Prim Gününü Tamamlayan İşçinin Kıdem Tazminatı Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Prim Gününü Tamamlayan İşçinin Kıdem Tazminatı Hakları

Prim Günü ve Sigortalılık Süresiyle Kıdem Tazminatına Hak Kazanma

Sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, emeklilik için öngörülen yaş şartını beklemeksizin kendi isteğiyle iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir. 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi uyarınca, 506 sayılı Kanun'un mülga 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışındaki koşulları veya anılan Kanun'un geçici 81. maddesine göre öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını doldurarak işten ayrılanlara kıdem tazminatı ödenmektedir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.
4447 sayılı İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU ( SOSYAL SİGORTALAR KANUNU, TARIM İŞÇİLERİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU, TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU, ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU, TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNU İLE İŞ KANUNUNUN BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ VE BU KANUNLARA EK VE GEÇİCİ MADDELER EKLENMESİ, İŞSİZLİK SİGORTASI KURULMASI, ÇALIŞANLARIN TASARRUFA TEŞVİK EDİL- MESİ VE BU TASARRUFLARIN DEĞERLENDİRİLMESİNE DAİR KANUNUN İKİ MADDESİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EKİ CETVELLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN) m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (25/8/1971 tarih ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile ilgili olup yerine işlenmiştir.) VII. BÖLÜM İŞSİZLİK SİGORTASI İşsizlik sigortasının amaç ve kapsamı ile yetkili, görevli ve sorumlu kuruluşlar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/22245, K. 2018/17900Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2015/22245 E.  ,  2018/17900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, 15 yıl sigortalılık ve 3600 prim gününü tamamlayarak işten ayrılmak istediğini, …'nın bu konudaki yazısının da işverene ibraz edilmiş olduğunu, … saatlerinin 09:00-18:00 arasında olduğunu, ancak daha geç saatlere kadar çalıştığını, hafta sonları da çalışmak zorunda kaldığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla … ücreti ve hafta tatili ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının esasen başka bir işyerinde çalışmak için işten ayrıldığını, yaş dışındaki şartları tamamlayarak emekli olmak niyetinin bulunmadığını, fazla çalışmasının olmadığını, ayrıca iş sözleşmesi gereği fazla … ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu, davacının yönetici seviyesinde olduğunu ve mesai saatlerini kendisinin ayarlayabildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dosya içerisinde mevcut … Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 12.11.2013 tarihli yazısında, davacının 15 yıl sigortalılık ve 5386 prim ödeme gününü doldurmuş olduğu belirtildiği, davacı tarafından da bu belge ibraz edilerek iş sözleşmesinin feshi bildirildiği, … hizmet cetvelinden, davacının akdin fesih tarihi olan 25.11.2013 tarihinden 21 gün sonra 16.12.2013 tarihinde dava dışı … Paz. ve İletişim Hizmetleri A.Ş.'de çalışmaya başladığı, celp olunan özlük dosyasından da davacının davalı bankada çalışması devam ederken 11.09.2013 tarihinde diğer şirketle iş görüşmesi yaptığı, davacıya iş teklifinin 10.11.2013 tarihinde yapılmış olduğu, buna göre davacının davalı bankadan ayrılmadan yaklaşık 2,5 ay önce diğer şirketle iş görüşmelerini başlattığı, davacının iradesinin başka bir işyerinde çalışmak olduğu anlaşıldığından kıdem tazminatı talep etme koşulları oluşmadığından bu talebin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120'nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır. Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanunu'nun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır. 4447 sayılı Yasa'nın 45'inci maddesi ile 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı yaş şartı hariç 15 yıl sigortalılık ve 3600 prim gününü doldurması sebebi ile feshettiğini kıdem tazmninatına hak kazandığını iddia etmiş, davalı ise esasen başka yerde çalışmak üzere istifa ettiğini, işten ayrılmadan önce iş görüşmeleri yaptığını, feshin akabinde başka işyerinde çalışmaya başladığını, TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan belgelere göre davacının fesih tarihinden önce başka işyeri ile iş görüşmesi yaptığı, davacıya iş teklifi yapıldığı, fesihten sonrada bu işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının davalı bankadan ayrılmadan yaklaşık 2,5 ay önce diğer şirketle iş görüşmelerini başlattığı, davacının iradesinin başka bir işyerinde çalışmak olduğu anlaşıldığından kıdem tazminatı talep etme koşulları oluşmadığından kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacıya kanunla tanınan bu hakkın amacı işyerinde çalışarak yıpranan ve bu sırada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini sonlandırabilmesine imkan tanımaktadır. Davacının fesih tarihinden önce iş görüşmesi yapması TMK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanıması niteliğinde değildir, Mahkemece kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

Prim ve sigortalılık süresi şartları sağlanmış olsa dahi, işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için son çalıştığı işyerinde en az bir yıllık kıdeminin bulunması zorunludur. İşverene bağlı çalışma süresi bir yılı doldurmamış olan işçi, prim gününü tamamlamış olsa bile bu hakka dayalı tazminat talep edemez.

İlk Sigorta Başlangıç Tarihlerine Göre Belirlenen Şartlar

İlk sigorta başlangıcı 08.09.1999 tarihinden önce olan işçilerin yaş şartı aranmaksızın kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için en az 15 yıllık sigortalılık süresini ve 3600 prim gününü tamamlamaları gerekir. Bu iki koşulu sağlayan çalışanlar, kendi istekleriyle iş sözleşmelerini feshederek kıdem tazminatı isteyebilirler.

İlk sigortalılık girişi 09.09.1999 ile 30.04.2008 tarihleri arasında gerçekleşen çalışanlar bakımından iki ayrı ölçü bulunmaktadır. Bu dönemde sigortalı olanlar, 25 yıllık sigortalılık süresi ile birlikte 4500 prim gününü tamamlayarak veya sigortalılık süresi aranmaksızın 7000 prim gününü doldurarak iş sözleşmesini feshedebilirler.

01.05.2008 ve sonrasında ilk defa sigortalı sayılan işçiler açısından prim günü koşulu kademeli artış esasına tabidir ve her yıl için 100 gün artacak şekilde uygulanır.

Fesih Usulü, İhbar Süresi ve İşten Ayrılış Bildirimi

İş sözleşmesini feshetmeden önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurularak sigortalılık süresi ve prim gün koşullarının sağlandığına ilişkin kıdem tazminatına esas resmi yazının temin edilmesi gerekir. Bu başvuru işçi çalışmaya devam ederken de gerçekleştirilebilir.

Prim gününün tamamlanması sebebiyle gerçekleştirilen fesihlerde ihbar bildirim süresi uygulanmaz ve işçi işverene ihbar süresi tanımakla yükümlü tutulamaz. Sözleşmeyi kendisi sona erdiren işçi ihbar tazminatı talep edemez; geçerli fesih sebebine dayandığı için işveren de işçiden ihbar tazminatı kesintisi yapamaz.

Prim gününü doldurarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçi, Sosyal Güvenlik Kurumu'na 08 işten ayrılış kodu (emeklilik veya toptan ödeme) ile bildirilir. Bu çıkış kodu kapsamında ayrılan işçilere işsizlik ödeneği bağlanmaz.

Tazminatın Hesabı, Ödenmesi ve Diğer Haklar

Kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında hesaplanır ve bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler toplanarak dikkate alınır. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenemez.

İşyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi durumunda işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden sonra gerçekleşen devirlerde her iki işveren işlemiş kıdem tazminatlarından sorumlu olmakla birlikte devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Ayrıca işveren, kıdem tazminatından doğan hukuki sorumluluğunu şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

Hesaplama kural olarak son ücret üzerinden gerçekleştirilir. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı durumlarda son bir yıllık sürede ödenen ücretin çalışılan günlere bölünmesiyle ortalama ücret esas alınır; son bir yıl içinde zam yapılmışsa işten ayrılma tarihi ile zam tarihi arasında alınan ücret üzerinden ortalama belirlenir. Asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanuni menfaatler de ücrete dahil edilir.

30 günlük süre hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine artırılabilir; ancak belirlenecek kıdem tazminatının yıllık miktarı en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tavanını aşamaz. Hak edilen kıdem tazminatının işten çıkış günü peşin olarak ödenmesi gerekir.

İş sözleşmesinin emeklilik şartlarının sağlanması gerekçesiyle sona ermesi halinde, kullanılmayan yıllık izin ücreti, ödenmemiş ücret, fazla çalışma ve prim gibi birikmiş işçilik alacaklarının da tam olarak ödenmesi zorunludur.

Yeniden Çalışma Durumu, Arabuluculuk, Faiz ve Zamanaşımı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/22245 Esas, 2018/17900 Karar ve 2016/15911 Esas, 2020/4322 Karar sayılı içtihatları uyarınca, işçinin fesih tarihinden önce başka bir işyeriyle görüşme yapması veya yalnızca iş başvurusunda bulunup yeni iş sözleşmesini mevcut işten ayrıldıktan sonra imzalaması dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil etmez; ancak fesih öncesinde başka bir işveren ile iş sözleşmesi imzalanması durumunda hakkın kötüye kullanıldığı kabul edilmektedir. İlgili hakkın kullanımı bakımından ise yaş hariç emeklilik şartlarıyla kıdem tazminatı alıp ayrılma imkanının kural olarak bir defaya mahsus kullanılabileceği kabul edilmekte, sonradan fiili yaş şartı doldurularak emekli olunduğunda son işyerinden yeniden kıdem tazminatı talep edilebilmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/15911, K. 2020/4322Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/15911 E.  ,  2020/4322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin 01/04/2008 ile 16/07/2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 08/06/2015 tarihinde SGK'ya başvurduğunu, sigortalılık süresinin 16 yıl prim ödeme gün sayısının ise 4312 gün olduğunu bildirir kıdem tazminatına esas yazı aldığını, davalı işverene başvurarak 1475 Sayılı İş Yasası 14. Maddesi 1. Fıkrasının 5 numaralı bendi gereği kıdem tazminatının ödenmesini talep ederek iş akdini 16/07/2015 tarihinde feshettiğini, davalının kıdem tazminatı ödemesi yapmadığını iddia ederek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 01/04/2008 ile 16/07/2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, istifa ederek iş aktini sonlandırdığını, yaş dışında sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını tamamladığından bahisle iş aktini feshettiğini bildirdiği, davacının belirsiz alacak davası açılamayacağını ve usuli itirazlarının olduğunu, davacının başka bir işyerinde çalışmak için istifa ettiğini ve kıdem tazminatına hak kazanamadığını, davacının istifa ettikten hemen sonra Burgan Bank'ta çalışmaya başladığını, davacının imzalamış olduğu işten ayrılma anket formunda ayrılma nedeni olarak terfi edememe, ücret ve yan haklarında tatminsizlik seçeneklerini işaretlediğini, daha iyi şartlarda başka bir iş bulduğundan istifa ettiğinin açık olduğunu, hakkın kötüye kullanıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, "davacının SGK dan aldığı 08/06/2015 tarihli yazı ile 16 yıl sigortalılık ve 4312 prim ödeme günü olduğundan yaş dışı emeklilik koşulları nedeniyle 16/07/2015 tarihi itibarı ile işten ayrılacağını ve kıdem ile yıllık izin alacaklarının ödenmesi talebini 22/06/2015 tarihinde işverene bildirdiği ve 16/07/2015 tarihinde çıkışının yapıldığı belirlenmiştir.. Burgan Bank'tan gelen cevapta davacının 03/08/2015 tarihinde bankaları nezdinde satın alma yöneticisi olarak çalışmaya başladığı bildirilmiş, gönderilen iş sözleşmesinin 20/07/2015 tarihinde düzenlendiği ancak iş başvuru formunun 14/05/2015 tarihinde davacı tarafından imzalandığı ve 25/05/2015 tarihinde işe alınmasına onay verildiği anlaşılmış, davacı yaş dışı emeklilik koşullarına haiz olarak işverene başvuru ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı yasanın 14/5 maddesi kapsamında iş akdini feshetmiş ise de, davacının davalı işveren nezdinde çalışması devam ederken ve fesih bildiriminden önce başka işyeri ile görüşüp iş başvurusu yaptığı ve onay aldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu 2. Madde kapsamında hakların kullanımında dürüstlük kuralına uyulması gerektiği ve 4857 sayılı İş Kanunu 23. Maddesinde ise işçinin işini bırakıp başka işe girmesi halinde yeni işverenin de bazı koşullarda işçi ile birlikte sorumlu olacağı düzenlemeleri yapılmıştır. Çalışma özgürlüğü kapsamında işçinin yaş dışı emeklilik feshi sonrası yeniden iş bulup çalışmaya başlaması hakkın kötüye kullanılması niteliği oluşturmaz ise de, iş akdinin devamı sırasında başka iş için başvuru yaparak onay verilmesi sonrasında yaş dışı emeklilik sebebine dayalı fesih işleminde ayrılma iradesinin yeni işte çalışma amacına dayalı olduğu, bildirdiği fesih nedeninin gerçek iradesini yansıtmadığı için hakkın kötüye kullanıldığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır. Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır. 4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir. Aksi hâlde işçinin başka bir işyerinde çalışmak için değinilen yasa hükmüne dayanması, yasal hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Dairemiz, konuyla ilgili bir kararında, işçinin bir gün sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmasının, feshin anılan (5) numaralı bent hükmüne uygun olmadığını gösterdiği sonucuna varmıştır (Yargıtay 9.HD. 4.4.2006 gün, 2006/2716 E, 2006/8547 K.). Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereği; ( Yargıtay 9. H.D 07.03.2017 tarih ve 2015/13250 Esas- 2017/3374 Karar, Yargıtay 9. H.D 04.03.2015 tarih ve 2013/11233 Esas-2015/9012 Karar v.b.) işçinin, iş sözleşmesini emeklilik nedeni ile feshetmeden önce başka bir işveren ile iş sözleşmesi imzalaması durumunda hakkın kötüye kullanıldığı kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi ayrılmadan önce başvuruda bulunmuşsa da iş sözleşmesini davalı işyerinden ayrıldıktan sonra imzaladığı ve daha sonra işe başladığı anlaşılmakla davacı işçinin kötüniyetli olarak kabulü isabetli değildir. Kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde isteğin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, kıdem tazminatı ve ödenmeyen işçilik alacakları için dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması dava şartıdır. Arabulucu yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir ve arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Kıdem tazminatı alacağında dava açma zamanaşımı süresi ise iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıldır.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılan davada hâkim, gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verir.

Prim gününü tamamlayarak işten ayrılan işçi ihbar tazminatı alabilir mi?

Hayır, sözleşmeyi kendisi fesheden işçi ihbar tazminatı talep edemez; fesih geçerli yasal sebebe dayandığı için işveren de işçiden ihbar tazminatı kesintisi yapamaz.

Prim gününü doldurup ayrılan çalışana işsizlik maaşı bağlanır mı?

Sosyal Güvenlik Kurumu'na çıkış işlemi 08 kodu (emeklilik veya toptan ödeme nedeniyle ayrılma) ile bildirildiğinden, kendi isteğiyle bu gerekçeyle ayrılan işçiye işsizlik maaşı bağlanmaz.

Kıdem tazminatını alarak ayrılan işçi sonradan başka bir işe girebilir mi?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/22245 Esas, 2018/17900 Karar ve 2016/15911 Esas, 2020/4322 Karar sayılı içtihatları doğrultusunda, işçinin fesih öncesinde yalnızca iş başvurusunda bulunması veya iş görüşmesi yapması hakkın kötüye kullanımı sayılmazken, iş sözleşmesinin fesih öncesinde yeni işverenle imzalanmamış olması gerekir; yeni sözleşmenin ayrıldıktan sonra yapılması durumunda işe başlanması tazminat hakkını engellemez.

Yaş hariç prim gününü doldurarak ayrılma hakkı birden çok kez kullanılabilir mi?

Yaş dışındaki emeklilik koşullarıyla kıdem tazminatı alıp ayrılma hakkının bir defaya mahsus kullanılabileceği kabul edilmektedir; ancak işçi daha sonra yaş koşulunu da tamamlayarak fiilen emekli olduğunda son işyerinden yaşlılık aylığına bağlı kıdem tazminatı talep edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu