Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi, yargılamanın hangi aşamasında ve hangi mahkemede görüldüğüne göre farklı bitiş noktalarına bağlıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 25. maddesi bu bitiş noktalarını mahkeme türüne göre ayrı ayrı belirler; aynı maddenin ikinci fıkrası sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebepler için ek bir süre tanımakla birlikte bu durumda da ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde istemde bulunulmasını zorunlu kılar.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya;
duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere
açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar
hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme
bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin
öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.
Ret isteminin usulü
Mahkeme Türüne Göre Ret İstemi Süresi
CMK m. 25/1, bitiş noktasını her mahkeme türü için ayrı ayrı belirlemiştir. İlk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya kadar ret istenebilir. Duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporunun, Yargıtay'da ise görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış raporun üyelere açıklandığı an, duruşmalı işler bakımından sürenin bitiş noktasını oluşturur. Duruşmalı olmayan diğer hâllerde ise inceleme başlayıncaya kadar ret istenebilir.
Sonradan Ortaya Çıkan Sebeplerde Yedi Günlük Süre
Ret sebebi yargılama sırasında ortaya çıkıyor ya da sonradan öğreniliyorsa duruşma veya inceleme bitinceye kadar ret isteminde bulunmak mümkündür. Ancak CMK m. 25/2, bu durumda ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde talepte bulunulmasını açıkça şart koşmaktadır. Bu yedi günlük sürenin kaçırılması, ret isteminin süresinde yapılmamış sayılması sonucunu doğurur ve CMK m. 31/1 uyarınca geri çevirme gerekçesi oluşturur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/57, K. 2022/96Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Sayısı : 65-138
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.09.2019 tarih ve 65-138 sayı ile; sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
Hükmün sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "onama" istemli 29.01.2020 tarihli ve 12660 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:
Sanık ve müdafisinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılan yargılama esnasında silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkân sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde herhangi bir sınırlamaya tabi olmayacak şekilde yazılı savunma imkânının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunca yapılacak temyiz incelemesi, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sonunda bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki yönüne ilişkin ise de;
İncelemeye geçmeden önce; Özel Dairece yapılan yargılama sırasında hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararına yapılan itiraz hakkında usulüne uygun şekilde karar verilmeden hüküm kurulup kurulmadığı hususu öncelikle değerlendirilecektir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yapılan yargılamanın 05.11.2018, 08.04.2019, 11.06.2019, 01.07.2019 ve 30.09.2019 tarihli oturumlarında Daire Üyesi ….ın başkan sıfatıyla heyete iştirak ettiği,
Sanığın 11.06.2019 tarihli dilekçesi ile; "Sayın …., Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E. 2018 – 65 sayılı dosyasında görülen yargılamada;
Taraflı ve ön yargılı davranmaktadır. Tarafsızlığını kaybetmiştir.
Duruşmanın sevk ve idaresinde duygusal, fevri ve agresif davranışlarda bulunmaktadır.
Duruşmasının sevk ve idaresinde kendi siyasi ve dünyevi görüşlerini duruşmaya aksettirmektedir.
Duruşmanın sevk idaresinde temsil olunan makama yakışmayan söz ve ifadeler kullanmaktadır.
Duruşması yapılan dosya ile ilgili olarak duruşma öncesinde yeterli inceleme ve araştırma yapmadan duruşmaya çıkmaktadır ve delil üretmeye çalışmaktadır." şeklinde heyet başkanı … hakkında hâkimin reddi talebinde bulunarak aynı tarihli oturumda dilekçede beyan ettiği gerekçelerle talebini yinelediği,
Bu talep üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince aynı oturumda, hakkında ret isteminde bulunulan heyet başkanı …'ın da bulunduğu heyet tarafından;
"Sanığın heyet üyesi ve celseye ilişkin heyet Başkanı …'ı reddettiğini bildirir gerekçeleri 08.04.2019 tarihli celsede vuku bulan hususlara ait olduğu, celseye sanığın iştirak ettiği anlaşılmakla CMK 25/2 madde uyarınca red isteminin süresinde yapılmadığı öte yandan bir önceki celsede yine benzer gerekçelerle aynı kişiyi reddettiği ve bu hususta bir kararın verildiği, red talebinin tekrarının duruşmayı uzatma amacına yönelik olduğu belirlenip CMK 31/1-a-c maddeleri uyarınca red isteminin geri çevrilmesine,
Bu karara karşı aynı yasanın 31/3 maddesi uyarınca Yargıtay 10. Ceza Dairesi nezdinde 7 gün içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile itiraz edilebileceğinin hatırlatılmasına (hatırlatıldı) karar verildi, açıklandı, açık yargılamaya devam olundu." şeklindeki ara kararla hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu,
Sanık tarafından 17.06.2019 tarihli dilekçe ile hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararına itiraz edildiği, söz konusu itiraz hakkında değerlendirme yapılıp karar verilmeksizin yargılamaya devam olunarak reddi talep olunan … başkanlığındaki heyet tarafından 30.09.2019 tarihinde hüküm kurulduğu,
Sanık ve müdafisinin temyiz dilekçelerinde özetle; duruşmayı yöneten heyet başkanı hakkında yaptıkları itiraz ve şikayetlerin dikkate alınmadığı ve somut gerekçelerle reddi istenen hâkimin davaya katılım sağladığı nedenleriyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunduğu,
Anlaşılmaktadır.
Ön sorunun sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması için bu konudaki yasal düzenlemelere değinilip Yargıtay Ceza Dairelerinin "İlk derece mahkemesi" sıfatı ile baktıkları davalarda hâkimin reddi taleplerine ilişkin başvurularda izlenecek olan usulün belirlenmesinde fayda bulunmaktadır.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun "Genel esaslar" başlıklı 39. maddesi;
"Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır.
Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.
Dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyeleri reddolunabilirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez." şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında daireler ve kurulların oylamaya katılacak olanlarının tamamının hazır olması veya kanunda belirlenen sayıya ulaşılması hâlinde toplanabileceği belirtilmiş, ikinci fıkrasında özel hükümler ayrıksı olmak üzere görüşmelerin gizli olacağı ve kararların çoğunlukla verilebileceği düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında ise dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyelerinin ret edilebilecekleri ve ret edilmeleri durumunda ret edilen başkan veya üye katılmaksızın anılan daire veya kurul tarafından ret isteminin kesin bir şekilde karara bağlanacağı ile heyetin tümünün toplanmasını engelleyen ret istemlerinin dinlenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler" başlıklı 24. maddesi;
"(1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.",
"Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi" başlıklı 25. maddesi;
"(1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.",
"Ret isteminin usulü" başlıklı 26. maddesi;
"(1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.",
"Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme" başlıklı 27. maddesi;
"(1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.",
"Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları" başlıklı 28. maddesi;
"(1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.",
"Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler" başlıklı 29. maddesi;
"(1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.",
"Ret isteminin geri çevrilmesi" başlıklı 31. maddesi ise;
"(1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir." şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Anılan Kanun'un 27. maddesine ilişkin Hükûmet Tasarısı Gerekçesinde;
"Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında hâkimin reddi istemini inceleyip karara bağlayacak mahkemeler, uygulamada tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkla belirtilmiştir. 1412 sayılı Kanunun 26'ıncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan 'ret olunan hâkim, ret talebinin haklı olduğunu kabul ederse ret talebi hakkında bir karar verilmez.' hükmüne yer verilmemiş, böylece, her halde merciin karar vermesi zorunluluğu kabul edilmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise bölge adliye mahkemesi ceza dairesi başkan ve üyelerinin reddi isteminin, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanacağı ve dairelerin toplantılarını engelleyen toplu ret istemelerinin dinlenmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Hâkimin reddi hususunda ileri sürüklen nedenlerin geçersiz olmasından dolayı istemin kabul edilmemesi hâlinde beşyüzmilyon liraya kadar hafif para cezasına hükmedilebilmesine olanak sağlanmıştır.
Geçerli nedenlerle hâkimi reddetmek yetkisi yasal bir haktır. Ancak, taraflar için güvence sağlayan bu hakkın kötüye kullanılması ve bu yolla hâkimin kişilik haklarına saldırıda bulunulması veya kendisine karşı suç işlenmesi hâllerinde, hâkimin de herkes gibi dava ve şikâyette bulunma hakkı olduğundan 1412 sayılı Kanunun 26'ıncı maddesi son fıkrası gibi bir hükme maddede ayrıca yer verilmemiştir."
Komisyon Gerekçesinde ise;
"Tasarının 28'inci maddesinin birinci fıkrası, içeriği değiştirilmeksizin, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla bentlere bölünmüştür.
İkinci fıkrada 'mensup olduğu' ifadesi yerine 'yargı çevresi içinde bulunduğu' ifadesi tercih edilmiştir. Çünkü bir ceza hâkimi veya mahkemesi ile başka bir ceza mahkemesi arasında herhangi bir mensubiyet ilişkisi söz konusu olamaz.
Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısında, ceza hukuku anlamında herhangi bir suç ve cezaya yer verilmesi uygun bulunmadığından, para cezası öngören dördüncü fıkra tasarıdan çıkarılmıştır.
Ancak metinden çıkarılan dördüncü fıkranın yerine başka bir fıkra öngörülmüştür. Böylece hâkimin çekinmesi hükmünde yer alan bir düzenlemenin benzeri buraya da alınmak suretiyle iki hüküm arasında paralellik sağlanmış ve 27'nci madde olarak kabul edilmiştir.",
Anılan Kanun'un 31. maddesine ilişkin Hükûmet Tasarısı Gerekçesinde;
"Madde, uygulamada gerçekleşmesini sağladığı olumlu sonuçlar gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'dan kelime değişiklikleri ile aynen alınmış ve kovuşturma evresine ulaşmış davaların, tarafların iyi niyete dayanmayan ret istemleriyle sürüncemede kalmasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu maksatla ret isteminin mutlaka geri çevrileceği hâller: Kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi isteminin süresinde yapılmaması, ret nedeni veya inandırıcı delilin gösterilmemesi, duruşmayı uzatmak için ileri sürüldüğünün açıkça anlaşılmasıdır. Bu hâllerde istem reddedilen hâkim tarafından doğrudan doğruya veya onun katılımıyla mahkemece geri çevrilir.
‘Geri çevirme' kararına karşı hükümle birlikte, ilk derece mahkemesince verilmişse istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesince verilmişse temyiz yoluna başvurulabilir.",
Komisyon Gerekçesinde ise;
"Tasarının 32. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ‘inandırıcı' ibaresi metinden çıkarılmıştır. Çünkü ya bir delil vardır ve inandırıcıdır ya da ortada delil yoktur. İnandırıcılık delilin özünde olan bir husustur. Delilin inandırıcı olup olmadığını takdir yetkisi ise, delili değerlendirme mevkiinde olan makam veya mercie aittir.
Son fıkradaki kanun yolu değiştirilmiş ve istinaf veya temyiz yerine itiraz kanun yolu tercih edilmiştir. Böylece hâkimin tarafsız olup olmadığı sorunu bir an önce çözümlenerek esasa ilişkin yargılamaya devam edilecek ve yargılama bittikten sonra dahi tarafsızlık sorunu gündeme getirilir olmaktan çıkarılacaktır. Bu gerekçelerle değiştirilen madde yeniden düzenlenmiş ve 31'nci madde olarak kabul edilmiştir." açıklamalarına yer verilmiştir.
Hâkimin reddi kurumunun kötüye kullanılması nedeniyle Almanya Usul Yasası'ndaki hükümler Türk Ceza Hukuku sistemince de benimsenmiş, düzenlemeyle yersiz, zamansız ve duruşmayı uzatmak maksadıyla, kötü niyete dayalı olarak yapılan hâkimin reddi taleplerinin geri çevrilmesi suretiyle bu tür taleplerin sonuçsuz bırakılması amaçlanmıştır.
Hâkimin görev yasağı bulunan davaya bakamayacağı ve yargılamaya katılamayacağı hâllerde ret istemi herhangi bir süreye bağlanmamış, yargılama bitene kadar ret talebinde bulunmak mümkün kılınmış ise de; tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddinin, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusunun başlanmasına, duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilecektir. Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması 5271 sayılı Kanun'un 25. maddesinde şart koşulmuştur. Kanun'daki düzenleme ile bu sürelere uyulmadığının belirlenmesi hâlinde ret isteminin geri çevrileceği hüküm altına alınmıştır.
Kanunda sayılan düzenlemelerle ret talebinde, ret sebebinin ve delillerinin gösterilmesi şart koşulmuş, böylece soyut, gerekçesiz olan ret isteklerinin önüne geçilmek amaçlanmıştır. Hâkimin gösterilen delilleri inandırıcı bulmaması hâlinde de ret isteğini geri çevirebilmesi imkânı tanınmış, ret talebinde bulunanın, ret nedenlerini somut olarak ortaya koyması zorunlu tutulmuştur.
Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığının anlaşılması hâlinde de ret isteği geri çevrilecektir. Fakat burada ret isteyenin amacı açıkça anlaşılmalıdır, açıkça anlaşılamıyor ya da bu konuda kuşku varsa, ret isteği bu nedenle geri çevrilmemelidir. Ancak ret talebinde bulunan, ret nedenlerinin tümünü bir defada açıklamak yerine, azar azar açıklamakta ise, duruşmayı uzatmak istediği söylenebilir.
Ret isteği süresinde yapılmışsa, ret nedenine ilişkin inandırıcı kanıtlar gösterilmişse ve yargılamayı uzatmak amacı yoksa 5271 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirtilen usul izlenerek reddi istenen hâkimin katılımı olmaksızın bu konuda bir karar verilmelidir.
5271 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre ret isteminin kabulüne dair verilen kararlar kesindir. Ret isteminin kabulüne dair karar verilmesi üzerine davaya bakmakla başka bir hâkim veya mahkeme görevlendirilecektir. Ret isteminin kabul edilmemesine dair kararlara karşı ise itiraz yoluna gidilebilecektir. İtiraz mercisince verilen ret kararları ancak hükümle birlikte incelenebilecektir.
5271 sayılı Kanun'un 29. maddesinde reddi istenilen hâkimin ret isteği karara bağlanıncaya kadar yapabileceği ve yapamayacağı işlemler ile yapabileceği işlemlerin geçerli olup olmadığı hususları düzenlenmiştir.
Söz konusu maddeye göre, reddi istenilen hâkimin ret hakkında bir karar verilinceye kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapıp diğer işlemleri yapmaması gerekir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâl, derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun delillerinin ortadan kaybolması olasılığının ortaya çıkması durumudur. Gecikmesi sakıncalı durumların varlığı hâlinde bir işlem o anda yapılmadığında bir daha yapılması mümkün olmayabilir ya da yapılsa da ondan umulan faydaya ulaşamamak söz konusu olabilir. Bu nedenleri düşünen kanun koyucu tarafsızlığından şüphe edilen bir hâkim olsa dahi bir işlemin gecikmesi sakıncalı olması durumunda o hâkim tarafından yapılmasını, hiç yapılmamasına üstün tutmuş ve hâkime bu alanda yetki vermiştir. Hâkim reddedildikten sonra henüz bu konuda bir karar verilmeden gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle bir yargılama işlemi yapılmış ise tutanağa bu işlemin gecikmesinde sakınca olduğu kanaatine varılarak yapıldığı açıkça belirtilmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 22. maddesinde öngörülen hâkimin yasaklılığı durumunda ise gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde dahi hiçbir yargılama işlemi yapamaz. Fakat maddeye eklenen ikinci fıkraya göre ret isteği oturum sırasında yapılmış ise; ret konusunda karar verilmesi için oturuma ara verilmesi gerekse bile, hâkim o oturumdaki duruşmayı sürdürmek durumundadır. Ancak bu durumda da; 5271 sayılı Kanun'un 216. maddesi uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenmesine geçilemez ve ret konusunda karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından yeni oturum başlatılamaz. Kanun bunu yasaklamıştır. 5271 sayılı Kanun'un 216. maddesindeki "söz" ile delillerin ortaya konulması ve tartışması bittikten sonra yargılama sonuçlandırılırken taraflara verilmesi gereken söz kastedilmektedir. Oturumda yargılama bu noktaya geldiğinde reddi istenen hâkimin duruşmaya ara vermesi zorunludur. Ret istemi konusunda verilen ret ya da kabul kararına göre eski ya da yeni hâkimle duruşmanın sürdürülmesi gerekir.
Ret isteği kovuşturma evresinde ileri sürülmüşse, hâkim reddi hakkında bir karar verilinceye kadar yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapması gerekir. Oturum sırasında hâkimin reddi durumunda ise oturumu sürdürüp gecikmesinde sakınca olsun veya olmasın tüm yargısal işlemleri yerine getirecektir. Ancak katılanın son iddiası, Cumhuriyet savcısının esas hakkında görüşü ve sanık ya da müdafisinin esas hakkındaki savunmasını soramayacaktır (Osman Yaşar, Ceza Muhakemesi Kanunu, Yeni İçtihatlarla Uygulamalı ve Yorumlu, Ankara, 2011, 5. Baskı, 1. Cilt, s. 473 vd).
5271 sayılı Kanun'un 31. maddesinde ise ret isteminin süresinde yapılmaması, ret nedenlerinin açıklanmaması, ret delilinin belirtilmemesi veya ret isteminin duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması durumunda ret isteminin geri çevrileceği, anılan geri çevirme kararına toplu mahkemelerde reddi istenen hâkimin de katılacağı, tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin bizzat kendisi tarafından geri çevrileceği düzenlenmiş ve bu geri çevirme kararlarına karşı itiraz yoluna müracaat edilebileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere hâkimin reddi talebi üzerine; "Hâkimin reddi isteminin geri çevrilmesine", "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmesine" veya "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmemesine-reddine-" karar verilebilecektir. "Hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine" toplu mahkemelerde reddilen hâkimin de müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkim tarafından karar verilebilecek iken "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmesine" veya "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmemesine-reddine-" ilişkin kararlarda reddedilen hâkim müzakereye katılmadan 5271 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen usul izlenerek karar verilebilecektir.
Öte yandan 5271 sayılı Kanun'un hem 27. maddesine göre verilen ret isteminin kabul edilmemesine hem de 31. maddesine göre verilen ret isteminin geri çevrilmesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Bu aşamada kanun yollarına başvurma hakkı ve olağan kanun yolu kapsamında bulunan "itiraz"a ilişkin hukuki düzenlemelere kısaca değinmekte de fayda bulunmaktadır.
5271 sayılı Kanun'un 260. maddesi;
"(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
(2) Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir ."
Şeklinde düzenlenmiş iken anılan maddenin ikinci fıkrası, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 73. maddesiyle değiştirilmiş ve "Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler." şeklinde son hâlini almıştır.
Aynı Kanun'un 260. maddesinde itiraz kanun yoluna başvurma hakkı bulunanlar ile bu hakkın hangi mahkemeler nezdinde kullanılacağı düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde;
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." düzenlemesine yer verilmiş, buna göre itiraz, kural olarak hâkim kararlarına, kanunda açık hüküm bulunması koşuluyla da mahkeme kararlarına karşı başvurulabilen olağan bir kanun yolu olduğu belirtilmiştir.
Yine anılan Kanun'un "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268. maddesi ise;
"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
b) Sulh ceza işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler." biçiminde düzenlenmişken, bu maddede yer alan üçüncü fıkranın (a) ve (b) bentleri, 6545 sayılı Kanun'un 74. maddesiyle değiştirilerek;
"a) Birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez" şeklinde son hâlini almıştır.
Yargıtay Kanunu'nun 39. maddesinde dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyelerinin reddolunabilecekleri düzenlenmiş ise de anılan madde içerisinde daire ve kurullarda temyiz incelemesi sırasındaki müzakerelerin gizli yapılacağının belirtilmesi, dairelerin ilk derece mahkemesi olarak bakmakta oldukları davalarda duruşma esnasında hâkimin reddedilmesi hâlinde izlenecek usule dair bir ibarenin bulunmaması nedenleriyle anılan düzenlemenin, Yargıtayın temyiz mercisi olarak baktığı davalar için geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Keza 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin üçüncü fıkrasının "e" bendinde Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazların incelenme mercisinin de belirlenmesi karşısında, Yargıtay Ceza Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatı ile baktıkları davalarda vuku bulan hâkimin reddi taleplerine ilişkin olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 24 ve devamında yer alan düzenlemelere göre hareket edilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu bilgiler ışığında ön sorun konusu değerlendirildiğinde;
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yapılan yargılamanın 05.11.2018, 08.04.2019, 11.06.2019 ve 01.07.2019 tarihli oturumlar ile hükmün verildiği 30.09.2019 tarihli oturumuna Daire Üyesi …'ın başkan olarak iştirak ettiği, sanık tarafından sunulan 11.06.2019 tarihinde adı geçen hakkında hâkimin reddi talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince aynı tarihli oturumda CMK'nın 25. maddesinin ikinci fıkrası ile 31. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine karar verildiği, sanık tarafından 17.06.2019 tarihli dilekçe ile anılan karara itiraz edildiği, sanığın usulüne uygun itirazına rağmen söz konusu itiraz usulüne uygun şekilde karara bağlanmaksızın yargılamaya devam olunarak 30.09.2019 tarihinde nihai hükmün kurulduğu, sanık ve müdafisinin temyiz istemlerinde duruşmayı yöneten heyet başkanı hakkında yaptıkları itiraz ve şikayetlerin dikkate alınmadığının ve somut gerekçelerle reddi istenen hâkimin davaya katılım sağladığının belirtildiği olayda;
5271 sayılı Kanun'un 31. maddesinin üçüncü fıkrasında hâkimin reddi isteminin geri çevrilmesine ilişkin kararlara itiraz edilebileceğinin belirtilmesi karşısında Yargıtay 9. Ceza Dairesince verilen hâkimin reddi isteminin geri çevrilmesine ilişkin karara sanık tarafından yapılan itirazın ilgili Kanun'da yöntemi belirtildiği şekilde mercisince incelenmesi sağlanmadan yargılamaya devam olunarak eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay 9. Ceza Dairesi hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; eksik inceleme olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1) Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 65-138 sayılı; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararına ilişkin itiraz hakkında usulüne uygun şekilde karar verilmeyerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, oy çokluğuyla
2) Bozma kararının niteliği ve sanığın tutuklukta geçirdiği süre göz önüne alınarak sanık hakkındaki salıverilme isteklerinin REDDİNE, oy birliğiyle,
3) Dosyanın, Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.02.2022 tarihinde yapılan müzakerede karar verildi.
Yasaklılık ile Tarafsızlık Gerekçeli Ret Arasındaki Ayrım
CMK m. 25'teki süre kuralları yalnızca tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplere dayanan ret istemlerine uygulanır. Hâkimin görev yasağı bulunan davaya bakamayacağı ve yargılamaya katılamayacağı hâller CMK m. 22'de ayrıca düzenlenmiş olup bu hâllerde ret istemi herhangi bir süreye bağlanmamış, yargılama bitene kadar talepte bulunulabilmesi mümkün tutulmuştur. CMK m. 22 kapsamındaki yasaklılık hâlinde hâkim gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda dahi hiçbir yargılama işlemi yapamaz.
CMK m. 25'in Uygulama Alanı
CMK m. 25'in gerekçesi, maddenin yalnızca kovuşturma evresi için düzenlendiğini belirtmektedir. Soruşturma evresinde tarafsızlık gerekçesiyle ret isteminin bu madde kapsamında nasıl yürütüleceği hükmün lafzında açıkça belirlenmemiştir.
Ret İsteminde Bulunma Yükümlülüğü
CMK m. 26/2 uyarınca ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olgularıyla birlikte ortaya koymakla yükümlüdür. Ret talebinde ayrıca ret sebebi ve delillerinin gösterilmesi zorunludur; soyut ve gerekçesiz ret istekleri geri çevirmeye konu olabilir.
Ret İsteminin Geri Çevrilmesi
CMK m. 31/1 uyarınca ret istemi üç hâlde geri çevrilir: süresinde yapılmamışsa, ret sebebi ve delili gösterilmemişse ya da istemim duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa. Geri çevirme kararı toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından verilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 31Kaynağı aç
reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça
anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu
mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli
mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi
Duruşmayı uzatma amacının varlığının açıkça anlaşılamaması ya da bu konuda kuşku bulunması hâlinde ret istemi bu gerekçeyle geri çevrilmemelidir.
Ret İstemi Hakkında Karar Verecek Mahkeme
CMK m. 27/1 uyarınca ret istemine, reddedilen hâkimin mensup olduğu mahkemece karar verilir; ancak reddedilen hâkim müzakereye katılamaz. Reddi istenen hâkimin katılamaması nedeniyle mahkeme oluşturulamazsa; asliye ceza mahkemesi hâkimi için aynı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi hâkimi için numara olarak kendisini izleyen daire karar verir. O yerde birden fazla daire varken son numaralı daireye mensup hâkimin reddi söz konusuysa bir numaralı daire, tek daire bulunuyorsa en yakın ağır ceza mahkemesi görevlidir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 27Kaynağı aç
karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle
mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin
yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza
mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini
izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır
ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza
mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde
bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi
içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi
istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece
incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya
mahkeme görevlendirilir.
Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları
Ret istemi sulh ceza hâkimine karşıysa yargı çevresi içindeki asliye ceza mahkemesi, tek hâkime karşıysa yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi görevlidir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi başkan veya üyelerine yönelik ret istemi ise reddedilen kişi dışlanmak suretiyle görevli dairece incelenerek karara bağlanır. Ret istemi kabul edilirse davaya başka bir hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
Reddedilen Hâkimin Yapabileceği İşlemler
CMK m. 29/1 uyarınca ret hakkında karar verilinceye kadar reddedilen hâkim yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapabilir; diğer işlemlerden kaçınması gerekir. Ret istemi oturum sırasında yapılmışsa, karar için ara vermek gerekse bile oturuma ara verilmeksizin devam olunur. Bununla birlikte CMK m. 216 uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez; ret konusunda karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından ya da onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 29Kaynağı aç
verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir
karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam
olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin
dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim
tarafından veya onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca
bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii
Ret istemi kabul edildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında duruşma yeniden yapılır.
Geri Çevirme Kararına İtiraz
CMK m. 31/3 uyarınca geri çevirme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir. CMK m. 28/1 uyarınca ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı ise itiraz yoluna gidilebilir ve itiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir. CMK m. 268/1 ise kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itirazın, kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek dilekçe ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanla yapılacağını düzenler.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı
öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir
dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak
suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı
veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[114]
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya
mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç
gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son
numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin
bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev
yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama
ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların
incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların
gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği
tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza
hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi
başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve
bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların
incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için
birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın
ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına
karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki
mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza
dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara
yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire
başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi;
son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi
Yargıtay'da Hâkimin Reddi
Yargıtay'da duruşmalı işlerde tarafsızlık gerekçesiyle ret istemi, görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış raporun üyelere açıklandığı ana kadar yapılabilir; duruşmalı olmayan diğer hâllerde ise inceleme başlayıncaya kadar ret istenebilir. Yargıtay ceza dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktıkları davalarda hâkimin reddi istemlerine CMK m. 24 ve devamındaki düzenlemeler uygulanır. Yargıtay ceza dairelerinin bu sıfatla verdikleri kararlara yapılan itirazlarda üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
Sık Sorulan Sorular
İlk derece mahkemesinde hâkimin reddi için son an ne zamandır?
CMK m. 25/1 uyarınca sanığın sorgusu başlayıncaya kadar tarafsızlık gerekçesiyle ret istenebilir. Ret sebebinin sonradan ortaya çıkması ya da öğrenilmesi hâlinde ise CMK m. 25/2 devreye girer ve duruşma bitinceye kadar olmak üzere ayrıca yedi günlük süre işler.
Yargıtay'da hâkimin reddi için süre ne zaman dolar?
CMK m. 25/1 uyarınca Yargıtay'da duruşmalı işlerde görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış raporun üyelere açıklandığı ana kadar ret istenebilir. Duruşmalı olmayan diğer hâllerde ise inceleme başlayıncaya kadar ret isteminde bulunulabilir. Ret sebebinin sonradan öğrenilmesi hâlinde CMK m. 25/2'deki yedi günlük süre bu aşamalar için de geçerlidir.
Ret sebebini sonradan öğrenirsem ne kadar sürem var?
CMK m. 25/2 uyarınca ret sebebinin öğrenildiği günden itibaren yedi gün içinde istemde bulunmak zorunludur. Bu talep duruşma veya inceleme sona ermeden yapılmalıdır; yedi gün geçirildikten sonra yapılan istem CMK m. 31/1 kapsamında süresinde yapılmamış sayılarak geri çevrilir.
Yasaklı hâkim için de aynı süreler mi geçerli?
Hayır. CMK m. 25'teki süreler yalnızca tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplere dayanan ret istemlerine uygulanır. CMK m. 22 kapsamındaki yasaklılık hâllerinde ret istemi herhangi bir süreye bağlanmamış olup yargılama bitene kadar talepte bulunmak mümkündür. Ayrıca yasaklılık hâlinde hâkim gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda bile hiçbir yargılama işlemi yapamaz.
Ret istemim hangi hâllerde geri çevrilir?
CMK m. 31/1'e göre üç ayrı hâlde geri çevirme söz konusu olur: ret istemi süresinde yapılmamışsa, ret sebebi ve delili gösterilmemişse ya da istemim duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa. Uzatma amacının varlığı açıkça anlaşılamıyor ya da bu konuda kuşku varsa ret istemi bu gerekçeyle geri çevrilmemelidir.
Ret istemimi geri çeviren karara itiraz edebilir miyim?
Evet. CMK m. 31/3 bu kararlara karşı itiraz yolunu açık bırakmaktadır. CMK m. 268/1 uyarınca kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde bu itiraz, kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie dilekçe ile ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanla yapılabilir. CMK m. 268/2 uyarınca itirazı yerinde görmezse mahkeme dosyayı en çok üç gün içinde yetkili mercie gönderir.
Ret istemi kabul edilmezse hangi yola başvurulabilir?
CMK m. 28/1 uyarınca ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir. Kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

