İş Sözleşmesi: Tanım, Unsurlar ve Hukuki Mahiyet
İş ilişkisinin temelini oluşturan iş sözleşmesi, taraflar arasındaki hak ve yükümlülüklerin kaynağıdır. 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şekillenen bu akit, sıradan bir iş görme sözleşmesinden “bağımlılık” unsuru ile ayrılır.
“İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.”
İş Sözleşmesinin Üç Temel Taşı
Bir ilişkinin “iş sözleşmesi” olarak nitelendirilebilmesi için aşağıdaki üç unsurun kümülatif (birlikte) bulunması gerekir:
Sözleşmenin Şekil Şartları
İş hukukunda kural olarak “şekil serbestisi” ilkesi geçerlidir. Ancak Kanun bazı istisnalar öngörmüştür:
- Süre Sınırı: Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur.
- Yazılı Belge Verme Borcu: Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren, en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını gösteren imzalı bir belge (ücret, çalışma süresi, fesih şartları vb.) vermek zorundadır.
- Özel Sözleşmeler: Çağrı üzerine çalışma, takım sözleşmesi ve uzaktan çalışma gibi özel türler mutlaka yazılı yapılmalıdır.
Geçersizlik Halleri ve Sonuçları
İş sözleşmesi kamu düzenine, ahlaka veya emredici hukuk kurallarına aykırı olamaz. Örneğin, asgari ücretin altında bir rakam belirlenmişse, sözleşmenin o maddesi geçersiz sayılır ve yerine yasal asgari ücret geçer (Kısmi Butlan). Ayrıca küçüklerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasına dair sözleşmeler baştan itibaren hükümsüzdür.