Ekonomik Kriz Nedeniyle İşçi Çıkarma ve İşe İade
Ekonomik krizler, işverenleri zor durumda bırakan ve maliyetleri düşürmeye zorlayan dışsal etkenlerdir. İş Kanunu’nun 18. maddesi, “işletmenin gerekleri” kapsamında ekonomik nedenleri de geçerli fesih sebebi olarak kabul etmiştir. Ancak, salt ekonomik krizin varlığı, işverene dilediği gibi işçi çıkarma hakkı vermez. Yargıtay, kriz gerekçesiyle yapılan fesihlerde çok sıkı bir denetim uygulamaktadır.
Krizin İşyerine Etkisi Kanıtlanmalıdır
İşveren, ekonomik krizi gerekçe göstererek işçi çıkarıyorsa, şu hususları ispatlamak zorundadır:
- Krizin işletmeyi doğrudan etkilediğini (ciro düşüşü, sipariş iptalleri vb.).
- İşgücü fazlalığının kaçınılmaz hale geldiğini.
- Fesih dışında başka bir çözüm yolunun kalmadığını.
Feshin Son Çare Olması İlkesi (Ultima Ratio)
Ekonomik kriz durumunda dahi, işveren iş sözleşmesini feshetmeden önce şu alternatifleri denemelidir:
- Fazla mesailerin kaldırılması.
- Esnek çalışma modellerine (kısa çalışma, kısmi çalışma) geçilmesi.
- Yıllık ücretli izinlerin kullandırılması.
- Ücretsiz izin teklif edilmesi (işçinin rızasıyla).
- İşçinin başka bir bölümde değerlendirilmesi.
Önemli Yargıtay Yaklaşımı: İşveren, ekonomik kriz nedeniyle işçi çıkarırken aynı zamanda yeni işçi alımı yapıyorsa veya fazla mesai uygulamasına devam ediyorsa, mahkeme feshin geçerli bir sebebe dayanmadığına hükmederek işçinin işe iadesine karar verir.
İşe İade Davasında İspat
Ekonomik kriz gerekçesiyle yapılan feshin geçerli olduğunu ispat yükü işverendedir. İşveren, işletme defterleri, bilançolar, vergi kayıtları ve sektör raporları ile krizin etkilerini somutlaştırmalıdır. Mahkeme, genellikle bir bilirkişi heyeti (hukukçu, işletmeci, mali müşavir) atayarak feshin kaçınılmaz olup olmadığını inceletir.