İlgilinin rızası olmaksızın başkasına ait banka veya kredi kartının kullanılması ya da kullandırılması ve bu yolla yarar sağlanması, üç yıl ile altı yıl arasında hapis cezası ile beşbin güne kadar adlî para cezası doğurur. Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilen sahte kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek ise üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasına bağlanır. Sahte olarak oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan kartın kullanılmasıyla yarar sağlanırsa, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa, hapis dört yıldan sekiz yıla kadar belirlenir ve beşbin güne kadar adlî para cezası uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 245Kaynağı aç
Başkasına ait kartın kullanılması
Birinci fıkrada hapis cezası üç yıldan başlar ve altı yıla kadar çıkar; buna beşbin güne kadar adlî para cezası eklenir. Bu fıkrada suçun tamamlanmış sayılması, kartın kullanılması veya kullandırılması sonucunda bir yarar doğmasına bağlıdır. Yarar doğmamışsa fıkra, tamamlanmış suç olarak uygulanmaz.
Suçun oluşabilmesi üç şartın birlikte bulunmasına bağlıdır. Başkasına ait banka veya kredi kartı herhangi bir biçimde ele geçirilmiş veya elde bulunduruluyor olmalıdır. Kart, sahibinin ya da kartın verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kullanılmalı veya kullandırılmalıdır. Fail, kendisi veya bir başkası yararına bir menfaat elde etmelidir. Şartlar bir arada gerçekleşirse suç oluşabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/412, K. 2018/160Kaynağı aç
Kartı elde ederken bulunan rıza ile kartı kullanırken aranan rıza aynı şart değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/1439 esas, 2014/104 karar ile 2014/412 esas, 2018/160 karar sayılı kararlarında, ele geçirmenin veya elde bulundurmanın hukuka uygun olmasının ya da suç oluşturmasının maddi unsur bakımından belirleyici olmadığını kabul etmiştir. Kart, sahibinin rızası dışında veya suç oluşturan bir yöntemle alınmış olabileceği gibi sahibinin rızasıyla da elde edilmiş olabilir. Diğer şartlar varsa suç oluşur. Kullanmanın veya kullandırmanın rızaya aykırı olması ve yarar sağlanması bu kabulün dışında bırakılmaz. Belirleyici olan, kartı kullanan kişinin hukuka aykırı yarar elde etmesidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1439, K. 2014/104Kaynağı aç
Hukuka aykırı yarar, kredi kartıyla alışveriş yapılması, para çekilmesi, veri iletim ağlarında kartın kullanılması veya başka bir yol ile doğabilir. Kartın ele geçirilmiş olması yetmez. İlgilinin rızasına aykırı biçimde kartın kullanılmasına veya kullandırılmasına yönelen davranış da gerekir.
Yolda bulduğu cüzdan yoluyla başkasına ait karta ulaşan kişi, bu kartı kullanmaya veya kullandırmaya yönelik ek bir davranış göstermemişse birinci fıkradaki suça teşebbüsten cezalandırılamaz. Sınır, kullanma veya kullandırma yönündeki ek davranışın bulunmaması hâline ilişkindir.
Tamamlanma, teşebbüs ve hazırlık hareketi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/1439 esas ve 2014/104 karar sayılı kararında teşebbüs, failin amaçladığı suça elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlamasına karşın elinde olmayan bir nedenle sonucu elde edememesi olarak açıklanmıştır. Aynı kararda banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu teşebbüse elverişli kabul edilmiştir. Suç, haksız yarar elde edilince tamamlanır. Bu noktadan önce gerçekleşip failin elinde olmayan nedenle tamamlanamayan fiilde teşebbüs hükümleri uygulanır.
Kart kullanılmış olmasına rağmen yarar sağlanamamışsa suç teşebbüs aşamasında kalır. Fail kendisine veya başkasına yarar sağladığında, başka bir anlatımla yarar failin tasarruf alanına girdiğinde suç tamamlanır. Yararın hangi ekonomik işlemle doğacağı tek bir yola bağlı değildir.
Aynı kararda banka kartı, sanıkların hâkimiyet alanına girmeden geri alınmıştır. Rızaya aykırı kullanma veya kullandırma yönünde bir davranış da başlamamıştır. Kurul, birinci fıkradaki suçun icra hareketlerine geçilmediğini ve yalnızca hazırlık hareketlerinin gerçekleştiğini kabul etmiştir. O ana kadar gerçekleşen ve kart suçunu henüz oluşturmayan eylem hırsızlığa uymuş, tamamlanamadığı için teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Şikâyetçiler kartı rızalarıyla sanığa vermediğinden, incelenen eylem dolandırıcılık olarak nitelendirilmemiştir. Kurul, eylemin birinci fıkraya teşebbüs sayılmamasına ilişkin bozmayı isabetli bulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere tevdiine 04.03.2014 günlü müzakerede oyçokluğuyla karar verilmiştir. Sonuç, yeni bir mahkûmiyet cezası kurmaz.
Sahte kartın üretilmesi ve kullanılması
İkinci fıkra, başkalarına ait banka hesaplarıyla bağlantı kurularak meydana getirilen sahte banka veya kredi kartını konu alır. Üretmek, satmak, devretmek, satın almak ve kabul etmek seçimlik fiillerdir; bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Fıkrada ayrıca yarar elde edilmesi aranmaz. Hapis cezası üç yıldan yedi yıla kadardır. Adlî para cezası onbin güne kadar öngörülür.
Üçüncü fıkra, sahte olarak oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan kartın kullanılmasına bağlanır. Failin kendisine ya da başkasına yarar sağlaması gerekir. Fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa hapis dört yıldan sekiz yıla kadar belirlenir ve beşbin güne kadar adlî para cezası uygulanır. Daha ağır suç kaydı yalnız bu fıkraya aittir; ikinci fıkradaki seçimlik fiillere taşınmaz.
Bileşik suç sayılmaması ve suçların içtimaı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/1439 esas, 2014/104 karar ile 2014/412 esas, 2018/160 karar sayılı kararlarında, birinci fıkradaki suçun kanundaki düzenleniş biçimi göz önüne alındığında bileşik suç olmadığı kabul edilmiştir. Kart suçuyla birlikte oluşabilecek diğer suçlara kanunda öngörülen cezalar da bu kabulün gerekçeleri arasında gösterilmiştir.
Kart hukuka aykırı bir eylemle ele geçirildiğinde hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık oluşabilir. Bu suçlar ile kartın kötüye kullanılması arasında gerçek içtima uygulanır ve fail her suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Kart, kanunlarda suç sayılan bir eylemle alınmış ve şartlar varsa, birinci fıkradaki suçun yanında hırsızlık, dolandırıcılık veya yağma da oluşabilir.
5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi, işlenen bir fiilin birden fazla farklı suç oluşturması hâlinde failin en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacağını düzenler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/412 esas ve 2018/160 karar sayılı kararında, bu madde uyarınca fikri içtima uygulanması gerektiği yolundaki itiraz isabetli bulunmamıştır. İnceleme sanık hakkındaki dolandırıcılık mahkûmiyetiyle sınırlıdır. Resmî belgede sahtecilik mahkûmiyeti özel dairece onanarak kesinleşmiştir. Kart suçundan verilen mahkûmiyet ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden bozulmuştur. Kurul, etkin pişmanlığın şartlarını veya bozulan mahkûmiyetin yeni cezasını bu kararla belirlememiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Kurul, itirazın reddine ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine her iki uyuşmazlık yönünden oyçokluğuyla karar vermiştir. Üç üye, fikri içtima nedeniyle tek suç oluştuğu ve itirazın kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır. Üç üye de kartın hukuka aykırı ele geçirilmesinin dolandırıcılık oluşturduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Karşı oylar çoğunluğun sonucunu değiştirmez. Sonuç bölümü hırsızlık veya 245. madde üzerinden yeni bir mahkûmiyet kurmaz.
Gerekçede, ekonomik değeri bulunan menkul mal niteliğindeki banka kartının katılanın rızası hilafına ele geçirilmesi ayrı bir suç, ardından bu kartla para çekilmesi ise kartın kötüye kullanılması suçu kabul edilmiştir. Gerçek içtima uyarınca her bir suçtan ayrı cezalandırma gerektiği belirtilmiştir. Bu kabul, incelenen olaya ilişkin gerekçedir.
Hırsızlık ile dolandırıcılık arasındaki ölçü
5237 sayılı Kanun'un 141. maddesinin birinci fıkrasına göre, zilyedin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır malı kendisi veya başkası için yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Dolandırıcılığın temel şekli 157. maddede düzenlenir. Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Bu ceza, kartın kötüye kullanılması suçunun cezası değildir. 158. maddede suçun nitelikli hâlleri sayılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 141Kaynağı aç
Dolandırıcılık için failin hileli davranışlarda bulunması, bu davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması ve mağdurun ya da başkasının aleyhine, fail veya başkası lehine haksız yarar sağlanması birlikte aranır. Hilenin, mağdurun iradesini ve rızasını elde etmeye yönelik olması gerekir.
Hırsızlıkta eşya zilyedin rızası olmaksızın alınır. Dolandırıcılıkta mal zilyedin rızasıyla teslim edilir; ancak bu rıza hileyle sağlandığından geçerli bir rıza değildir. Hileli davranış geçici de olsa rızaya dayalı teslim yaratmamış, mal failin el çabukluğu veya özel becerisi gibi maddi bir hareketle bulunduğu yerden alınmışsa eylem dolandırıcılık değil hırsızlık oluşturur. Hırsızlıktan önce kolaylaştırıcı hile, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı kapsamında 61. madde uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir. Bu ifade zorunlu bir artırım kurmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/412 esas ve 2018/160 karar sayılı kararında çoğunluk, incelenen olayda kartın zilyetliğinin aldatılmış rızaya dayalı olarak sanığa devredilmediğini ve ele geçirme eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu vasıflandırma o olayın gerekçesine özgüdür ve sonuç bölümünde hırsızlıktan yeni bir mahkûmiyet kurulmamıştır. 2012/1439 esas ve 2014/104 karar sayılı kararda da kartın rızayla teslim edilmemesi, eylemin dolandırıcılık sayılmamasının gerekçesidir.
Kartın niteliği ve düzenlemenin amacı
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 3. maddesi banka kartını, mevduat ve özel cari hesapların kullanılması da dahil bankacılık hizmetlerine erişimi sağlayan kart olarak tanımlar. Kredi kartı tanımı basılı kartı ve fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını kapsar. Her iki biçim, nakit kullanılmadan mal ve hizmet alınmasına veya nakit çekilmesine olanak verir. Kart hamili, bu hizmetlerden yararlanan gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Kanun, 01.03.2006 günlü ve 26095 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Banka kartının mülkiyeti bankaya, kullanma hakkı ise hamile aittir. Kartın edinilebilmesi için hamilin önce mevduat hesabı veya özel cari hesabı bulunmalıdır. Kart, hamilin ATM üzerinden hesabına ulaşmasını, para çekmesini, havale yapmasını ve diğer bankacılık işlemlerini gerçekleştirmesini sağlar. Kredi kartı, bankalar ile kart çıkarmaya yetkili kuruluşların müşterilerine belirli limitler dahilinde açtıkları kredi sayesinde nakit kullanmadan mal veya hizmet alma ya da nakit kredi çekme olanağı tanımak üzere verdikleri ödeme aracıdır.
Bu suçun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda karşılığı yoktur. Düzenleme 5237 sayılı Kanun'un 245. maddesindedir. Gerekçe, bankalar ile kredi sahiplerinin kartın hukuka aykırı kullanımı nedeniyle zarara uğramasının ve bu yolla çıkar elde edilmesinin önlenmesini, faillerin de cezalandırılmasını amaç olarak açıklar.
Belirli yakınlar hakkında ceza verilmemesi
Birinci fıkradaki suç, maddede yazılı yakınların zararına işlenirse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler bu kapsamdadır. Üstsoy, altsoy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlık da hükme dahildir. Kardeşler bakımından aynı konutta beraber yaşama şartı aranır. Sonuç, birinci fıkradaki suç ve metindeki akraba şartlarıyla sınırlıdır.
Etkin pişmanlık ve tüzel kişi tedbiri
Birinci fıkra kapsamındaki fiiller hakkında 5237 sayılı Kanun'un malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Beşinci fıkra indirimin oranını, zamanını ve şeklini kendisi yazmaz; başka hükümlere yollama yapar. Yollama birinci fıkra kapsamındaki fiillere ilişkindir. İkinci ve üçüncü fıkralar için bu fıkrada ayrıca bir uygulama cümlesi yoktur.
246. madde, bölümde yer alan bir suçun işlenmesiyle haksız menfaati sağlanan tüzel kişi hakkında, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmedileceğini düzenler. Hüküm bölümdeki suçları kapsayacak biçimde yazılmıştır. Tedbirin türü maddede sıralanmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 246Kaynağı aç
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Birinci fıkrada hapis alt sınırı üç yıl, ikinci fıkrada üç yıl, üçüncü fıkrada dört yıldır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesine göre, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Bu saklı tutma, 245. maddedeki suçun uzlaştırma kapsamında olup olmadığını düzenlemez. Şartlar gerçekleşse bile karar verilmesi zorunlu tutulmamıştır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Geri bırakma, müsadere hükümleri dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelir. Karar verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması gerekir. Mahkeme, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları değerlendirerek sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varmalıdır. Mağdurun veya kamunun zararı aynen iade, suçtan önceki hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmelidir. Üç şart birlikte aranır.
Zarar hemen giderilemezse, sanığın mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitlerle tamamen gidermesi koşuluyla da geri bırakma kararı verilebilir. Taksit imkânı ihtiyaridir ve zararın eksiksiz giderilmesine bağlıdır.
Açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez. Kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırıma da çevrilemez. Sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulur. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle aynı kişi hakkında yeniden geri bırakma kararı verilemez. Yasak, denetim süresi içindeki kasıtlı suç nedenine bağlanır. Denetim süresi boyunca dava zamanaşımı durur.
Mahkeme, beş yıllık sürenin içinde kalmak ve bir yılı aşmamak üzere belirleyeceği süre için denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir. Sanık meslek veya sanat sahibi değilse, meslek veya sanat edinmesini sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine mahkemece karar verilebilir. Meslek veya sanat sahibi olan sanık, bir kamu kurumunda ya da aynı meslek veya sanatı icra eden bir kişinin gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılabilir. Belli yerlere gitmenin yasaklanması, belli yerlere devam yükümlülüğü veya mahkemenin takdir edeceği başka bir yükümlülük de mümkündür. Bu tedbirler her sanık hakkında zorunlu değildir.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verip yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Yeni hüküm kurmak, indirimi veya ertelemeyi zorunlu kılmaz.
Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak ilgili fıkradaki koşullarla sınırlı değerlendirme yapabilir. 272. maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak üzere geri bırakma kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesinin kararları hakkında 286. madde uygulanır. Aynı saklı tutmayla, karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyizde karar ve hüküm, usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
Geri bırakma kararı buna mahsus bir sisteme kaydedilir. Kayıtlar ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme istemesi hâlinde ve maddede belirtilen amaçla kullanılabilir. Geri bırakmaya ilişkin hükümler, Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarda uygulanmaz.
Sık sorulan sorular
Banka veya kredi kartını kötüye kullanmanın cezası nedir?
Başkasına ait kartın rıza dışında kullanılması veya kullandırılmasıyla yarar sağlanırsa ceza üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır. Sahte kartı üretme, satma, devretme, satın alma veya kabul etme üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasını gerektirir. Sahte veya üzerinde sahtecilik yapılan kart kullanılarak yarar sağlanırsa ve fiil daha ağır bir suç oluşturmuyorsa ceza dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır.
Kart ele geçirilmiş fakat kullanılmamışsa suç tamamlanır mı?
Hayır. Tamamlanma, kartın rıza olmaksızın kullanılmasına veya kullandırılmasına ve yarar sağlanmasına bağlıdır. Ele geçirme yetmez; kullanmaya veya kullandırmaya yönelen davranış yoksa teşebbüs de oluşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/1439 esas ve 2014/104 karar sayılı kararında kart, sanıkların hâkimiyetine girmeden geri alındığı ve kullanım davranışı başlamadığı için icraya geçilmediği, yalnızca hazırlık hareketinin gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Kart kullanıldığı hâlde yarar sağlanamazsa ne olur?
Suç teşebbüs aşamasında kalır. Tamamlanma, failin kendisine veya başkasına yarar sağlamasına ve bu yararın failin tasarruf alanına girmesine bağlıdır. Elverişli icra hareketlerine rağmen failin elinde olmayan nedenle suç tamamlanamazsa teşebbüs hükümleri uygulanır.
Sahte kredi kartı üretmek için yarar sağlamak gerekir mi?
Hayır. Başkalarının banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte kart üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek, yarar şartı aranmadan cezalandırılır. Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan kartın kullanılmasına bağlanan ceza ise yarar sağlanması hâline yazılır.
İzinsiz ele geçirilen kartla para çekmek tek suç mudur?
Kart hukuka aykırı bir eylemle ele geçirilmiş ve şartlar oluşmuşsa, ele geçirme sırasında oluşabilecek suç ile kartın kötüye kullanılması arasında gerçek içtima uygulanarak ayrı cezalandırma kabul edilmiştir. Aynı fiilden doğan birden fazla suçta yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçun uygulanması yolundaki itiraz, 2014/412 esas ve 2018/160 karar sayılı kararda isabetli bulunmamıştır.
Eşin kartını izinsiz kullanmak cezasız mıdır?
Birinci fıkradaki suç, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenirse ilgili eş hakkında cezaya hükmolunmaz. Üstsoy veya altsoy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlık da aynı sonuca tabidir. Kardeşler bakımından aynı konutta beraber yaşama şartı aranır. Hüküm, birinci fıkradaki suç ve metindeki akraba şartlarıyla sınırlıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hangi cezaya uygulanabilir?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme bu kararı verebilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve zararın tamamen giderilmesi gerekir. Karar zorunlu değildir. Açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreliyse seçenek yaptırıma çevrilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

