Dini Nikahın (İmam Nikahı) Türk Hukukundaki Yeri
Türkiye’de evlilik birliğinin kurulması için tek geçerli yöntem, resmi memur önünde kıyılan “Resmi Nikah”tır. Halk arasında “dini nikah” veya “imam nikahı” olarak bilinen tören, Türk Medeni Kanunu’na göre hukuki bir evlilik sonucu doğurmaz.
1. Dini Nikahın Hukuki Geçerliliği Yoktur
Sadece dini nikah ile yaşayan çiftler, kanun önünde “evli” sayılmazlar. Bu nedenle evliliğin sağladığı yasal haklardan yararlanamazlar:
- Miras Hakkı Yoktur: Eşlerden biri ölürse, dini nikahlı eş mirasçı olamaz.
- Nafaka Hakkı Yoktur: Ayrılık durumunda yoksulluk nafakası talep edilemez.
- Mal Paylaşımı Hakkı Yoktur: Boşanmadaki “edinilmiş mallara katılma rejimi” uygulanmaz. Ayrılık halinde mallar kimin üzerine kayıtlıysa onda kalır (genel hükümlere göre katkı payı davası açılabilir ancak ispatı zordur).
2. Dini Nikahtan Doğan Çocukların Durumu
Dini nikahlı birliktelikten doğan çocuklar, evlilik dışı doğmuş sayılır ve nüfusta babanın hanesine doğrudan yazılamazlar (baba tanımazsa). Ancak babanın “Tanıma” işlemi yapması veya annenin “Babalık Davası” açması ile çocuk ile baba arasında soybağı kurulabilir. Soybağı kurulduktan sonra çocuk, babasının mirasçısı olur ve iştirak nafakası alabilir. Çocuğun hakları, evlilik içi doğan çocuklarla eşittir.
3. Dini Nikah Kıymak Suç Mu? (Önemli Değişiklik)
Eskiden Türk Ceza Kanunu’na göre, resmi nikah olmaksızın dini nikah kıymak ve kıydırmak suçtu. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 2015 yılında verdiği iptal kararı (E. 2014/36, K. 2015/51) ile bu eylem suç olmaktan çıkarılmıştır.
4. Tazminat Hakkı
Dini nikahlı eş, boşanma davası açamaz ancak kandırıldığını (örneğin evleneceği vaadiyle kandırıldığını) iddia ederek genel mahkemelerde (Asliye Hukuk) “haksız fiil” veya “evlenme vaadinin ihlali” nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Bu bir boşanma davası değil, borçlar hukuku davasıdır.