Ev Aile HukukuBoşanma Davasında Tanık Beyanı ve Delil Değeri

Boşanma Davasında Tanık Beyanı ve Delil Değeri

tarafından Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Tanık Beyanı ve Delil Değeri thumbnail

Boşanma Davasında Tanık Beyanı ve Delil Değeri

Boşanma davalarında, eşlerin birbirlerine karşı iddia ettikleri vakıaların (olayların) ispatı büyük önem taşır. Bu ispat araçlarının başında “tanık beyanı” gelir. Özellikle evlilik mahremiyeti içinde gerçekleşen ve başka türlü ispatı zor olan şiddet, hakaret, aşağılama, güven sarsıcı davranışlar gibi olaylarda tanıklar en önemli delil kaynağıdır.

Tanık Kimdir ve Önemi Nedir?

Tanık, davanın tarafları dışında, uyuşmazlık konusu olaylar hakkında bilgi ve görgüsü olan üçüncü kişidir. Boşanma davalarında taraflar (eşler) tanık olamazlar; ancak müşterek çocuklar, anne, baba, kardeş, komşu, arkadaş gibi olaylara şahit olan herkes tanık olarak dinlenebilir.

HMK Madde 240: “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir.”

Tanık Beyanının Delil Değeri ve Takdiri

Boşanma davalarında tanık beyanı “takdiri delil” niteliğindedir. Yani hakim, tanık ifadeleriyle bağlı değildir; ancak bu ifadeleri serbestçe değerlendirerek vicdani kanaatine göre bir karara varır. Hakim, tanığın beyanını inandırıcı bulup bulmadığını gerekçeli kararında açıklar (TMK m. 184).

Görgüye Dayalı Tanıklık vs. Duyuma Dayalı Tanıklık

Yargıtay uygulamalarına göre, tanık beyanının hükme esas alınabilmesi için tanığın olayları bizzat görmüş veya duymuş olması (görgü tanığı) gerekir. Başkasından duyulan, aktarılan bilgilere dayalı (duyuma dayalı) tanık beyanları, ispat için yeterli kabul edilmez. Örneğin, “Komşum bana eşinin kendisini dövdüğünü söyledi” diyen tanığın beyanı duyuma dayalıdır ve tek başına şiddeti ispatlamaz. Ancak şiddet anını gören veya şiddet sonrası yaraları gören tanığın beyanı görgüye dayalıdır ve güçlü bir delildir.

Önemli: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre; aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz (HMK m. 255).

Tanık Listesi ve Bildirme Süresi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, taraflar iddialarını ispatlamak için tanık deliline dayanmışlarsa, mahkemece verilen kesin süre içinde tanık listesini sunmalıdır. Bu listede tanıkların adı, soyadı ve tebligata elverişli adresleri ile hangi vakıa hakkında dinlenecekleri belirtilmelidir.

  • İkinci bir tanık listesi verilemez (HMK m. 240/2).
  • Süresinde bildirilmeyen tanıklar, karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça dinlenemez.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı (HMK m. 248)

Bazı kişiler, taraflarla olan yakınlıkları nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir. Bu kişiler şunlardır:

  • Nişanlısı,
  • Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşi,
  • Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu (çocuklar, torunlar, anne, baba, büyükanne/baba),
  • Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altındaki çocuk.

Bu kişilere mahkemece tanıklıktan çekinme hakları hatırlatılır. Eğer tanıklık yapmayı kabul ederlerse, doğruyu söylemekle yükümlüdürler.

Tanıkların Dinlenmesi Usulü

Tanıklar, kural olarak mahkeme huzurunda tek tek ve diğer tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir. Hakim, tanığa olayı anlatmasını söyler ve gerektiğinde sorular sorarak konuyu aydınlatır. Taraflar ve vekilleri de tanığa doğrudan soru yöneltebilirler.

Yalan Tanıklık Suçu

Tanık, bildiği gerçekleri saklamadan ve değiştirmeden anlatmak zorundadır. Mahkeme huzurunda yalan yere tanıklık yapmak, Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur (TCK m. 272) ve hapis cezası gerektirir.

Bunları beğenebilirsiniz.