Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka ve Tazminat Ne Kadar Olur?
Çekişmeli boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri de nafaka ve tazminat miktarlarının nasıl belirlendiğidir. Hakim, her davanın kendine özgü koşullarını, tarafların ekonomik durumlarını ve kusur oranlarını dikkate alarak bu miktarları belirler.
1. Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?
Nafaka miktarı belirlenirken sabit bir tarife veya formül yoktur. Hakim, TMK m. 176 ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda şu kriterleri göz önünde bulundurur:
- Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları: Eşlerin gelirleri, malvarlıkları, giderleri ve yaşam standartları araştırılır.
- Çocuğun İhtiyaçları (İştirak Nafakası İçin): Çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve sosyal aktiviteleri için gereken masraflar dikkate alınır.
- Kusur Durumu (Yoksulluk Nafakası İçin): Yoksulluk nafakası talep eden eşin boşanmada diğer eşten “daha ağır kusurlu” olmaması gerekir.
- Hakkaniyet İlkesi: Nafaka miktarı, ödeyecek olan eşi yoksulluğa düşürmeyecek, alacak olan eşin ise geçimini sağlayacak makul bir seviyede olmalıdır.
2. Maddi ve Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Tazminat miktarları da hakimin takdir yetkisindedir ancak şu kriterler belirleyicidir:
Maddi Tazminat
Maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen (örneğin kocasının maddi desteğinden yoksun kalan) kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine hükmedilir.
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları.
- Evliliğin süresi.
- Kusur derecesi.
- Eşin evlilik birliği içindeki katkısı ve kaybettiği maddi imkanlar.
Manevi Tazminat
Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları (onur, şeref, haysiyet) saldırıya uğrayan taraf lehine hükmedilir.
- Olayın ağırlığı (Şiddet, aldatma, hakaret gibi eylemlerin boyutu).
- Tarafların ekonomik güçleri.
- Saldırının mağdur üzerinde yarattığı manevi çöküntü.
3. Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, tazminat miktarının “zenginleşme aracı” olmaması gerektiğini, ancak mağdur olan tarafın manevi huzurunu bir nebze olsun sağlayacak ve kusurlu tarafı cezalandıracak (caydırıcı) bir miktarda olması gerektiğini vurgulamaktadır.