63
Kefalette Eşin Rızası Şart Mıdır?
Türk Borçlar Kanunu (TBK), ailenin ekonomik bütünlüğünü korumak amacıyla kefalet sözleşmelerinde eşin rızasını kural olarak zorunlu kılmıştır. Buna göre, evli bir kişinin bir başkasına kefil olabilmesi için eşinin yazılı rızası gerekmektedir.
TBK Madde 584: “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.”
Eşin Rızasının Geçerlilik Şartları
Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için eşin rızasının aşağıdaki şartları taşıması gerekir:
- Yazılı Olmalı: Rıza beyanı mutlaka yazılı olmalıdır. Sözlü rıza geçerli değildir.
- Zamanlama: Rıza, kefalet sözleşmesi imzalanmadan önce veya en geç sözleşme anında verilmelidir. Sonradan verilen rıza (icazet), kefalet sözleşmesini geçerli hale getirmez.
Eşin Rızasının Aranmadığı Haller (İstisnalar)
Kanun koyucu, ticari hayatın akışını kolaylaştırmak ve bazı özel durumları gözetmek amacıyla eş rızasının aranmayacağı istisnaları belirlemiştir:
1. Mahkeme Kararı veya Yasal Ayrılık Durumu
Eşler hakkında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa veya eşlerin yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa (örneğin boşanma davası açılmışsa), kefalet için diğer eşin rızası aranmaz.
2. Ticari Faaliyetler
Aşağıdaki durumlarda eşin rızası gerekmez:
- Ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi veya ticaret şirketinin ortak/yöneticisi olan eşin, işletmesi veya şirketiyle ilgili vereceği kefaletler.
- Esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârın, mesleki faaliyetiyle ilgili vereceği kefaletler.
- Kamu tüzel kişileri, bankalar ve kredi kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler.
Önemli: Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan değişiklikler, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı artırıyor veya kefalet süresini uzatıyorsa, bu değişiklikler için de eşin rızası yeniden alınmalıdır.
Dikkat: Eşin rızası alınmadan yapılan kefalet sözleşmesi (istisnalar hariç) “kesin hükümsüzdür”. Yani kefil olan eş, borçtan sorumlu tutulamaz. Bu durum, borç veren (alacaklı) açısından büyük bir risk oluşturduğundan, bankalar ve finans kuruluşları genellikle eş muvafakatnamesini şart koşarlar.