EYT Emeklilik Şartları ve İş Hukuku Kapsamında Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
EYT Emeklilik Şartları ve İş Hukuku Kapsamında Haklar

EYT Düzenlemesinin Yasal Dayanağı ve Genel Çerçevesi

Kamuoyunda EYT adıyla bilinen yasal düzenleme, 7438 sayılı Kanun ile kabul edilerek 3 Mart 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu kanuni düzenleme ile 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalılık başlangıcı bulunan çalışanlar için yaşlılık aylığına hak kazanmada uygulanan yaş şartı yürürlükten kaldırılmıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 95. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yaşlılık veya emekli aylığı talebinde bulunanlardan; 506 sayılı Kanun, 1479 sayılı Kanun, 2925 sayılı Kanun ve 5434 sayılı Kanun'un ilgili geçici maddelerine göre aylık bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerdeki yaş haricindeki diğer koşulları sağlamaları kaydıyla bu haktan faydalanabilirler. İlgili kanun hükmü gereğince, bu fıkra esas alınarak geçmişe dönük herhangi bir ödeme yapılması veya geriye dönük hak talebinde bulunulması hukuken mümkün değildir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. Geçici 95Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 95- (Ek:1/3/2023-7438/1 md.) Bu maddenin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması için talepte bulunanlardan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanırlar. Bu fıkra esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaz ve geriye dönük hak talep edilemez. (Mülga fıkra: 28/7/2024-7524/30 md.)

Sigortalılık Statülerine Göre Emeklilik Şartları

5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) statüsündeki hizmet akdiyle çalışan sigortalıların düzenlemeden faydalanabilmesi için temel ön koşul, sigorta başlangıç tarihinin 8 Eylül 1999 ve öncesi olmasıdır. Bu kapsama giren kadın sigortalılar bakımından 20 yıl, erkek sigortalılar bakımından ise 25 yıl sigortalılık süresinin doldurulması zorunludur. Prim ödeme gün sayısı açısından ise ilgilinin sigorta başlangıç tarihine göre 5000 gün ile 5975 gün arasında kademelendirilen prim gün sayısının tamamlanması gerekir.

Bağ-Kur kapsamındaki 4/1-(b) ve Emekli Sandığı kapsamındaki 4/1-(c) sigortalıları için emeklilik hizmet koşulları 4/1-(a) çalışanlarından farklı düzenlenmiştir. 7438 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur ve Emekli Sandığı prim gün şartlarının 4/1-(a) seviyesine eşitlenmesi öngörülmemiştir. 1479 sayılı Kanun ve 5434 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda bu statülerde yer alan kadın sigortalıların 20 tam yıl yani 7200 gün, erkek sigortalıların ise 25 tam yıl yani 9000 gün prim ödeme veya fiili hizmet süresini tamamlaması şarttır.

Emeklilik Başvurusu ve İşten Ayrılış Bildirimi Usulü

Emeklilik şartlarını tamamlayan sigortalılar yaşlılık aylığı bağlanması talebini Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılı dilekçeyle başvurarak, e-Devlet kapısı üzerinden işlem yaparak veya emeklilik müracaat formunu PTT aracılığıyla taahhütlü, iadeli taahhütlü ya da acele posta servisi (APS) yoluyla göndererek gerçekleştirebilirler.

4/1-(a) statüsünde istihdam edilen işçilerin yaşlılık aylığı müracaatında bulunabilmeleri için öncelikle işverence işten ayrılış bildirgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na verilmiş olması zorunludur. Hizmet akdi fiilen sonlandırılmadan ve işten ayrılış bildirimi yapılmadan gerçekleştirilen emeklilik başvuruları geçersiz sayılmaktadır. Ayrılış işleminin ardından kuruma Gelir/Aylık/Ödenek Talep Belgesi ile müracaat edilmesi aylık bağlama sürecini başlatır.

İş Sözleşmesinin Feshi, İhbar ve Kıdem Tazminatı Esasları

Emeklilik hakkı elde edilmesi sebebiyle iş sözleşmesini fesheden işçi açısından kanuni ihbar sürelerine uyma mecburiyeti bulunmadığı gibi ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü de doğmaz. Aynı şekilde işveren de emeklilik nedeniyle ayrılan çalışandan ihbar süresi talep edemez veya ihbar tazminatı kesintisi yapamaz.

1475 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunan 14. maddesi uyarınca, yaşlılık veya emeklilik aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla iş sözleşmesini fesheden işçiye kıdem tazminatı ödenir. İşçinin bu tazminata hak kazanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazandığını ve bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa tahsis için müracaat ettiğini belgelemesi zorunludur; işçinin ölümü durumunda ise bu belgelendirme şartı aranmaz. Aynı madde hükmü uyarınca, ilgili mevzuatta yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş haricindeki sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçiler de kıdem tazminatından yararlanabilir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Emeklilik nedeniyle işten ayrılan çalışanın kıdem tazminatının ödenmesi esas olmakla birlikte, aynı işyerinde çalışmaya devam edilmesi durumunda işçi ve işverenin anlaşmasıyla kıdem tazminatının sonraki ayrılışta tasfiye edilmesi kararlaştırılabilir. Tazminatın emeklilik aşamasında peşin olarak ödenmesi durumunda ise ilgili döneme ait kıdem süresi sıfırlanmış sayılır.

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanunu'na tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını aşamaz. İşverence kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonucunda hâkim, gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verir.

Emeklilik Sonrası Çalışma ve Feshe Karşı Koruma

Emeklilik sebebiyle işten ayrılışı gerçekleştirilen bir çalışanın aynı işyerinde tekrar istihdam edilmesi yasal bir zorunluluk değildir; yeniden işe başlatma hususu tamamen işçi ve işverenin serbest iradesi ile karşılıklı anlaşmasına bağlıdır.

Emeklilik koşullarını sağlamış olmasına rağmen emeklilik başvurusunda bulunmayıp fiilen çalışmaya devam eden personel, yalnızca emeklilik koşullarını taşımış olduğu gerekçesiyle işten çıkarılamaz. Salt emeklilik hakkına kavuşulması fesih için haklı veya geçerli bir neden teşkil etmez; bu sebeple iş akdi sonlandırılan işçi yönünden iş güvencesi şartları mevcutsa işe iade davası açma hakkı gündeme gelebilir.

5510 sayılı Kanun'un geçici 95. maddesi ile yürürlüğe konulan düzenleme kapsamında, emekli aylığı bağlanan sigortalıların en son çalıştıkları özel sektör işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya başlamaları halinde SGDP işveren hissesinin 5 puanlık kısmının Hazinece karşılanması öngörülmüştü. Ancak söz konusu prim teşvikini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un geçici 95. maddesinin ikinci fıkrası, 28 Temmuz 2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Hizmet Tespiti, Yurt Dışı ve Askerlik Borçlanması

8 Eylül 1999 tarihinden önce fiilen çalıştığı halde sigorta tescili yapılmamış olan işçiler, yargı yoluna başvurarak açacakları hizmet tespit davası sonucunda sigortalılık başlangıçlarını 8 Eylül 1999 öncesine tescil ettirmeleri durumunda diğer koşulları da sağlamak kaydıyla EYT düzenlemesinden yararlanabilirler.

Türkiye'de 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişi bulunmayan ancak Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamış ülkelerde 2000 yılından önce çalışmaya başlamış olan Türk vatandaşları, mevzuat çerçevesinde yurt dışı borçlanması yaparak şartları yerine getirdikleri takdirde EYT kapsamında emeklilik hakkı elde edebilirler.

8 Eylül 1999 tarihinden sonra memuriyete başlayan 4/1-(c) sigortalılarının memuriyet öncesi yaptıkları askerlik sürelerini borçlanmaları, memuriyet başlangıç tarihini 8 Eylül 1999 öncesine çekmemektedir. Bu borçlanma işlemi söz konusu kamu görevlileri bakımından yalnızca sigortalılık hizmet süresine ve prim ödeme gün sayısına eklenir.

EYT kapsamında emeklilik başvurusu nasıl yapılır?

Emeklilik müracaatı Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılı talepte bulunarak, e-Devlet kapısı üzerinden elektronik ortamda başvuru yapılarak ya da müracaat formu taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta servisiyle PTT üzerinden gönderilerek yapılabilir.

Emeklilik sebebiyle işten ayrılan işçi ihbar tazminatı öder mi?

Emeklilik gerekçesiyle iş sözleşmesini fesheden çalışanın ihbar süresine uyma zorunluluğu olmadığı gibi ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü de bulunmaz; işveren işçiden ihbar tazminatı isteyemeyeceği gibi işçi de işverenden ihbar tazminatı talep edemez.

Emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı almak için kuruma başvuru belgesi şart mıdır?

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince, emeklilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin yaşlılık aylığına hak kazandığını ve bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa tahsis talebinde bulunduğunu belgelemesi zorunludur; yalnızca işçinin ölümü halinde bu belge aranmaz.

Emeklilik hakkı kazanan işçi bu gerekçeyle işten çıkarılabilir mi?

İşveren, emeklilik şartlarını sağlayan çalışanını salt emeklilik hakkını kazandığı gerekçesiyle işten çıkaramaz; bu nedenle yapılan tek taraflı fesihlerde iş güvencesi şartlarını taşıyan çalışanın işe iade davası açma hakkı gündeme gelebilir.

Kıdem tazminatının geç ödenmesi halinde hangi faiz türü talep edilir?

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükmü uyarınca, kıdem tazminatının vaktinde ödenmemesi durumunda açılacak davada gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verilir.

Hizmet tespit davası yoluyla EYT kapsamına girmek mümkün müdür?

8 Eylül 1999 öncesinde kayıtsız çalıştırılan işçiler açtıkları hizmet tespit davasını kazanarak ilk sigorta başlangıç tarihlerini bu tarihten önceye tescil ettirirlerse ve diğer koşulları sağlarlarsa EYT kapsamından yararlanabilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu