Eşit İşe Eşit Ücret İlkesi
İş hukukunun temel taşlarından biri olan “Eşit Davranma İlkesi”, ücretler konusunda da kendini gösterir. Anayasa’nın 55. maddesinde yer alan “Ücrette adalet sağlanması” hükmü ve İş Kanunu’nun 5. maddesi, işverenin işçiler arasında keyfi ayrımcılık yapmasını yasaklar.
Eşit İşe Eşit Ücret Nedir?
Bu ilke, aynı işyerinde çalışan, aynı veya benzer işi yapan, eşit verimlilik ve niteliklere sahip işçilere, eşit ücret ödenmesini ifade eder. Ancak bu, “herkes aynı maaşı alacak” demek değildir. Kıdem, eğitim, liyakat, performans gibi objektif nedenlere dayalı ücret farklılıkları hukuka uygundur.
Ayrımcılık Yasağı
4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi, işverenin işçiler arasında:
- Dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep vb. sebeplere dayalı ayrım yapmasını,
- Tam süreli – kısmi süreli çalışan ayrımı yapmasını,
- Belirsiz süreli – belirli süreli çalışan ayrımı yapmasını
yasaklamıştır. Özellikle “Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz” hükmü açıkça yer almaktadır.
Eşitlik İlkesine Aykırılığın Sonuçları
İşveren, eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı davranırsa (örneğin aynı işi yapan kadın işçiye erkekten daha az maaş verirse):
- İşçi, aradaki ücret farkını talep edebilir.
- Ayrıca işçiye dört aya kadar ücreti tutarında “ayrımcılık tazminatı” ödenir.
- İşçi bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.
İspat Yükü
Eşitlik ilkesine aykırılık iddiasında ispat yükü kural olarak işçidedir. Ancak işçi, ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur (İspat yükünün yer değiştirmesi).