Ev Aile HukukuAile Hukukunda Arabuluculuk

Aile Hukukunda Arabuluculuk

tarafından Avukat Erdal Ersoy
Aile Hukukunda Arabuluculuk thumbnail

Aile Hukukunda Arabuluculuk

Aile hukukunda arabuluculuk, tarafların ailevi uyuşmazlıklarını mahkeme dışı yollarla, tarafsız bir üçüncü kişi (arabulucu) eşliğinde çözüme kavuşturmalarını sağlayan bir yöntemdir. Ancak aile hukuku, kamu düzenini ilgilendiren birçok konuyu barındırdığı için arabuluculuğun kapsamı sınırlıdır.

Arabuluculuğa Elverişli Konular

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 1. maddesine göre, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişlidir. Aile hukukunda, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği, kamu düzenini ilgilendirmeyen mali sonuçlar bu kapsamda değerlendirilebilir:

  • Mal Rejimi Tasfiyesi: Boşanma veya mal ayrılığı sözleşmesi sonrası mal paylaşımı, katılma alacağı ve katkı payı alacağı gibi konular, tarafların serbest iradeleriyle çözüme kavuşturulabilir.
  • Maddi ve Manevi Tazminat: Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında talep edilen maddi ve manevi tazminatlar, tarafların anlaşmasıyla belirlenebilir.
  • Nafaka: Yoksulluk nafakası tarafların anlaşmasına açıktır. Ancak iştirak nafakası, çocuğun üstün yararı ve kamu düzeni ile ilgili olduğundan, tarafların anlaşması hakimin onayı ile geçerlilik kazanır.
  • Ziynet Eşyaları ve Ev Eşyaları: Kişisel eşyaların iadesi ve ev eşyalarının paylaşımı arabuluculuğa elverişlidir.
  • Nişanın Bozulmasından Doğan Uyuşmazlıklar: Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi ve tazminat talepleri (TMK m. 120-122) arabuluculuk yoluyla çözülebilir.

Arabuluculuğa Elverişli Olmayan Konular

6325 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrası ve Türk Medeni Kanunu’nun kamu düzenine ilişkin hükümleri gereği, aşağıdaki konular arabuluculuğa elverişli değildir:

  • Boşanma ve Ayrılık Kararı: Evlilik birliğinin sona ermesi veya ayrılık kararı, ancak hakim kararıyla gerçekleşebilir (TMK m. 166 vd.). Taraflar anlaşmalı boşansa dahi (TMK m. 166/3), bu anlaşmanın hakim tarafından onaylanması şarttır.
  • Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki: Çocuğun velayeti ve çocukla kurulacak kişisel ilişki, çocuğun üstün yararını ilgilendirdiğinden ve kamu düzeninden sayıldığından, tarafların serbest tasarrufunda değildir; hakim kararı gerektirir.
  • Aile İçi Şiddet: 6325 sayılı Kanun’un 1/2 maddesi uyarınca, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Bu hüküm, şiddet mağdurunun korunmasını amaçlar.
  • Soybağı Davaları: Babalık davası, soybağının reddi, evlat edinme gibi nüfus kaydını ve şahsi hali ilgilendiren konular arabuluculuk kapsamı dışındadır.
Önemli: Aile hukukunda arabuluculuk süreci tamamen ihtiyari (isteğe bağlı) olup, dava şartı değildir. Taraflar, dava açmadan önce veya dava sırasında arabulucuya başvurabilirler.

Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi

Arabuluculuk süreci, tarafların başvurusuyla başlar. Arabulucu, tarafları bir araya getirerek iletişim kurmalarını sağlar ve çözüm önerileri geliştirmelerine yardımcı olur. Taraflar anlaşmaya varırlarsa, hazırlanan anlaşma belgesi mahkemeye sunulabilir. Anlaşma sağlanamazsa, taraflar dava yoluna gidebilirler.

Dikkat: Aile içi şiddet iddiası varsa arabuluculuk yapılamaz. Bu kural, şiddet mağdurunun korunması ve özgür iradesiyle karar verebilmesi için getirilmiştir.

Sonuç

Aile hukukunda arabuluculuk, özellikle mal paylaşımı ve tazminat gibi konularda hızlı, ekonomik ve barışçıl bir çözüm yolu sunar. Ancak boşanma, velayet ve şiddet gibi konularda yargı yolu zorunludur. Tarafların hak kaybına uğramaması için arabuluculuk sürecinde de hukuki destek almaları önemlidir.

Bunları beğenebilirsiniz.