Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, eşlerden birinin “haysiyetsiz bir hayat sürmesi” durumunda diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Bu sebep, zina veya hayata kast gibi “mutlak” değil, “nisbi” bir boşanma sebebidir.
1. Haysiyetsiz Hayatın Tanımı
Haysiyetsiz hayat, toplumun ahlak, namus ve şeref anlayışıyla bağdaşmayan, yüz kızartıcı bir yaşam tarzını ifade eder. Yargıtay kararlarına göre şu eylemler bu kapsama girer:
- Fuhuş yapmak veya yaptırmak,
- Ayyaşlık derecesinde alkolik olmak,
- Uyuşturucu madde bağımlısı olmak veya ticaretini yapmak,
- Kumarbazlığı meslek veya yaşam tarzı haline getirmek,
- Hırsızlık, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı suçları alışkanlık haline getirmek.
2. Süreklilik ve Çekilmezlik Şartı
Bu davanın kabul edilebilmesi için iki önemli şart vardır:
- Süreklilik: Eylem bir defaya mahsus olmamalı, bir “yaşam tarzı” (hayat sürme) haline gelmiş olmalıdır.
- Çekilmezlik: Bu yaşam tarzının, diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmesi gerekir. Hakim, bu durumun davacı eş üzerinde yarattığı manevi baskıyı ve evliliğin devam edip edemeyeceğini araştırır.
3. Hak Düşürücü Süre Yoktur
Zina veya hayata kast gibi sebeplerde 6 ay / 5 yıllık süreler varken, haysiyetsiz hayat sürme sebebinde hak düşürücü süre yoktur. Haysiyetsiz yaşam tarzı devam ettiği sürece her zaman dava açılabilir. Ancak yaşam tarzı sona erdikten (örneğin eş uyuşturucuyu bıraktıktan veya tövbe ettikten) sonra çok uzun süre geçerse, dava hakkı dürüstlük kuralı gereği düşebilir.