tanınmadığı anlaşılmakta ise de; 1608 sayılı Kanun'un 1. maddesinin belediyeleri bu hususlara ilişkin olarak yetkilendirdiği; bir başka ifade ile belediyenin kanunla yüklenen görevini yerine getirmesini engelleyici bir davranışta bulunulması halinde; belediye encümenince, söz konusu davranışın ortadan kaldırılmasına karar verileceği; emredilen fiilin ilgili kişi tarafından yapılmaması halinde söz konusu fiilin masrafları %20 zammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafından yerine getirileceği anlaşılmaktadır. Olayda; davalı belediye encümenince 1608 sayılı Kanun'da öngörülen prosedür işletilmek suretiyle, davacı tarafından zemine verilen zarar ve ziyanın belli sürede giderilmesinin istenilmesi, giderilmemesi halinde masrafın %20 fazlasıyla ilgilisinden tahsil edilmek üzere belediyece yerine getirilmesi gerekmekte olup, bu prosedür yerine getirilmeden ilgilisinin resen borçlu kabul edilmesi suretiyle zarar-ziyan bedelinin tek taraflı, tarifeye dayalı olarak istenemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, belediyece eski hale getirilmesini müteakip talep edilen masrafın gerçek tutarının mahkemelerce araştırılacağı tabiidir. Uyuşmazlıkta ise, belediye encümeni tarafından 1608 sayılı Kanun'daki prosedür yerine getirilmeksizin, alacağın (zarar-ziyan bedelinin) davacının doğrudan borçlu kabul edilmesi ve resen zarar hesaplaması yapmak suretiyle, kamu gücüne dayalı olarak idari bir işlemle tahsili cihetine gidildiği sabittir. Bu hale göre; her ne kadar Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezalarına karşı açılacak davalarda adli yargı görevli ise de, davaya konu edilen işlemin idari para cezası olmadığı gibi bir idari yaptırım olarak kanuni dayanağı da olmayan zarar-ziyan bedelinin tahsiline yönelik, tek yanlı ve icrai; tipik bir idari işlem olduğu görüldüğünden, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davayı görev yönünden reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Belediyelerin bu alandaki yetkisi sınırlı biçimde tanımlanmıştır. Danıştay 8. Daire'nin E. 2018/6737, K. 2020/5600 sayılı kararında kanunilik ilkesi çerçevesinde belirtildiği üzere, belediyeler kabahat oluşturan fiilleri düzenleyici işlemleriyle saptayıp emir ve yasaklar koyabilir; ancak yaptırımın türünü veya miktarını kanun yerine geçer biçimde yönetmelikle belirleyemez.

Maktu, Nispi ve Aralıklı Ceza Türleri Arasındaki Fark

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca idari para cezası maktu veya nispi olabilir. Maktu cezada kanun sabit bir rakam belirlemiş olduğundan uygulayıcının takdir yetkisi yoktur. Nispi cezalarda da takdir yetkisi bulunmamakla birlikte miktarın hesaplanması oransal bir hesabı gerektirdiğinden ilgili kurumdan bilgi istenebilir. Kanunda alt ve üst sınır gösterilerek belirlenen cezalarda ise uygulayıcıya takdir yetkisi tanınmıştır; bu durumda işlenen kabahatin haksızlık içeriği, failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte gözetilerek miktar saptanır.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17- (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. (3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir. (4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur. (5) İdarî para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir. (6) Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. (Değişik cümleler: 1/7/2022-7417/46 md.) Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. (Ek cümle: 1/7/2022-7417/46 md.) Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. (7) İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi

Ceza Miktarlarının Her Yıl Güncellenmesi

Kabahatler Kanunu m. 17/7 gereğince maktu nitelikteki idari para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır; hesaplamada bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu artırım nispi nitelikteki idari para cezalarına uygulanmaz.

İdari Para Cezası Nereye Ödenir

Ödemenin yapılacağı yer büyük ölçüde cezayı düzenleyen özel kanuna ve cezayı veren idareye göre belirlenir. Genel gelir kaydı kuralları Kabahatler Kanunu m. 17/3 ve m. 17/4'te düzenlenmiştir: cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemelerce verilen idari para cezaları Genel Bütçe'ye gelir kaydedilirken sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idarelerce verilen cezalar kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının verdiği cezalar ise ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Genel Bütçe'ye aktarılır; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları kendi özel kanunlarındaki hükümlere tabidir.

Genel Bütçe'ye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere ilgili bakanlıkça belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerce verilen idari para cezaları ise kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde yine 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil edilir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 102 kapsamındaki idari para cezaları, ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır. Bu on beş günlük süre içinde Kuruma itiraz yoluna gitmek de mümkündür; itiraz, takibi durdurur.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 102Kaynağı aç
MADDE 102- (Değişik: 17/4/2008-5754/60 md.) Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle diğer kanunlarda aşağıda belirtilen fiiller için idari para cezası öngörülmüş olsa dahi ayrıca bu Kanunun; a) 1) 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddede belirtilen bildirgeyi, bu Kanunda belirtilen süre içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usȗle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu hâlde anılan ortamda göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. 2) 8 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen bildirgenin verilmediğinin, mahkeme kararından veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden ya da diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarının kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden anlaşılması halinde bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. 3) İşyeri esas alınmak suretiyle bildirgenin verilmediğine ilişkin; mahkemenin karar tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının tespit tarihinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetim elemanlarının rapor tarihinden, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi veya belgelerin Kuruma intikal tarihinden itibaren bir yıl içinde bu bendin (2) numaralı alt bendinde sayılan durumlardan biriyle tekrar bildirge verilmediğinin anlaşılması halinde, bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında bu defa her bir sigortalı için asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. b) 11 inci maddesinde belirtilen bildirgeyi, Kurumca belirlenen şekle ve usȗle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanunda belirtilen süre içinde Kuruma vermeyenlere; 1) Kamu idareleri ile bilânço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üç katı tutarında, 2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı tutarında, 3) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgari ücret tutarında, idari para cezası uygulanır. c) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilmesi gereken belgeleri, Kurumca belirlenen şekilde ve usȗlde vermeyenler ya da Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için; 1) Belgenin asıl olması halinde aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında, 2) Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında, 3) Ek belgenin 86 ncı maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurumca re’sen düzenlenmesi durumunda, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında, 4) Belgenin mahkeme kararı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri veya kazançları Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin iki katı tutarında, idari para cezası uygulanır. d) 59 uncu maddesi uyarınca Kurumun defter ve belge incelemeye yetkili denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından veya 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen serbest muhasebeci malî müşavirler ile yeminli malî müşavirlerce düzenlenen raporlara istinaden, Kuruma bildirilmediği tespit edilen eksik işçilik tutarının mal edildiği her bir ay için, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. e) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüğü Kurumca yapılan yazılı ihtara rağmen onbeş gün içinde mücbir sebep olmaksızın tam olarak yerine getirmeyenlere; 1) Bilânço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin oniki katı tutarında, 2) Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin altı katı tutarında, 3) Defter tutmakla yükümlü değil iseler, asgari ücretin üç katı tutarında, 4) Tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla; defter ve belgelerin tümünü verilen süre içinde ibraz etmekle birlikte; kanunî tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki kısmı, işçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş olduğu tespit edilen defterler, sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkân vermeyecek şekilde usulsüz veya noksan tutulmuş defterler, herhangi bir ay için sigorta primleri hesabına esas tutulması gereken kazançların ve kazançlarla ilgili ödemelerin (sigorta primine esas kazancın ödemeye bağlı olduğu durumlar dahil) o ayın dahil bulunduğu hesap dönemine ait defterlere işlenmemiş olması halinde, o aya ait defter kayıtları geçerli sayılmaz ve bu geçersizlik hallerinin gerçekleştiği her bir takvim ayı için, aylık asgari ücretin yarısı tutarında; kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu halde tasdiksiz tutulmuş olan defterler geçerli sayılmaz ve tutmakla yükümlü bulunulan defter türü dikkate alınarak bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentlerine göre; Vergi Usûl Kanunu gereğince bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre tutulmuş defterler geçerli sayılmaz ve bu bendin (1) numaralı alt bendine göre, 5) İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur. Belirtilen unsurlardan herhangi birini ihtiva etmeyen (imza şartı yönünden makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemeler hariç) ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz ve her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında, idari para cezası uygulanır. İbraz süresi geçirildikten sonra incelemeye sunulan ve tümünün veya bir bölümünün geçersiz olduğu tespit edilen defter ve belgeler yönünden, ayrıca geçersizlik fiilleri için idari para cezası uygulanmaz, sadece tutulan defter türü dikkate alınarak bu bendin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerine göre idari para cezası uygulanır. f) 85 inci maddesinin beşinci fıkrasında (…)[181] belirtilen yükümlülükleri belirtilen sürede yerine getirmeyenlere, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. g) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler için aynı maddenin üçüncü fıkrasında, 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 90 ıncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere, aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. 8 inci maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kamu idareleri ile bankalara sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır. h) 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirim yükümlülüğünü yasal süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurlukları ile aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülüğü yasal süresi içinde yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlara yerine getirilmeyen her bir bildirim yükümlülüğü için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. I) Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının; l) Bu Kanunun uygulanmasından doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler görevlerini yapmasına engel olamazlar; engel olanlar hakkında eylemleri başka bir suç oluştursa dahi, asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. 2) Görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre cezalandırılır. Bu suçu işleyenler hakkında ayrıca asgari ücretin on katı tutarında idari para cezası uygulanır. i) Kurum tarafından bu Kanunun 100 üncü maddesi kapsamında Kurum tarafından istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında, aylık asgari ücretin beş katı tutarında, geç verilmesi halinde ise aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/45 md.) Ancak 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100 üncü maddeye istinaden Kurumca işverenlerden istenilen bildirimlerin belirlenen süre içerisinde ve elektronik ortamda yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri, hiç yapılmaması halinde ise sigortalı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır. (Ek paragraf: 4/4/2015-6645/48 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan sigortalıların hizmet bilgilerinin 100 üncü madde kapsamında Kurumca oluşturulan yazılım programına bilgi girişi yapması gereken işyerlerince, Kurumca belirlenen süre içinde elektronik ortamda Kuruma hiç gönderilmemesi hâlinde sigortalı başına aylık brüt asgari ücretin beşte biri, geç gönderilmesi hâlinde ise sigortalı başına aylık brüt asgari ücretin onda biri tutarında, idari para cezası uygulanır. Ancak, idari para cezası ilgili yılın aralık ayında geçerli olan brüt asgari ücretin yirmi dört katını geçemez. j) (Ek: 18/2/2009-5838/4 md.; Değişik: 1/3/2012-6283/3 md.) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır. k) (Ek: 25/6/2009-5917/42 md.) 100 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır. l) (Ek: 13/2/2011-6111/45 md.) Ek 6 ncı maddesine göre yapılması gereken bildirim veya kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, her bir fiil için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. m) (Ek: 15/7/2016-6728/51 md.) Kurumun prim tahakkukuna ve sigortalıların sosyal güvenlik haklarına dayanak teşkil eden bu Kanunun 86 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca verilmesi gereken beyannamedeki sigortalıların, prime esas kazançlarının veya hizmetlerinin bildirilmediği, eksik ya da geç bildirildiği anlaşılan her bir işyeri için; 1) Beyannamenin asıl olması hâlinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında, 2) Beyannamenin ek olması hâlinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında, 3) Ek beyannamenin, 86 ncı maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurumca resen düzenlenmesi durumunda, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek beyannamede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında, 4) Beyannamenin mahkeme kararı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri ve kazançları Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği ya da sadece hizmetlerinin Kuruma eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması hâlinde, beyannamenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık beyannamedeki her bir işyeri için, a) Kamu idareleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar hakkında asgari ücretin üç katını geçmemek üzere sigortalı başına aylık asgari ücret tutarında, b) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar hakkında asgari ücretin iki katını geçmemek üzere sigortalı başına yarım asgari ücret tutarında, c) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar hakkında aylık asgari ücreti geçmemek üzere sigortalı başına asgari ücretin üçte biri tutarında, ç) Beyannamedeki her bir işyerinden bildirilen sigortalıların sadece prime esas kazançlarının eksik bildirildiğinin anlaşılması hâlinde ise beyannamenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin onda birinden az, iki katından fazla olmamak üzere tespit edilen prime esas kazanç tutarında, idari para cezası uygulanır. n) (Ek: 15/7/2016-6728/51 md.) Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır. (Değişik ikinci fıkra: 17/1/2012-6270/11 md.) Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler hariç olmak üzere, bildirgenin veya belgenin yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların ilgililerce, yapılacak tebligat tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde, bu maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (g), (h) ve (j) bentlerinde öngörülen cezalar dörtte bir oranına karşılık gelen tutar üzerinden uygulanır. (Ek üç cümle: 16/5/2018-7144/16 md.) Kurumca, birinci fıkrada belirtilen bildirge, beyanname, belge veya defterlere istinaden sigortalıların ve çalışma gün sayılarının eksiksiz bildirilmesi şartıyla bildirilen prime esas kazanç tutarında, fiilin işlendiği tarihteki brüt asgari ücretin üçte birini geçmeyecek ve %1’ini aşmayacak şekilde eksiklik tespit edilmesi durumunda, eksikliğin on beş gün içinde düzeltilmesi için ilgiliye yazılı ihtar verilir. Bu süre sonunda tespit edilen eksik tutarın Kuruma bildirilmemesi halinde birinci fıkranın ilgili hükümlerine göre idari para cezası verilir. Eksikliğin işverence tespit edilmesi durumunda bu süre; bildirge, beyanname, belge veya defterlerin Kuruma verilmesinden itibaren on beş gündür. İdarî para cezası uygulanması 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 86 ncı maddelerde belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yükümlülüğünü kaldırmaz.[182] İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir. İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 28/11/2013 tarihli ve E.: 2013/40, K.: 2013/139 sayılı Kararı ile.) (…) Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, 89 uncu madde hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar. İdarî para cezaları hakkında, bu Kanun ve 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. İdarî yaptırımlar ve fesih

Kabahat dolayısıyla cezayı veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde tahsilatı anında kendisi gerçekleştirebilir.

Ödeme Süresi ve Süresinde Ödemede İndirim

Kabahatler Kanunu m. 17/6 uyarınca, özel kanunlarında farklı bir süre öngörülmemiş olan idari para cezaları tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Aynı madde, ödeme süresi içinde ödeme yapılması halinde cezadan yüzde yirmi beş oranında indirim yapılacağını da düzenlemektedir. Bu hüküm 7417 sayılı Kanun ile getirilmiştir; önceki dönem uygulamaları farklılık gösterebilir.

5510 sayılı Kanun m. 102 kapsamında, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödeme yapılması halinde cezanın dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, hem Kabahatler Kanunu m. 17/6 hem de 5510 sayılı Kanun m. 102 çerçevesinde kişinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. 5510 sayılı Kanun m. 102'nin bu hükme ilişkin bir fıkrası Anayasa Mahkemesi'nin 28/11/2013 tarihli E.: 2013/40, K.: 2013/139 sayılı kararıyla kısmen iptal edilmiş olmakla birlikte iptal edilen metnin kapsamı ve mevcut uygulama üzerindeki etkisi bu çerçevede doğrulanamamaktadır.

5510 sayılı Kanun m. 102/2 kapsamında ayrıca, bildirgenin veya belgenin yasal süresinden sonra ilgililerce kendiliğinden otuz gün içinde verilmesi ve cezanın tebligat tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde ödenmesi halinde, aynı maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (g), (h) ve (j) bentlerinde öngörülen cezalar dörtte bir oranına karşılık gelen tutar üzerinden uygulanır. Bu indirim, mahkeme kararına, Kurum denetim memurları veya kamu idaresi denetim elemanlarının tespitlerine ya da kamu idarelerinden alınan belgelere dayanılarak düzenlenen cezalar için geçerli değildir.

Taksitle Ödeme İmkânı

Kabahatler Kanunu m. 17/3 gereğince, kişinin ekonomik durumunun elverişsiz olması halinde ilk taksit peşin ödenmek koşuluyla cezanın bir yıl içinde dört eşit taksitte ödenmesine karar verilebilir. Taksitler zamanında ve tam olarak ödenmezse kalan borcun tamamı bir defada tahsil edilir.

Zamanında Ödenmeyen Cezalarda Gecikme Cezası ve Gecikme Zammı

5510 sayılı Kanun m. 102 kapsamında, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, 5510 sayılı Kanun m. 89 hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. 5510 sayılı Kanun m. 89/2'ye göre, ödenmeyen kısma ödeme süresinin bittiği tarihten itibaren gecikme cezası ve gecikme zammı eş zamanlı olarak uygulanır: gecikme cezası ilk üç aylık süre boyunca her bir ay için ödenmeyen kısım üzerinden hesaplanırken, gecikme zammı ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda esas alınarak hesaplanır; ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük olarak hesaplanır. Gecikme cezasına uygulanan oran Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle değiştirilebileceğinden güncel uygulama oranları ayrıca kontrol edilmelidir. Mahkeme veya icra takibi başlatılmış olsa bile bu yükümlülük devam eder.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/53 md.) Sigortalının çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifi ile birlikte devralınır veya intikal ederse ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse eski işverenin Kuruma olan prim ile gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Kurum yetkilidir. Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için %3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır. Cumhurbaşkanı, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı %1 oranına kadar indirmeye, yeniden kanunî oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edilir.[165][166] Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır. Prim iadesi nedeniyle sigortalıların, isteğe bağlı sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının aylık, gelir, ödenek ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını yitirmeleri durumunda, bu Kanuna göre ödenen aylık, gelir ve ödenekler ile sağlanan sağlık hizmetleri durdurulur. Yanlış veya yersiz yapılan masraflar 96 ncı madde hükümlerine göre ilgililerden geri alınır. Prim ve idari para cezası borçlarının hakedişlerden mahsubu, ödenmesi ve ilişiksizlik belgesinin aranması[167][168]

İtiraz Yolları ve Süreler

İdari para cezasına karşı başvurulacak kanun yolu, cezayı düzenleyen özel kanuna göre belirlenir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 3/1-(a), kanun yoluna ilişkin hükümlerin diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağını açıkça belirtmektedir; dolayısıyla özel kanunda farklı bir düzenleme varsa o hüküm önce uygulanır.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3- (Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.) (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır. Kanunîlik ilkesi

Genel düzenleme olan Kabahatler Kanunu m. 27/1 gereğince, idari para cezasına ilişkin yaptırım kararına karşı kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir; bu süre içinde başvurulmaması halinde karar kesinleşir. Mücbir sebebin varlığında, sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren yedi gün içinde başvuru yapılabilir; ancak bu başvuru kararın kesinleşmesini engellemez, yalnızca mahkemenin yerine getirmeyi durdurması mümkündür. Ayrıca, yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi hakkında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, idari para cezasına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları o işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargıda görülür.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir. (2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. (3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. (4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. (5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür. Başvurunun incelenmesi

İdari yaptırım kararının mahkeme tarafından doğrudan verildiği hallerde ise bu karara karşı yalnızca itiraz yoluna başvurulabilir.

5510 sayılı Kanun m. 102, SGK idari para cezaları için özel bir usul öngörmüştür. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödeme yapılabileceği gibi aynı sürede Kuruma itiraz da edilebilir; itiraz, takibi durdurur. Kurumun itirazı reddetmesi halinde ret kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir; bu süre geçirilirse ceza kesinleşir. 5510 sayılı Kanun m. 102 uyarınca mahkemeye başvurulmuş olması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz.

Adli Sicile Kayıt ve Yaptırım Dönüşümü

İdari para cezalarının adli sicile kaydedilmediği ve başka bir yaptırım türüne çevrilemeyeceği belirtilmektedir. Bu kuralın bağımsız birincil mevzuat dayanağına bu çerçevede ulaşılamamıştır; somut uyuşmazlıklarda ilgili kanun hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Ceza Ödense de Belge Verme Yükümlülüğü Düşmez

5510 sayılı Kanun m. 102 uyarınca idari para cezası uygulanmış olması, aynı kanunun 8., 9., 11. ve 86. maddelerinde öngörülen bildirge ve belgelerin Kuruma verilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Zamanaşımı Süreleri

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 20, soruşturma zamanaşımı süresini cezanın miktarına göre kademelendirmiştir. Soruşturma zamanaşımı dolmuşsa kişi hakkında idari para cezasına karar verilemez. Kabahatler Kanunu m. 20/2 kapsamında sabit miktarlı cezalarda zamanaşımı süresi; yüz bin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezası gerektiren kabahatlerde beş yıl, elli bin Türk Lirası veya daha fazlasını gerektirenlerde dört yıl, elli bin Türk Lirasından az olanlar için üç yıldır. Bu eşikler yeniden değerleme oranlarıyla fiilen değişebildiğinden güncel tutarlar ayrıca kontrol edilmelidir. Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde ise zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20- (1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (2) (Değişik: 6/12/2006-5560/33 md.) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç, yıldır. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/22 md.) Ancak, 89 uncu maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer.[1] (3) Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. (4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. (5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır. Yerine getirme zamanaşımı

Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin fiilin işlenmesiyle ya da neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. Kabahati oluşturan fiil aynı zamanda suç da oluşturuyorsa suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır.

Kabahatler Kanunu m. 20/2, belirli özel kanunlar kapsamındaki fiiller için farklı bir usul getirmiştir. Bu maddede adı geçen kanunlar bakımından, idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi izleyen takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmemişse yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer. Bu kural yalnızca ilgili maddede sayılan kanunlara özgüdür; genel zamanaşımı sisteminin yerini almaz.

5510 sayılı Kanun m. 102, bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları için ayrıca on yıllık zamanaşımı öngörmekte; bu süre fiilin işlendiği tarihten itibaren başlamaktadır. 5510 sayılı Kanun ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.

Genel ve Özel Kanun İlişkisi

Kabahatler Kanunu m. 3/1-(a) uyarınca kanun yoluna ilişkin hükümler, diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmaması halinde geçerlidir. Aynı maddenin (b) bendi uyarınca kanun yolu dışında kalan genel hükümler ise idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır. Özel kanun hükmü bulunan durumlarda o hüküm önceliklidir.

İşyeri Devri ve SGK Borçlarından Sorumluluk

5510 sayılı Kanun m. 89/1 uyarınca işyeri aktif veya pasifiyle devralınır, intikal eder ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse, eski işverenin Kuruma olan prim, gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.

Yanlış Alınan Primlerin İadesi

5510 sayılı Kanun m. 89/3 uyarınca yanlış veya yersiz alındığı tespit edilen primler, alındıkları tarihten itibaren on yıl geçmemişse hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara veya hak sahiplerine kanuni faiziyle birlikte iade edilir.

Sık Sorulan Sorular

İdari para cezasına itiraz süresi ne kadardır?

Uygulanacak süre, cezayı düzenleyen özel kanuna göre belirlenir. Kabahatler Kanunu m. 27/1 kapsamındaki genel kurala göre on beş gündür; bu sürede sulh ceza mahkemesine başvurulmaması halinde karar kesinleşir. 5510 sayılı Kanun m. 102 kapsamındaki SGK idari para cezalarında ise önce tebliğden itibaren on beş gün içinde Kuruma itiraz edilebilir; itiraz takibi durdurur. Kurumun itirazı reddetmesi halinde ret kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir; bu süre geçirilirse ceza kesinleşir. Hangi yolun uygulanacağı cezayı doğuran fiilin dayandığı kanuna göre belirlenir.

Peşin ödeme itiraz hakkını kaybettiriyor mu?

Hayır. Kabahatler Kanunu m. 17/6 ve 5510 sayılı Kanun m. 102 uyarınca peşin ödeme, kişinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz.

İdari para cezası taksitle ödenebilir mi?

Kabahatler Kanunu m. 17/3 gereğince, kişinin ekonomik durumunun elverişsiz olması halinde ilk taksit peşin ödenmek koşuluyla cezanın bir yıl içinde dört eşit taksitte ödenmesine karar verilebilir. Taksitler zamanında ve tam olarak ödenmezse kalan borcun tamamı derhal tahsil edilir.

SGK idari para cezası nereye yatırılır?

5510 sayılı Kanun m. 102 uyarınca, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır. Aynı süre içinde Kuruma itiraz yoluna gidilmesi de mümkündür; itiraz, takibi durdurur.

Belediye yönetmeliğiyle idari para cezası miktarı belirlenebilir mi?

Kanunilik ilkesi gereği, yaptırımın türü ve miktarı ancak kanunla belirlenebilir; bu yetkinin yönetmeliğe bırakılması mümkün değildir. Belediyeler kabahat oluşturan fiilleri düzenleyici işlemleriyle saptayıp emir ve yasaklar koyabilir; ancak yaptırımın türünü veya miktarını kanun yerine geçer biçimde yönetmelik ya da benzeri düzenleyici işlemle belirleyemez.

İdari para cezasının soruşturma zamanaşımı ne kadardır?

Kabahatler Kanunu m. 20/2 uyarınca zamanaşımı süresi ceza miktarına göre üç ile beş yıl arasında değişmektedir; nispi nitelikteki cezalarda bu süre sekiz yıldır. 5510 sayılı Kanun m. 102 kapsamındaki SGK idari para cezaları için ise ayrıca on yıllık özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bu süre fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar.

İşyeri devredilirse eski işverenin SGK borçlarından yeni işveren sorumlu olur mu?

5510 sayılı Kanun m. 89/1 uyarınca işyeri aktif veya pasifiyle devralınır, intikal eder ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse, eski işverenin Kuruma olan prim, gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.

Yanlış alınan primler geri alınabilir mi?

5510 sayılı Kanun m. 89/3 uyarınca yanlış veya yersiz alındığı tespit edilen primler, alındıkları tarihten itibaren on yıl geçmemişse hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara veya hak sahiplerine kanuni faiziyle birlikte iade edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu