Ev Aile HukukuBoşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır?

Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır?

tarafından Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır? thumbnail

Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır?

Boşanma sürecine giren çiftlerin zihnini en çok meşgul eden sorulardan biri “Davayı ilk ben mi açmalıyım, yoksa eşimin açmasını mı beklemeliyim?” sorusudur. Halk arasında “davayı ilk açan taraf daha kusurlu sayılır” veya “davayı açan taraf tazminat ödemek zorunda kalır” gibi yanlış inanışlar bulunmaktadır. Ancak Türk Hukuku’nda davayı ilk açan tarafın kusurlu olduğuna dair bir karine yoktur.

Davayı İlk Açmak Kusur Göstergesi Midir?

Kesinlikle hayır. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davalarında kusur, davanın kim tarafından açıldığına göre değil, evlilik birliği içerisinde eşlerin tutum ve davranışlarına, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareketlerine ve evlilik birliğini kimin sarstığına göre belirlenir. Davayı açan taraf (davacı) haklı sebeplerini ispatladığı sürece, davayı ilk açmış olması aleyhine bir durum yaratmaz.

Önemli: Mahkeme huzurunda “Davacı” olmak suçlu olmak demek değildir. Davacı, hakkını arayan taraftır. Kusur tespiti, dosyadaki delillere ve tanık beyanlarına göre yapılır.

Davayı İlk Açmanın Avantajları Nelerdir?

Davayı ilk açan taraf olmanın, hukuki süreçte bazı stratejik avantajları olabilir:

  • Yetkili Mahkemeyi Seçme Hakkı: Boşanma davaları, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Davacı, bu seçenekler arasından kendisine en uygun (örneğin şu an yaşadığı yerdeki) mahkemeyi seçme hakkına sahiptir.
  • İddiaları İlk Sunma: Dava dilekçesini hazırlayan taraf, olay örgüsünü ve boşanma gerekçelerini ilk olarak mahkemeye sunar. Bu, davanın çerçevesini çizmek açısından önemlidir.
  • Tedbir İsteme: Davacı, dava açarken aynı zamanda nafaka, velayet, konuttan uzaklaştırma veya malvarlığı üzerine tedbir konulması gibi “geçici hukuki korumaları” hemen talep edebilir. Bu sayede dava süresince mağduriyet yaşamanın önüne geçilebilir.

Hak Düşürücü Süreler Açısından Önem

Zina, hayata kast veya pek kötü muamele gibi özel boşanma sebeplerine dayalı davalarda, olayın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde dava açılması zorunludur (TMK m. 161, 162). Bu tür durumlarda davayı ilk açmak ve süreyi kaçırmamak hayati önem taşır. “Eşim dava açsın” diye beklemek, dava hakkının düşmesine neden olabilir.

TMK Madde 161/2: “Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.”

Karşı Dava (Davalı Olarak Dava Açmak)

Eşiniz sizden önce davranıp dava açmışsa, bu durum haklarınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Davalı konumundayken, cevap süresi içerisinde “karşı dava” açarak siz de eşinizin kusurlu olduğunu iddia edebilir ve boşanma (veya ayrılık), tazminat, nafaka talep edebilirsiniz. Karşı dava açıldığında her iki dava birleştirilir ve mahkeme tarafların kusur oranlarına göre karar verir.

Dikkat: Eşiniz size dava açtığında sadece “davanın reddini” savunmak yerine, eğer siz de boşanmak istiyorsanız mutlaka karşı dava açmalı veya ayrı bir dava açarak birleştirme talep etmelisiniz. Aksi takdirde, mahkeme eşinizin davasını reddetse bile sizin boşanma talebiniz olmadığı için boşanma gerçekleşmeyebilir.

Sonuç

Boşanma davasını ilk kimin açtığı, davanın sonucunu doğrudan etkileyen bir faktör değildir. Önemli olan davanın ne zaman, hangi sebeplerle açıldığı ve bu sebeplerin nasıl ispatlandığıdır. Eğer haklı boşanma sebepleriniz varsa ve özellikle hak düşürücü süreler söz konusuysa, davayı ilk açan taraf olmanız lehinize olacaktır.

Bunları beğenebilirsiniz.