İşçinin Kendi Kararıyla Yaptığı Fazla Çalışmalar
İş hayatında sıkça karşılaşılan bir soru; işverenin açıkça “mesaiye kal” demediği durumlarda, işçinin kendi inisiyatifiyle işyerinde kalarak çalışması halinde fazla mesai ücreti alıp alamayacağıdır. Yargıtay bu konuda “işin gerekliliği” ve “işverenin bilgisi” kriterlerini esas almaktadır.
1. Genel Kural: İşverenin Talimatı
Fazla mesai, kural olarak işverenin talebi ve işçinin onayı ile gerçekleşir. İşçinin işi olmadığı halde sadece işyerinde vakit geçirmek veya kişisel nedenlerle geç çıkması fazla mesai hakkı doğurmaz.
2. Örtülü Onay (Zımni Kabul) Kriteri
İşveren “kal” demese dahi, şu durumlarda fazla mesai ücreti ödenmek zorundadır:
- İşin Niteliği: Verilen işin normal çalışma saatleri içinde bitirilmesi teknik olarak mümkün değilse.
- İşverenin Bilgisi: İşverenin veya vekilinin, işçinin mesaiye kaldığını bilmesi ve buna itiraz etmeyerek çalışmadan faydalanması.
- Acil Durumlar: İşyerinin zarara uğramasını engellemek için işçinin kendi kararıyla yaptığı acil müdahaleler.
3. “Mesai Yasak” Bildiriminin Etkisi
Eğer işveren işyerinde “fazla mesai yapmak yasaktır, mesai bitiminde herkes işyerini terk edecektir” şeklinde yazılı bir ilan yapmışsa ve buna rağmen işçi kendi isteğiyle kalıyorsa, ücret talep etmesi zorlaşır. Ancak bu ilanlara rağmen işçiye bitirilemeyecek kadar çok iş yükleniyorsa, yasağın bir hükmü kalmaz ve mesai ödenir.
4. Üst Düzey Yöneticilerde Durum
Kendi çalışma saatlerini kendisi belirleyen, mesai konusunda kimseden talimat almayan üst düzey yöneticiler (Genel Müdür vb.), kural olarak fazla mesai ücreti talep edemezler. Çünkü bu kişilerin kendi kendilerine mesai talimatı vermeleri hayatın olağan akışına aykırı kabul edilir.
Sonuç olarak; fazla mesai hakkı sadece bir talimata değil, aynı zamanda fiili bir zorunluluğa dayanır. İşin zamanında bitmesi için fedakarlık yapan işçinin emeği, işverenin “ben söylememiştim” demesiyle göz ardı edilemez.