Nafaka Hesaplama Kriterleri
Boşanma veya ayrılık davalarında en çok merak edilen konulardan biri nafaka miktarının neye göre belirlendiğidir. Türk Medeni Kanunu’nda nafaka için sabit bir oran veya miktar belirlenmemiş, bu konuda hakime geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Ancak hakim bu yetkisini kullanırken belirli kriterleri göz önünde bulundurmak zorundadır.
1. Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumları
Nafaka hesaplamasında en temel kriter, tarafların mali güçleridir. Mahkeme; tarafların maaşlarını, ek gelirlerini, üzerine kayıtlı taşınır/taşınmaz malları, kira giderlerini ve genel yaşam standartlarını araştırır.
- Nafaka Yükümlüsü: Ödeme gücü, geliri, borçları ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler dikkate alınır.
- Nafaka Alacaklısı: Yoksulluğa düşüp düşmeyeceği, çalışıp çalışmadığı, asgari yaşam giderleri değerlendirilir.
2. Nafaka Türüne Göre Kriterler
Hesaplama kriterleri nafaka türüne göre farklılık gösterir:
a) İştirak Nafakası (Çocuk İçin)
Çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçları esas alınır. Çocuğun yaşı, gittiği okul (özel/devlet), servis ücreti, kurs giderleri gibi masraflar hesaplamada etkilidir. Velayeti almayan ebeveynin mali gücü oranında bu giderlere katılması beklenir.
b) Yoksulluk Nafakası (Eş İçin)
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin, evlilik birliği içindeki yaşam standardını (mümkün olduğunca) koruyabilmesi amaçlanır. Burada kusur oranı da önemlidir; talep eden eşin, diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
c) Tedbir Nafakası
Dava süresince eşlerin ve çocukların barınma ve geçimini sağlamak için geçici olarak belirlenen nafakadır. Kusur incelemesi yapılmadan, acil ihtiyaçlar ve mali durum gözetilerek belirlenir.
3. Hakkaniyet İlkesi
TMK Madde 4 gereğince hakim, takdir yetkisini kullanırken hukuka ve hakkaniyete uygun karar vermelidir. Nafaka miktarı, yükümlüyü sefalete sürükleyecek kadar yüksek, alacaklının ihtiyaçlarını karşılamayacak kadar düşük olmamalıdır. Denge gözetilmelidir.
4. Enflasyon ve Artış Oranı
Nafakanın zamanla değer kaybetmemesi için hakim, nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) veya TÜFE oranında artırılmasına karar verebilir. Bu sayede her yıl yeniden dava açılmasına gerek kalmaz.