Boşanma Sürecinde Çocuk Psikolojisi
Boşanma süreci, yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de zorlu ve travmatik olabilir. Hukuk sistemimizde boşanma davalarında alınan kararlarda (velayet, kişisel ilişki vb.) temel ölçüt “çocuğun üstün yararı”dır. Bu ilke, çocuğun fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişiminin korunmasını amaçlar.
Çocuğun Üstün Yararı ve Psikolojik Gelişimi
Mahkemeler, velayet konusunda karar verirken sadece ebeveynlerin maddi durumuna veya isteklerine bakmaz. Çocuğun yaşı, eğitimi, alıştığı çevre ve en önemlisi psikolojik dengesi dikkate alınır. Çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyecek çatışmalı ortamlardan uzak tutulması esastır (TMK m. 182, 339).
Pedagog Görüşü ve Sosyal İnceleme Raporu (SİR)
Çekişmeli boşanma ve velayet davalarında, mahkeme bünyesindeki uzman pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacılar tarafından “Sosyal İnceleme Raporu” hazırlanır. Uzmanlar çocukla ve ebeveynlerle görüşerek çocuğun psikolojik durumunu, ebeveynlerle ilişkisini ve hangi ortamda daha sağlıklı gelişeceğini değerlendirir.
Ebeveyn Yabancılaşması Sendromu
Boşanma sürecinde bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtması, kötülemesi veya görüştürmemesi, çocukta “Ebeveyn Yabancılaşması Sendromu”na yol açabilir. Bu durum, çocuğun psikolojik sağlığını tehdit eden bir “duygusal istismar” olarak kabul edilir ve velayetin değiştirilmesi sebebi olabilir.
Psikolojik Destek ve Tedbirler
Hakim, boşanma davası devam ederken veya sonrasında, çocuğun psikolojisinin korunması için gerekli önlemleri alabilir (TMK m. 169). Gerektiğinde ebeveynlerin veya çocuğun danışmanlık tedbiri almasına hükmedilebilir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu).