Otel Rezervasyonu İptalinde Ücret İadesi ve Tüketici Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Otel Rezervasyonu İptalinde Ücret İadesi ve Tüketici Hakları

Otel Rezervasyon Sözleşmesi ve İade Taleplerinin Kapsamı

Otel rezervasyonu, işletmenin konaklama hizmeti sunmayı taahhüt ettiği, tüketicinin de belirlenen bedeli ödemeyi üstlendiği bir hizmet sözleşmesidir. Sözleşme içeriğinde ya da rezervasyon belgelerinde ücretin iade edilmeyeceği veya ön ödemenin geri verilmeyeceği yönünde kayıtların bulunması, tüketicinin hukuki yollara başvurarak hak talep etmesini her durumda engellemez.

Rezervasyon iptali sonrasında ücret iadesinin gerekip gerekmediği değerlendirilirken iptal işleminin yapıldığı tarih, ödemenin ön ödeme mi yoksa konaklama bedelinin tamamı mı olduğu, işletmenin iptal politikası, iptalin gerekçesi, otelin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirip getirmediği ve taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği birlikte dikkate alınır.

Rezervasyon uyuşmazlıklarında yalnızca rezervasyon sırasında kabul edilen iptal koşulları esas alınmaz. Tarafların sözleşmesel edimlerini ifa durumu, iptal gerekçesi, iptal bildiriminin konaklama tarihine olan yakınlığı ve işletmenin taahhüt edilen hizmeti sunmaya fiilen hazır bulunup bulunmadığı gibi unsurlar birlikte gözetilir.

Mesafeli Rezervasyonlarda Bilgilendirme ve Cayma Hakkı

Satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı bulunmaksızın, uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48 inci maddesi gereğince mesafeli sözleşme kabul edilir. Tüketicinin mesafeli sözleşmeyi onaylamadan önce siparişi kabul ettiği takdirde ödeme yükümlülüğü altına gireceği hususunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi zorunludur. Tüketicinin bu yönde bilgilendirildiğini ispat yükü ise satıcı veya sağlayıcı üzerindedir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
MADDE 48- (1) Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir. (2) Tüketici, mesafeli sözleşmeyi ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce ayrıntıları yönetmelikte belirlenen hususlarda ve siparişi onaylandığı takdirde ödeme yükümlülüğü altına gireceği konusunda açık ve anlaşılır şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir. Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir. (3) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin siparişinin kendisine ulaştığı andan itibaren taahhüt edilen süre içinde edimini yerine getirir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/7 md.) Tüketicinin isteği veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler haricinde mal satışlarında bu süre her hâlükârda otuz günü geçemez. Satıcı veya sağlayıcının bu süre içinde edimini yerine getirmemesi durumunda tüketici sözleşmeyi feshedebilir. (4) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici, cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Her hâlükârda bu süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Tüketici, cayma hakkı süresi içinde malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir. (5) (Değişik:24/3/2022-7392/7 md.) Oluşturdukları sistem ile satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla yükümlüdür. (6) (Ek:24/3/2022-7392/7 md.) Aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak;[10] a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen, b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından yapıldığı durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden, c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin satıcı veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların tutulmasından ve istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile tüketicilere verilmesinden, ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık hizmetine ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve sağlayıcıların bu madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir işlemden, d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen, e) Satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinden, f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında yer alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından, sorumludur. (7) Mesafeli sözleşmelerde, kapsam dışı sözleşmeler, tüketici, satıcı ve sağlayıcı ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, bilgilendirme yükümlülüğü, teslimat ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.10 Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler

6502 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tüketici, mesafeli sözleşmelerde genel kural olarak on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma bildiriminin bu on dört günlük süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Cayma hakkı konusunda usulünce bilgilendirilmeyen tüketici bu süreyle bağlı tutulamaz; bununla birlikte bu hak cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl geçmesiyle her hâlükârda sona erer.

Mesafeli sözleşmelerde cayma hakkının istisnaları, kapsam dışı tutulan sözleşmeler, bilgilendirme yükümlülüğü ve diğer uygulama esasları 6502 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca yönetmelikle düzenlenir.

Aracı İnternet Platformlarının Hukuki Sorumluluğu

İnternet siteleri veya mobil uygulamalar üzerinden yapılan rezervasyonlarda sorumluluğun belirlenmesi için işlemin hangi platform üzerinden tamamlandığı, ödemenin hangi kuruluşa aktarıldığı, sözleşmenin hangi taraflar arasında kurulduğu ve konaklama hizmetinin hangi işletmece sunulacağı incelenir.

6502 sayılı Kanun'un 48 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendi uyarınca aracı hizmet sağlayıcılar, tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Aynı fıkranın (d) bendi doğrultusunda, satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil eden aracı hizmet sağlayıcılar; mal veya hizmetin tüketiciye ifası sonrası bedelin aktarıldığı haller ile kanundaki belirli hak kullanımları hariç olmak üzere, ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden sağlayıcı ile birlikte müteselsil sorumluluk taşır.

İptal Süreleri, Kesintiler ve Otelin Zarar Durumu

Erken rezervasyon yapılmış olması, ücret iadesinin mümkün olduğu ya da kesin olarak mümkün olmadığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. İade istemi incelenirken iptal tarihi, sözleşme hükümleri ve tarafların edimleri birlikte değerlendirilir. Ücretsiz iptal hakkı tanıyan rezervasyonlarda sözleşmedeki süre içinde iptal yapıldığında uyuşmazlık riski düşüktür; sürenin dolmasının ardından yapılan başvurularda ise somut olayın koşulları ile sözleşme maddeleri incelenir.

Sözleşmede cezai şart veya kesinti uygulanacağı kararlaştırılan gün sınırından önce iptal bildiriminde bulunulması halinde işletme tarafından kesinti uygulanamaz. Sözleşmede bu süreler için kesinti yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığı takdirde, tahsil edilen depozito veya avans bedelinin tamamının iadesi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/8442, K. 2023/454Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/8442 E.  ,  2023/454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/261 E., 2022/111 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davalı vekili Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme Kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ile arasında evlilik merasimi için bir ziyafet satış sözleşmesi akdedildiğini ve davalıya ait Four Seasons otel için sözleşme düzenlendiğini, ancak nişanlısından ayrıldığı için evlilik töreninin yapılma imkanı kalmadığını ve bu durumun davalıya bildirildiğini, ancak davalıya ödenen 25.000 Euro peşin bedelden 7.000 TL 'sinin iade edeceğinin, kalanını iade etmeyeceğinin, iptal ücreti olarak alıkonacağının söylendiğini, bedelin iadesi için icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının sözleşmeyi tamamen kişisel sebeplerle fesih ettiğini, davacıya satılan dönemin başka müşterilere satılamadığını, bu nedenle otel boş kalacağı için ve zarar edeceği için davacıya ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece; taraflar arasında 21.06.2014 tarihinde düğün merasimi için Ziyafet Satış Sözleşmesi imzalandığı, ancak davacının özel hayatında yaşanan gelişmeler neticesinde evlilik merasiminin gerçekleşme ihtimali bulunmadığı, sözleşmenin iptal edildiği ve bu durumun ihtarname ile davalıya bildirildiği ve ödenen depozito bedelinin iadesi için icra takibi yapıldığı, uyuşmazlık konusunun tüketici işlemi niteliğinde olmadığı, kira sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın genel hükümlere göre genel mahkemede çözümlenmesi gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinde bu tür davalara bakmakta Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/34280 E., 2015/35340 K. sayılı ilamıyla; somut olayda davacının davalıya ait düğün salonunda yemek ziyafeti verilmesine ilişkin sözleşme düzenlendiğini, nişanın bozulması nedeniyle düğün merasiminin yapılmadığını, davalının ödenen depozito bedelini iade etmediğini ileri sürerek bunun için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açtığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğu, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetildiği, görevle ilgili hususlarda kazanılmış hakkın söz konusu olmadığı, bu durumda mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığından bahisle sulh hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin 8 inci maddesinde cezai şartın düzenlendiği, 90 ile 119 gün arasındaki iptallerde %25 oranında cezai şart alınacağının kararlaştırılmış olduğu, davacı tarafça çekilen ihtarname tarihi itibari ile 119 günden de önce sözleşmeden cayıldığı anlaşıldığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince 25.000 euronun %25'inin 6.250 euro olduğu, davacıdan ancak bu kadar bedel cezai şart olarak tahsil edilebileceği, dolayısı ile davacının ödemiş olduğu 18.750 eoruyu davalıdan isteme hakkı bulunduğu, 18.000 eurounun iadesini icra takibinde talep etmiş olduğu, davacının davasının taleple bağlılık ilkesi uyarınca kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2018/2236 E., 2019/6436 K. sayılı ilamıyla; 16.09.2013 tarihli sözleşmede, sözleşme bedelinin açıkça 84.960 Euro olduğu, sözleşmenin 8 inci maddesinde ise 119 ila 90 gün öncesine kadar organizasyonun iptali halinde %25 karşılığı 18.000 Euro iptal ücreti ödeneceğinin düzenlendiği, mahkemece 25.000 Euro üzerinden oran hesap edilerek 18.000 Euronun iadesinin gerektiği kanaatine varıldığı, sözleşme değeri 84.960 Euro olduğu ve iptal ücretinin de açıkça %25'i olan 18.000 Euro olduğunun düzenlendiği, müzakere edildiği ve sözleşme nedeni ile davacının bu bedeli ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. C.Karar Düzeltme Yoluna Başvurulması Sonucu Daire Verilen Bozma Kararı 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2018/2236 E., 2019/6436 K. sayılı ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 2.Dairenin 13.04.2021 tarih ve 2020/8622 E., 2021/4055 K. sayılı ilamıyla; 16.09.2013 tarihli sözleşmenin 8-d maddesinde, sözleşmenin iptali halinde iptal tarihinden organizasyon tarihine kadar kalan süreye göre kesilecek iptal ücretlerinin oranlarının ayrı ayrı belirtildiği, davacının organizasyona 123 gün kala iptal iradesini davalıya bildirdiği, taraflar arasındaki sözleşmede 123 gün kala yapılan iptalde herhangi bir kesinti yapılacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığı, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, anılan yasal düzenleme ve tarafların beyanları da dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarih ve 2018/2236 E., 2019/6436 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, sözleşmenin 8-d maddesine göre 119 gün öncesinden yapılan iptallerde ödenen bedelden kesinti yapılacağının kararlaştırılmadığı, somut olayda davacı taraf iptal iradesini organizasyondan 123 gün önce davalı tarafa bildirdiği, sözleşme uyarınca davacının kesinti yapılacağı belirlenen günlerden önce iptal iradesini davalıya ihtarname ile bildirdiği, bu nedenle ödenen tüm depozito bedelinin davacıya iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairenin 12.09.2022 tarihli ve 2022/4717 E., 2022/6342 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiği gerekçesiyle kararın hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde yer alan "29.143,01 TL" rakamının çıkartılarak yerine "7.808,70 TL" rakamının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına, karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; davacının kendisinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmenin iptal edildiğini, hiçbir kusuru bulunmayan otelin uğradığı bu zararın ise sözleşmeyi kişisel sebeplerle feshetmiş olan davacıdan tazmin edilmesi gerektiğini, No-Show bedellerini düzenleyen sözleşmenin 8-c ve d maddelerinin yanlış yorumlandığını, davacının imza tarihinden itibaren yani rezervasyonun düzenlendiği günün ertesi günü dahi iptal etmiş olsa yine de söz konusu No-Show bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, kararlaştırılan No-Show bedelinin ise organizasyon tarihi yaklaştıkça yükseldiğini, yapılan faiz hesabının da hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sözleşmenin iptal edilmesi nedeniyle iade edilmeyen ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi. 2.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 3.Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemelerinin nihai kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesinde sayılı sebeplerinin birinin varlığı halinde mümkündür. 2.Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma kararlarının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin davalı vekilince ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinde bildirdiği sebeplerin Dairece verilen düzeltilerek onama kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tüketicinin rezervasyonu iptal etmesinin ardından odaların başka müşterilere satılmış olması durumunda otel işleticisinin zararı gerçekleşmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/1384 Esas ve 2012/9741 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, rezervasyonu iptal edilen odaların başka müşterilere tahsis edilip satılması halinde işletmenin zararı doğmayacağından, iptal tazminatı taleplerinde odaların başkasına satılıp satılmadığının araştırılması zorunludur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1384, K. 2012/9741Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2011/1384 E.  ,  2012/9741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2007/401-2010/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 07.05.2001 tarihli oda tahsis grup sözleşmesi ile müvekkilince işletilen otelde davalı adına 50 adet odanın tahsis edildiğini, sözleşmenin oda rezervasyon iptal ücreti başlıklı maddesine göre, otelde konaklayacakların varış tarihi olan 24.06.2001 tarihinden en az 29 gün öncesinden iptal edilen rezervasyonların bedellerinin tümünün ödenmesi gerektiğini, davalı yanın 19 adet oda rezervasyonunu 30.05.2001 tarihinde iptal ettiğini, bu iptalin münferit iptal niteliğinde olmadığını, ancak, davalının sözleşme gereğince iptal ettiği rezervasyon konusu oda bedellerini ödemediğini ileri sürerek, 68.253 USD ve dava tarihine kadar işlemiş faizi olan 3.071 TL olmak üzere toplam 71.324 USD'nin, USD'ne ödenen en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının dayandığı sözleşme maddesinin geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin 3. maddesi gereğince otele varış tarihinden 60 gün önce yapılacak iptallerin bedelsiz olduğunun belirtildiğini, oysa sözleşme tarihi ile varış tarihi arasında 60 günlük süre olmadığını, sözleşmenin imzası tarihinde bedelsiz iptal için gereken edimin ifasının imkansız olduğunu, davacı yanın müvekkiline gönderdiği yazı ile de 30.05.2001 tarihine kadar sözleşmeye ilişkin son değişikliklerin yapılmasının istendiğini, buna göre de müvekkilinin 30.05.2001 tarihinde rezervasyon iptali yaptığını, somut olayda grup iptalinin söz konusu olmadığını, münferit iptallerinde varış tarihinden en az 7 gün önce yapılması durumunda ücrete tabi olduğunu, grup iptalinin ancak 50 odanın tamamının iptali halinde söz konusu olabileceğini, münferit iptalin ise sözleşmede öngörülen sürede yapıldığından ücret isteminin yersiz olduğunu, kaldı ki davacının iptal edilen odaları başka müşterilere sattığını ve zararı bulunmadığını, temerrütlerinin oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça rezervasyonu iptal edilen 19 odanın fiilen 5 gün boş kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.064 USD'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, taraflar arasında düzenlenen grup oda tahsis sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Söz konusu sözleşme ile davalı şirketin davacıya ait oteldeki 25 adet superior deniz manzaralı odayı 420 USD+KDV, 25 adet deluxe ve grand deluxe odayı ise 600 USD+KDV ücretle rezerve ettiği, daha sonra ise 19 adet deluxe odaya ilişkin rezervasyonun iptal edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin 29.09.2006 tarihli 2006/8619-9524 sayılı bozma ilamında, davacının rezervasyonu iptal edilen 19 adet oda ücretinin tümünü isteyebileceği, ancak rezervasyonu iptal edilen odaların başka müşterilere satılmış olması halinde davacının zararı doğmamış olacağından bu hususun tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece ise yalnızca 19 odanın tamamının boş kaldığı günler dikkate alınarak ve bu odaların deluxe oda mı yoksa superior oda mı olduğu da belirlenmeksizin hesaplama yapılan 12.05.2010 tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bu itibarla mahkemece, davacı vekilinin hükme esas tutulan bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlar da karşılanmak suretiyle yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.922,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …P.A.'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mücbir Sebep, Sağlık Sorunları ve Kusursuz İmkânsızlık

İşletmenin rezervasyonu tek taraflı iptal etmesi veya taahhüt ettiği konaklama hizmetini gereği gibi sunamaması durumunda sorumluluk tespiti tarafların sözleşmesel yükümlülükleri ve somut şartlar gözetilerek yapılır. Tüketici yönünden hastalık ve sağlık problemleri gerekçesiyle yapılan iptallerde ise rahatsızlığın niteliği, konaklama tarihine etkisi ve durumun sağlık raporları gibi belgelerle tevsik edilmesi aranır.

Doğal afetler ve ağır hava koşulları gibi durumlarda olayın niteliği, tarafların kusur durumu ve ifanın fiilen imkânsız hale gelip gelmediği incelenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
MADDE 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. II. Kısmi ifa imkânsızlığı

6098 sayılı Kanun'un 136 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borcundan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder; kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yüklendiği haller bu kuralın istisnasını oluşturur. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca borçlu, ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları gidermek zorundadır.

Uyuşmazlık Çözümü ve Başvuru Yolları

Ücret iadesi talebinin reddedilmesi halinde tüketicinin işletmeye e-posta veya iadeli taahhütlü mektup gibi ispatlanabilir yazılı yöntemlerle başvurarak rezervasyon numarası ile iptal gerekçesini iletmesi ispat kolaylığı açısından fayda sağlar.

Otel ve konaklama hizmetlerine ilişkin sözleşmelerden kaynaklanan bedel ve depozito iadesi uyuşmazlıkları 6502 sayılı Kanun kapsamında yer alır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/8442 Esas ve 2023/454 Karar sayılı ilamında da konaklama ve organizasyon satış sözleşmesinden kaynaklanan bedel uyuşmazlıklarının 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığı teyit edilmiştir.

6502 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca, tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndaki hakları saklı kalmak kaydıyla, değeri kanuni parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur; bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları kabul etmekle yükümlüdür. Parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır ve hesaplamada bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Başvurular tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılır; hakem heyeti bulunmayan yerlerde başvurular kaymakamlıklara verilir. Bu düzenleme, tüketicilerin ilgili mevzuata göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel teşkil etmez.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 68Kaynağı aç
MADDE 68- (1) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. (2) Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. (3) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir. (Ek cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir. (4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesabında bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. [16] (5) Bu madde tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel değildir. İnceleme
Sözleşmede ücret iade edilmez maddesi bulunması hak talebini engeller mi?

Sözleşmedeki iade edilmez ibareleri tüketicinin hak talep etmesini engellemez; iptal tarihi, tarafların yükümlülükleri, kusur durumu ve ifanın imkânsızlaşması şartları birlikte incelenir.

İptal edilen otel odası başkasına satıldığında işletme ücret kesebilir mi?

İptal edilen odanın başka bir müşteriye satılması halinde işletmenin zararı doğmayacağından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihadı uyarınca işletme iptal tazminatı veya haksız kesinti uygulayamaz.

Mücbir sebep veya hastalık durumunda ödenen ücret geri alınabilir mi?

Kusursuz imkânsızlık hallerinde Türk Borçlar Kanunu m. 136 uyarınca borç sona erer ve işletmenin tahsil ettiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince iade etmesi gerekir.

İnternet üzerinden yapılan rezervasyonda aracı kuruluşa karşı talepte bulunulabilir mi?

6502 sayılı Kanun m. 48 uyarınca bedel tahsil eden aracı hizmet sağlayıcılar, kanundaki istisnalar hariç ifa ve cayma yükümlülüklerinden konaklama sağlayıcısıyla birlikte müteselsilen sorumludur.

Otel rezervasyonu uyuşmazlığında tüketici hakem heyetine başvuru zorunlu mudur?

6502 sayılı Kanun m. 68 gereğince kanuni parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesi görevlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu