Boşanma Kararı Kesinleşmeden Yeni Bir İlişki Başlanması
Boşanma davası devam ederken veya mahkeme boşanma kararı vermiş olsa dahi henüz karar kesinleşmeden yeni bir ilişkiye başlamak, Türk Medeni Kanunu’na göre sadakat yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. Evlilik birliği hukuken ancak boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer (TMK m. 185).
Sadakat Yükümlülüğünün Devamı
Eşlerin sadakat yükümlülüğü, boşanma davası açıldığında değil, karar kesinleşinceye kadar devam eder. Bu durum, dava süreci içinde (istinaf ve temyiz aşamaları dahil) yaşanan cinsel birlikteliklerin veya duygusal ilişkilerin kusur olarak kabul edilmesine neden olur.
TMK Madde 185: “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”
Zina ve Sadakatsizlik Ayrımı
Boşanma davası sürecinde yaşanan ilişkinin niteliği, hukuki sonucu belirler:
- Zina (Aldatma): Eşlerden birinin karşı cinsle cinsel ilişkiye girmesi “zina” (TMK m. 161) olarak kabul edilir. Bu durumda diğer eş, zina sebebine dayalı yeni bir boşanma davası açabilir. Zina, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir.
- Güven Sarsıcı Davranış: Cinsel ilişki ispatlanamasa bile, başka biriyle duygusal yakınlık kurmak, mesajlaşmak, flört etmek, aynı evde kalmak veya toplum içinde sevgili gibi görünmek “güven sarsıcı davranış” olarak kabul edilir. Bu durum, genel boşanma sebebi (TMK m. 166) kapsamında tam kusur sayılır.
Yeni İlişkinin Davaya Etkileri
Dava süresince sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmak, davanın sonucunu doğrudan etkiler:
- Kusur Oranının Değişmesi: Davayı açarken haklı (kusursuz) olsanız bile, dava sürerken sadakatsizlik yaparsanız “tam kusurlu” veya diğer eşin de kusuru varsa “eşit kusurlu” duruma düşebilirsiniz.
- Tazminat Yükümlülüğü: Sadakatsizlik yapan eş, diğer eşin kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir (TMK m. 174/2).
- Nafaka Hakkı: Sadakatsizlik nedeniyle “ağır kusurlu” sayılan eş, yoksulluk nafakası talep edemez (TMK m. 175).