Emeklilik Başvurusu: Yaşlılık Aylığı Şartları ve Hukuki Süreç

by Avukat Erdal Ersoy
Emeklilik Başvurusu: Yaşlılık Aylığı Şartları ve Hukuki Süreç

Başvuru Yapılmadan Emeklilik Aylığı Bağlanmaz

Yaş, prim günü ve sigortalılık süresi şartlarının tamamı karşılanmış olsa bile, sigortalı yazılı talepte bulunmadıkça emeklilik statüsü tesis edilmez ve aylık bağlama işlemleri başlamaz. 5510 sayılı Kanun m. 28/9 uyarınca 4/1-(a) bendi kapsamındaki sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, 4/1-(b) bendi kapsamındaki sigortalının ise sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunması şarttır. Emeklilik süreci iki ayrı adımdan oluşur: işveren nezdinde iş sözleşmesinin sona erdirilmesi bildirimi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan yazılı aylık talebi. Bu iki adım birbirinden bağımsız hukuki sonuçlar doğurur; işverene yapılan bildirim, aylık bağlanması için SGK'ya yapılacak yazılı başvurunun yerini tutmaz.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 28Kaynağı aç
MADDE 28- Yaşlılık sigortasından sigortalıya sağlanan haklar şunlardır: a) Yaşlılık aylığı bağlanması. b) Toptan ödeme yapılması. (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) İlk defa bu Kanuna göre sigortalı sayılanlara; a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır. b) (a) bendinde belirtilen yaş şartı; 1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59, erkek için 61, 2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61, erkek için 63, 4) 1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62, erkek için 64, 5) 1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63, erkek için 65, 6) 1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64, erkek için 65, 7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65, olarak uygulanır. Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır. Sigortalılar, ikinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan yaş hadlerine 65 yaşını geçmemek üzere üç yıl eklenmek ve adlarına en az 5400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla da yaşlılık aylığından yararlanabilirler.[43] Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 25 inci maddenin ikinci fıkrasına göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalığı veya engelliliği bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır.[44] Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının; a) % 50 ilâ %59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün, b) % 40 ilâ %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94 üncü madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilirler. Bakanlıkça tespit edilen maden işyerlerinin yeraltı işlerinde sürekli veya münavebeli olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalılar için ikinci fıkrada belirtilen yaş şartı 50 olarak uygulanır.[45] 55 yaşını dolduran ve erken yaşlanmış olduğu tespit edilen sigortalılar, yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık aylığından yararlanırlar. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) Emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir.[46] (Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması zorunludur. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Yaşlılık aylığının hesaplanması

5510 Sayılı Kanun Kapsamında Yaşlılık Aylığı Şartları

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre ilk defa sigortalı sayılan kişiler için yaşlılık aylığının temel koşulları sigortalılık türüne göre farklılaşmaktadır. Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kadın sigortalılar için 58, erkek sigortalılar için 60 yaşının doldurulması ve en az 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması gerekmektedir. Öte yandan 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanmaktadır.

Hangi yaş haddinin uygulanacağı, prim gün sayısı şartının dolduğu tarihte geçerli olan hada göre belirlenir. 5510 sayılı Kanun m. 28/2-(b) uyarınca bu hadler 2036 yılından itibaren kademeli biçimde artırılmakta; 2048 yılından itibaren ise hem kadın hem erkek için 65 yaş olarak uygulanacaktır. Ayrıca m. 28/3 uyarınca, ikinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan yaş hadlerine 65 yaşını geçmemek koşuluyla üç yıl eklenerek ve en az 5400 gün prim bildirilmiş olmak şartıyla da yaşlılık aylığından yararlanılabilmektedir.

Özel Durumlarda Uygulanan Farklı Şartlar

5510 sayılı Kanun m. 28, belirli koşullar altında standart yaş ve prim gün şartlarından ayrılan özel düzenlemeler içermektedir. Sigortalı olarak çalışmaya başlamadan önce malul sayılmayı gerektirecek hastalığı veya engelliliği bulunduğu için malullük aylığından yararlanamayan kişilere, en az 15 yıldan beri sigortalı olmak ve en az 3960 gün prim bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır (m. 28/4). Çalışma gücü kaybı yüzde 40 ile 49 arasında olan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olup 4680 gün prim ödemeleri halinde yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanır (m. 28/5-b).

Bakanlıkça tespit edilen maden işyerlerinin yeraltı işlerinde sürekli veya münavebeli olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalılar için yaş şartı 50 olarak uygulanmaktadır (m. 28/6). 55 yaşını dolduran ve erken yaşlandığı tespit edilen sigortalılar ise yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık aylığından yararlanabilir (m. 28/7). Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunan kadın sigortalılar açısından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayısının dörtte biri toplam gün sayısına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir (m. 28/8).

4/1-(b) ve 4/1-(c) Kapsamındaki Sigortalılara Özgü Koşullar

4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yazılı talepte bulunulan tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dahil tüm prim ve prime ilişkin borcun bulunmaması zorunludur (5510 sayılı Kanun m. 28/10). Kamu görevlileri açısından ise, 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındakilerin istekleri üzerine yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için yetkili makamdan emekliye sevk onayı alınması ve ardından ilişiklerinin kesilmesi şartı aranmaktadır (m. 28/9).

Başvuru Tarihinin Aylık Başlangıcına Etkisi

5510 sayılı Kanun m. 30/1-(a) uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılara yaşlılık aylığı, yazılı istek tarihinden sonraki ay başından itibaren bağlanır. 4/1-(c) kapsamındaki kamu görevlileri için ise yetkili makamdan alınan emekliye sevk onayı üzerine görevle ilişiğin kesildiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Bu çerçevede başvurunun zamanlaması, aylığın başlayacağı tarihi doğrudan belirler. Şartlar tamamlanmadan yapılan erken başvuru reddedilebilir; gecikmeli başvuru ise aylık başlangıcını ileriye atabilir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 38Kaynağı aç
MADDE 38- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/24 md.) Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanununa, mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır. Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/24 md.) Aylık bağlama işlemlerinde dikkate alınan sigortalılık süreleri, sigortalılığın başlangıç tarihi ile sigortalının aylık bağlanması için yazılı istekte bulunduğu, aylık bağlanması için istekte bulunmayan sigortalılar için ise ölüm tarihi arasında geçen süredir. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar bakımından sigortalılık süresi; sigortalılığın başlangıç tarihi ile 48 inci maddeye göre yetkili makamdan emekliye sevk onayının alınarak görevi ile ilişiğinin kesildiği ayın son günü arasında geçen süredir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/24 md.) Vazife malûllüğü aylığı almakta iken, çalışmaya başlamaları nedeniyle haklarında uzun vadeli sigorta hükümleri uygulananlar için malûllük, yaşlılık ve ölüm aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında esas alınacak sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve prime esas kazancın hesaplanmasında, vazife malûllüğü aylığı bağlandığı tarihten önceki süreler dikkate alınmaz. Uzun vadeli sigorta kolları bakımından üçüncü kişinin sorumluluğu[52]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12657, K. 2024/1760 sayılı davada aylık başlangıcı meselesinin somut koşullara göre şekillendiği görülmektedir: Kurum, yaşlılık aylığını hak kazanma tarihinden sonra Kuruma yapılan ilk yazılı başvuruyu esas alarak bir tarihten bağlamış; öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi farklı bir aylık başlangıç tarihine hükmetmiş ve Yargıtay bu kararı onamıştır. Her somut olaydaki hak kazanma tarihi ve başvuru koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12657, K. 2024/1760Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2023/12657 E.  ,  2024/1760 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1205 E., 2023/1341 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/281 E., 2022/51 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 29.06.2009 tarihinde emekli olmak için işten ayrıldığı, sonrasında SGK’na başvurduğu, Kurum tarafından bir kısım hizmetlerin naylon olduğu gerekçesiyle işlem yapmadığı, bu nedenle davacının hizmetlerinin gerçek olduğu ve emeklilik hesabında değerlendirilmesi gerekçesi ile dava açtığı, … 2. İş Mahkemesinin 2015/62 Esas 2016/167 Karar sayılı kararı ile 13.08.2007 – 01.04.2010 dönemini kapsayan hizmet süresinin gerçek ve fiili olduğu şeklinde hükme bağlandığı, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/16161 E.sas 2017/7451 Karar sayılı ilamı ile onandığı, hizmet tespitinin bu kararın kesinleştiği, davacının 58 yaşında yaşlılık aylığına hak kazandığı, ayrıca %54 engelli raporunun bulunduğu, maluliyet durumunun nazara alınmaması halinde dahi doğum ve hizmet başlangıç tarihi ile prim ödeme gün sayısı ile emeklilik koşulunu yerine getirdiği 03.04.2013 tarihi itibariyle emeklilik başlangıcının kabulü ve tespitinin gerektiği, davacının emekli aylığı ödemesi açısından 18.02.2019 – 06.06.2021 tarihleri arası için 54.183,18 TL birikmiş emekli aylığı olduğuna dair tebliğ bildirimi olduğu, Kurumun hesaplamasının hatalı olduğu, geç ödemeden doğan yasal faizleri ile hesaplanıp ödenmediği, davacının emekli aylık alacağından doğan yasal faizlerinin ayrıca hesaplanmasının gerektiği iddiasıyla davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin %54 engelliler için söz konusu olan emeklilik tarihi olarak tespitine, bu talep kabul görmez ise yaş durumu nazara alınarak 58 yaşına girdiği tarih olan 03.04.2013 tarihi olduğunun tespitine, emekliliğe hak kazandığı tarihe göre birikmiş emekli aylık tutarının dava günü itibariyle işlemiş yasal faizi ile emekli alacaklarının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, bir kısım çalışmalarının tespitine ve tahsis talep tarihi olan 13.10.2010 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkin dava … 2.İş Mahkemesinin 2017/400 Esas 2019/168 Karar sayılı dosyası ile yargılamaya tabi olduğu, Mahkeme kararında davacının 13.08.2007 – 01.04.2010 tarihleri arasında … Ltd.Şti’de hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı ve adı geçen iş yerinden bildirilen çalışmaların geçerli olduğunun tespiti, davacının tahsis talep tarihi olan 13.10.2010 tarihinde emeklilik aylığı bağlanması şartlarını taşımadığından buna yöne yönelik talebinin reddine karar verildiği, Mahkeme kararının Yargıtay 10.H.D’nin 2020/5283 Esas 2021/2746 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacının Mahkeme kararı ile hüküm altına alınan tahsis talebinden sonra Kuruma yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin ilk talebi 19.02.2019 tarih 2806062 sayılı müracaatı üzerine 01.03.2019 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum tarafından davacıya yaşlılık aylığı bağlanması işlemlerinde hukuka aykırı işlem bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının dava dilekçesinde yaş durumu nazara alınarak emeklilik tarihinin 58 yaşına girdiği tarih olan 03.04.2013 tarihi olduğunun tespiti, buna göre tespit edilecek emekliliğe hak kazandığı tarihe göre birikmiş emekli aylıklarının dava günü itibariyle işlemiş yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin incelenmesinde davacının hizmet dökümünü incelenmesinde ilk defa 10.12.1996 tarihinde işe başladığı, buna göre hak kazanma koşullarının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre inceleneceği anlaşılmış ise de gerek genel koşullara, gerekse özel koşullara göre aylık bağlanabilmesi, 4/1-(a) sigortalıları için çalıştığı işinden ayrılma ve yazılı istekte bulunma koşullarının gerçekleşmesine bağlı bulunduğu, davacının sigorta sicil dosyanın incelenmesinde 01.04.2010 tarihinde işten ayrıldığı, ilk defa 13.10.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu … 2. İş Mahkemesinin 2017/400 Esas 2019/168 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere bu tarihte davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinde yer alan koşulları sağlamadığı bundan sonra Kuruma yaşlılık aylığı bağlanması için ilk başvurusunun 19.02.2019 tarihi olduğu bu başvurunun kargoya veriliş tarihi olan 18.02.2019 tarihinin aylığa hak kazanma tarihi olarak Kurumca belirlenip buna göre davacının birikmiş aylığının hesaplandığı, bu durumda davacının prim ödeme gün sayısı yaşı ve ilk defa sigortalı olduğu tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/C-bc maddesine göre 58 yaşını doldurduğu tarihte aylık bağlanabileceği anlaşılmış ise de davacının 58 yaşını ikmal ettiği 03.04.2013 tarihinde tahsis talebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/62 Esas 2016/167 Karar sayılı kararı ile "13.08.2007 – 01.04.2010 dönemini kapsayan hizmet süresinin gerçek ve fiili olduğunun" hükme bağlandığı ve kararın Yargıtayca onandığı, hizmet tespiti noktasından da kararın kesinleştiği gün itibariyle davacıya aylığı bağlanması gerekeceği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 03.04.1955 doğumlu davacının, … 2. İş Mahkemesi'nin kesinleşen 21.05.2019 tarih ve 2017/400 Esas 2019/168 Karar sayılı kararı ile 13.08.2007 – 01.04.2010 döneminde … Teks. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait işyerinde hizmet aktine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi karşısında sigortalılık durumuna göre 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, davacının 06.07.1975 – 07.03.1977 tarihleri arasındaki 601 günlük askerlik borçlanması nedeniyle ilk işe giriş tarihi olan 10.12.1996 tarihinden geriye gidildiğinde sigortalılık başlangıç tarihinin 09.04.1995 olması, 01.10.1997 – 31.08.2002 tarihleri arasında 1800 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında, 01.11.2002 – 30.11.2003 tarihleri arasında 360 gün 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı ve 10.12.1996 – 15.02.1997 ve 13.08.2007 – 01.04.2010 tarihleri arasında 1001 gün 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olmak üzere toplam 3762 gün sigortalılığının bulunması karşısında 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/C-b maddesi gereğince 58 yaş şartına tabi olduğu ve davacının 03.04.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı şartlarını yerine getirdiği, davacının 13.10.2010 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması ve … 2. İş Mahkemesi'nin 2017/400 Esas sayılı dosyasında yargılama devam ederken 03.04.2013 tarihi itibariyle kısmi yaşlılık aylığı şartlarını sağlaması karşısında takip eden aybaşı olan 01.05.2013 tarihinden geçerli olmak üzere kısmi yaşlılık bağlanmasına hak kazandığına, ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının, 5510 sayılı Kanun'un 42 inci maddesi gereği, 01.08.2013 tarihinden başlamak üzere her bir yaşlılık aylığının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile … 3. İş Mahkemesinin 22.04.2022 tarih ve 2021/281 Esas 2022/51 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacıya, 01.05.2013 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C maddesi gereğince kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, anılan tarihten itibaren ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının, 01.08.2013 tarihinden başlamak üzere her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, bir kısım çalışmalarının tespitine ve tahsis talep tarihi olan 13.10.2010 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkin dava … 2.İş Mahkemesinin 2017/400 Esas 2019/168 Karar sayılı dosyası ile yargılamaya tabi olduğu, Mahkeme kararında davacının 13.08.2007 – 01.04.2010 tarihleri arasında … Ltd. Şti.’de hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı ve adı geçen iş yerinden bildirilen çalışmaların geçerli olduğunun tespiti, davacının tahsis talep tarihi olan 13.10.2010 tarihinde emeklilik aylığı bağlanması şartlarını taşımadığından buna yöne yönelik talebinin reddine karar verildiği, Mahkeme kararının Yargıtay 10.H.D’nin 2020/5283 Esas 2021/2746 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacının Mahkeme kararı ile hüküm altına alınan tahsis talebinden sonra Kuruma yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin ilk talebi 19.02.2019 tarih 2806062 sayılı müracaatı üzerine 01.03.2019 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum tarafından davacıya yaşlılık aylığı bağlanması işlemlerinde hukuka aykırı işlem bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81 inci maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

5510 sayılı Kanun m. 30/2 uyarınca aylığın ödenmesine başlanacağı tarihte hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği almakta olan sigortalının yaşlılık aylığı, ödenek verilme süresinin sona erdiği tarihi takip eden ay başından başlar. Ancak bağlanacak yaşlılık aylığının geçici iş göremezlik ödeneğinin aylık tutarından fazla olması halinde aradaki fark, daha önceki tarihten itibaren ödenir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yazılı istek tarihinden sonraki, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/18 md.) (c) bendinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yetkili makamdan alınan emekliye sevk onayı üzerine görevleriyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden, c) (Değişik: 17/4/2008-5754/18 md.) (c) bendinde belirtilen sigortalılardan her ne şekilde olursa olsun görevinden ayrılmış ve daha sonra başka bir sigortalılık haline tabi olarak çalışmamış olanlar ile kontrol muayenesi sonucu aylığı kesilenlerden yaşlılık aylığına hak kazananlara ise istek tarihini takip eden, ay başından itibaren aylık bağlanır. Aylığın ödenmesine başlanacağı tarihte hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği almakta olan sigortalının yaşlılık aylığı, geçici iş göremezlik ödeneği verilme süresinin sona erdiği tarihi takip eden ay başından başlar. Ancak, bağlanacak yaşlılık aylığı geçici iş göremezlik ödeneğinin aylık tutarından fazla ise, aradaki fark birinci fıkraya göre tespit edilecek tarihten başlanarak verilir. (Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/18 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) (…)[48] bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir. Bunlardan bu Kanuna tabi çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Yaşlılık aylığı kesilenlerden, işten ayrılarak (…)48 yeniden yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunanlara ya da emekliye ayrılan veya sevk edilenlere, yazılı istek tarihini veya görevinden ayrıldığı tarihi takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden yaşlılık aylığı hesaplanarak bağlanır. Yeni aylık, eski aylığın kesildiği tarihten sonra aylıklara yapılacak artışlar uygulanarak bu fıkrada belirtilen aylık başlangıç tarihi itibarıyla bulunan tutarı ile emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmi aylığın toplamından oluşur. Emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmı aylık, talep tarihindeki emeklilik öncesi ve sonrası prim ödeme gün sayısı ve emeklilik sonrası çalışmaya ait prime esas kazançları üzerinden 29 uncu maddeye göre hesaplanan aylığın emeklilik sonrası prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır. b) (Değişik: 29/1/2016-6663/24 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıkları talep tarihini takip eden ay başından itibaren kesilir. Bu sigortalılar hakkında bu fıkranın (a) bendi hükümleri uygulanır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/4/2008-5754/18 md.) (Mülga beşinci fıkra: 29/1/2016-6663/24 md.) Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya

Sigortalılık Başlangıcının Tespiti

5510 sayılı Kanun m. 38 uyarınca sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının ilgili kanunlar kapsamında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilk defa tabi olduğu tarihtir. Kanun, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi hükümlerini saklı tutmaktadır; bu istisna, özellikle yurt dışı çalışma geçmişi bulunan sigortalılar bakımından belirleyici olabilmektedir. Aynı madde kapsamında, 18 yaşından önce sigortalı olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılır; ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen primler prim ödeme gün sayısına dahil edilir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/3854, K. 2013/4046Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2013/3854 E.  ,  2013/4046 K.YURT DIŞINDA GEÇEN ÇALIŞMA SÜRESİYURT DIŞINDA İŞE BAŞLAMA TARİHİYURTDIŞINDA ÇALIŞAN İŞÇİNİN SİGORTA BOÇLANMASISOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (5510) Madde 4SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (5510) Madde 38YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN (3201) Madde 1YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN (3201) Madde 5 "İçtihat Metni" Davacı, yurtdışında geçen çalışmalarının tespitiyle, borçlanma talebinin kabulüne, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, 1.9.1949 doğumlu davacının Almanya'da rant sigortasına girdiği 14.06.1969 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının Alman Rant sigortasına girdiği 14.06.1969 tarihinin Türkiye'de sigorta başlangıcı olduğunun tespitine, davacının borçlanma talebini reddeden kurum işleminin iptaline ve talep tarihindeki prim üzerinden borçlanma hakkı olduğunun tespitine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 38.maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya 5510 sayılı Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır. Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. 3201 sayılı Kanun'un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinin son fıkrasında "Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz." hükmü bulunmakta ise de 02.11.1984 tarihinde İmzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa'nın 90.maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme olarak 3201 sayılı Kanunun 5.maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip bulunan 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29.maddesinin 4.bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Yurtdışında iken fiili (eylemli) çalışması bulunmadığı halde o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemler ile ev hanımı olarak geçen sürelerin Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29.maddesinin 4.bendi anlamında yurtdışında geçen çalışma olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Somut olayda, davacının 14.06.1969-20.09.1969 tarihleri arasında "Gebelik/Analık Koruması" nedeniyle sigorta kapsamına alındığı ve fiili (eylemli) çalışmasının 08.05.1972 tarihinde başladığı anlaşılmakla 18 yaşını doldurduğu ancak fiili çalışmasının bulunmadığı 14.06.1969 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemece, yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular gözetilerek davacının Almanya'da fiili (eylemli) çalışmasının başladığı 08.05.1972 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Öte yandan davacı borçlanmanın 5510 sayılı Kanun'un (4/1-a) bendi kapsamında sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının tespitini istemektedir. Davacı 15.6.2012 tarihli dilekçesi ile Kuruma başvurarak yurtdışı borçlanması ile ödenecek primlerin 5510 sayılı Kanun'un (4/1-a) bendi kapsamında sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının kabulünü talep etmiş ise de Kurumun davacıyı 5510 sayılı Kanun'un (4/1-b) bendi kapsamında tescil etmek suretiyle üstü kapalı olarak davacının bu isteğini reddettiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davacının yurtdışı hizmet borçlanmasına ait sürelerinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 5.maddesine 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79.maddesi ile eklenen (yürürlük tarihi 08.05.2008) 4.fıkraya göre "Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye'de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir." Somut olayda, davacının borçlanma talep tarihi 25.06.2012 olup bu tarihten önce Türkiye'de sigortalılığı bulunmamaktadır. Yurtdışı borçlanması için talepte bulunması üzerine 25.6.2012 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un (4/1-b) bendi kapsamında sigortalı tescili yapılmış olup 3201 sayılı Kanun'un 5.maddesinin 4.fıkrasına göre yurtdışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Kanun'un (4/1-b) bendi kapsamında sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağına ilişkin Kurum işlemi doğru olduğu halde mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle davacının borçlanma talebini reddeden kurum işleminin iptaline ve talep tarihindeki prim üzerinden borçlanma hakkı olduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9565, K. 2023/9236 sayılı kararında, 18 yaşından önce çalışılmış ve prim ödenmiş süreler bakımından sigortalılık başlangıcının 18 yaş tamamlanma tarihi olarak tespit edilmesi gerektiğine; bununla birlikte bu tarihten önceki çalışmaya ait günlerin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesinin zorunlu olduğuna hükmetmiştir. Bu karar 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun m. 60/G'ye dayanmaktadır. 5510 sayılı Kanun m. 38 ise aynı 18 yaş kuralını doğrudan düzenlemekte olup mülga hükmün güncel uygulamaya aktarılabilirliği her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9565, K. 2023/9236Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2023/9565 E.  ,  2023/9236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1141 E., 2022/1833 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Perşembe Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/55 E., 2021/306 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.09.1986 tarihinde Ordu İli Perşembe İlçesi, … Köyü Balıkçı Barınağı adlı iş yerinde ve … sicil nosu ile faaliyeti gösteren … adlı kişinin yanında işe başladığını, işverenin müvekkili adına işe giriş bildirgesi düzenleyerek davalı Kuruma verdiğini, davalı Kurum tarafından işverenliğin vermiş olduğu bildirgeye göre SGK sigortalı işe giriş sicil kartı verildiğini, bu giriş kartında müvekkilinin işe giriş tarihinin 01.09.1986 olarak yazıldığını, müvekkilinin işveren yanında 01.09.1986-30.12.1986 tarihine kadar yaklaşık 4 ay çalıştığını, sadece işe giriş tarihinin tescilinin emeklilik işlemi için yeterli olduğunu, müvekkilinin emeklilik için kuruma başvurduğunu, ancak kurum tarafından 01.09.1986 yılına ait her hangi bir hizmetin bulunmadığının belirtildiğini ve emeklilik işlemlerinin iptal edildiğini, davalı kurumun işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun görevini yerine getirmemesinin müvekkilinin hak kaybına neden olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin işe giriş tarihi olarak 02.06.1986 olarak tespit ve tesciline, aksine olan Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafça açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talebinin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığından dolayı öncelikle davanın hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kurum kayıtlarının incelenmesinde 591540.34 işyeri numaralı Şahin Parke San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyeri tarafından 1998/3. dönem bordrosunda davacı adına sicilsiz hizmet bildirilmiş olmakla birlikte, işveren tarafından kuruma işe giriş bildirgesi verilmediğinden hizmet tespit edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,"… davacı tarafa talebini açıklamak üzere süre verildiği, davacı tarafın taleplerinin davacının 01.09.1986 tarihinde davalı firmada çalışması nedeni ile sigorta başlangıç tarihinin tespiti talebine ilişkin olduğu yönünde beyanda bulunduğu, dosyadaki kayıt ve belgelerden 14.08.1970 doğumlu davacının talebi ve bildirgedeki işe giriş tarihi olan 01.09.1986 tarihinde henüz 18 yaşını doldurmadığı, davacının tespitini istediği sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını tamamladığı tarihten önce olması nedeniyle 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca tespitinin mümkün olmadığı, işe giriş bildirgesinin 19559 sicil sayılı … isimli işyerinden Kuruma verildiği, ancak davacının sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilen 14.08.1988 tarihinden önce de 01.12.1986 tarihinde 4/a çalışmasının bulunması nedeniyle davacının 01.09.1986 tarihinde davalı firmada çalışması nedeni ile sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1986 tespitini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından…" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya aykırı karar verildiği, davacının yaşlılık dolayısıyla emekliliğe hak kazanabilmesi için 01.09.1986 tarihinin işe giriş tarihi olarak tescilini istemekte hukuki yararının olduğu, davacının davalı işveren … yanında belirtilen tarihlerde fiilen gerçek bir çalışmasının olduğunun tanık anlatımlarıyla da ispat edildiği, nitekim sigortalılık koşullarının oluştuğunun sabit olduğu, her ne kadar davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, 18 yaşından önce, 01.12.1986 tarihinde 4-A çalışmasının bulunduğu mevcut ise de müvekkilin 18 yaşını doldurduğu tarihten önce tespitini talep ettiğimiz 01.09.1986 tarihindeki 1 günlük çalışması için ödenecek olan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceği, yine yaşlılık aylığının hesabında dikkate alınacağı davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, nitekim işe giriş bildirgesi yanında müvekkilin fiili çalışmasını da ispat ettikleri kül halinde değerlendirildiğine maddi ve hukuki olguların göz ardı edilerek davanın reddine dair verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "…Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı … işyerinde 01.09.1986 tarihinde işe girdiğine ilişkin işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, Kurum kayıtlarına işlendiği, davalı işyerinin davacının üç aylık sigorta primleri bordrosu 1986/3. dönem bordrosunda isminin bulunduğu, bordro tanıkları …, … ve …'nun davacının çalışmalarını doğruladıkları, davacının davalı işyerinde kendilerinden daha önce işe girdiğini hatta kendilerinin davacı vasıtasıyla işe girdiklerini tutarlı şekilde beyan ettikleri, dinlenen tanıkların davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin işe giriş bildirgelerinin olduğu ve bordrolarda isimlerinin geçtiği, dinlenen tanık beyanları ile davacının çalışmalarının ispatlandığı,işe giriş bildirgesi verilmesinin davacının çalışmalarına karine teşkil ettiği, davacının talep ettiği işe başlangıç tarihinde ise davacının 16 yaşında olduğu dikkate alınarak davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu tarih olduğunun tespitine karar verilerek ;davacının … ünvanlı işyerinde 01.09.1986 tarihinde 1 gün çalıştığı ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca uzun vadeli sigorta kolları yönünden sigortalılık başlangıcının 14.08.1988 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmiştir.." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulü ile Davacının … ünvanlı işyerinde 01.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca uzun vadeli sigorta kolları yönünden sigortalılık başlangıcının 14.08.1988 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 02.06.1986 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2, 9, 60 ıncı maddenin (G) bendi,108 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. 2.Eldeki davada,mahkemece verilen kabul kararı yerinde olmakla birlikte; davacının 14.08.1970 doğumlu olduğu, tespitini talep ettiği 01.09.1986 tarihinde 16 yaşında olduğu, buna göre, davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 14.08.1988 tarihi olduğu, bu tarihten önceki hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının reddine; 2.Davalı Kurumun temyiz itirazının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında, hükmün 1 no.lu bendindeki "Davacının … ünvanlı işyerinde 01.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca uzun vadeli sigorta kolları yönünden sigortalılık başlangıcının 14.08.1988 tarihi olduğunun tespitine," ibaresine devamla "… 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 14.08.1988 tarihinden önceki çalışmasının prim ödeme gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine," ibaresinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İşverenin bordro vermemesi gibi sigortalının kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle sigortalılık başlangıcının Kurum tarafından kabul edilmemesi durumunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/4547, K. 2015/8743 sayılı kararında davalı işverenin dönem bordrosu vermeyerek kusurlu davranışıyla uyuşmazlığa yol açtığını ve sigortalılık başlangıcının kabul edilmemesinin davacının kusurundan kaynaklanmadığını tespit etmiştir. Bu karar emeklilik ikramiyesi tazminatına ilişkin özgün bir uyuşmazlığa aittir; sonuçlarının her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/4547, K. 2015/8743Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/4547 E.  ,  2015/8743 K. "İçtihat Metni" İş Mahkemesi Dava Türü : Tazminat Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili …..'nde işçi olarak çalışmaktayken 26/05/2011 tarihinde …….'ne ve Sosyal Güvenlik Kurumuna emekli olmak için dilekçe verdiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunca emeklilik dilekçesine 08/06/2011 tarihli cevabi yazı ile 01/10/1981 tarihinde ilk işe girişinin verildiğini, ancak kurum arşivinden yapılan incelemede işveren dönem bordrosuna rastlanılmadığından müdürlükçe yapılacak bir işlem bulunmadığını, yargı yoluyla tespiti halinde gerekli işlemlerin yapılacağının bildirildiğini, bunun üzerine İş Mahkemesi Hakimliği'nin 2011/496 Esas, 2012/244 Karar sayılı dava dosyasıyla tespit davası açıldığını, İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonuncunda davacının sigortalı başlangıç tarihinin 01/10/1981 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay tarafından onanıp kesinleştiğini, kesinleşen bu yargı kararı üzerine …'ne başvuran davacının 6107 sayılı …. Hakkında Kanunun geçici 4. maddesinin 7.fıkrası uyarınca emeklilik ikramiyesinin % 30 fazlasının tarafına ödenmesini talep ettiğini, davacının talebine rağmen 6107 sayılı … Hakkında Kanunun geçici 4. maddesinin 7.fıkrası gereğince ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesinin % 30 fazlasının müvekkiline ödenmediğini belirterek 6107 sayılı … Hakkında Kanunun geçici 4.maddesinin 7.fıkrası uyarınca % 30 fazlasıyla ödenmesi gereken emekli ikramiyesinden, davacıya eksik ödenen 22.500,00 TL alacağın, hak ediş tarihi itibariyle işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davacının 26/05/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna emeklilik başvurusunda bulunmadığından, bu tarih itibariyle kıdem tazminatına hak kazanamadığını, davacının hizmet tespiti davası açarak mahkemece verilen ilamla emeklilik için gerekli prim/gün sayısına hak kazanmış olması da, 26/05/2011 tarihinde veya 6107 sayılı Kanunun geçici 4.maddesi 7.fıkrası gereğince müvekkili bankanın İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 29/04/2011 tarihinden itibaren 2 aylık süre içerisinde herhangi bir tarihte Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılı müracaatının bulunmuş sayılması için yeterli olmadığını, 1475 Sayılı Kanunun 14.maddesindeki kanuni zorunluluk olan şekil şartının yerine getirilmemesi sonucu, geçmişe dönük olarak kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödenmesi yönündeki talebinin reddedildiğini, davacıya kıdem tazminatı olarak çalıştığı süre karşılığı olan 75.616,56 TL net ödemenin yapıldığını, emeklilik ile ilgili düzenlemelerin hepsinde yazılı istekte bulunmanın en önemli koşul olduğunu, müvekkili bankaca yasal süresi içinde başvuru koşulunu yerine getirmeyen davacının talebinin kabulünün mümkün görülmediğini belirterek haksız ve dayanaksız olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 6107 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinde emeklilik ikramiyesinin % 30 fazlasıyla ödenme koşulu olarak “emekli aylığına hak kazanmış olma” ve “yönetmeliğin yayımlanmasından itibaren iki ay içinde başvuruda bulunma” koşullarının yer aldığı, davacının süresi içinde başvuru yaptığı, başvuru tarihi itibariyle emeklilik aylığına hak kazandığı ancak davacı dışında SGK ve dönem işvereninin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan nedenlerle emekli olamadığı ve davalıya yapmış olduğu başvuruyu geri çektiği, sigortalılık başlangıcının yargı yoluyla tespiti sonrasında davacının 26.05.2011 tarihi itibariyle emeklilik aylığına hak kazandığının kesinlik kazandığı görüldüğünden, davacının %30 fark kıdem tazminatı alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacının 6107 sayılı ….. Hakkında Kanunun geçici 4. maddesi 7. fıkrası uyarınca emeklilik ikramiyesinin % 30 fazlasına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 12.06.2012 gün, 2012/10893 Esas, 2012/11048 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen İş Mahkemesi’nin 2011/496 Esas, 2012/244 Karar sayılı ilamında davacının sigortalılık başlangıcının 01.10.1981 olarak belirlendiği, davacı tarafından sunulan SGK’nın 08.11.2012 tarihli yazısında “506 sayılı Kanunun geçici 81. maddesinin B bendine göre emekliliğe hak kazanma şartlarından 26.05.2011 tarihi itibariyle mahkeme kararına göre tespit ettirilen ilk giriş ve günle yaş ve yıl ve gün şartlarını doldurmasına rağmen, 26.05.2001 tarihi itibariyle tahsis talep ve beyan taahhüt belgesinin verilmemiş ve sigortalının işten çıkışının yapılmadığı tetkik edilmiş olduğundan yaşlılık aylığı bağlama işlemi yapılamamıştır” denildiği, davacının 17.08.2012 tarihli fark emeklilik ikramiyesi talebi dilekçesine, davalının verdiği cevapta, 16.10.2012 tarih 2378 sayılı yazısında davacının 26.05.2011 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazanıp kazanmadığı hususunun SGK’dan alınacak yazıyla belgelenmesi halinde talebinin değerlendirileceğinin belirtildiği, SGK’nın 08.06.2011 tarihli yazısında davacının 01.10.1981 ilk girişinin verildiği ancak dönem bordrosunun bulunmadığı yönündeki yazısının sunulduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen tahsis dosyasında; davacının hizmet döküm cetvelinde 28.09.1989 – 13.08.2012 tarihleri arasında davalı işyerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığı, 13.08.2012 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, emeklilik başvurusunun kabul edildiği, hizmet döküm cetvelinde 25.02.2001-16.04.2012 tarihleri arasında 20415 işyeri no.lu davalı işyeri tarafından prim ödemelerinin yapıldığı, gelir bağlama kararının sunulduğu görülmektedir. Yine dosyaya sunulan kıdem tazminatı bordrosunda davacının çıplak ücretinin 70,51.-TL brüt, giydirilmiş brüt ücretinin 114,06.-TL brüt olduğu, tazminata esas ücretin 1475 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca 30 günlük tutarının 4.562,40.-TL olduğu, fesih tarihinde kıdem tazminatı tavan tutarının 3.033,98.-TL olduğu bu nedenle tavan tutar üzerinden 76.118,95.-TL brüt kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacıya ait özlük dosyasından davacının davalıya ait işyerinde şoför olarak çalıştığı, … Sendikası üyesi olduğunu anlaşılmaktadır. 6107 sayılı … Hakkında Kanunun geçici 4. maddesinin 7. fıkrasında “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Bankada görev yapmakta olanlardan emekli aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlara,  bu Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yönetmeliğin yayımlanmasından itibaren iki ay içinde emeklilik başvurusunda bulunmaları halinde, emeklilik ikramiyeleri yüzde otuz fazlasıyla ödenir. Ancak, bu kapsamda emekli olan personel, emekli oldukları tarihten itibaren üç yıl içinde Bankada yeniden istihdam edilemez.” denildiği, İller Bankası Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin 29.04.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği tespit edilmiştir. Davacının 14.05.2011 tarihinde davalıya emeklilik için başvuru yaptığı, 16.05.2011 tarihi itibariyle emeklilik talebinin değerlendirilmesi için yeniden dilekçe verdiği, işe başlama tarihinde sorun olduğunu öğrenmesi üzerine 18.05.2011 tarihli dilekçesinde emekli olmak için verdiği dilekçenin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır. 6107 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinde emekli ikramiyesinin % 30 fazlasıyla ödeneceğinin belirtildiği, davalı tarafından işçilere de ilave ücret ödemesinin yapıldığı belirtilmiştir. Davalı tarafından davacıya kıdem tazminatı tavan tutarı üzerinden ödeme yapıldığı, tazminatın % 30 fazlasının ödenmesine ilişkin düzenlemenin ise davalının statü değişikliği nedeniyle çalışanları emekliliğe teşvik için ek ödeme niteliğinde olduğu, 1475 sayılı İş Kanununun 14/6. maddesinde öngörülen kuralın kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda davacının ilk bildirimin yapıldığı 01.10.1981 tarihinde dönem bordrosunun verilmemiş olması nedeniyle sigorta başlangıcı olarak belirtilen tarih kabul edilmemiş, ancak dava yoluyla yapılan tespit ile belirtilen tarih davacının sigorta başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Sigorta başlangıcının Kurumca kabul edilmemesi davacının kusurundan kaynaklanmamaktadır. Davalı işveren davacı fiilen o tarihte çalıştığı halde dönem bordrosu vermeyerek kusurlu işlemiyle 1 günlük çalışma süresiyle ilgili ihtilafa neden olmuştur. Dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu da kendisine işe giriş bildirgesi verildiği dönem bordrosu verilmediği ve kontrol görevi olduğu halde bu görevini yerine getirmeyerek davacının kıdem tazminatının eksik ödenmesine sebep olduğundan ayrıca sorumludur. Davacı tarafından davalıya süresi içinde emeklilik başvurusunda bulunulduğu ancak daha sonra emeklilik nedeniyle ayrılma talebinden vazgeçildiği, hizmet başlangıç tarihi tespiti davasından sonra davacının 26.05.2011 tarihi itibariyle emekli aylığı bağlanmasına hak kazandığının Kurum tarafından bildirildiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının 26.5.2011 tarihinde davalı işveren ile dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumunun kusurlarıyla sebep verdiği olay nedeniyle uğradığı zararı daha açık bir anlatımla 26.5.2011 tarihinde emekli olması halinde alabileceği %30 zamlı kıdem tazminatını ancak haksız fiilden kaynaklanan tazminat olarak isteyebileceği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş davacının ilk defa emeklilik müracaatı üzerine emekli olması halinde alabileceği o dönemin ücretiyle kıdem tazminatı miktarını hesaplayarak bunun %30’luk kısmıyla davalı işvereni sorumlu tutmaktır. Kabule göre de dava konusu alacak haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ilk emeklilik başvuru tarihi olan 14.5.2011'de emeklilik başvurusunun kabulü halinde emeklilik aylığının bağlanması gereken tarih belirlenerek bu tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken mahkemece emeklilik başvurusunun kabul edildiği 13.08.2012 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması hatalı ise de kararı davacı temyiz ettiğinden bozma nedeni yapılmamış , hataya değinilmekle yetinmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yurt Dışı Hizmet Borçlanması ve Sigortalılık Başlangıcı

3201 sayılı Kanun, Türk vatandaşlarının 18 yaşını doldurduktan sonra ve Türk vatandaşı iken yurt dışında geçen ve belgelenen sigortalılık sürelerini, bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerle birlikte borçlanma kapsamında değerlendirmektedir. Yurt dışı hizmet borçlanmasında bu sürelerin Türkiye'deki sigortalılık haline göre sınıflandırılacağı 3201 sayılı Kanun m. 5/4. fıkrasında düzenlenmiştir: Türkiye'de sigortalılık varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre; Türkiye'de sigortalılık yoksa 5510 sayılı Kanun m. 4/1-(b) kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/15813, K. 2014/442Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2013/15813 E.  ,  2014/442 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Ankara 12. İş Mahkemesi Tarihi : 24.05.2013 No : 2012/1068-2013/332 Dava, borçlanma istemini reddeden Kurum işleminin iptali, Alman rant sigortasına giriş olan 18 yaşın ikmal edildiği 20.03.1985 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak belirlenmesi ve talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın yurt dışında Türk Vatandaşlığı döneminde geçen sürelerin 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanabileceğinin tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini; kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşının ikmal edildiği tarihte başlamış olacağını, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayısı hesabına dâhil edileceğini öngörürken, Uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur. Kaldı ki, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği de haiz bulunmaktadır. Konuya ilişkin 10.04.1965 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.11.1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmüne göre, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği açıkça ifade edilirken; aynı bölümde düzenlenmiş 27’inci madde hükmü ise, her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin varlığı halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık sürelerinin de nazara alınacağını; sigortalılık sürelerinin hangi ölçüde hesaba dahil edilebileceğini ise, hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edileceği ifade edilmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçirdikleri çalışma sürelerinin sosyal güvenlikleri açısından değerlendirilebilmesi amacıyla 22.05.1985 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunla, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini öngörmüştür. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan sosyal güvenlik sözleşmesi kapsamında, Türkiye’de sigorta başlangıcına esas olan Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılması ile mümkündür. Unutulmamalıdır ki Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk sigorta başlangıcı olarak kabulü özünde söz konusu tarih itibariyle bir gün çalışıldığının kabulü anlamını da taşımaktadır. Bu nedenle, Türk sigorta başlangıcı olarak kabul edilen tarihe ilişkin sürenin fiilen borçlanılmış ve Türk sosyal güvenliği bakımından değerlendirilebilir hale getirilmiş olmasını aramak, yerinde olacaktır. Şüphesiz 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılmamış olsa bile, sözleşmede bahsedilen sigorta başlangıcı hükmü kısmi sözleşme aylığında nazara alınabilecektir. Şu halde yapılması gereken iş, davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, Alman Rant sigortasına giriş tarihini (somut olayda 20.03.1985) içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde, 08.06.2012 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında sigortalı olunması nedeniyle, 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere yurt dışı borçlanması usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz (3201 sayılı Kanun m. 5/son fıkra). Bununla birlikte Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine 1984 tarihli Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca bu kanun hükmüne öncelik taşımaktadır. Bu sözleşme hükmü uyarınca, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde Alman Rant Sigortasına giriş tarihi Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilmektedir.

Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türk sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi için öne sürülen ön koşul konusunda iki farklı yaklaşım söz konusudur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/15813, K. 2014/442 sayılı kararında, söz konusu tarihe ilişkin sürenin fiilen borçlanılmış ve Türk sosyal güvenliği bakımından değerlendirilebilir hale getirilmiş olmasını gerektiğini belirtmiştir. Öte yandan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2013/3854, K. 2013/4046 sayılı kararında ise yurt dışında fiili çalışması bulunmayıp yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemlerin veya ev hanımı olarak geçen sürelerin bu sözleşme hükmü anlamında çalışma sayılamayacağını ve Türkiye'de sigortalılık başlangıcına esas alınamayacağını hükme bağlamıştır. Bu iki kararda birinde borçlanma ön koşulu, diğerinde fiili çalışma ön koşulu ele alınmakta olup uyuşmazlıklarda her iki boyut ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Almanya'da sigortalılığın 18 yaşından önce başladığı durumda, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/23590, K. 2014/28014 sayılı kararında Türk-Alman Ek Sözleşme m. 29/4 uyarınca sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşın tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar 506 sayılı Kanun Geçici m. 54 ve m. 60/G'ye de atıfta bulunmaktadır; söz konusu hükümlerin mülga olduğu ve 5510 kapsamındaki güncel uygulamaya aktarılabilirliğinin ayrıca incelenmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi m. 27 uyarınca her iki ülke mevzuatına göre geçen sigortalılık süreleri, aynı döneme denk gelmemek şartıyla, hak doğması bakımından birlikte değerlendirilebilmektedir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/23590, K. 2014/28014Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2014/23590 E.  ,  2014/28014 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, Alman Rant sigortasına giriş tarihinden sonraki 18 yaş ikmal tarihinin Türkiye sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalı Kurum vekilinin tüm; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2) Dava, davacının yurt dışındaki sigortalılığı nedeniyle ülkemizdeki sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarih olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Almanya'da çalışmaya başladığı 01/08/1989 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 38.maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya 5510 sayılı Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası … sözleşmeleri hükümleri saklıdır. Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. 3201 sayılı Kanun'un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesinin son fıkrasında "… sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz." hükmü bulunmakta ise de 02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca yöntemine göre yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşme olarak 3201 sayılı Kanunun 5.maddesinden önce uygulanma önceliğine sahip bulunan 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman … Sözleşmesine Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başlanılan tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacının Almanya'da 01/01/1984 tarihinde sigortalılığının başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular gözetilerek; davacının Almanya'da 01/01/1984 tarihinde sigortalılığının başladığı, 506 sayılı yasanın Geçici 54 maddesi delaleti ile 60/G maddesi uyarınca, 01/01/1967 doğumlu davacının sigortalılığının 18 yaşını ikmal etmesinden sonra 01/01/1985 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 11/06/2014 tarihli hüküm fıkrasının 1. bendinin tümüyle silinerek yerine ,“1. Davanın kabulü ile; davacının Türkiye sigorta başlangıç tarihinin Alman Rant Sigortası'na giriş tarihi olan 18 yaşını ikmal ettiği 01/01/1985 tarihi olarak tespitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 22.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başvuru Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Başvurunun tarihli ve imzalı olması, şekli geçerlilik açısından temel koşul olarak belirtilmektedir. Askerlik borçlanması, yurt dışı hizmet veya geçmiş kayıtların doğrulanması gibi özel durumlarda idare ek bilgi ve belge talep edebilir. Başvurular evrak kaydı, hizmet birleştirme, borç ve prim kontrolü, aylık bağlama ve ödeme gibi aşamalardan geçer. 5510 sayılı Kanun m. 28'in son fıkrası uyarınca başvuru belgelerine ilişkin usul ve esaslar SGK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmektedir.

Yurt dışında çalışmış sigortalıların başvurusunda, Türkiye'nin sosyal güvenlik sözleşmesi akdettiği ülkelerdeki süreler ayrı bir çerçevede değerlendirilmektedir. Bu tür başvurularda yurt dışı süreleri, ilk sigortalılık tarihi ve belge uyumu özellikle belirleyicidir. 4/1-(c) kapsamındaki kamu görevlileri açısından ise 5510 sayılı Kanun m. 28/9, yaşlılık aylığından yararlanabilmek için yetkili makamdan emekliye sevk onayı alınmasını ve ilişiğin kesilmesini şart koşmaktadır.

Yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışılmaya devam edilmesi halinde, çalışılan süre için kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınmaya devam eder (5510 sayılı Kanun m. 30/3-a).

Sık Sorulan Sorular

Emeklilik şartlarını taşıyorum ama başvurmazsam aylık otomatik olarak bağlanır mı?

Hayır. 5510 sayılı Kanun m. 28/9 uyarınca yazılı başvuru yapılmadıkça emeklilik statüsü tesis edilmez ve aylık bağlama işlemi başlamaz.

Başvuru tarihi aylık bağlama tarihini etkiler mi?

Evet. 5510 sayılı Kanun m. 30/1-(a) uyarınca 4/1-(a) ve (b) kapsamındaki sigortalılara yaşlılık aylığı yazılı istek tarihinden sonraki ay başından itibaren bağlanır. Bu nedenle başvurunun gecikmesi aylık başlangıcını ileriye atabilir; başvuru önceki bir dönem için geriye dönük hak doğurmaz.

İşverene verilen emeklilik dilekçesi SGK başvurusunun yerini tutar mı?

Hayır. İşverene yapılan bildirim iş sözleşmesinin sona erdirilmesi bakımından önem taşır; emeklilik aylığının bağlanması için ise ayrıca SGK'ya yazılı talepte bulunulması zorunludur. Bu iki adım birbirinin yerine geçmez.

Bağımsız çalışanlar için emeklilik başvurusunda prim borcu varsa ne olur?

5510 sayılı Kanun m. 28/10 uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için yazılı talepte bulunulan tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dahil tüm prim ve prime ilişkin borcun bulunmaması zorunludur.

18 yaşından önce çalışılan günler emeklilikte sayılır mı?

5510 sayılı Kanun m. 38 uyarınca sigortalılık süresi 18 yaşın tamamlandığı tarihte başlamış kabul edilir; daha önceki tarih sigortalılık başlangıcı sayılmaz. Bununla birlikte bu tarihten önceki süreler için ödenen primler prim ödeme gün sayısına dahil edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinin uygulandığı durumlarda farklı sonuçlar doğabilmektedir.

Kamu görevlileri emeklilik için nasıl başvurur?

5510 sayılı Kanun m. 28/9 uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki kamu görevlilerinin istekleri üzerine yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için yetkili makamdan emekliye sevk onayı alınması ve ardından ilişiklerinin kesilmesi şartı aranmaktadır.

Geçici iş göremezlik ödeneği alırken emeklilik aylığı bağlanabilir mi?

5510 sayılı Kanun m. 30/2 uyarınca, aylığın ödenmesine başlanacağı tarihte geçici iş göremezlik ödeneği almakta olan sigortalının yaşlılık aylığı ödenek verilme süresinin sona erdiği tarihi takip eden ay başından başlar. Bağlanacak yaşlılık aylığının ödenek aylık tutarından yüksek olması halinde aradaki fark, birinci fıkraya göre tespit edilen tarihten itibaren verilir.

Almanya'da çalışan Türk vatandaşları için sigortalılık başlangıcı nasıl belirlenir?

Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine 1984 tarihli Ek Sözleşmenin 29. maddesinin 4. bendi uyarınca, Türk sigortasına girişten önce Alman Rant Sigortasına girilmiş olması halinde bu giriş tarihi Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilir. Ancak bu kabulün koşulları konusunda Yargıtay daireleri arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır: bir yaklaşıma göre söz konusu tarihin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılmış olması aranmakta, diğer yaklaşıma göre ise fiili çalışmanın bulunması ön planda tutulmaktadır. Fiili çalışma olmaksızın yalnızca yardım kapsamında geçen dönemler bu hüküm anlamında çalışma sayılmamaktadır. Almanya'da sigortalılık 18 yaşından önce başlamışsa sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşın tamamlandığı tarih esas alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu