Meşru Savunmada Saldırıya İlişkin Şartlar
Meşru savunmadan söz edebilmek için öncelikle ortada bir “saldırı” olması gerekir. Ancak her eylem meşru savunmayı doğuracak nitelikte bir saldırı değildir. Kanun, saldırının belirli özelliklere sahip olmasını şart koşar.
1. Bir Saldırı Bulunmalıdır
Saldırı, kişinin haklarına yönelik aktif bir tehlikedir. Bu saldırı, insan kaynaklı olmalıdır. Bir hayvanın saldırısına karşı yapılan savunma “meşru savunma” değil, “zorunluluk hali” kapsamında değerlendirilir (Sahibi hayvanı kışkırtmamışsa).
2. Saldırı Haksız Olmalıdır
Meşru savunmanın en kritik şartı budur. Saldırganın eyleminin hukuk düzeni tarafından korunmuyor olması gerekir. Haklı bir saldırıya karşı meşru savunma olmaz.
Örnek: Polis, hakkında yakalama kararı olan şüpheliyi zor kullanarak gözaltına almaya çalışır. Şüphelinin polise direnmesi “meşru savunma” değildir, çünkü polisin müdahalesi (saldırısı) hukuka uygundur, haksız değildir.
3. Saldırı Bir Hakka Yönelmiş Olmalıdır
Eskiden sadece “cana ve ırza” yönelik saldırılarda meşru savunma kabul edilirdi. Yeni Türk Ceza Kanunu ile kapsam genişletilmiştir. Artık kişiye ait her türlü hakka yönelik saldırıda meşru savunma mümkündür.
- Yaşama hakkı
- Vücut bütünlüğü (Yaralama)
- Cinsel dokunulmazlık
- Hürriyet (Bir yere kapatma)
- Mal varlığı (Hırsızlık, mala zarar verme)
- Konut dokunulmazlığı
4. Saldırı Halen Mevcut Olmalıdır
Meşru savunma, saldırı anında yapılabilir. Saldırı henüz başlamamışsa veya saldırı tamamen bitmişse yapılan eylem meşru savunma olmaz.
- Başlamış Saldırı: Saldırgan yumruğunu kaldırmış veya silahını doğrultmuştur.
- Tekrarı Muhakkak Saldırı: Saldırgan bir an durmuştur ama eylemine devam edeceği bellidir (Silahına mermi sürüyor).
- Bitmiş Saldırı: Hırsız kaçmış, gitmiş. Bir gün sonra onu görüp vurmak meşru savunma değildir; bu intikamdır ve suçtur.
Saldırının varlığı ve devamlılığı, o anki heyecan ve korku içinde değerlendirilirken, “o anda saldırının tekrar etme olasılığının yüksek olup olmadığına” bakılır.